MATEMATİK


21/3/2009 · Kategori: KPSS

Konu 1

 

DENKLEM ÇÖZME


BİRİNCİ DERECEDEN BİR BİLİNMEYENLİ DENKLEMLER

A. TANIM

a ve b gerçel (reel) sayılar ve a ¹ 0 olmak üzere,

ax + b = 0 eşitliğine birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem denir.

Bu denklemi sağlayan x değerlerine denklemin kökü, denklemin kökünün oluşturduğu kümeye denklemin çözüm kümesi denir.

 

B. EŞİTLİĞİN ÖZELİKLERİ

1)  a = b ise, a ± c = b ± c dir.

2)  a = b ise, a . c = b . c dir.

3)  a = b ise,

4)  a = b ise, an = bn dir.

5)  a = b ise,

6)  (a = b ve b = c) ise, a = c dir.

7)  (a = b ve c = d) ise, a ± c = b ± d

8)  (a = b ve c = d) ise, a . c = b . d dir.

9)  (a = b ve c = d) ise,

10)  a . b = 0 ise, (a = 0 veya b = 0) dır.

11)  a . b ¹ 0 ise, (a ¹ 0 ve b ¹ 0) dır.

12)  = 0 ise, (a = 0 ve b ¹ 0) dır.

 

C. ax + b = 0 DENKLEMİNİN ÇÖZÜM KÜMESİ

1) a ¹ 0 olmak üzere,

    ax + b = 0 ise,

2) (a = 0 ve b = 0) ise, ax + b = 0 denklemini bütün sayılar sağlar. Buna göre, reel (gerçel) sayılarda çözüm kümesi dir.

3) (a = 0 ve b ¹ 0) ise, ax + b = 0 denklemini sağlayan hiçbir sayı yoktur. Yani, Ç = Æ dir.

 

D. BİRİNCİ DERECEDEN İKİ BİLİNMEYENLİ DENKLEM SİSTEMİ

a, b, c Î , a ¹ 0 ve b ¹ 0 olmak üzere,

ax + by + c = 0 denklemine birinci dereceden iki bilinmeyenli denklem denir.

Bu denklem düzlemde bir doğru belirtir. Doğru üzerindeki bütün noktaların oluşturduğu ikililer denklemin çözüm kümesidir.

Buna göre, ax + by + c = 0 denkleminin çözüm kümesi birçok ikiliden oluşur.

 

 

 

a, b, c Î olmak üzere,

ax + by + c = 0

denklemi her (x, y) Î için sağlanıyorsa

a = b = c = 0 dır.

 

Birden fazla iki bilinmeyenli denklemden oluşan sisteme birinci dereceden iki bilinmeyenli denklem sistemi denir.

 

Çözüm Kümesinin Bulunması

Birinci dereceden iki bilinmeyenli denklem sistemlerinin çözüm kümesi; yok etme yöntemi, yerine koyma yöntemi, karşılaştırma yöntemi, grafik yöntemi, determinant yöntemi gibi yöntemlerden biri ile yapılır.

Biz burada üçünü vereceğiz.

 

a. Yok Etme Yöntemi: Değişkenlerden biri yok edilecek biçimde verilen denklem sistemi düzenlenir ve taraf tarafa toplanır.

Taraf tarafa toplandığında veya çıkarıldığında (ya da bir düzenlemeden sonra) değişkenlerden biri sadeleşiyorsa “Yok etme yöntemi” kolaylık sağlar.


b. Yerine Koyma Yöntemi:
Verilen denklemlerin birinden, değişkenlerden biri çekilip diğer denklemde yerine yazılarak sonuca gidilir.

Denklemlerin birinden, değişkenlerden biri kolayca çekilebiliyorsa, “Yerine koyma yöntemi” kolaylık sağlar.


c. Karşılaştırma Yöntemi: Verilen denklemlerin ikisinden de aynı değişken çekilir. Denklemlerin diğer tarafları karşılaştırılır (eşitlenir).

Her iki denklemden de aynı değişken kolayca çekilebiliyorsa, “Karşılaştırma yöntemi” kolaylık sağlar.

 

Ü      ax + by + c = 0

        dx + ey + f = 0


denklem sistemini göz önüne alalım:

Bu iki denklemin her birinin düzlemde bir doğru belirttiği göz önüne alınırsa üç durum olduğu görülür.


Birinci durum:

ise, bu iki doğru tek bir noktada kesişir.

Verilen denklem sisteminin çözüm kümesi bir tek noktadan oluşur.


İkinci durum:

ise, bu iki doğru çakışıktır.

Doğru üzerindeki her nokta denklem sistemini sağlar.

Verilen denklem sisteminin çözüm kümesi sonsuz noktadan oluşur.


Üçüncü durum:

ise, bu iki doğru paraleldir.

Denklem sistemini sağlayan hiçbir nokta bulunamaz.

Verilen denklem sisteminin çözüm kümesi boş kümedir.

 

Konu 2

 

TEMEL KAVRAMLAR


A. SAYI

1. Rakam

Sayıları yazmaya yarayan sembollere rakam denir.

 

2. Sayı

Rakamların çokluk belirten ifadesine sayı denir.

Üç basamaklı abc sayısı a, b, c rakamlarından oluşmuştur.
 

Her rakam bir sayıdır. Fakat her sayı bir rakam olmayabilir.

 

B. SAYI KÜMELERİ

1. Sayma Sayıları

{1, 2, 3, 4, ... , n , ...} kümesinin her bir elemanına sayma sayısı denir.

 

2. Doğal Sayılar

Yorum (yok) Yorum yaz!

ANLATIM BOZUKLUKLARI


21/3/2009 · Kategori: KPSS

ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Doğru Anlatımın Önemi

Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması için kişinin anadilini iyi bilmesi ve doğru kullanması gereklidir. İşlek, açık ve doğru anlatım eğitim yaşamının her döneminde önemlidir. Anlatım kişinin seviyesini belirler. Yazılı ve sözlü anlatımda başarı, istediklerimizi derli toplu ve düzenli anlatmaya bağlıdır.

 

ANADİLİ

 

Prof. Dr. Doğan Aksan anadilini şöyle tanımlıyor: "Anadili başlangıçta aileden ve yakın çevrelerden öğrenilen, insanın bilinçaltına inen ve bireylerin toplumla en güçlü bağlarını oluşturan dildir" (Aksan, 1990). Başka uluslar da kendi dillerini ifade etmek için "ana" sözcüğü ile oluşturulmuş kavramlar kullanmaktadır. Aynı anadili içinde, özellikle konuşma dilinde yörelere özgü kimi farklılıklar olduğunu görebiliriz. Bu tür söyleyiş farklılıkları yalnızca kullanıldıkları ağız içinde geçerlidir. Ortak dilin özellikleri olarak kabul edilemez.

 

ORTAK DİL

 

Bütün ülkelerde değişik ağız yapıları vardır. Her ülke bunlardan birini bilim ve kültür dili olarak seçer. Seçilen bu ağza ortak dil ya da standart dil adı verilir. Türkiye Türkçesi için kabul edilen ortak dil İstanbul ağzıdır. Ortak dil aynı ülkede yaşayan, aynı dili konuşan insanların hepsinin ortaklaşa kullanabilecekleri bir dil gereksiniminden doğar. Bir toplumda bireysel, kültürel, bilimsel ve ekonomik gelişmeler, o toplumu oluşturan bireylerin ortak bir dili doğru kullanabilmeleriyle gerçekleşir.

 

ANLATIM BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ

 

Kişi amacını söz veya yazıyla anlatmak için önce düşüncelerini belirler, düzenler; sözcükleri seçer, sıraya koyar; cümleler kurar. Bu düzen konuşurken çoğu kez kendiliğinden işler. Yazarken uzun uzun düşünme, uygun sözü ve biçimi bulma, araştırma olanağı vardır. Yine de çoğu kez duyguları, düşünceleri daha etkili anlatabilmek için gereksiz tekrarlar, yersiz sözcükler, bozuk cümleler anlatımı doldurur. Kuşkusuz, anadilini iyi öğrenememek, anadili bilincini kazanamamış olmak anlatım bozukluklarının en önemli nedenidir. Özellikle gençlerin dilinde, şoke olmak, gümlemek, yolunu bulmak, araklamak, kazıklamak, ineklemek... gibi argo sözcükler gereğinden fazla kullanılmakta ve gittikçe çeşitlenerek artmaktadır. Daha çok konuşmada görülen bölge ağızlarına ait özelliklerin birçok öğrencide yazıda da görüldüğü dikkat çekmektedir: mahsustan, savul (sağol), levha (levha), bastırma(pastırma), moderin, heşte üzülmen, arabaynan, bunnardan, dinnendim, boşanan kadroya, diyerekten, bitaki, bissürü... gibi.Yani, şey, yahu, tabii, durum, olay, vaziyet, fayda ve yarar, çağdaş uygarlık ve medeniyet, çocukların terbiye ve eğitimi, açık ve net gibi sık sık kullanılan ve anlatımı bozan sözler,Türkçenin çok zengin olan söz dağarcığının, iyi kullanılamadığını göstermektedir.

 

SÖZCÜKLERLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Anlatım bozukluklarının önemli bir bölümü sözcük düzeyindedir. Anlatımda, varlıkların niteliklerini ve eylemlerini, durumları ve duyguları iyi anlatabilmek için bunların dildeki karşılıkları olan sözcüklerin dikkatli seçilmesi gerekir. İyi seçilememiş bir sözcük cümlenin anlamını bozar. Sözcük düzeyinde yapılan yanlışları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

 

YAPILARI YANLIŞ OLAN SÖZCÜKLER

 

Sözcüklere yanlış ekler ya da sözcükler eklenerek bu tür yanlışlar yapılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

 

- Yemek yiyilip, kahveler içildikten sonra konuya geçildi.=yenilip ("yemek" eyleminin edilgeni yenilmek"tir)

- Toplantıda Doğu'daki bazı bölgevi meseleler ele alıdı.="bölgesel" sözcüğü kullanılmalıdır.

- "Eva Peron" belgeselinde halkın tezahüratları abartılıydı.=gösterileri ("tezahürat" zaten çoğuldur)

- Her yaz Boğaz'da bir sayfiyelik ev kiralarız.=yazlık ("sayfiye" yazlık anlamındadır. Üzerine bir de Türkçe +lık eki getirilmektedir.)

- Yeşil beldemizi güzelletelim.="güzelleştirelim" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Bu yöntem bana gayripratik göründü.=kolay görünmedi ("gayri" Arapça, "pratik" Fransızcadır.)

- İki ülke arasındaki kardeşane ilişkiler geliştirilmelidir.=kardeşçe ("kardeş" Türkçe, "ane" eki Farsçadır.)

- Hafta içi taşıt araçları cadde üzerinde on dakikadan fazla kalamazlar.=taşıtlar, araçlar, taşıma araçları

- Kendisini yakinen tanırım.=yakından ("yakın" Türkçe, "en" eki Arapçadır.)

- Bayramınızı kutlular, ellerinizden öperim.="kutlar" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Rahmetlik amcam bu günleri göremedi.="rahmetli" sözcüğü kullanılmalıdır.

 

BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER

 

Bu tür yanlışlar sesçe birbirine yakın sözcüklerin karıştırılmasından doğmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Bu iki sözcüğü birbirine karıştırıyoruz. Oysa aralarında küçük de olsa bir ayrıntı vardır. Ayrıntı (=teferruat, detay). Bu cümlede ayrım (=fark) sözcüğü kullanılmalıdır.

- Mahalleler birbirine yaklaşık olarak kurulmuştu.="yakın" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Almanya'dan öğretim durumumu gösteren bir belge istiyorlar. Öğretim (=öğretme) eylemidir. Bu cümlede öğrenim (=öğrenme) eylemi olmalıdır.

- Onların azımsadığı genç edebiyatçılar çok başarılı oldu.="küçümsediği" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Başkanın konuşması bütün ülkede olumlu tepkiler yarattı. Tepki (=bir olaya, bir güce karşı geri tepme). Bu cümlede "etki" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Çekimserliği yüzünden hiç hakkını arayamaz.="çekingenliği" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Çocuğun bütün vücudunu büyük büyük yaralar kapsamıştı. Kapsamak (=içine almak). Bu cümlede "kaplamıştı" sözcüğü kullanılmalıdır.

Birbiriyle karıştırılan sözcüklerin bazıları da şunlardır:

Mahsur: kuşatılmış mahzur: engel

Mütehassıs: uzman mütehassıs: duygulu

Mütevazı: paralel mütevazı: alçak gönüllü

Portre: insan resmi porte: bir işin genişlik ve

Önem derecesi

Rekabet: binme rekabet: rakiplik

Yönetmenlik: "yönetmen"lik mesleği yönetmelik: tüzük

Vâris: mirasçı varis: toplardamar genişlemesi

 

GEREKSİZ KULLANILAN SÖZCÜKLER

 

Eşanlamlı sözcüklerin aynı cümle içinde bir arada kullanılması ya da gereksiz bir sözcüğe cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır. Söylenilenin kolaylıkla anlaşılmasına engel olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Yer yer iki metreyi bulan kar yağışına rağmen ilçeye ulaşılmaya çalışılıyor. Ölçülebilen yağış değil kardır. Yer yer iki metreyi bulan kara rağmen...

- Zamanlama çok yanlış bir vakte denk geldi."Zamanlama yanlış oldu" şeklinde cümle gereksiz sözcüklerden kurtarılabilir.

- Duvarlara kalemle yazı yazmayınız."kalemle" sözcüğü gereksizdir.

- İki lider, beş saat süreyle görüştüler."süreyle" sözü gereksizdir.

- Seçimlerin tarihi yaklaştıkça partilerin faaliyeti gittikçe artıyor."gittikçe" sözcüğü gereksizdir.

- Bu görüş ayrılığının sebebi neden kaynaklanıyor?"Bu görüş ayrılığının sebebi nedir?"

- İlk yüzmeye başladığım zaman sudan korkardım."İlk" sözcüğü gereksizdir.

 

GEREKSİZ YİNELENEN SÖZCÜKLER

 

Bu tür yanlışlar genellikle, aynı sözcüğün Türkçesiyle, yabancı dillerden gelen şeklinin aynı cümle içinde kullanılmasıyla olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Çocuk kitapları çocuklara, merhameti ve acımayı da öğretmelidir.

- Her dersin kendine özgü ilke ve prensipleri vardır.

- Burada bana yeni olanaklar sağlayacak imkanlar bulamadım.

- Kendini düşünen, egoist insanlardan korkarım.

- İlgi ve alakanızı esirgemeyeceğinizi biliyorum.

- Hepinize sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

- Yarışma birazdan başlamak üzere.

- Eski geçmiş günleri hatırladım birden.

 

GEREKSİZ KULLANILAN YARDIMCI EYLEMLER

 

Türkçede kimi ad soylu sözcükler etmek olmak yardımcı eylemleriyle birlikte kullanılmaktadır. Günümüzde bu eylemlere yapmak, bulmak, eylemleri dek katılmıştır. Oysa yardımcı eylemlerle cümleyi doldurmak yerine sözcüklerin eylem olanını kullanma yoluna giderek, Türkçenin zenginliğinden ve gücünden yararlanarak, daha duru bir anlatıma sahip olabiliriz. Umut ediyorum yerine umarım, dilerim kuşku etmek yerine kuşkulanmak başvuruda bulunmak, başvuru yapmak yerine, başvurmak duyuru yapmak yerine duyurmak etki etmek yerine etkilemek Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

Son günlerin en çok istek alan parçası yine bir numarada="istenen veya beğenilen" olmalıdır.

Burada bekleme yapılmaz.="beklenmez veya durulmaz" olmalıdır.

Stüdyomuza gelme isteğinde bulunanlar.="gelmek isteyenler" olmalıdır.

Yavrulama yapan kediler kobay olarak kullanıldı.="yavrulayan" olmalıdır.

 

ÇELİŞEN SÖZCÜKLER

 

Bir yazı ya da konuşmada, birbirini tutmayan, çelişen sözler kullanılması okuyanı, dinleyeni şaşırtır. Anlatım inandırıcılığını yitirir, karışıklığa yol açar. Türkçede karışıklığa yol açan sözlerden bazılarını cümleler üzerinde inceleyelim.

- Belki bugün çarşıya çıkacağız tabii belki - tabii

- Kuşkusuz duyduğum onun sesi olmalı. Kuşkusuz - olmalı

- Eminizki iradeli bir insan olan öğretmenimiz bu sorununu da herhalde çözmüştür. eminizki - herhalde

- Üç ayrı yerde başlayan yangında mutlaka kasıt ihtimali var diyorlar. Mutlaka - ihtimali

- Aşağı yukarı tam beş yıldır görüşemiyoruz. Aşağı yukarı - tam

- Kısmen de olsa kendimi ona karşı tamamen sorumlu hissediyorum. Kısmen – tamamen

 

YANLIŞ OKUNAN, YAZILAN VE SÖYLENEN SÖZCÜKLER

 

Bu yanlışlar genellikle başka dillerden Türkçeye girmiş sözcüklerin okunmasında, yazılmasında ve söylenmesinde görülür. Çoğunlukla yabancı sözcüklerin anlamının tam ve doğru olarak bilinmemesinden ileri gelir. Anlamı tam ve doğru olarak bilinmeyen yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin seçilmesi anlatımın doğru ve açık olmasını sağlar. Aşağıda bu tür sözcüklerin bir kısmının yanlış ve doğru şekilleri liste halinde verilmiştir. Yanlış Doğru adele adale afaroz aforoz arazöz arozöz asvalt asfaltâyar ayareyitim eğitimhâtırâ hâtıraherkez herkeshîbe hibeihtibaren itibarenkavonoz kavanozklavuz kılavuzlağzım lazımmefta mevtamahfetmek mahvetmekmeşgâle meşgalemuaffak muvaffakörneyin örneğinrâkip rakipsezeryan sezaryensilüet siluetşevkat şefkattarikatler tarîkatlertafsiye tasfiyeteşfik teşvikTürkiya Türkiye vâhim vahimyalnış yanlışyanlız yalnız

 

CÜMLE KURULUŞU İLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Dilde sesler bir araya gelerek sözcükleri, sözcükler bir araya gelerek cümleleri oluşturur. Sözcükleri doğru seçmek kadar, onları cümlede yerli yerinde kullanmamak da anlatımı etkiler.

 

CÜMLENİN ÖĞELERİYLE İLGİLİ ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Cümleler duygu, düşünce ve isteklerimizi en kolay ve en kısa anlatma araçlarıdır. Kurduğumuz cümleler her zaman açık ve anlaşılır olmalıdır. Cümleyi oluşturan öğeler anlatılmak istenen amaca göre belirli bir düzen içinde sıralanır. Öğelerin dizilişi amaca uygun olmazsa ya da cümle içinde bir sözcük eksik olursa cümle istediğini anlatamaz. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Burası bu tartışmanın ne yeri ne de zamanı."Burası bu tartışmanın yeri" olmayabilir ama "burası bu tartışmanın zamanı..." biçiminde bir anlatım doğru değildir.

- Okulun onarımı üç ay içinde bitecek ve eğitime başlayacaktır. Bitecek olan "okulun onarımı"dır. Eğitime başlayacak olan ise "okul”dur. İkinci cümlenin öznesi olan "okul" sözcüğü kullanılmadığı için cümlede anlatım bozukluğu vardır.

- O seni inandırmak için yalvarıyor, biz de sizi kuşkuyla izliyorduk. İnandırmaya çalışan "o"dur. İzleyen ise "biz". İki ayrı yargı, iki ayrı özne vardır. Birinci cümlenin yüklemi yalvarıyordu" olmalıydı.

- Senin bu işi yapacağına inanıyor ve bekliyorum."bekliyorum" yüklemi geçişli bir eylem olduğundan bir nesne ile kullanılması gerekirdi. Bu cümlede bekliyorum yükleminden önce "bunu" sözcüğünün de bulunması gerekirdi.

- Gençlerimizi sevmeliyiz, güvenmeliyiz."gençlerimizi" sözcüğü, "sevmeliyiz" yükleminin nesnesidir. Ancak "gençlerimiz" sözcüğü "güvenmeliyiz" sözcüğüne nesne olamaz. Çünkü "güvenmeliyiz yüklemi bir dolaylı tümleçle birlikte kullanılmalıdır. Bu cümlede "güvenmeliyiz" yükleminden önce "onlara" tümlecinin de bulunması gerekirdi.

- Dişçi çocuğun dişini çekip eve gönderdi."Dişçi çocuğun dişini çektikten sonra onu evine gönderdi" olmalıydı.

- Evin eşyaları boşaltıldı ve yakıldı. Bu cümlede yakılan nedir? Ev mi yoksa eşyalar mı?

 

Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.

- Buna ancak okurlar karar verir, uygular.

- Ayşe'yi çok sever, daima güvenirim.

- Bütün kitapların adı listeye yazıldı ve kütüphanedeki raflara yerleştirildi.

- Öğretmen sayısı çok olan bölgelerden alıp az olan bölgelere vereceğiz.

 

OLUMLU VE OLUMSUZ YARGILARIN BİRLİKTE KULLANIMINDAN DOĞAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Olumlu ve olumsuz yargıların birlikte kullanıldığı cümlelerde yargıların birbirine karışmamasına dikkat etmek gerekir. Genellikle virgülle, noktalı virgülle (ve ama fakat ancak gibi) bağlaçlarla birbirine bağlanan, düşüncelerin art arda sıralandığı sıralı cümlelerde olumlu ve olumsuz yargıların birbirine karıştırıldığı olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Düşüncelerinde ısrarlı ama inatçı değildi."değildi" yüklemi "inatçı" sözüyle birlikte, "ısrarlı" sözcüğünün de yüklemi durumunda. Düşüncelerinde ısrarlıydı ama inatçı değildi, olmalıdır.

- Tereyağı tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir."tam sağlıklı" ve "yaşlı olmayan" sözlerinden "sağlıksız" ve "genç" anlamları çıkıyor. Tereyağı tam sağlıklı ve genç kimselerce yenmelidir, olmalıdır.

- Herkesin temiz olmasını ve yere hiçbir şey atılmasını istemiyorum. Herkesin temiz olmasını istiyorum ve yere hiçbir şey atılmasını istemiyorum, olmalıdır.

Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.

- Çalışkan ama girişken bir öğrenci değildi.

- Peyniri az zeytini hiç yemem.

 

YARDIMCI EYLEM EKSİKLİĞİNDEN DOĞAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Türkçede sık karşılaşılan anlatım bozukluklarından biri de yardımcı eylem eksikliğinden doğan anlatım yanlışlarıdır. Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde yardımcı eylemlerin unutulması cümlede anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Öğretmenlerin içinde bulunduğu koşullar tesbit ve bu koşullar eğitimi olumlu yönde geliştirecek biçimde düzeltilmelidir."tesbit" sözcüğünden sonra "etmek" yardımcı eyleminin "edilmeli" biçimi getirilmelidir.

- Öğrencilerimizi tebrik ve hepinizin adına teşekkür ederim."tebrik" sözcüğünden sonra "etmek" yardımcı eyleminin "eder" şekli getirilmeli. Ayrıca "adına" sözcüğünden sonra "kendilerine" sözcüğü getirilerek cümledeki dolaylı tümleç eksikliği de giderilmelidir.

- Okullardaki eşyayı tahrip ve onlara zarar verenler disiplin kuruluna verilir."tahrip" sözcüğünden sonra "etmek" yardımcı eyleminin "eden" biçimi getirilmelidir.

 

SÖZCÜK VE SÖZCÜK ÖBEKLERİNİN YERİNDE KULLANILMAMASINDAN DOĞAN

 

Anlatım Bozuklukları

Bir cümle içinde sözcükler, bulunması gereken yerde bulunmazsa anlam karışıklığı, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Cümlenin anlamında belirsizlik olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Ali'nin sınıf başkanlığı otuza karşı, on iki oyla reddedildi. Bu cümleye göre Ali'nin başkanlığı on iki oyla reddedilmiş oluyor. Oysa anlatılmak istenen otuz oyla reddedildiğidir.

- Çırılçıplak gazetecilere yakalanan sanatçı ateş püskürdü."Çırılçıplak" olan "gazeteciler" mi yoksa "sanatçı" mı? Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.

- Haberlerde tekrar tekrar yıkılan köprüleri izledim.

- Bütün gün bomboş evde oturdum.

- Su gibi içkiler içiliyor, çılgınca eğleniyordu.

- . Dersanesi öğrencileri ücretsiz üniversite sınavına hazırlıyor.

- Henüz bu dersin sağladığı yararlar öğrencilerimize tam olarak yansımış değil.

- İzinsiz inşaata girilmez.

 

ÖZNE-YÜKLEM UYUMSUZLUĞUNDAN DOĞAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Özne ile yüklemin uyumsuzluğu cümlenin anlatımını bozar. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Ayla ile Serap'ın anlatımında hem yanlışlar var hem de kitap diline hiç uygun değil."hiç uygun değil" yükleminin öznesi "Ayla ile Serap'ın anlatımı" olmalıdır.

- Meteor yağmurları her yıl düzenli olarak tekrarlar."bir şey" tekrarlamaz, tekrar etmez fakat tekrarlanır, tekrar edilir.

- Bu gibi olayları saymakla bitmez."bitmez" eyleminin öznesi "bu gibi olaylar" olmalıdır.

- O yıl eğlenceyi seven ne kadar öğrenciler varsa bu derslere ilgi gösterdi."öğrenci" sözcüğü tekil kullanılmalıdır.

- Ellerime uğur böcekleri konuyorlar. Cümledeki özne çoğul hayvan adı veya çoğul bitki adı olursa, cümlenin yüklemi tekil olur. "konuyor" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Bacakları tutmuyor, gözleri artık görmüyorlardı. Cümledeki özne organ adlarından birini gösteren çoğul bir sözcükse yüklem tekil olur. "görmüyordu" sözcüğü kullanılmalıdır.

- İşlerimiz artık çoğaldılar. Cümledeki özne eylem bildiren çoğul bir özneyse yüklem tekil olur. "çoğaldı" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Kamyonların gürültüleri bütün sokağı kaplıyorlardı. Özneleri çoğul cansız varlık olan cümlelerin yüklemi tekil olur. "kaplıyordu" sözcüğü kullanılmalıdır.

- Saniyeler geçmek bilmiyorlardı. Saat, dakika, saniye, ay, yıl gibi zaman adlarından birini gösteren çoğul öznelerin yüklemi tekil olur. "bilmiyordu" sözcüğü kullanılmalıdır.

Aşağıdaki cümleyi inceleyin, anlatım bozukluğunun nedenini bulmaya çalışın.

Haftanın en güzel günlerinden biridir cumartesi, pazar.

 

DÜŞÜNME HATALARINDAN DOĞAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Türkçenin özellikle sözlü anlatımında düşünme hatalarından doğan anlatım bozuklukları da görülmektedir. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.

- Otomobilin bagajından bir kamyon dolusu silah çıktı.(Otomobilin bagajına bir kamyon dolusu silah sığmaz.)

- Aşağıya indiğimizde arabamızı çalınmış olarak bulduk.(Araba ya vardır ya da yoktur. Çalınmış olarak bulunamaz.)

- Bir koltukta ölü olarak uyanmak istemiyorum.(Öldükten sonra uyanmak mümkün değildir.)

- Bu yılki salgın hastalıkta hayvan ölümü sayısı 275 olarak gerçekleşti.(275 sayısı, hayvan ölümü sayısı değil, ölen hayvan sayısıdır.)

- Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğretmek istiyorum.(Bildiklerimizi öğretebiliriz ama bilmediklerimizi öğretemeyiz.)

- Bugün yapılan antrenmanda iki futbolcu arasında sözlü bir tartışma geçti.(Antrenman sırasında, futbolcular arasında elbette sözlü tartışma yapılacaktır. O anda yazılı bir tartışma olamaz.)

- İlk kez gerçekleşen gösteriye katılım rekor düzeydeydi.(İlk kez yapılan bir gösteriye gelen izleyici sayısının, rekor düzeyde olup olmadığı bilinemez.)

- Yangında ihmal var.(İhmal, yangında değildir. Ancak yangının çıkmasına neden olan kişilerin ihmali söz konusu olabilir.)

 

 

 

 

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI 1

ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

1)Gereksiz Sözcük Kullanma:Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

-Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.

-Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.

-Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.

-Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok

-Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor

-O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum

-Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.

-Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.

-Onunla ilk tanışmamızı unutamam.

-Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.

-Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.

-Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.

-Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.

-Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.

-Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.

-Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.

-Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.

-Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.

-Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.

-Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.

-Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.

-İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.

-Bu saatte oraya yalnız gidemem;seninle birlikte gitmek istiyorum.

-İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.

-Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?

-Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.

-Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.

-Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.

-Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.

-Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.

-Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.

 

2)Sözcükleri birbiriyle karıştırma:Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.

 

-Geri kalmışlık Türkiye'ye özel bir durum değil.

-Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.

-Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.

-Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.

-Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.

-Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı yapılamaz.

-Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.

-Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.

-Vezüv etken bir yanardağdır.

-Deterjandan elleri tahrip oldu.

-Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.

-Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.

-Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.

-Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.

-Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel.

-Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.

-Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.

-Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu.

3)Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma: Sözcük anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.

 

-Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar.

-Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz.

-Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.

-Alınan bunca borç Türkiye'nin Avrupa'ya bağımlı olmasını sağladı.

-Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor.

-Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.

-Annesi iyi çorap dokurdu.

-Ektiğin fidanlar meyveye döndü.

-Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.

-Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.

-Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.

-Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.

-Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı.

-Tırnakların bir hayli büyümüş.

-Dünden itibaren yağmur yağıyor

-Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar.

-Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır.

-Bu gençleri azımsamak ,onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil.

 

4)Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık: Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.

 

-Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.

-Yiyecekleri kokturmuşsun.

-Bölgevi sorunlar artıyor.

-Her şeyi pahalılandırmışsınız.

-Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.

-Dilimizi çirkinletmeyelim.

-Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?

 

5)Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:

Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

-Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.

-Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.

-Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.

-Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana uğrardı.

-Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.

-Burada her Allah'ın günü kaza oluyor.

-Başbakan Çin'e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.

-Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.

-Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.

-Ağrısız kulak delinir.

-Atatürk'ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.

-Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.

-THY'ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.

6)Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.

 

-Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.

-Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.

-Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.

-Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.

-Müdür Bey bu adam için:"Çok mütevazı , burnundan kıl aldırmayan biridir."diyor.

-Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.

-Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.

-Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.

 

7)Deyim ve Atasözü Yanlışları: Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline,kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır.Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.

 

-Babasını görünce paçaları tutuştu.

-Çok acıktım midem zil çalıyor.

-O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.

-Ona ayak bağı oluyor , işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.

-Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.

-Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.

-Ev sahibi ,Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.

-Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti.Tüm dinleyiciler kulak kabartmış ,konuşmacıyı dinliyordu.

-Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.

-Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.

 

8)Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.

 

-Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.

-Benden kuşku etmemelisin.

-Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.

-Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.

Not:Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak kabul etmez.ÖSS'de de şimdiye kadar böyle bir soru çıkmamıştır.

 

9)Mantık Hataları: İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.

 

-Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.

-Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.

-Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.

-Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve müşteriye verdi.

-Karar TBMM'nin 230'a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.

 

10)Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar.Cümlenin başına hem senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır.Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir.Aksi taktirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.

 

-Ehliyetini polis almış öyle mi?

-Bana ne söyleyeceğini biliyorum.

-Geleceğini ben biliyordum.

-Yarışmada birinci olduğuna sevindim.

 

Not:Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

 

-Hırsız çocuğu kovaladı. -Genç adama seslendi. -O soruları yapamadı.

 

11)Karşılaştırma Hataları:Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir.Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

 

-Adam,politikayla karısından çok ilgileniyor.

-Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.

-Sen onu benden çok aradın.

 

DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

1)Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin çatı,kişi,zaman,yardımcı eylemler,ek eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.

 

-Kahvaltıda peynir,ekmek ve çay içtik.

-İçkiyi az sigarayı hiç içmem.

-Kimin dürüst,kimin dürüst olmadığını biliyor.

-Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.

-Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.

-Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.

-Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.

-Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.

-Boyu kısa , bedeni de pek biçimli değildi.

-Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.

-Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.

 

 

2)Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım

Bozuklukları:

Cümlede öznenin bulunmamasından,öznenin gereksiz ekler almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.

 

-Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.

-O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.

-Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.

-Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.

-Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.

-Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.

-Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor,yerinden kalkamıyordu.

-Filmin güzelliği herkesi etkiledi;çünkü güzel çekilmişti.

 

 

3)Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir;aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

 

a)Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur;ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.

 

-Bizim takım sahaya çıktılar.

-Takımlar nihayet sahaya çıktılar.

-Ordular uzun süredir savaşıyor.

 

b)Bitki,hayvan,cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.

 

-Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.

-Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.

-Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.

-Seni görünce gözlerim dolar.

Not:İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.

-Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.

-Martılar bize selam getirdiler.

-Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.

 

c)Eylem isimleri ,çoğul özne ise yüklem tekil olur.

-Gülüşmeler çok uzun sürdüler.

-Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.

 

d)Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.

-İki kişi bankayı soymuşlar.

-Derse on öğrenci girmediler.

-Bana beş soru bıraktılar.

 

 

 

e)Saygı,sitem,küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.

-Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.

-Ayşe Hanım odasında yoklar.

 

f)Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.

-Hiçbiri sizi görmüyorlar.

-Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.

-Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.

 

g)Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.

-Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.

-Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.

 

h)Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul;öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.

-Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.

-Ahmetle o bu akşam gelecekler.

-Ben,sen,o burada nöbet tutacağız.

-O ve Murat bunu hemen yapacaklar

 

4)Tümleç Yanlışları: Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç,nesne,zarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur.Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür.Ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar.Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

 

a)Dolaylı Tümleç Eksikliği:

 

-Düşman kenti bombaladı ; ama giremedi.

-Çukurova'nın toprağı insanı diriltir, umut verir.

-Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.

-Gençlerden çok şey bekliyoruz;fakat değer vermiyoruz.

-Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.

-Bu evden nefret ediyordu ;ancak darda kalınca geliyordu.

 

b)Zarf Tümleci Eksikliği:

-Yeni yetişen sanatçılara yardım eder,ilgilenirdi.

-Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.

-Arkadaşlarını aradı,sonra buluştu.

-Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.

-Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.

 

c)Nesne Eksikliği:

 

-Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.

-Yazıya özendiği,dikkatle yazdığı belliydi.

-Sana telefon açmış,merak ediyormuş.

-Evin onarımını haftaya bitirecek , sonra da satacak.

-Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum;ama uygulayamıyorum.

-Yardıma muhtaç olanlara yardım eder , doyururdu.

-Onun sıcacık sesi bize ulaşır,mutlu ederdi.

-Yazılarında, halkı soyanlara çatar,yerin dibine batırırdı.

-Suçlunun evini bastılar,yakalayıp polise teslim ettiler.

 

5)Tamlama Yanlışları:

 

a)Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:

 

-Doğa ve toplumsal olayları inceledik.

-Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.

-Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.

-Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.

-Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.

 

b)Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:

 

-Birçok seneler geçti.

-Bizde iki türlü düşünürler vardır.

-Her türlü tedbirler alındı.

-Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.

-Bin türlü çiçekleri derledim sana.

 

c)Tamlayan Eki Eksikliği:

 

-Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.

-Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.

-Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.

 

 

d)Tamlayan Eksikliği:

 

-Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.

-Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.

-Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.

-Çocuklarıyla her konuyu konuşur , yanlışa düşmemelerine çalışırdı.

 

6)Eylem – Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.

-Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.

-Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürecek.

-Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.

-Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş.

Yorum (yok) Yorum yaz!

VATANDAŞLIK ÖZET [


21/3/2009 · Kategori: KPSS

VATANDAŞLIK ÖZET [

VATANDAŞLIK

HUKUK: Sosyal hayatı düzenleyen maddi müeyyideleri olan kamu kudreti ile desteklenmiş kurallar bütünüdür.
Din, Ahlak ve görgü kuralları manevidir, hukuk kuralları maddi müeyyidelidir.(uyulması zorunludur)  

Müsbet Hukuk:Ülkede belli bir zamanda yürürlükte bulunan bütün kurallardır.(pozitif hukuk)
Mevzu Hukuk: Yetkili bir makam tarafından konulmuş olan yürürlükteki tüm kurallardır.
Tabii Hukuk: Olması gereken hukuktur. İnsanların akıl yoluyla erişebilecekleri kurallardır.

KAMU HUKUKUNUN DALLARI
1-Anayasa Hukuku: Devletin şeklini yapısını işleyişini organların görev ve yetkilerini temel hak ve ödevleri düzenler.
2-İdare Hukuku: Kişilerin devletle olan ilişkilerini düzenler. Kamu hizmetlerine bakar.
3-Ceza Hukuku: Suç ve Ceza teşkil eden olaylara bakar
 4-Usul (Yargılama)Hukuku: Adalet dağıtılırken takip edilecek yolu belirler. Medeni usul hukuku, ceza usul ve icra-iflas usul hukuku dalları vardır.
5-Devletler Genel Hukuku : Devletlerarası ilişkileri düzenler.
6-İş hukuku: İşçi işveren ilişkilerini düzenler.
7-Vergi Hukuku: Vergi “ “.


ÖZEL HUKUKUN DALLARI
1-Medeni Hukuk: Toplumda insanın bütün eylem ve davranışlarını ifade eder.
2-Ticaret Hukuku: Şahıslar arasındaki ticari ilişkileri düzenler.
3-Devletler Özel Hukuku: Çeşitli devletlere bağlı bulunan şahısların ilişkilerini düzenler.


HAK:Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkidir. Her hakkın bir sahibi vardır. Hak sahibi varlıklara Şahıs denir. 
TÜRLERİ – Kamu Hakları: Kamu hukukundan doğar. Vatandaşın devlete karşı sahip olduğu haktır.
Özel Hak: Özel hukuktan doğar. 
Özel haklardan herkes, Kamu haklarından vatandaşlar yararlanabilir.
Özel haklarda eşitlik var, Kamu da yok.(Ör. Seçme ve seçilme gibi)
 
 ANAYASA: Devlet faaliyetlerini düzenleyen yasa metnidir. Devletin oluşum biçimini, devlet kişi ilişkilerini düzenler.

ANAYASA ÜSTÜNLÜĞÜ KURALI:Diğer hukuk kurallarının anayasaya uygun olmasıdır.(1982 An.- 11.Mad)

DEVLET
Egemen kamu gücüne sahip,hukuki bir kişiliktir. Bir milletin üzerinde siyasi amaçla örgütlenmesi sonucu ortaya çıkar. Örgütlenmiş bir Ulustur. İktidardır.
VARLIK KOŞULLARI: Topluluk, Ülke, Egemenlik.

DEVLET BİÇİMLERİ
Tekli Devlet: Yetkilerini başka bir devletle paylaşmamasıdır.
Karma Devlet:Birden çok devletten oluşur. A)Kişisel birlik:İki veya daha çok devlet bir kralın kişiliğinde toplanır.
B) Gerçek birlik: Yine kral kişiliğinde bileşilmiştir ama iç işlerinde bağımsızdırlar. dışta tek devlet gibidirler.
C) Konfederasyon: Bağımsız devletler tarafından egemenliklerini koruma şartı ile ortak çıkarları için üyelerin istedikleri zaman topluluktan çıkma hakkı olan birleşmedir.
D)Federal devlet: Ortak bir anayasa altında birleşmiştir. 

DEMOKRASİ: Halkın kendini yönetmesidir. Halk iktidarıdır.
Çoğulcu Demokrasi: Yönetme hakkı çoğunluğu elinde bulunduran iktidarındır. Oy hakkı var, Genel seçim var, Akılcıdır. Özellikleri: Siyasi çoğunluk, Temsil, Seçim, Çoğunluğun yönetme hakkı, Muhalefet etme hakkı, Temel hak ve özgürlükleri korunması, Eşitlik.
Çoğulcu Demokrasinin uygulandığı rejimler: 

PARLAMENTER SİSTEM: Parlamentoya dayanır. Kuvvet Ayrılığı var.
Özellikleri: *Yürütme iki başlıdır: Sorumlu (Bakanlar Kurulu ve Meclise karşı sorumludur) başını Başbakan, sorumsuz (siyasi sorumsuzdur) başını devlet başkanı oluşturur.
*Meclis çoğunluğuna dayanır, Çoğunluk sağlayan parti başkanı Başbakan olur.
*Hükümet Meclise karşı sorumludur.
*İki veya tek meclisli olabilir. İki meclisli olurda Bakanlar Kurulu birine sorumludur. İkinci meclise hükümeti düşürme yetkisi tanımaz.
*Yasama ve yürütme işbirliği ve karşılıklı etkileme mekanizmasına dayanır.

 BAŞKANLIK SİSTEMİ: Halk tarafında seçilen başkan yürütmeyi tek başına elinde tutar. Güçler ayrımı katı biçimde vardır.
Özellikleri: *Yürütme Başkana, yasama Kongreye aittir.
*Başkan, hem devlet başkanı hem de hükümet başkanıdır.
*Par. Sis. aksine yürütmenin yasamayı, yasamanın da yürütmeyi dağıtma imkanı yok.
*Yasama yürütme dengesini sağlamak için denetim ve denge sistemi var.
*Başkan ve Kongre ayrı ayrı seçilir. Karşılıklı fesih yetkileri yoktur.

MECLİS HÜKÜMETİ SİSTEMİ: Yasama ve Yürütme meclistedir. Güçler birliği vardır.
*Meclis üstündür.
*Yürütmeyi meclis adına meclisin seçtikleri yapar.
*Her bakan meclise karşı sadece kendi faaliyetlerinden sorumludur. 
*Meclisle yürütme arasında görüş ayrılığı olursa meclis kararı doğrultusunda devam edilir.
*Devlet Başkanını meclis seçer. Görevi semboliktir.

MARKSİST DEMOKRASİ: Sosyalizmdir. İnsan özgürleşmesi önemlidir. 

FAŞİZM: Batı demokrasisine, Marksist düşünceye karşıdır. İnsanların eşitliğini kabul etmez. Devlet yüceltilmiştir.

DEMOKRASİNİN TEMEL İLKELERİ
1-Egemenliğin kullanılması:a)Ulusal egemenlik:Egemenlik ulusundur. Bölünemez ve devredilemez
b) Halk egemenliği: Egemenlik halkın iradesidir. Bölünebilir, devredilemez. 

EGEMENLİĞİ KULLANMA BİÇİMLERİ
*Doğrudan demokrasi: Halk egemenliği doğrudan kullanır. Çok küçük topluluklarda görülebilir.
*Temsili demokrasi: Genel seçimlere katılmış temsilcilere verilir. 
*Yarı doğrudan demokrasi: İlk ikisinin karışımıdır. Halk oylaması, Halk Vetosu ve Halk Girişimi şeklinde olur.

HUKUK DEVLETİ: Kanun koyan ve uygulayan devlet şeklidir.
SOSYAL HUKUK DEVLETİ: Kişilerin sosyal durumlarını haklarını iyileştiren devlet anlayışıdır. (Milli geliri artırma, adaletli dağılımını sağlama, sosyal güvenlik...)

MERKEZDEN YÖNETİM İLKESİ
Hizmetleri bir merkezde toplanmıştır, hizmetler merkezde ve taşrada merkez tarafında seçilen görevlice yürütülür, gelir merkezden sağlanır. Devlette birliği sağlar, düzen sağlar. Kırtasiyeciliği artırır, demokrasiye uygun değildir, 


YERİNDEN YÖNETİM İLKESİ
Özerktirler. Mali alanda serbesttirler. Tüzel kişilikleri vardır, Vesayet denetimi altındadırlar. Demokrasiye daha uygundur.


TÜRKİYEDE ANAYASAL GELİMELER
*SENED-İ İTTİFAK  
*TANZİMAT FERMANI
*ISLAHAT FERMANI
*1.MEŞRUTİYET (1876 Anayasası (Kanunu Esasi) Meşruti Monarşi Sistemi (Yasama yürütme yürütmede toplanır.)
*2. “
*1921 ANAYASASI (Teşkilat – Esasiye Kanunu) Meclis Hükümet Sistemi (Yasama yürütme yasamada toplanır)
*1924 ANAYASASI Karma Sistem 
*1961 ANAYASASI Parlamenter Sistem (Yasama yürütme yumuşak şekilde ayrılır)
*1982 ANAYASASI “ “.
  (Başkanlık sisteminde yas-yür. Kesin olarak ayrılır.)
*SENED-İ İTTİFAK :1808 .Osmanlının ilk anayasal gelişmesidir. Anadolu ve Rumeli Ayanları ile padişah arasındadır. Padişahın yetkileri ilk kez sınırlanmıştır. İngilizlerin Magna Cartasına benzer. Anayasal Monarşiye geçiştir. Padişah Allah adına söz vermiştir. (manevi)

*TANZİMAT FERMANI: 1839 -ABDÜLMECİT- Gülhane-i Hattı Hümayun . Padişah tek taraflı çıkardı. Kendi yetkilerini sınırladı. Hukuka göre hareket edeceğini vaad etti. Tüm uyruklara can ve mal güvenliği tanıdı. Mahkemeler halka açıldı. Askerlik vatan görevi oldu. Mülkiyet hakkı devlet güvencesine alındı.


*ISLAHAT FERMANI: 1856 – Din farkı gözetmeden bütün vatandaşlara tüm haklardan yararlanma verildi. Müslüman olmayanlara küçük düşürücü sözler yasaklandı. Cizye ve İltizam kaldırıldı. Müslüman olmayanlara bedelli askerlik getirildi.


*1.MEŞRUTİYET 1876-II.ABDÜLHAMİT- İlk yazılı Türk anayasasıdır. Yasama hala padişahtadır. Meclis üyeleri padişaha bağlılık yemini eder. İki meclislidir. Osm-Rus savaşı bahane edilerek meclis kapatılmış, anayasayı yürürlükten kaldırılmamış, ancak uygulanmamıştır.

*2..MEŞRUTİYET 1908- II.ABDÜLHAMİT- 31 Mart ayaklanmasıyla 2.Abdülhamit tahttan indirilmiş, 2.meşrutiyet ilan edilmiştir. Kanun teklifi için padişahtan izin alma kalktı. Meşruti Monarşik yapı oldu. Sansür kaldırıldı, haberleşme serbest oldu, parti kurma ve toplanma hakkı verildi.



T. C. ANAYASALARI
*1921 ANAYASASI: (Teşkilat – Esasiye Kanunu) : 20.01.1921- TBMM kabul etti. 24 maddedir. Yeni Türk devletinin temellerinin atıldığı açıklanmıştır. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. (Milli egemenlik) Monarşik yapı son buldu. Meclis Hükümeti sistemi var. TBMM Kurucu iktidar. T.C yi TBMM yönetir. Yasama Yürütme TBMM de. Hükümet meclis üyeleri arasından seçilir.
Başbakan yok. Meclis başkanı bakanlar kurulunun da başkanıdır. 
İl ve İlçe Mahalli idareleri kurulması ilkesi getirdi.
Saltanat ve hilafetten hiç bahsetmemiştir.
Seçimler 2 yılda bir yapılır. Seçme yaşı 18 dir. 
Anayasalarımız içinde tek yumuşak anayasadır.  
 Devlet başkanı yoktur. Kuvvetler birliği var.

29 Ekim 1923 deki değişiklikle “T.C nin hükümet şekli Cumhuriyettir.” denildi. Cumhurbaşkanı meclis üyeleri tarafından bir seçim dönemi için seçilir, devletin dini islamdır, dili Türkçe’dir, devlet başkanı Cumhurbaşkanıdır, görev süresi 4 yıldır, seçmen yaşı 22 dir, denildi. Temel hak ve hürriyetlerden bahsedilmedi. Karma hükümet sistemi benimsenmiştir.(meclis hükümet sis ile parlamenter sis. Arasında geçiş sürecidir) Çoğunlukçu demokrasi anlayışı benimsenmiştir.
 

*1924 ANAYASASI: 20.04.1924 TC Cumhuriyettir, seçimi meclis üyeleri ve Cumhurbaşkanı belirler. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir, egemenlik TBMM ile kullanılacaktır.(Temsili demokrasiyi benimser), yasama TBMM de, TBMM 4 yılda bir seçimle belirlenir. Cumhurbaşkanı meclis üyeleri tarafından 4 yıl için seçilir, Bakanlar Kurulu Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Başbakan meclis üyeleri arasından Cumhurbaşkanınca seçilir. Bakanlar Başbakan tarafından seçilir, Cumhurbaşkanı onayı ile göreve başlar,Cumhurbaşkanın vatana ihanet dışında sorumluluğu yoktur. Kararlarda Başbakan ve bakan imzası gerekir. Yargı bağımsız mahkemelerce yapılır. Her Türk hür doğar, Hürriyet sınırı başkasına zarar verecek çizgiye kadardır, sadece temel haklardan bahsedilmiş, sosyal ve ekonomik haklara değinilmemiştir.

Sert bir anayasadır.
Anayasa değişikliği teklifi meclis üye tam sayısının 1/3 ü ile yapılır, 2/3 ü kabul derse kabul edilir. Devletin şekli değiştirilemez. Hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz. (Ancak henüz Anayasa mahkemesi yok.)

1928 değişikliği ile devletin dini ibaresi anayasadan çıkarıldı
1937 değişikliği ile laiklik resmen anayasa kuralı oldu.
1930 yılında kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı, 1934 yılında milletvekili seçilme hakkı tanıdı.
1945 de öztürkçeleştirildi, 1952 de eski dile döndü.
1946 da çok partili siyasal hayata geçildi. Çok dereceli seçim sistemi benimsenmiştir.
1949 da İstiklal mahkemeleri kaldırıldı.
27 Mayıs 1960 da ordu yönetime el koydu. 38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi MBK, TBMM yi kapattı. 


*1961 ANAYASASI: TC, insan haklarına dayanan, milli demokratik, laik sosyal bir devlettir. Bu anayasa hazırlanırken, Fransa, İtalya ve Almanya anayasalarından yararlanıldı. Çoğulcu demokrasi anlayışı var. Parlamenter sistem var. Sosyal devlet ilkesini benimser. Anayasanın üstünlüğü ilkesini getirmiştir. (Anayasa mah. Kurulmuştur.)

1924 anayasası milliyetçi devletten bahsederken 1961 anayasası Türk milliyetçiliğinden bahseder.
T. Cumhuriyettir ilkesi aynen var. Egemenlik milletindir var. Egemenlik kanunlarla yetkili organlarca kullanılır der. Buna göre yasama TBMM ve Cum Senatosuna, yürütme Cum ve Bakanlar Kuruluna, yargı mahkemelere verildi.
1924 anayasasında seçmen yaşı var, 1961 de yok. 1961 anayasasında seçimler eşit, gizli, tek dereceli oy sisteminde olur der.
1924 anayasasında açıkça belirtilmeyen hukuk devleti, bu anayasada açıkça belirtilmiştir. 
1961 anayasası yasaların uygunluğunu denetleme yetkisini Anayasa Mahkemesine vermiştir.
1961 “ ile sosyal devlet ilkesi anayasamıza girmiştir. Temel hak ve özgürlükler en geniş bu anayasada yer alır. 
1961 “ 1924 den farklı olarak güçler ayrılığını net biçimde ortaya koyar.
1961 “ 1924 den farklı olarak iki meclisli parlamento kabul eder. TBMM ve Cumhuriyet Senatosu. 
1961 “ sendika, grev, toplu sözleşme,dernek kurma hakkı vermiştir.
1961 “ ile Yüksek Hakimler Kurulu, Yargıtay, Danıştay,Askeri Yüksek İdare Mahkemesi düzenlenmiştir.

1971-1973 arasında Bakanlar kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmiştir.
Üniversiteleri özerkliği zayıflatılmış, TRT nin özerkliği kaldırılmıştır. Tüm haklara sınırlamalar getirilmiştir., Devlet memurlarının sendika kurma yetkisi kaldırılmıştır, yargısal denetim sınırlandırılmış, anayasa mahkemelerine dava açabileceklerin sayısı azaltılmış, Askeri yüksek İdare mahkemesi ve DGMler kurulmuştur.


*1982 ANAYASASI: 07.11.1982 
*Kazuistik bir anayasadır, ayrıntıya önem verilmemiştir. En sert anayasadır. Yürütme organı güçlendirilmiştir.
*Cum na TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verir
*Cum 4.turda seçilemezse seçimleri yenileme yetkisi verir
*toplantı yeter sayısı üye tam sayısının 1/3 ü kadar, karar yeter sayısı katılanların salt çoğunluğu der.
*siyasi parti grupları en az 20 kişiden oluşur der.

I.KISIM (Genel Esaslar)
1.Madde, Devletin şekli Cumhuriyettir.
2.madde, Milli dayanışma Atatürk milliyetçiliği, insan haklarına saygı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinden bahseder.
3.madde, TC. bölünmez bir bütündür, bayrağı milli marşı ve başkentinden bahseder.
4.madde, ilk üç madde değiştirilemez.
5.madde, devletin temel amaç ve görevleri sayılmış,
6.madde, egemenlik kayıtsız şartsız milletin der.
7.madde, yasama yetkisi TBMM de der.
8.madde, yürütme yetkisi Cum ve Bakanlar kur. der.
9.madde, yargı, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerde der.
10.madde, herkes, kanun önünde eşittir der.
11.madde, anayasa hükümleri bağlayıcıdır der.
II.KISIM (Temel haklar ödevler)
12.madde, Temel hak ve hürriyetleri niteliği. Herkes kişiliğine bağlı dokunulamaz, devredilemez haklara sahiptir.
13.madde, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması. Ancak kanunlarla olur.
14.madde, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması.
15.madde, temel hak ve hürriyetlerin durdurulması.
16.madde, yabancıların emel hak ve hürriyetleri

1982 anayasası hakları 3 gurupta toplar
-Kişinin hak ve ödevleri-Temel hak ve ödevler- negatif statü.
-Sosyal hak ve ödevler- pozitif statü hakları
-Siyasi hak ve ödevler- katılma hakları

Negatif Statü Hakları (Temel haklar)
-Kişinin dokunulmazlığı, maddi manevi varlığı
-zorla çalıştırılma yasağı
-Kişi hürriyeti ve güvenliği
-özel hayatın gizliliği
-konut dokunulmazlığı
-haberleşme hürriyeti
-yerleşme ve seyahat hür.
-din ve vicdan hür.
-düşünce ve kanaat hür.
-bilim ve sanat hür.
-basın hür.
-düzeltme ve cevap hakkı
-dernek kurma, toplantı, mülkiyet hakkı, hak arama hür.
-İspat hakkı

38.madde, Kimse işlemediği bir suçtan cezalandırılamaz. Suçu ispatlanana kadar kimse suçlu değildir.

Pozitif Statü hakları (Sosyal ve Ekonomik Haklar)
-ailenin korunması 
-eğitim ve öğretim hakkı
-kamu yararı
-kıyılardan yararlanma, toprak mülkiyeti, tarım.... çalışanların korunması, kamulaştırma, özelleştirme.
-çalışma ve sözleşme hür.
-çalışma hakkı ve ödevi,
-sendika kurma hakkı
-Gençliğin korunması, spor hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı.,çevre hakkı...

51.madde, sendika kurma hakkından bahsede.
53.madde, toplu iş sözleşmesi hakkı.
54.madde, grev ve lokavt hakkı.

Katılma Hakları (Siyasi haklar)
-Türk vatandaşlığı (madde 66)
-Seçme seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı (madde 67)
-Parti kurma hakkı ( madde 68)
-Kamu hizmetine girme hakkı (madde 70) her Türk kamu hizmetine girme hakkına sahiptir.
-Mal bildirimi (madde 71)
-Vatan hizmeti
-Vergi ödevi (madde 73)
-Dilekçe hakkı (madde 74). 


III.KISIM (Cumhuriyetin Temel Organları)
-TBMM kuruluşu (madde 75) 550 milletvekilinden oluşur.
-Milletvekili seçilme yeterliliği (madde 76 ) 30 yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.
-TBMM seçim dönemi (madde 77) seçimler 5 yılda bir yapılır.
-Yasama sorumsuzluğu-Mutlak dokunulmazlık- Milletvekillerinin meclisteki düşüncelerinden sorumlu olmamasıdır.
Yasama Dokunulmazlığı - Nispi dokunulmazlık- “ seçim öncesi yada sonrası işlediği suçlardan meclis kararı olmadıkça
sorgulanamamasıdır. (madde 83)
-Milletvekilliğinin düşmesi (madde 84) istifa sonucu veya kesin hüküm giyme ya da kısıtlanma sonucu olur. Genel kurul gizli oyla karar verir. Milletvekili 7 gün içinde Anayasa mahkemesine iptal davası açabilir . An. Mah.15 gün içinde cevap verir.

Bakanlar Kurulunun kanun önerisine Kanun Tasarısı,
Milletvekillerinin “ “ Kanun teklifi denir. (medde 88.de düzenlenmiştir.) TBMM nin reddettiği tasarı ya da teklifler 1 yasama yılı geçmeden tekrar sunulamaz.
-TBMM de kabul edilen kanunları, Cumhurbaşkanı 15 gün içinde yayımlar. (madde 89). Bütçe kanunları hariç tekrar görüşülmek üzere meclise gönderebilir. Meclis aynen kabul ederse Cum. yayımlar.
-KHK Çıkarma yetkisi. İlk olarak 1961 anayasasına 1971 değişikliği ile Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Olağanüstü hallede KHK çıkarma yetkisi Cum. Ve Bakanlar Kur. aittir. KHK ler anayasaya tabidir. Olağanüstü KHK ler tabi değildir. Değiştirme ve iptal davası açılamaz. Temel hak ve ödevler KHK ile düzenlenemez.
KHK resmi gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer. İleri bir tarih de verilebilir. Kararnameler yayımlandığı gün TBMM ye sunulur. Sunulmazsa yürürlükten kalkar. TBMM kabul etmezse yine resmi gazetede yayımlanarak kalkar.


-Savaş ilanı (madde92). TSK nın kullanılması kararı TBMM ye aittir.
 
-TBMM başkanı seçme (madde 94) Başkan adayları , meclis içinden, 5 gün içinde bildirilir. Gizli oyla seçim yapılır, İlk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ü, üçüncü oylamada salt çoğunluk aranır. Sağlanamazsa en çok oy alan iki aday arasınsa 4.tur seçim yapılır. en çok oy alan başkan olur. Aday göstermeden itibaren 5 günde tamamlanır. Başkan ve vekili oy kullanamaz.

-Toplantı ve karar yeter sayısı (madde 96 ) Üye sayısının en az 1/3 ü ile toplanabilir, salt çoğunluk ile karar alabilir, karar yeter sayısı hiçbir zaman ¼ den az olamaz. Bir bakan en çok iki oy kullanabilir.

TBMM nin BİLGİ EDİNME VE DENETİM YOLLARI
-TBMM, soru, meclis araştırması, gensoru, genel görüşme, meclis soruşturması yollarıyla denetim yapar.
SORU : Bakanlar Kur adına sözlü veya yazılı Başbakana veya Bakanlara sorulur.
Meclis Araştırması: En az 20 milletvekili isteyebilir. Belli konuda araştırma yapılmasıdır.
Genel Görüşme: Toplumu ilgilendiren bir konunun Genel kurulda görüşülmesidir. En az 10 milletvekili yazılı önerge verir.
Gensoru (madde 99) : Siyasi parti gurubu adına ya da en az 20 milletvekili verebilir. Verilişinden sonra 3 gün içinde öneri üyelere dağıtılır, 10 gün içinde gündeme alınmasına karar verilir, günü belli edilir, karar alındıktan sonra 2-7 gün içinde görüşülür.
Bakanlar Kurulunun veya Bakanın düşmesi Salt çoğunlukla olur.
Meclis Soruşturması :Başbakan veya Bakanlar hakkında cezai sorumluluklarının araştırılmasıdır. üye sayısının en az 1/10 nun vereceği önerge ile istenebilir. En geç 1 ay içinde gizli oyla karar bağlanır. 15 kişilik komisyon soruşturmayı yürütür.


YÜRÜTME
CUMHURBAŞKANI : (madde 101) TBMM ce 40 yaşını doldurmuş, yüksek öğrenim yapmış, kendi üyeleri yada dışarıdan 7 yıl için seçilir. Dışarıdan üye göstermek için üye sayısının 1/5 i gerekir.
2.kez Cum seçilemez. Parti ile ilişiği kesilir. TBMM üyeliği sona erer.(kuvvetler ayrılığı ile ilgilidir)
*1924 anayasasında dışarıdan birinin Cum seçilmesi yok, diğerlerinde var. 
Üye sayısının 2/3 ü ile ve gizli oyla seçilir. Seçime başlandıktan sonra 30 gün içinde sonuçlanır.10 gün aday bildirme 20 gün seçimdir.
Üçer gün ara ile oylamalar yapılır. 3.turda salt çoğunluk sağlayan Cum olur. Salt çoğunluk olmazsa 4.tur yapılır. Burada da olmazsa TBMM seçimleri yenilenir.(Bu 1982 anayasasında var)

Görevleri: (madde 104) TBMM de açılış konuşması yapmak, TBMM yi gerektiğinde toplantıya çağırmak, Kanun yayımlamak, tekrar görüşmek üzere meclise göndermek, anayasa değişiklilerini halkoyuna sunmak, kanunların aykırılığına Anayasa Mah. İptal davası açmak, TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, Başbakanı atamak, istifasını kabul etmek, Başbakanın teklifi üzerine Bakanları atamak, Gerekli hallerde Bakanlar Kur başkanlık etmek, Yabancı temsilcileri karşılamak, Milletlerarası anlaşmaları onaylamak yayımlamak, TSK nın kullanılmasına karar vermek, TSK yı temsil etmek, MGK yı toplantıya çağırmak, başkanlık etmek, Bak. Kur. ile birlikte Sıkıyönetim ilan etmek olağanüstü hal ilan etmek KHK çıkarmak, Kararname imzalamak, ceza hafifletme ya da kaldırma, Devlet Denetleme Kur üyelerini atama, YÖK üyelerini seçme, Rektör seçmek, Anayasa Mah üyelerini, Danıştay üyelerinin ¼ ünü, Yargıtay Cum Başsavcısını ve vekilini, Askeri Yargıtay Üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mah. Üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yük. Kur. üyelerini seçer.

*Sadece, Vatana ihanetten üye sayısının 1/3 ünün teklifi üzerine ¾ ünün vereceği kararla yargılanabilir.
TBMM başkanı vekalet eder.
*Cumhurbaşkanın tek başına yapacağı işler ve YAŞ kararları yargı denetimi dışındadır. 

DEVLET DENETLEME KURULU (Cum Genel Sekreterliği)
Cumhurbaşkanına bağlıdır. Silahlı kuv. ve yargı organlarını denetleyemez.

BAKANLAR KURULU
Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Bakanlar üyelerden ya da dışarıdan olabilir. Başbakan önerir, Cum atar. Bakanlar Kur. listesi bir hafta içinde mecliste okunur ve güven oylamasına sunulur. Okunduktan 2 gün sonra görüşmeler başlar, bittikten bir gün sonra oylama yapılır. 45 gün içinde kurulamazsa Cum. TBMM başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesini isteyebilir.

Bakana diğer bir bakan vekalet eder.
TBMM kararı ile Yüce Divana verile Bakan, Bakanlıktan düşer. Başbakan Yüce Divana sevk edilirse Hükümet düşer.(istifa etmiş sayılır)
Boşalan Bakanlığa 15 gün içinde atama yapılır.

TBMM genel seçimlerinden önce Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları görevden çekilir. Geçici Bakanlar Kurulu kurulur.

TÜZÜKLER
 Kanunların uygulanmasını göstermek ve emrettiği işleri belirlemek amacıyla çıkarılır. Bakanlar kur. Danıştayın onayından geçerek çıkarabilir. Cum imzalar, kanun gibi yayımlanır. Şekil şartı Danıştay incelemesinden geçmesidir.

YÖNETMELİKLER
Başbakan, Bakanlıklar ve Kamu kurum ve kuruluşları kendi iç yapılarını çalışma sistemlerini belirlemek amacıyla çıkarırlar.

MİLLİ SAVUNMA
1- Başkomutanlık ve Genel Kur. Baş.: Başkomutanı Cum temsil eder.
Milli Güvenliğin sağlanmasından Bakanlar Kur. sorumludur.
Genel Kurmay Başkanı, TSK nın komutanıdır, savaşta Cum adına Başkomutan olur. Başkanı, Bakanlar Kurulu önerir, Cum atar. Başbakana sorumludur.
2-MGK :Cum. Başkanlığında, Başbakan, GK Başkanı, Baş. Yardımcıları, Adalet, Milli Sav, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Hava Kara Deniz Kuv. Komutanlarından oluşur. Karalarını Bak. Kur. sunar, Gündemi ,Başbakanın GK Başkanının görüşlerine göre Cum belirler.,Cum yoksa Başbakan başkanlık eder. 

OLAĞANÜSTÜ HALLER
*Tabii afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle. Cum Bakanlar Kur. önerisiyle en fazla 6 ay için ilan edebilir. (madde 119)
*Şiddetin yaygınlaşması kamu düzenini bozulması sebebiyle. Cum başkanlığında toplanan Bak-Kur, MGK nın görüşü alınarak en fazla 6 ay için ilan edebilir (madde 120)
Olağanüstü hal kararı Resmi Gazetede yayımlanır ve TBMM ye sunulur. TBMM derhal toplantıya çağrılır. Meclis her defasında 4 ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. KHK çıkarılabilir.

SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK, SAVAŞ HALİ
122.madde, Olağanüstü hallerden daha vahim olaylar olması durumunda (ayaklanma gibi), Cum başkanlığında toplanan Bak. kur, MGK nın görüşü alınarak en fazla 6 ay için ilan edebilir . Resmi gaz de yayımlanır ve TBMM ye sunulur. TBMM derhal toplantıya çağrılır. Meclis süreyi uzatıp, kısaltabilir. KHK çıkarılabilir.

Savaş halinde uzatmadaki 4 aylık süre aranmaz.  

*Önemli:Sıkıyönetimde Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer, temel hak ve özgürlükler kısıtlanabilir veya durdurulabilir, bazı suçlular sıkıyönetim askeri mahkemelerince yargılanır.


Merkezi İdare
TC illere, iller de bölümlere ayrılır. İllerin idaresinde yetki genişliği esası var. Kanunla düzenlenir.
 
Mahalli İdareler
Mahalli idare seçimleri 5 yılda bir yapılır. 

YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI
Üniversiteler devlet tarafından kanunla kurulur.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu; Atatürk Araştırma Merkezi, TTK, TDK dan oluşur.

Hakim ve savcılar azlolunamaz (hakimlik teminatı), anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz, haklardan mahrum bırakılamaz. (madde 139)

DGM 2004 yılında mülga kanun oldu.



YÜKSEK MAHKEMELER
Anayasa Mahkemesi : 11 asıl 4 yedek üyeden oluşur, Cum 2 asıl 2 yedek üye seçer, 40 yaşını doldurmuş ,kamuda 15 yıl çalışmış olmak gerekir. gizli oyla üye sayısının salt çoğunluğuyla seçilir.4 yıl için seçilirler. Yeniden seçilebilirler. 65 yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Kanunların uygunluğunu denetler. Yüce divan sıfatıyla Cum, Başbakan, Bakanlar , Yargıtay.... başkan ve üyelerini yargılar. Kararı kesindir.

Anayasa değişikliği ve siyasi parti kapatmaya üye sayısının 3/5 ile karar verir. Anayasa Mah. Kararlarını 5 ay içinde alır. İptal kararı geriye yürümez.

Yargıtay: Adliye mahkemelerinin kararlarının son inceleme merciidir. Hakimler ve Sav. Yük. Kur. tarafından salt çoğunluk ve gizli oyla seçilir. Başkan ve vekilini Cum 4 yıl için seçer. 

DANIŞTAY
İdari ve vergi mahkemelerin kararlarının son inceleme merciidir. Başbakan ve Bakanlar Kur. ca gönderilen kanun tasarıları, kamu anlaşmaları, sözleşmeleri iki ay içinde inceleyip bildirir, tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmek, görevleridir.
¾ ü Hakimler Savcılar Yük. Kurulu, 1/4 ü Cum tarafından seçilir.
Üyeleri kendi içinden gizli oyla Başkan seçer. (4 yıl için) 
Bağımsızdır, en yüksek idari mahkeme ve devletin en yüksek danışma organıdır. 12 daireden oluşur.


ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkeme kararlarının son inceleme merciidir. Üyelerini Cum seçer. Başkan ve vekili rütbe kıdeme göre sırayla belirlenir. 


ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askerleri ilgilendiren işlemlere bakar. Üyelerini Genelkurmay Başkanlığı seçer. Her boş yer için Genelkurmayın göstereceği 3 aday arasından Cum seçer. 4 yıl için. Başkan ve vekili rütbe kıdeme göre sırayla belirlenir

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli ,idari ve askeri yargı merci arasındaki görev uyuşmazlıklarını çözer. Başkanlığını Anayasa Mahkemesini görevlendireceği üye yapar.

HAKİMLER SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimler teminatına göre görev yapar. Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanı Müsteşarı tabii üyesidir. Hakim ve savcıları mesleğe kabul etme, atama, nakletme, yükseltme, kadro dağıtma, disiplin cezası verme işlerini yapar. Kurul kararı kesindir, yargı merciine başvurulamaz.

SAYIŞTAY
Daireleri gelir ve giderini , mallarını TBMM adına denetlemek, incelemek, hükme bağlamakla görevlidir .Kararları hakkında 15 gün içerisinde bir kereye mahsusu düzeltme istenebilir. Danıştay ve Sayıştay uyuşmazlığında Danıştay esas alınır. Mali bir denetim organıdır. Vize, Uygunluk belgesi, tescil, görüş bildirme görevleri vardır. Genel uygunluk bildirimini 75 gün içinde TBMM ye sunar

BÜTÇE
Devlet harcamaları yıllık bütçelerle yapılır. Bütçe kanunlarına bütçe dışında hüküm konulamaz. Bakanlar Kur, bütçe tasarılarını mali yıl başından en az 25 gün önce TBMM ye sunar. 40 üyeli komisyonda incelenir. 55 gün içinde kabul edeceği metni, TBMM de görüşür., karara bağlar.

İNKILAP KANUNLARININ KORUNMASI (5.KISIM – madde 174)
1.Tevhidi tedrisat kanunu
2.Şapka kanunu
3.Tekke ve zaviye kanunu
4.Medeni nikah
5.Beynelminel Erkamın kabulü
6.Türk harflerinin kabulü
7.Efendi, bey gibi lakapların kalkması
8.Bazı kisvelerin giyilemeyeceği kanunu.

*Genel Seçim sonunda YSK nın ilanın takiben 10. gün TBMM Ankara da saat 15 de en yaşlı milletvekili başkanlığında toplanır.

*Anayasanın değiştirilmesi, üye tam sayısının 1/3 ünün yazılı önerisi ile teklif edilebilir .genel kuruda iki defa görüşülür. Teklifin kabulü 3/5 çoğunluğunun gizli oyuyla yapılır. Cum TBMM ye geri gönderebilir. Kanun mecliste 2/3 kabul edilirse Cum kanunu halk oyuna sunabilir.
Geri göndermeden halk oyuna sunarsa Resmi Gazetede yayımlanır. Halkoylamasında yarısından çoğu kabul olmalıdır.1982 Anayasası bu güne kadar 10 kez değişikliğe uğramıştır. 69 madde değişmiştir.




GENEL İDARE
Genel yönetimin merkez örgütü: Cum, Başbakan, Bak. Kur., Bakanları kapsar.
“ “ taşra “ : İl, İlçe ve bucak yönetiminden oluşur.

Yerel Yönetim Kuruluşları. İl özel yönetimi, belediyeler ve köylerdir.

Hizmetsel Yönetim Kuruluşları: TRT, SSK, KİT gibi.

Denetleme Kuruluşları: DDK, DPK, MGK.

Özel Hukuk Yapılı Kurumlar: Merkez Bankası ...


YÖNETİM HUKUKU: (İDARE HUKUKU) Yeni (Genç), dağınık (tedvin edilmemiş), içtihatlara dayanan, kamu yararına dayanan, taraflar arası eşitsizlik olan, anlaşmazlıkları idari yargının çözdüğü hukuktur.

İdare hukukunun kaynakları: Anayasa- Kanun-KHK-Tüzük-Yönetmelik-Yargı içtihatları-Teamül ve tatbikat-Öğreti.

İDARİ İŞLEMLER
Tek yanlı işlemler:a)Bireysel: Atama gibi b)Düzenleyici işlemler: Tüzük, Yönetmelik gibi. (ilgilinin rızası ve onayı yoktur)
İki yanlı işlemler :a)İdari sözleşmeler b)Özel hukuk kurallarına bağlı sözleşmeler.

YARGISAL DENETİME TABİ OLMAYAN İŞLEMLER
*Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler
*YAŞ kararları
*Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu kararları
*Silahlı kuvvetler mensuplarının disiplin cezaları
*Uyarı ve kınama cezaları.

İDARİ SÖZLEŞMELER
A)mali iltizam sözleşmesi: Mültezim adı verilen kişinin karşı tarafa hizmet götürmesidir.
B)Kamu istikraz Sözleşmesi: tahvil, bono vb. aracılığıyla halktan borç alınmasıdır.
C)Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi: Kamu hizmetini özel bir kişi kurup işletirse, bunu öngören sözleşmedir.
D)Yer altı ve yerüstü servetlere ilişkin sözleşmeler
E)Orman işletmesi sözleşmesi
F)idari hizmet sözleşmesi.

İDARİ SÖZLEŞME İLKELERİ
Açıklık, serbest rekabet, en uygun bedelin bulunması, sözleşme yapacak kişide belli yeteneğin aranması ilkeleri.
Kapalı teklif, açık artırma ve eksiltme, pazarlık, yarışma usulleriyle yapılır. İhale kararı alamaya ihale komisyonu yetkilidir. Harcama sözleşmeleri 3 gün içinde sayıştaya gönderilir. Sayıştay 15 gün içinde cevap verir.

YÖNETİMİ ETKİLEYEN ANAYASAL İLKELER
1.Hukuk devleti
2.Sosyal Hukuk Devleti.
3.Laiklik
4.Merkezden ve yerinden yönetim
5.Yönetim bütünlüğü

HUKUK DEVLETİ İLKESİNİN GEREKLERİ
Temel haklar güvenliği (koruyucu haklar, isteme hakları, katılma hakları), yasal yönetim, yasaları anayasayla denetimi, yönetimin yasalarla denetimi, erkler ayrılığı, demokratik rejim.

SOSYAL DEVLET AMAÇLARI
Milli geliri artırmak, adaletli dağılımı sağlamak, özgürlükler için maddi imkan yaratmak, sosyal güvenlik.

YETKİ GENİŞLİĞİ
Genel yönetimin taşrada bulunan üst yöneticilerine belli konularda, merkeze danışmadan karar alma ve uygulama hakkı vermesidir . Yetki genişliği sadece illerde vali tarafından kullanılır.

İDARİ VESAYET
İdarenin bütünlüğü için Merkezi İdareye yerinden yönetim kuruluşlarını belli ölçüde denetleme yetkisi verilmesidir.

*Başbakanlık her yıl bir “Düstur” yayımlar. İçinde o yıl içinde çıkan yasa, tüzük, yönetmelik ... yer alır.

*Bir geleneğin hukuk kuralı olabilmesi için süreklilik, genel inanç, devlet desteği gerekir.

*İçtihadı birleştirme kararı resmi gazetede yayımlanır.

*Doktrin (öğreti):Hukukla uğraşanların görüşleridir.

MERKEZDE YARDIMCI KURULUŞLAR
MGK-DPT-Danıştay-Sayıştay-DDK

MGK, ayda bir toplanır, görüşmeler gizlidir, gerektiğinde kamuoyuna bilgi verilir.

DPT, 30 Eylül 1960 da yasa ile kurulmuştur. 1982 anayasasının 166. maddesi kalkınmanın planlı olmasından bahseder. Başbakana ve bir bakana bağlıdır. Yıllık plan hazırlar.

DDK- 1981 yılında kurulmuş, 1982 anayasasında Cum bağlandığı benimsenmiştir. Araştırma ve denetleme kuruludur. Soruşturma yapmaz. 9 üyeden oluşur. Cum atar. Başkanının Cum seçer. TSK ve yargı organları görev alanı dışındadır. Kararları gizlidir. Rapor Cum.na sunulur.


TAŞRA ÖRGÜTÜ
İL YÖNETİMİ- Vali- İl Yönetim Başkanları- Yönetim Kurulu.
VALİ- İller yasa ile kurulur. Vali ilde, devletin, hükümetin ve bakanların temsilcisidir. Vali istisnai memurluktur İçişleri bakanın önerisi, Bakanlar Kurulunun kararı ve Cum onayı ile atanır. İlde genel emirler çıkarır. Kamu düzenini, güvenliği sağlar, kolluk güçlerinden ve olağanüstü durumlarda askeriyeden yararlanır. İlde genel gözetim yapar. Savcıdan kamu davası açmasını isteyebilir. cezaevlerini korur, gözetir. Konsoloslar ile ilişki kurar, vesayet yetkisi vardır.
Merkez ilçeden sorumludur. Vali merkez ilçenin kaymakamıdır.

İl yönetim Başkanları: Valiye bağlıdırlar. Defterdar, Jandarma Komutanı, Emniyet müdürü, kültür müdürü... merkezle yazışmaları vali aracılığıyla yaparlar.

İl Yön Kur.: Vali başkanlığında, Hukuk işleri müdürü, defterdar, milli eğitim müdürü, bayındırlık müdürü, sağlık müdürü, ...oluşan kuruldur. Mahalle kurulması, köy kurulması... kararları alırlar.

İL ÖZEL İDARESİ
A)İLGENEL MECLİSİ: İl genel bütçesini kabul eder, yıllık program yapar, istikraz sözleşmesi yapar.
B)İL DAİMİ ENCÜMENİ: İl bütçe tasarılarını inceler, ihale kararı alır, kamulaştırma kararı alır.
İl genel meclisi İl özel idaresinin en yüksek görüşme ve karar organıdır.
İLÇE YÖNETİMİ
KAYMAKAM: İlçe yönetiminin başıdır. Valinin gözetim ve denetimindedir. Kararname ile atanır. Olağanüstü durumlarda askerden yardım isteme yetkisi yoktur. 

İlçe yönetim Başkanları: Yazı işleri müdürü, mal müdürü, emniyet amiri, jandarma komutanı... 

BUCAK YÖNETİMİ
Kasaba ve köylerden meydana gelir. İçişleri bakanı kararı ve Cum onayı ile bucak kurulur. Bucak müdürü bakar. İçişleri bakanı atar. Vali emrindedir. Lise mezunu olmak gerekir.

KÖY İDARESİ
1924 yılında çıkan köy kanunu ile kurulmuştur. A)Köy derneği: Köy İhtiyar meclisi ile muhtarı seçmek, isteğe bağlı işerin zorunlu hale gelmesini sağlamak, belirlenememesi halinde köy imamını seçmek.
B)Köy ihtiyar meclisi: Köy işlerini sıraya koymak, kamulaştırma yapmak.
C) Muhtar: Mevzuat ilan etmek, güvenliği sağlamak, adli işlemleri takip etmek, sağlığı korumak, salgın ve bulaşıcı hastalığı hükümete bildirmek, asker ve vergilerde hükümete yardımcı olmak.

KÖY GELİRLERİ: Salma, İmece, Diğer gelirler.

KAMU MALLARI
Özel mallar- Sahipsiz mallar- Orta malları- Hizmet malları.
Kamu malları satılamaz, kamulaştırılamaz. İpotek yapılamaz, haczedilemez, zamanaşımı ile sahip olunamaz, vergiden muaftır, sınırlı bir kısmı tapu kütüğüne yazılır.


YÖNETİMİN MAL EDİNME YÖNTEMLERİ
KAMULAŞTIRMA (İstimlak)- Konusu taşınmaz mallardır.
TAŞINIR MAL KAMULAŞTIRMASI (İstimval) Olağanüstü dönemlerde yapılır.
Kamulaştırma bedel davalarına Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar. Geçici işgali İl İdare Kurulu yapar.

İDARİ KOLLUK
Güvenlik, Esenlik, Sağlık, Genel ahlakın korunması uğraş alanlarıdır.

KOLLUK GÜÇLERİ
Genel Özel
Jandarma Köy kolluğu
Polis Belediye kolluğu
  Gümrük “
  Orman “
  Diğerleri
 
KOLLUK YETKİSİNİ KULLANAN YERLER
Bakanlar Kurulu
İçişleri Bakanlığı
Vali, Kaymakam, Bucak müdürleri
Özel kolluk yerleri

 TBMM ‘NİN GÖREVLERİ
*Kanun koymak, değiştirmek
*Bakanlar kuruluna KHK çıkarma yetkisi vermek (Yetki Kanunu ile verir- Olağanüstü dönemlerde yetki kanununa gerek yok)
 *Bütçe tasarılarını görüşmek, kabul etmek
*Bakanlar Kurulunu denetlemek
*Ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek
*Milletler arası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak
*Para basılmasına karar vermek
*savaş ilanına karar vermek
*genel ve özel af ilanına karar vermek
*Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.

NOTLAR
Önemli: TBMM bir yasama yılında en fazla 3 kez tatil yapabilir. Ekim ayının ilk günü Cum açılış konuşması ile çalışmalarına başlar, TBMM Bütçe komisyonu 40 kişiden oluşur, 25 iktidar, 15 muhalefet üyesi. Cumhurbaşkanın tek veto edemediği kanun BÜTÇE kanunudur. Milletlerarası anlaşmalar kanun niteliğindedir. İtiraz edilemez.

*TBMM toplantı yeter sayısı: üye tam sayısının 1/3 ü (184 kişi)
*TBMM karar yeter sayısı: toplantıya katılanların salt çoğunluğudur. Üye sayısının ¼ ünden az olamaz.
*TBMM üyelerinin %5 i boşalırsa ara seçimlere gidilir.(3 ay içinde karar verilir) Ara seçim her seçim döneminde 1 kez yapılır. Genel seçimsen 30 ay geçmedikçe, genel seçime 1 yıl kala ara seçim yapılmaz.

*Kanun teklif etmeye Bakanlar kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
*Bakanlar Kurulu- Kanun Tasarısı (kanun projesi), Milletvekilleri- Kanun teklifi verir.

*KHK olağan dönemlerde Bakanlar Kur. tarafından, Olağanüstü dönemde Cum başkanlığında toplanan Bak. Kur. tarafından çıkarılır.
*KHK ile kişi hakları ve ödevleri düzenlenemez. KHK ler başka tarih belirtilmemişse Resmi Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.

*Başbakanın Yüce Divana sevki halinde Hükümet düşmüş sayılır.

*Osmanlının yönetim biçimi mutlak monarşidir.

*1961 ve 1982 ortak özellileri: anayasalar askeri müdahaleler sonucu oluştu.(bir kanadı sivil, diğer,i askeridir.) halk oyuna sunularak kesinleşti (1961 %61 evet, 1982 %91 evet) . Sivil kanadın Bakanlar Kur. kurma ve düşürme yetkisi yoktur.

*1961 ve 1982 farkları:Danışma meclisi, temsilciler meclisine göre daha fazla bürokrasi ağırlıklı,1982 anayasası daha kazuistik, daha sert, temel hak ve özgürlükler daha fazla kısıtlanmış, otorite ağırlığı var. 
 
*Parlamenter sistem yarı doğrudan demokrasilerde görülür. Aracı referandumdur. Referandum, Anayasal değişikliğin halk oylamasına sunulmasıdır.

*1982 anayasasında seçimlerin genel oy, eşit oy, gizli, açık sayım , yargı ve denetim organlarının denetiminde yapılması var.
Genel oy, herkesin oy hakkına sahip olasıdır. Eşit oy, sadece bir oy hakkına sahip olmasıdır.

*Kanuni Hakim güvencesi: Hiç kimse tabi olduğu mahkemeden başka mahkemeye çıkarılamaz.

*Sosyal devlet ilkesi ilk kez 1961 anayasasında benimsenmiştir. DPT 1961 anayasasıyla kurulmuştur.

*Jandarma devlet: devletin görevi savunmadır der.

*Polis devlet: Hukuk unsuru yoktur. Vatandaşlara hukuki güvence verilmemiştir.17.18 yy.da Almanya’da görülmüştür.

*Hangi durumda olursa olsun, yaşama hakkına, kişinin maddi manevi bütünlüğüne dokunulamaz, din vicdan düşünce açıklamasına zorlanamaz, suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, karar verilmedikçe kimse suçlu sayılmaz. 

*1982 anayasasında hak ve hürriyetler:
A-Kişi Hak ve Hürriyetleri
-Kişi hürriyeti
-Kişinin dokunulmazlığı
-zorla çalıştırılma yasağı
-özel hayatın gizliliği
-din ve vicdan hürriyeti
-düşünceyi açıklama hürriyeti
-basın hürriyeti

B-Sosyal ve ekonomik haklar
-Eğitim ve öğretim hakkı
-Ailenin korunması hakkı
-Özelleştirme
-Çalışma hakkı
-grev ve sendika hakkı
-sosyal güvenlik hakkı

C-Siyasi haklar
-Vatan hizmeti
-Vergi hakkı
-Dilekçe hakkı
-Türk vatandaşlığı hakkı
-seçme ve seçilme hakkı
-kamu hizmetine girme hakkı

*Cumhurbaşkanı Yargıtay üyesi seçemez.

*KARŞI İZMA: Cum. Bakanlar kurulu ile birlikte yaptığı işlemlerden Başbakan ve Bakanlar sorumludur.

*Cum Genel Sekreterliği (Devlet denetleme kurulu) 1982 anayasası ile Cum kararnamesi ile düzenlenmiştir.

*TBMM genel seçimlerinden önce Adalet, Ulaştırma ve İçişleri bakanları çekilr.

*Olağanüstü Hal İlan etme yetkisi Cum başkanlığında toplanan Bak.Kur.aittir.

*Savaş halinde sıkı yönetim ilan edilir. Diğer olaylarda olağanüstü hal ilan edilir.

*Sayıştay ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, anayasada sayılmış Yüksek mahkemeler arasında yer almaz, fakat yüksek mahkeme statüsündedirler.

*Devletin şekli, Cumhuriyetin nitelikleri, İstiklal marşı, Türk bayrağı ve Başkent Ankara anayasanın değiştirilemeyecek hükümleri arasındadır.

*Laiklik 1924 anayasasına 1937 de yapılan değişiklikle girmiştir.

*Yerel yönetim merkezi yönetime karşı daha demokratiktir, ama ülke bütünlüğü sarsılabilir,Partizanca uygulamalara yol açabilir, mali denetimde güçlükler olabilir.

*Hiyerarşik amirler
Merkez İdarenin başkent teşkilatı - Bakan
İl özel idaresi - Vali
Belediye idaresi - Belediye Başkanı
Köy idaresi - Muhtar.

*Jandarma kolluk yetki ve görevleri yönünden İçişleri Bakanına bağlı, Eğitim ve öğretim yönünden Genel Kurmay Başkanlığına bağlıdır, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde örgütlenmiştir.

*Köy korucuları Köy ihtiyar meclisi tarafından tutulur, Kaymakam emri ile işe başlar.

*Sağlık eğitim hizmetleri İdari kamu hizmetlerine, SSK, BAĞKUR, İŞKUR sosyal kamu hizmetlerine girer.

*Devlet adına imtiyaz verme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.

*İlk bölgesel kalkınma planı GAP tır.

*Belediye başkanı mazeretsiz kesintisiz 20 gün işe gelmezse Belediye başkanlığı düşer. Belediye Meclisi Belediye başkanı hakkında yetersizlik kararı verirse Belediye başkanı İçişleri Bakanı önerisi ve Danıştay incelemesi sonucu düşebilir.

 
EKLER 

7.5.2004-5170/1 madde kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. devlet bunu yaşama geçirmekle yükümlüdür.
2001-47069-23 Türk ana veya Türk babanın çocuğu Türk’tür.
2001- Vatandaşlar dilekçe verebilir- karşılığı kendilerine yazılı olarak gecikmeden yapılır.
2005-5370/1 RTÜK Kanunu Radyo ve TV istasyonu kurmak, kanunla düzenlenecek şartlarla serbesttir. RTÜK 9 üyeden oluşur.

07.05.2004 tarihinde anayasada yapılan değişiklikler:
1.Kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu, devletin bunu yaşama geçirmekle sorumlu olduğu. Madde 10
2.Savaş dışında kişinin yaşama hakkına, maddi manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz. Ölüm cezalarının infazının önü kapandı. Madde 15
3.Mahkemece verilen ölüm cezaları nedeniyle kişinin maddi manevi varlığına dokunabilme kaldırıldı. madde 17
4.Kanuna uygun basımevleri hizmetten alıkonulamaz. Madde 30
5. Savaş, terör vb nedenlerle ölüm ve müsadere (mala el koyma) cezası verilemez.
6.Mahkemece verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar verme TBMM nin görevleri arasından çıkarılmıştır.
7.Genek Kurmay Başkanının YÖK e üye seçme yetkisi kaldırılmıştır. YÖK üyelerini Üniversiteler, Bakanlar Kurulu, Cum seçer. Atama yetkisi Cum nındır.
8.DGM yi düzenleyen 143. madde kaldırılmıştır.
9.Sayıştayın Silahlı kuvvetler elinde bulunan malları denetleme yetkisi genişletilmiştir.



ULUSLAR ARASI KURULUŞLAR

AVRUPA BİRLİĞİ 
18 Nisan 1951 de altı Avrupa Devleti (Belçika, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Lüksemburg) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu adı altında kuruldu.1957 de Roma’da atılan imza ile Avrupa Ekonomik Topluluğu adını aldı.1958 de yürürlüğe girdi.
Üye sayısı bugün 25 dir.

Sonradan katılanlar:
 İNGİLTERE 1973, İRLANDA 1973, DANİMARKA 1973 de
YUNANİSTAN 1981, İSPANYA 1986, PORTEKİZ 1986 da,
AVUSTURYA 1995, İSVEÇ 1995İ FİNLANDİYA 1995 de,
*POLONYA, MACARİSTAN, LİTVANYA, LETONYA, ESTONYA, SLOVAKYA, ÇEK CUM, SLOVENYA, MALTA, KIBRIS RUM KESİMİ Mayıs 2004 de üye oldular. 10 ülke.

TÜRK- AB İLİŞKİLERİ
1959 Ortaklık anlaşması için AET ye başvurma
1963 Ankara Anlaşması imzalandı
1964 “ “ yürürlüğe girdi
1973 Katma protokol yürürlüğe girdi, geçiş dönemi başladı.
1987 Tam üyelik başvurusunda bulunuldu.
1996 GÜMRÜK BİRLİĞİ kuruldu.

AB ORGANLARI
Avrupa Zirvesi
Avrupa Parlamentosu (Birliğin tek demokratik organıdır)
Avrupa komisyonu
Bakanlar Konseyi
Adalet Divanı

AB FİNANSMAN KURULUŞLARI
Avrupa Yatırım Bankası
AB Bütçesi
Avrupa Parasal İşbirliği Fonu
Avrupa Garanti ve yönlendirme Fonu
Avrupa Sosyal Fonu
Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu
Avrupa Kalkınma Fonu


*AB 1 Ocak 1993 de Tek Pazara geçmiştir.
*AB ortak parası EURO dur 1 Ocak 2002 de dolaşıma girdi, AB üyesi olup EURO kullanmayan ülkeler: İngiltere, Danimarka, İsveç

IMF( ULUSLAR ARASI PARA FONU)

Uluslar arası parasal işleri düzenlemek amacıyla 1945 de kurulmuştur. Merkezi Washington’dur. 1997 yılı itibariyle üye sayısı 181 dir.
En yetkili organı Guvernörler Kuruludur. Para birimi SDR dir.(Özel çekme hakları)
Türkiye IMF ye 1947 yılında üye olmuştur.

DÜNYA BANKASI
1945 de kurulmuştur. Üye ülkelere proje kredileri verir. Savaş sonrası yapılanma için yardımda bulunur, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere mali destek sağlamak amaçlarıdır.


NATO (KUZEY ATLANTİK ANLAŞMASI ÖRGÜTÜ)
Örgütü 4 Nisan 1949 da 12 devlet Washington’da kurdu. (Belçika, Kanada, Danimarka, ABD, Fransa, İngiltere, İzlanda, ,İtalya, Lüksemburg, Norveç, Hollanda, Portekiz) Kuzey Atlantik’te barış ve güvenliği sağlamak amacıdır. Şu an 26 üyesi var. Avrupa Kıtasından olmayan iki ülke ABD ve Kanada. Merkezi Brüksel’de. En yüksek organı Askeri Komitedir.


Sonradan katılanlar:
1952 de TÜRKİYE ve YUNANİSTAN
1955 de FEDERAL ALMANYA
1982 de İSPANYA
1999 da ÇEK CUM, MACARİSTAN, POLONYA
2004 de BULGARİSTAN, ESTONYA, LETONYA, LİTVANYA, ROMANYA, SLOVAKYA, SLOVENYA

*NATO üyesi ülke başkanlarının katılacağı NATO zirvesi 27-29 Haziran 2004 de İstanbul’da yapılmıştır.

HEM AB- HEM NATO ÜYESİ OLAN ÜLKELER
19 ÜLKE- Belçika, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Danimarka, İngiltere, Lüksemburg, Portekiz,Yunanistan, İspanya,Polonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Estonya, Slovakya, Solovenya, Çek Cum, )

NOTLAR:
*2.Dünya Savaşı sonrası Türkiye’de en büyük ekonomik gerileme 2001 yılında yaşandı.
*2001 yılındaki tek olumlu gelişme ihracatın % 12,3 oranda artmasıdır
*Son 20yıl içinde ekonomide en büyük büyüme1997 de, en büyük küçülme 2001 dedir.
*Dünyada ilk beş ekonomi: ABD-JAPONYA-ALMANYA-KANADA-ÇİN
*Türkiye’de en yüksek enflasyon 1994 de görüldü.
* “ dalgalı döviz kuru uygulanmaktadır.
*Bankacılığı Bankacılık Denetleme Düzenleme Kurulu denetler.
*Devletçe el konulan mallar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna aktarılır.
*Piyasada denge sağlamak için döviz alım satımını Merkez Bankası yapar.
*GSMH nın sektörlere göre dağılımı: Hizmetler- Sanayi- Tarım.
*2000 nüfus sayımına göre nüfus artışı % 1,8 dir.
*Ülkemizde işgücünün sektörlere göre dağılımı: Hizmetler- Tarım-Sanayi.
*Türkiye OECD’nin kurucu üyesidir.
 *Para yönetimini Hazine yapar.
*Türkiye 2003 de % 5,9 büyümüştür.
*2000 nüfus sayımına göre T.C 67.845 bin nüfusa sahip.
*Nüfusun % 35 i tarımda çalışmakta.
*Türkiye Avrupa Konseyine 1950 de üye oldu.

Türkiye'nin üye olduğu uluslararası kuruluşlar 
Asya Kalkınma Bankası (ASDB)
Uluslararası İmar Bankası (BIS)
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Konseyi (KEI)
Gümrük İşbirliği Konseyi (CCC)
Avrupa Konseyi (CE)
Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı (CERN)
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD)
Avrupa Ekonomik Konseyi (ECE)
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO)
Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)
Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması (GATT)
Uluslararası Atom Enerji,Kurulu (IAEA)
Uluslararası Ekonomik İşbirliği Bankası (IBRD)
Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO)
Uluslararası Ticaret Odası (ICC)
Uluslararası Serbest Ticaret Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU)
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi (ICRM)
Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA)
İslam Kalkınma Bankası (IDB)
Uluslararası Enerji Kuruluşu (IEA)
Uluslararası Tarım Gelişimi Fonu (IFAD)
Uluslararası Finans Teşekkülü (IFC)
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu (IFRCS)
Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO)
Uluslararası Para Fonu (IMF)
Uluslararası Denizcilik Teşkilatı (IMO)
Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı (INMARSAT)
>Uluslararası Telekomünikasyon Uydu Teşkilatı (INTELSAT)
>Uluslararası Polis Teşkilatı (INTERPOL)
>Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)
>Uluslararası Göçmen Teşkilatı (IOM)
>Uluslararası Standartlaşma Teşkilatı (ISO)
>Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITO)
>Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi (NACC)
>Kuzey Atlantik Savunma Parkı (NATO)
>Nükleer Enerji Kurulu (NEA)
>Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD)
>İslam Konseyi (ICO)
>Avrupa İşbirliği ve Güvenlik Teşkilatı (OSCE)
>Daimi Hakemlik Mahkemesi (PCA)
>Birleşmiş Milletler (BM)
>BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) (1964 DE Cenevre’de toplandı)
>BM Eğitim, Bitim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)
>BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR)
>BM Endüstri ve Gelişme Teşkilatı (UNIDO)
>BM Irak-Kuveyt Gözlem Misyonu (UNIKOM)
>BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu (UNRWA)
>Evrensel Posta Sendikası (UPU)
>Batı Avrupa Konseyi (WEU)
>Dünya Ticaret Sendikası Federasyonu
>Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
>Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WPO)
>Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO)
>Dünya Ticaret Teşkilatı (WTO)


Türkiye'nin kurucu üye olduğu uluslararası kuruluşlar 
Uluslar arası Kuruluş Kuruluş Yılı
BM 1945
UNESCO 1945
OECD 1960
İKÖ 1969
AGİT 1975
KEİ 1992
D-8 1997
ECO 1985
DTÖ 1995

KISALTMALAR
GATT: Gümrük tarifeleri ve ticaret anlaşması
G-5 :Fransa, Almanya, Japonya, İngiltere, ABD
G-7:G-5 + İtalya, Kanada
EFTA: Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (İng, Danimarka, Avusturya, Portekiz, İzlanda, İsviçre, Finlandiya)
NORDİK TOPLULUĞU: Kuzey Avrupa ülkeleri
LAFTA: Latin Amerika Serbest Ticaret Bölgesi
NAFTA : Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (ABD, Meksika, Kanada..) Şili değil.
APEC: Asya ve Pasifik Ekonomik İşbirliği (ABD, Japonya, Brınei, Papua Yeni Gine...) Avrupa ülkeleri üye değil. 
ASEAN:Güney Doğu Asya Uluslar arası Örgütü ( Endonezya, Malezya, Myanmar, Laos...) 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

VATANDAŞLIK MİNİ NOTLAR


21/3/2009 · Kategori: KPSS

VATANDAŞLIK MİNİ NOTLAR

 1921 Anayasası:
 Milli Egemenlik ilk kez dile getirilir. 
 Türk tarihinin en yumuşak anayasasıdır. 
 Yasama ve yürütme yetkisi mecliste toplandığı için Meclis hükümeti söz konusudur.
 Meclisin bakanları her zaman değişebilir. 
 Bakanlar kurulunun meclise kullanabileceği hiçbir silahı yoktur. 
 Bakanlar teker teker meclis tarafından seçilir.
 Devlet Başkanlığı müessesi yok. 
 Meclis hükümeti; yasama ve yürütme, yasamada birleşmiştir. 
 Milletvekili seçimlerini 2 yılda bir yapılmasını öngörmüştür. 
 Hangi ilin başkent olacağı karar verilmemiştir. 
1924 Anayasası: 
 Karma hükümet sistemi benimsenmiştir. Karma hükümet sistemi, meclis hükümet sistemi ile parlamenter hükümet sistemine geçiş arasındaki süreçtir. 
 Cumhuriyetin ilanı ile birlikte kabine sistemi oluşmuştur. 
 Anayasa sertliği söz konusudur: Anayasanın değişikliği konusuna ilişkin prosedür ayrıntılı işlenmiş ve bazı şartlara bağlanmıştır. Kanunların anayasaya aykırı olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Fakat 1961 anayasasına kadar geçen sürede kanunların anayasaya uygunluğuna ilişkin bir yargısal denetim mekanizması mevcut olmadığından, anayasa ihlali sıkça görülmüştür. 
 Laiklik: Öncelikle 1928 yılında “Devletin dini İslam’dır” maddesi anayasadan çıkartılmış ve 1937 yılında da 6 Atatürk ilkesi anayasaya alınmıştır. 
 Kamu Hürriyetleri: Tabii Hak ilkesi kabul görmüştür. Bu ilke ile hürriyetin tanımı yapılmış ve sınırı çizilmiştir. Denetim mekanizmansın yokluğu dolayısıyla meclis tarafında sıkça çıkarılmıştır.
 Çoğunlukçu demokrasi anlayışına sahiptir. 
 1946 yılından itibaren çok partili siyasi hayat kabul edilmiştir. 
 1946 yılından itibaren tek dereceli seçim sistemi benimsenmiştir. 
 Parlamenter sistemin ayırıcı özelliği; yürütme organın, yasama organından kaynaklanması ve ona karşı sorumlu olması. 
1961 Anayasası:
 Yasama yetkisi Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olarak iki meclis arasında bölüşülmüştür. Parlamenter sistem uygulanmıştır. 
 Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu (1960). Kalkınma ve yıllık planları hazırlar. 
 27 Mayıs 1960 müdahalesiyle birlikte geçici bir anayasa düzeni kurulmuş ve meclisin yetkileri ile donatılmış Milli Birlik Komitesi (MBK) oluşturulmuştur. MBK, Kurucu Meclisin askeri kanadını oluştururken Danışma Meclisi sivil kanadı oluşturuyordu. Bu komitenin kurduğu Kurucu Meclis anayasa ve seçim kanunlarını yapmakla görevlendirilmiştir. Kurucu Meclis üyelerinin bir bölümü iki dereceli seçimle seçilen üyelerden, bir bölümü siyasal partilerin kendi seçtikleri temsilcilerden, diğer bölümü de çeşitli kuruluşların (üniversiteler, barolar, yargı organları gibi) temsilcilerden oluşmuştur. Üyelerin bir bölümü de Devlet Başkanı ve Milli Birlik Komitesi tarafından seçilmişti. 
 Anayasanın üstünlüğü: Anayasanın 8. maddesi ile anayasaya aykırı kanunların çıkartılamayacağı, uygulanamayacağı belirtildikten sonra, Anayasanın yasama, yürütme ve yargı organları ile idareyi ve kişileri bağladığı belirtilerek Anayasanın üstünlüğü gerçekleştirilmiştir. Ayrıca kurulan yargısal denetim mekanizması ile önemli bir güvence sistemi getirecek anayasanın üstünlüğü sağlanmaya çalışılmıştır. Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. 
 Kuvvetler ayrılığı ilkesi: Yasa yapma yetkisi TBMM, yargı yetkisi Mahkemelere ve yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Yargı erkinin bağımsızlığı ile pratik önem kazanmaktadır. 
 Devlet iktidarının paylaşımı: İki meclis sistemi getirilmiştir. Buna göre meclis yani yasama organı Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olarak ikiye ayrılmıştır. Genel idare içinde özerk yönetimle, kendi kendilerini yönetme yetkisine sahip kuruluşların yapılanmasına izin vermektedir. Örneğin; üniversiteler ve radyo televizyon idarelerinin konumu bu kapsamdaydı. 
 Çoğulcu toplum yapısının geliştirilmesi: Siyasi partiler güvenceli bir hukuki statüye kavuşturulmuştur. Sendikalar hakkında düzenlemeler iş hukukun gelişimi ve demokratik esaslara uyumu açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Özerk statüye sahip kamu kuruluşları kurulmuştur. 
 Temel hakların genişletilmesi ve güçlendirilmesi: Önceden izin almaksızın toplantı ve yürüyüş yapma hakkı getirilmiştir. Temel hak ve hürriyetler, anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Bu madde ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ağırlaştırılmıştır. 1961 anayasası ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması, yargısal denetime tabii kılınacak önemli bir gelişme sağlanmıştır. 
 Sosyal devlet: Amaç sosyal adaleti, barışı ve toplumsal dengeyi sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için devlet aktif olarak ekonomik ve sosyal hayata müdahale ederek sosyal devlet anlayışını uygulamakla yükümlüdür. 
 Parlamenter sistem; yasama ve yürütmenin yumuşak bir şekilde ayrıldığı sistemdir. Yarı doğrudan demokrasilerde görülür. En önemli aracı referandum. Referandum, Anayasal değişikliklerin halk oyuna sunulmasıdır. 
1961 Anayasasının Uygulanması 
1961 anayasası %40’a yakın bir muhalefetle kabul edilmiştir. Muhalefetin nedenleri:
 27 Mayıs hareketiyle iktidardan uzaklaştırılan Demokratik Parti taraftarlarının bu hareket sonucu hazırlanan 1961 Anayasanın haksız mücadelenin ürünü olduğunu düşünmeleri.
 Anayasa hazırlanırken Demokrat Parti tabanın dışlanmasıdır. 
1961 Anayasası 1971-1973 ara rejimleriyle rötüşlanmıştır:
 Yürütme güçlendirilmiştir. Bakanlar kuruluna KHK (Kanun Hükmünde Kararname) çıkarma yetkisi verilmiştir. 
 Temel haklarda sınırlamalar getirilmiştir. Tabii yargı yolu yerine kanuni yargı yolu getirilmiştir. 
 Yargısal denetimde sınırlamalar getirilmiştir. Anayasa mahkemesine iptal davası açma hakkına sahip taraflarda sınırlamalar getirilmiştir. Cumhurbaşkanı ve ana muhalefet partisidir. Anayasa mahkemesi Anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden denetleyebilir. 
 Askeri Yüksek İdari Mahkemesi kurularak asker kişilerle ilgili idari işlem ve eylemlerin denetimi Danıştay’ın görevinden çıkarılmıştır. 
 Ayrıca hakimlerin atanmalarında genel yöntemden sapan Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmuştur. 
 TRT’nin özerkliği kaldırılmış ve üniversitelerin özerkliği azaltılmıştır. 
 Vergi, resim, harçların muafiyet ve istisnaları ile nispet ve hadlerine ilişkin hükümlerde değişiklik yapmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. 
 Bu değişikliklerin yapılmasının ana nedeni, 1961 anayasasının devlet otoritesini zayıflattığı, devleti güçsüz kıldığı düşüncesinde yatmaktadır. 




1982 Anayasası:
 12 Eylül 1980’de asker yönetime el koydu. Böylece ülke yönetimine ilişkin tüm görev ve yetkileri Milli Güvenlik Konseyi (MGK) yürütüldüğü geçici bir dönem başlamıştır. 
MGK’nın yetkileri: 
 MGK Başkanı Cumhurbaşkanın yetkilerine sahipti Milli Güvenlik Konseyi de Anayasanın Cumhuriyet Senatosuna ve TBMM’nin yetkilerine sahipti. 
 Konsey Anayasayı değiştirme yetkisine sahipti. Bu yetki ile Konsey Kurucu İktidar özelliğini taşımaktadır. 
 Konseyce yapılan işlemler, çıkarılan kanunlar hakkında Anayasaya aykırılıktan yargı yoluna başvurulamazdı. 
 Bakanlara kamu personeli hakkında uygulanacak işlemler ve alınacak kararlar için yürütmenin durdurulması istemi ileri sürülemezdi. 
 Milli Güvenlik Konseyi 1981 yılında Kurucu Meclis hakkında kanun ile yeni bir anayasa çalışmalarına başlamıştır. Bu kanuna göre Kurucu Meclisin görevleri:
 Yeni anayasayı ve bu anayasanın halk oyuna sunuluşunu hazırlamak. 
 Siyasi partiler kanunu hazırlamak ve seçim kanunu hazırlamak. 
 TBMM kurulup göreve başlayıncaya kadar yasama yetkisine dayanarak, kanun koyma, değiştirme, kaldırma görevlerini yapma. 
 Kurucu Meclis 2 kanattan oluşuyordu. Milli Güvenlik Konseyi (askeri kanat) Danışma Meclisi (sivil kanat). Danışma Meclisi, kanun tasarısı ve teklifleri ile Anayasa metnini hazırlayıp MGK’ya sunuyordu. MGK bu metinleri değiştirerek ya da tam olarak kabul edip Resmi Gazetede yayınlıyordu. Danışma Meclisi 120+40 üyeden oluşuyordu. 40 üye doğrudan MGK’ca seçiliyordu. 120 üye ise; her ilin Valileri kendi iline ait kontenjanın 3 katı kadar üyeyi MGK’ya bildiriyordu MGK da seçiyordu. 
1982 Anayasası ve 1961 Anayasası Benzerlikleri:
 Askeri müdahale ile oluşmuşlardır. 
 Anayasalar yürürlüğe girmeden önce halk oyuna sunulmuşlardır. 
 Her iki Anayasanın sivil kanadının yetkileri sınırlıydı. Bakanlar kurulunu kurma, düşürme yetkileri yoktu. 
 Her iki Anayasada bir askeri bir sivil kanadın oluşturduğu kurallar aracılığıyla yapılmıştır. 
 1961 Anayasası Askeri kanat: Milli Birlik Komitesi, Sivil kanat: Temsilciler Kurulu. 1982 Anayasası Askeri kanat: Milli Güvenlik Komitesi, Sivil kanat: Danışma Meclisidir. 
1982 Anayasası ve 1961 Anayasası Farklılıkları: 
 1961 Anayasasında yer alan Sivil Kanat (Temsilciler Kurulu) daha temsili nitelik taşırken. 1982 Anayasasında Sivil Kanat Danışma Meclisinin üyeleri atanmıştır. 
 CHP, CKMP 1961 Anayasanın hazırlanmasında rol alırken 1982 Anayasasında yani Danışma Meclisinde hiçbir siyasi parti yok. Danışma Meclisi daha bürokratik bir görevdedir. 
 Temsilciler Meclisi, Danışma Meclisinden daha yetkiliydi.
 1961 Anayasasında halk oylamasında ne olacağı belliyken (Anayasa kabul edilmez ise yeniden seçim yapılacak ve yeni Temsilciler Meclisi kurulacaktı). 1982 Anayasasında böyle bir hüküm yoktu.
 1961 Anayasasında siyasi partiler kamuoyu oluşturma açısından rol alırken. 1982 Anayasasında hiç bir muhalif harekete izin verilmemiştir. 
 1982 Anayasası halk oyuna sunulurken Cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılmıştır. 
1982 Anayasasının Özellikleri:
 Daha ayrıntıcıdır. 
 Geçiş dönemi öngörmüştür. Bir defaya mahsus olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi halka yaptırılmıştır. 
 Katı ve serttir. Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanlığı onayı şartı ilk kez getirilir. 
 Milli Güvenlik Konseyinin düzenlediği kanunların anayasaya aykırılığı iddia edilemez. 2001 değişiklikleriyle çıkarılmıştır. 
 Otoritenin ağırlığı artmıştır. Kamu yararının, kişilerin yararından önce geldiği düşüncesi ve anarşi kaygıları sebebiyle hak ve hürriyetlerde sınırlamalara gidilmiştir. Güçlü devlet, otoriter idare kavramları ön plana çıkmıştır. 
 Yürütme organı güçlendirilmiştir. Cumhurbaşkanı makamı güçlendirilmiştir. 
 Siyasi karar alma mekanizmalarındaki tıkanıkları giderici hükümler getirilmiştir. 
 Daha az katılımcı bir demokrasi modelini benimsemiştir. Siyasi partilerin kadın ve gençlik kolu gibi ayrıcalık yaratan yan kuruluşları meydana getirme yasaklanmıştır. 1995 değişiklikleriyle hepsi çıkarılmıştır. Seçim dönemi 5 yıla çıkartılır. 
Hukuk Devleti
 Yürütme işlemlerinin yargısal denetimi olması
 Yasama işleminin yargısal denetime tabi olması
 Kanuni hakim güvencesi: Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz. 
 Yargı bağımsızlığı
 Kuvvetler ayrığının benimsenmesi ilkeleri geçerlidir. 
Sosyal Devlet
 Herkese insan haysiyetine yakışır asgari bir hayat düzeni sağlamalıdır.
 Vergi adaleti.
 Kamulaştırma ve devletleştirme.
 Planlama.
 Sosyal haklar. 
Anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak:
 Bazı hükümlerinin değiştirilmesinin tamamen yasaklanmasına. Anayasa değiştiren kanunların kabulü için özel yöntemler öngörülmüştür. 
 Teklif ve kabul yeter sayısının kanunlarınkine göre daha yüksek olması.
 Bazı durumlarda referanduma başvurulmasının zorunlu olması. 
Devletin Temel İlkeleri
 Devletinin şeklinin Cumhuriyet olduğunu – Cumhuriyetin nitelikleri – Devletin bütünlüğünü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti belirtilir. Bu 3 maddeden sonra gelen 4. maddede ilk 3 maddenin değiştiremeyeceği, değiştirilmenin teklif dahi edilemeyeceği belirtilir. 
Seçimler:
1. Genel Oy: 1924 yılında erkekler için genel oy, 1934 yılında da kadınlara tanınmıştır. Sınırlamalar; 18 yaş ve seçmen kütüğüne kayıtlı olmak. Her vatandaşın, milletvekili veya yerel yönetim seçimlerinde, yaş ve sezginlik dışında başka bir nitelik aranmadan oy hakkına sahip olması. Sahip olunan servet, ödenen vergi miktarı, öğrenim durumu, cinsiyet gibi sınırlamalar olmaksızın, bütün vatandaşların oy hakkına sahip olmalarıdır. 
2. Eşit Oy: Hiçbir kritere bakılmaksızın her seçmenin tek bir oya sahip olmasıdır. 
3. Seçimlerin Serbestliği: 1982 anayasasında oy kullanmayanlara getirilen para cezası ile ihlal edilmiştir. 
4. Tek Dereceli Seçim: Temsilciler seçmen tarafından doğrudan seçilirler. 1946 yılından itibaren uygulanmıştır. İki dereceli seçim sistemi uygulanması 1982 Anayasasına göre mümkün değildir. 
5. Oyun Gizliliği: 1950 seçimlerinde ilk defa uygulanmıştır.
6. Açık Sayım ve Döküm: Her şey açık yapılıyor. Sayım ve döküm ilk kez 1950 yılında yapıldı.
7. Seçimlerin Yargı Organlarının Yönetim ve Denetiminde Yapılması: Seçimlerde yargısal karar organı olarak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yetkilidir. Kararları kesindir. Bu ilke 1961 ve 1981 yıllarında yer almıştır. 
8. Çok Partili Siyasi Hayat: Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar ve Anayasa, kanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler. Vatandaşlar siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkmaz hakkına sahiptir. Siyasi partilere üye olma yaşı 18’dir. 
Siyasi Partilerin Faaliyetlerine Getirilen Sınırlamalar:
1. Amaçlarına ilişkin yasaklar: Cumhuriyet ve laiklikle çelişen partiler kurulamaz. 
2. Örgütleme ve çalışmalarına ilişkin yasaklar: Hakim ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, memur statüsündeki görevliler, işçi niteliği taşımayan kamu görevlileri, silahlı kuvvetler mensupları, yüksek öğretim öncesi öğrenciler siyasi partilere üye olamazlar. 
3. Siyasi partiler ticari faaliyetlerinde bulunamazlar: Siyasi partilerin gelir ve giderleri amaçlarına uygun olması gerekir. Bu denetimi Anayasa Mahkemesi yapar. 
Dip Not: Siyasi partiler herhangi seçim çevresinden milletvekili çıkarabilmesi için; ülke genelindeki geçerli oyların toplamının en az %10’nu alması gerekmektedir. 
Siyasi Partilerin Kapatılması 
 Sadece Cumhuriyet Başsavcısı açabilir. Dava Anayasa Mahkemesine açılır ve burada kesin kara bağlanır. Cumhuriyet Başsavcısı davayı re’sen açabileceği gibi, Bakanlar Kurulu kararı veya Adalet Bakanı ya da bir siyasi partinin talebi üzerine açabilir. Bir siyasi partinin kapatılması kararında Anayasa Mahkemesi 3/5 çoğunluğun oyu şartı getirilmiştir. 
Siyasi Partilere Devlet Yardımı 
 %10 barajını açanlara verilir. Barajı aşmamış olmakla beraber, milletvekili seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını almış bulunan partilere yapılır. 
Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması
 Savaş, sıkıyönetim, seferberlik, olağan hal zamanlarında mümkündür. Bazı sınırlamalar vardır; milletlerarası hukuktan hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen ya da tamamen durdurulabilir. Hiçbir şekilde durdurulamayacak temel hak ve hürriyetler:
 Yaşama hakkı, maddi ve manevi bütünlüğü koruma hakkı, suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi, masumluk karinesi (suçluluk kesinleşinceye kadar masumluk). 
Yürütme Organın Yapısı ve Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı
 Cumhurbaşkanı 1982 Anayasasına göre TBMM tarafından seçilmektedir. 1961 Anayasasından farklı olarak 1982 Anayasasında Cumhurbaşkanın TBMM dışından da seçilmesine imkan tanınmıştır. 
Cumhurbaşkanı seçilebilmek için:
 40 yaşını doldurmuş olmak.
 Yüksek öğrenim yapmış olmak.
 Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip ve T.C. vatandaşı olmak. 
 Cumhurbaşkanın TBMM dışından da aday gösterilmesi Meclis üye tam sayısının en az 5/1’nin yazılı önerisiyle mümkündür. 
Cumhurbaşkanın tarafsızlığını sağlamak için: 
 Görev süresi 7 yıldır.
 Bir kimsenin iki kez Cumhurbaşkanı seçilmemesi. 
 Seçimde nitelikli çoğunluğun aranması.
 Bulunduğu siyasi partiden istifa etme gibi düzenlemeler yapılmıştır. 
Cumhurbaşkanın seçimi: 
 Cumhurbaşkanlı seçimi 4 turla yapılır. 4 turda seçilmezse Meclis seçimleri yenilenir. Bu düzenleme 1982 Anayasasıyla ilk kez yer almıştır. 
 Cumhurbaşkanın görev süresinin dolmasına 30 gün önce veya Cumhurbaşkanı makamının boşalmasından 10 gün sonra seçim yapılmalıdır. Seçime başlama tarihinden itibaren 30 gün içinde sonuçlandırılır. 
Not: Cumhurbaşkanı siyasal ve hukuki sorumsuzdur. Cezai bakımdan sadece, vatana ihanet suçundan ve meclis üye tam sayısının 4/3’ünün vereceği kararla suçlandırılabilir. 
Cumhurbaşkanın Görev ve Yetkileri: 
Yasama ile İlgili Görevleri ve Yetkileri:
 Kanunları yayımlamak.
 Anayasa değişiklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü taktirde halk oyuna sunmak. 
 Yasama yılının ilk gününde TBMM açılış konuşması yapmak. 
 TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek. 
 Kanunların, KHK ve içtüzüklerin Anayasa aykırılığı iddiası ile iptal davası açmak. 
Yürütme ile İlgili Görevleri ve Yetkileri: 
 Başbakan atamak, istifasını kabul etmek, başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek. 
 Gerekli hallerde Bakanlar Kuruluna Başkanlı etmek. 
 Yabancı devletlere temsilci göndermek.
 Milletler arası antlaşmaları onaylamak.
 TBMM adına Başkomutanlık etmek. 
 Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek (TBMM ile kullanır).
 YÖK üyelerini ve üniversite rektörlerini seçmek. 
 Genel Kurmay Başkanına atama ve Milli Güvenlik Kuruluna başkanlı etmek. 
 Genel Kurmay Başkanını atamak. Bakanlar Kurulu’nun teklifiyle. Genel Kurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Cumhurbaşkanına sorumludur. 
 Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve başkanını atamak. 
Yargı ile İlgili Görevleri ve Yetkileri:
 Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek.
 Danıştay üyelerinin 4/1’ini seçmek. 
 Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı ve vekilini seçmek. 
 Askeri Yargıtay üyelerini seçmek. 
 Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek. 
 Askeri Yüksek İdari Mahkemesi üyelerini seçmek. 
Dip notlar:
 Cumhurbaşkanın Yargıtay üyesi seçme hakkı yoktur.
 Cumhurbaşkanın tek başına yapacağı işlemlere karşı yargı mercilerine başvurulamaz. 
 Cumhurbaşkanın, Bakanlar Kurulu ile birlikte yaptığı işlemlerden dolayı Başbakan ve ilgili Bakanlar sorumludur. Buna karşı imza kuralı denir. 
 TBMM Başkanı Cumhurbaşkanına vekalet eder. 
 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmiştir. 1982 Anayasası ile verilmiştir. 
 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Cumhurbaşkanlığı adına incelme ve araştırma yapar. 1982 Anayasası ile benimsenmiş olan kurul Devlet Denetleme Kuruludur. Silahlı Kuvvetler ve Yargı organları denetim alanı dışındadır. 
 Görev süresinin dolmasıyla nedeniyle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde, seçilen yeni Cumhurbaşkanı görevine başlayıncaya kadar bu görevi görev süresi dolan Cumhurbaşkanı yapar. 
 Cumhurbaşkanı MGK’ya başkanlık etmektedir. MGK’nın gündemini MGK Genel Sekreteri yapar. 


Bakanlar Kurulu
1. Bakanlar Kurulu: Başbakan ve bakanlardan oluşur. Milli güvenliğin sağlanmasından sorumludur. 
2. Başbakan: Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanır.
3. Bakan: TBMM üyeleri veya Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir. Meclis dışındanda seçilebilir.  
Dip notlar:
 Cumhurbaşkanın, bakanları Başbakanın önerisi üzerine görevlerine son vermesi hükmü ilk kez 1982 Anayasasında yer almıştır. 
 Bakanlar kurulunun başkanı Başbakandır. Olağanüstü dönemlerde Cumhurbaşkanıdır. 
 Başbakan bakanların hiyerarşik amiri değildir. 
 Boşalan bir bakanlığa 15 gün içersinde atama yapılması gerekir. Bir bakan birden fazla bakanlığa vekillik edemez. 
 TBMM genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları görevlerinden çekilir. 
 Bakanların kurulması ve kaldırılması, görevleri KANUNLA düzenlenir.
 Bakan, Bakanlığın emrine verilen paraları harcama yetkisine sahiptir. 
 Bakan, tüzel kişiliğe bağlı kuruluşları üzerinde vesayet yetkisine sahiptir. 
Yasama Organın Yapısı
 Yasama yetkisi Türk halkı adına TBMM kullanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi 550 milletvekilinden oluşur. 
Milletvekili seçilebilme şartları:
 Türk vatandaşı olmak.
 30 yaşını doldurmuş olmak.
 En az ilkokul mezunu olmak.
 Askerlik hizmetini yapmış olmak.
 Yüz kızartıcı suç işlememiş olmak.
 Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak.
 Taksirli suçlar hariç toplam 1 yıldan daha fazla ağır hapis cezası almamak. 
Seçimler:
 TBMM seçimleri 5 yılda bir yapılır. 
 TBMM ve Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. 
 Cumhurbaşkanı seçilmediği takdirde meclis feshedilir ve 3 ay içersinde yeni seçimler yapılır. 
 Savaş durumunda TBMM seçimleri 1 yıl ertelenebilir. 
 TBMM üyelerinin %5’i boşalırsa ara seçime gidilir. Ara seçim her seçim döneminde bir kez yapılır. Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ve genel seçimlere 1 yıl kala ara seçim yapılamaz. 
 Üye tamsayısının %5’i boşalırsa ara seçimlerin yapılmasına 3 ay içersinde karar verilir. 
 Seçimler, yargı organlarının denetimi altında yapılır. Bu yargı organı Yüksek Seçim Kuruludur. Kararları kesindir, itiraz edilemez. 
 Hakim ve savcılar ile yüksek yargı mensupları, öğretim elemanları, YÖK üyeleri, memur ve işçi olmayan diğer kamu görevlileri, ordu mensupları görevlerinden ayrılmadıkça aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler. 
 Milletvekili, meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içersinde toplam 5 birleşim günü katılmadığı durumda milletvekilliği düşer. 
 Yasama dokunulmazlığı kaldırılan veya üyeliği düşen milletvekili, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak 7 gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurulur. Anayasa Mahkemesi de bu kararı 15 gün içersinde kesin karara bağlar. 
 TBMM 550 milletvekilinden oluşur ve milletvekilleri, her biri birer seçim çevresi olan illerden seçilir. Ancak, bir siyasal partinin bir ilden milletvekili çıkarabilmesi için, hem Türkiye genelindeki, hem de o ildeki geçerli oyların en az %10’nu kazanması gerekir. 
Yüksek Seçim Kurulu
 TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. 
 Seçimler, yargı organlarının denetimi altında yapılır. Bu yargı organı Yüksek Seçim Kuruludur. Kararları kesindir, itiraz edilemez. 
 1982 Anayasasına göre Yüksek Seçim Kurulu üyelerini; Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları seçer. 
TBMM’nin Görev ve Yetkileri 
 Kanun koymak, değiştirmek.
 Bakanlar kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek. 
 Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek.
 Bakanlar Kurulunu denetlemek.
 Ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek.
 Milletlerarası anlaşmaların onaylanmasına karar vermek.
 Para basılmasına karar vermek.
 Savaş ilanına karar vermek.
 Genel ve özel af ilanına karar vermek.
 Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvet kullanılmasına karar vermek. 
Dip Notlar: 
 TBMM bir yasama yılında en fazla 3 ay tatil yapar.
 TBMM, Ekim ayının ilk günü Cumhurbaşkanın açılış konuşmasıyla çalışmalarına başlar. 
 TBMM bütçe komisyonu 40 kişiden oluşur. 25 iktidar, 15 muhalefet üyelerinden oluşur. 
 Unutulmamalıdır ki Cumhurbaşkanın tek veto edemediği kanun bütçe kanunudur.
 Milletlerarası anlaşmalar. KANUN niteliğindedir itiraz edilemez. 
 Toplantı yeter sayısı demek; üye tamsayısının en az 1/3’ü demek yani 184 milletvekili.
 Karar yeter sayısı ise; toplantıya katılanların salt çoğunluğudur. Karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının 1/4 ‘nün bir fazlasından az olamaz. 
 Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir. 
 TBMM tarafından kabul edilen kanunları Cumhurbaşkanı 15 gün içersinde yayımlar. Cumhurbaşkanı, yayımlanması uygun bulmadığı kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri gönderir.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 
 1971 yılında yapılan değişiklerle Anayasamıza girmiştir. 
 Olağan dönemlerde; Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır. 
 Olağanüstü dönemlerde; Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır. 
 KHK çıkarmak için TBMM tarafından Bakanlar Kuruluna yetki kanunu ile izin verilmesi gerekir. Olağanüstü dönemde çıkartılan KHK’ de yetki kanuna ihtiyaç yoktur. 
 KHK kişi hakları ve ödevleri ile ilgili haklar ve ödevler düzenlenemez. 
 KHK başka bir tarih belirlenmemişse Resmi Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer ve aynı gün TBMM’ye sunulur. TBMM’ye sunulmayan kararnameler bu tarihte yürürlükten kalkar. 
Tüzük: Kanunların uygulanmasını göstermek ve emrettiği işleri belirlemek amacıyla çıkarılır. Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılır ve Danıştayın incelemesinden geçirilir. Tüzüğün şekli şartı Danıştayın incelenmesinde geçmektedir. 
Yönetmelikler: Başbakan, Bakanlıklar ve Kamu Kurum ve Kuruluşların kendi iç yapılarına ve çalışma sistemlerini belirlemek amacıyla çıkarılır.

TBMM’nin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları
 Soru: Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya Bakanlardan bilgi istenilmesidir. 
 Genel Görüşme: Toplumu ilgilendiren belli bir kanunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir.
 Meclis Soruşturması: Başbakan veya Bakanların cezai sorumlulukların araştırılmasıdır. TBMM üye tamsayısının en az onda biri tarafından verilir. 
 Meclis Araştırması: Belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemedir. 
 Gensoru: Hükümetin veya bir Bakanın siyasal sorumluluğuna yol açabilir. Gensoru en az 20 milletvekili tarafından verilir. 
Dip not: Başbakanın Yüce Divan’a sevki halinde hükümet istifa etmiş sayılır. 
Olağanüstü Yönetim Usulleri 
 1982 Anayasasına göre olağanüstü hal ilan yetkisi Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna aittir. 1982 Anayasasına göre üç türlü olağanüstü hal rejimine yer verişmiştir. İki durumda olağanüstü hal ilan edilmekte diğer durumda ise sıkı yönetim ilan edilmektedir. Olağanüstü hal ilanın birinci nedeni, tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım halleridir. İkinci nedeni; şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzenin ciddi şekilde bozulmasıdır. Üçüncü nedeni; sıkı yönetimdir. Savaş hali durumunda ila edilir. 
Olağanüstü Hal İlan Şekilleri 
1. Olağanüstü hal ilan şekli; Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilir. 2. ve 3. Olağanüstü hal ilan şekli; Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Milli Güvenlik Kurulunun görüşünü alarak sıkı yönetim ilan edilir. 
Dip Notlar:
 Her üç durumda da olağanüstü hal veya sıkı yönetim ilan edildikten sonra Resmi Gazetede yayımlanır ve TBMM’ye sunulur. 
 Olağanüstü hal 6 ay için ilan edilir. Gerekli şartlar oluştuğunda 4 ay uzatabilir. 
 Sıkı yönetim ilan edildikten sonra; 
 Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer.
 Temel hak ve hürriyetler sınırlanabilir veya durdurulur.
 Bazı suçlar Askeri Mahkemelerde görülür. 
Yargı Fonksiyonu 
Hakimlik Teminatı: Hakimlik teminatının en önemli sorunu azlolunma ilkesidir. 1982 Anayasası bu teminatın içersine savcıları da almıştır. İlgili maddeye göre hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz, bir mahkemenin veya kanunun kaldırılmasıyla sebebiyle olsa, aylık ödenek ve diğer özlük haklardan yoksun kılınamazlar. 
Yüksek Mahkemeler 
1. Anayasa Mahkemesi: 
 11 asıl ve 4 yedekten oluşur. 
 Üyelerini Cumhurbaşkanı seçer.
 Salt çoğunlukla karar verir. 
Görevleri:
 Kanunları, KHK’leri ve TBMM iç tüzüğünü Anayasa uygunluk şekilde denetler. 
 Cumhurbaşkanı, Bakanları, Yüksek Mahkeme başkan ve üyelerini, başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcısı vekilini, hakimler ve savcılar Yüksek Kurulu üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla denetler.  
 Yasama dokunulmazlıklarının iptaline karşı davalara bakar.
 Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
 Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanını kendi üyeleri arasından seçer. 
 Siyasi partilerin kapatılması hakkındaki davalara bakar. 
2. Yargıtay: Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalara da ilk ve son mahkemesi olarak bakar, Yargıtay üyeleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerince seçilir. 
3. Danıştay: İdare ve Vergi Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olup ayrıca belli davalarda ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Üyelerinin dörtte üçü Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, dörtte biride Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Tüzüğün yargısal denetimini yapar. Bakanlar Kurulu tarafından gönderilen kanun tasarıları hakkında görüş bildirmekle yükümlüdür. 
4. Askeri Yargıtay: Askeri mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. 
5. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi: Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapar. 
6. Uyuşmazlık Mahkemesi: Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir. 
7. Sayıştay : Genel ve Katma bütçeli dairelerin bütün gelir ve giderlerini inceleyen yüksek hesap mahkemesidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkına ilgililer yazılı bildirimler tarihinden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Genel ve katma bütçeli dairelerin gelir, gider ve mallarını TBMM adına denetler. 
8. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu : Adli ve İdari hakim ve savcıları mesleğe kabul etme, atama, nakletme ve terfi işlemlerini yapar. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Cumhurbaşkanı Hakimler ve Savcılar Kurulundan Anayasa Mahkemesine üye seçmez. Hakimler ve Savcılar Kurulunun kararlarına karşı yargıya başvurulamaz. 
Merkezi İdarenin Başkent Teşkilatı
1. Cumhurbaşkanı
2. Bakan
3. Bakanlar Kurulu
4. Başbakan
Başkentteki Yardımcı Kuruluşlar
1. Danıştay; 12 daireden oluşur.
2. Sayıştay; Vize ve tescil işlemi yapar. Genel uygunluk bildirimi 75 gün içinde TBMM’ye sunar.
3. Milli Güvenlik Kurulu 
Görevleri: 
 Milli güvenlik siyaseti doğrultusunda belirlenecek hedeflerin gerçekleştirilmesine ilişkin hangi tedbirler alınacağı.
 Devletin mili güvenlik politikasını belirlenmesi ve uygulaması ile ilgili kararların alınması ve gerekli koordinasyonun sağlanması.
 Olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hali için görüş bildirmek.
 Devletin bütünlüğü için tedbirlerin alınacağını belirlemek. 
 MGK’nın oluşumu:
 Cumhurbaşkanı
 Başbakan
 Genel Kurmay Başkanı
 Milli Savunma Bakanı
 İçişleri ve Dışişleri Bakanı
 Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlığı
 Jandarma Genel Komutanlığı
 Adalet Bakanlığı
 Başbakan Yardımcıları 
4. Devlet Planlama Teşkilatı 
Uluslar arası Kuruluşlar 
Avrupa Birliği 
 18 Nisan 1951 yılında 6 Avrupa ülkesi (Belçika, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Lüksembourg) Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurmuştur. İlk somut adım. 
 1957’de Roma’da imzalanan anlaşma ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) kurulmuştur. 1958 yürürlüğe irmiştir. 
 2004’de Polonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Estonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Malta, Kıbrıs Rum Kesimi üye olmuştur. 
Avrupa Birliği Organları 
 Avrupa Zirvesi 
 Avrupa Parlamentosu (Birliğin tek demokratik organı) 
 Avrupa Komisyonu
 Bakanlar Konseyi
 Adalet Divanı
Avrupa Birliğinin Finansman Kuruluşları 
 Avrupa Yatırım Bankası 
 Ab Bütçesi
 Avrupa Parasal İşbirliği Fonu
 Avrupa Garanti ve Yönlendirme Fonu
 Avrupa Sosyal fonu
 Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu
 Avrupa Kalkınma Fonu 
Dip Not: 1 Ocak 1993’te tek pazara geçmiştir. 
IMF (Uluslar arası Para Fonu)
 1945 yılında kurulmuştur. Merkezi Washington’dur. 
 IMF’nin en yetkili organı Guvernörler Kuruludur. 
 IMF’nin para birimi SDR 
 Türkiye IMF’ye 1947 yılında üye olmuştur. 
Dünya Bankası 
 1945 yılında kurulmuştur. 
 Temel amacı; gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere mali imkanları yönlendirerek, gelişmekte olan ülkelerin yaşam standartlarının yükseltilmesini sağlamak. 
NATO 
 4 Nisan 1949’da 12 devletin imzalamış oldukları ittifak anlaşmasıdır. 
 Kurucuları: Hollanda, Belçika, Portekiz, ABD, Fransa, İngiltere, İzlanda, İtalya, Lüksembourg, Norveç, Kanada, Danimarka
 Türkiye 1952 yılında üye olmuştur. 
Kısaltmalar 
 UNCTAD: Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı
 WTO: Dünya Ticaret Örgütü
 GATT: Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Anlaşmaları 
 UNESCO: Birleşmiş Milletler Eğitim, Kültür Teşkilatı 
 WHO: Dünya Sağlık Teşkilatı 
 FAO: Tarım Teşkilatı 
 EFTA: Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi 
 ILO: Uluslar arası Çalışma Örgütü

Yorum (yok) Yorum yaz!

VATANDASLIK DERSİ - ANAYASA HUKUKU-DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA, E


21/3/2009 · Kategori: KPSS

VATANDASLIK DERSİ - ANAYASA HUKUKU-DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA, EN YENI NOTLAR [

VATANDASLIK DERSİ - ANAYASA HUKUKU-DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA, EN YENI NOTLAR  

--------------------------------------------------------------------------------
VATANDAŞLIK DERSİ
OSMANLI İMPARATORLUĞU VE ANAYASAL GELİŞMELER
1-Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir.
2-Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’dır. Abdülmecit döneminde yapılmıştır.
3-Anayasal gelişmelerin 3.sü 1856 tarihli “Islahat Fermanı”dır. Abdülaziz döneminde yapılmıştır.
Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır.
1876 ANAYASASI
1-Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.
2-İki meclisli bir anayasadır.
3-Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.
4-Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.
5–1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir. 1909’da da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.
1921 ANAYASASI (TEŞKİLAT-I ESASİYE)
1-Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)
2-Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.
3-Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.
4-TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.
5-İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.
6-Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.
1923 DEĞİŞİKLİKLERİ
1-Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtilmiştir.
2-Devletin dininin İslam, resmi dilinin Türkçe olduğu belirtilmiştir.
3-Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından ve Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.
1924 ANAYASASI
1-Kısa, sabit, sağlam yapılı ve kendi içinde tutarlı bir anayasadır.
2-Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu belirtilmiştir.
3-Meclis üstünlüğü benimsenmiştir.
4-Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.
5-Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter hükümeti sistemi arasında karma bir hükümet benimsenmiştir.
6-1928 de devletin dini İslam dır ibaresi kaldırılmıştır.
7-1937’de Atatürk ilkeleri anayasaya girmiş ve laiklik ilkesi benimsenmiştir.
1961 ANAYASASI
1-İki meclisli parlamento ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemini kabul etmiştir.
2-Hukuk devleti ilkesi benimsenmiştir.
3-Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.
4-Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ilkelerine göre yapılacağı belirtilmiştir. 
5-Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçildi.
6-Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde sınırlandırılacağı belirtilmiştir.
7. Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.
8. Anayasa mahkemesi kuruldu
9. DPT Kuruldu
10. Milli Birlik komitesi kuruldu
1982 ANAYASASI 
1982 Anayasasının nitelikleri:
1-Atatürk milliyetçiliği
2-Demokratik devlet
3-Laik devlet
4-Sosyal devlet
5-Hukuk devleti
6-İnsan haklarına saygılı
—Yürütme organı güçlendirildi
—Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi
—Ayrıntılı düzenleme var
—Mecliste karar almak kolay
—Katılımcı demokrasi var
—Diyanet işleri başkanlığı kuruldu
T. C. ANAYASASI
Kuvvetler Ayrımı: Devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyip; devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olması ve bununla sınırlı medeni işbölümü-işbirliğinin bulunması; üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunmasıdır. 
— 1982 Anayasasında 177 madde bulunmaktadır.
- 16 geçici madde vardır. Toplam 193 madde 7 kısımdan oluşmaktadır.
— Başlangıç kısmı anayasa metnine dâhildir.
1. KISIM
Genel Esaslar
M.1-Devletin Şekli: 
Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
M.2-Cumhuriyetin Nitelikleri: 
Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
M.3-Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti: 
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı, “İstiklal Marşı’dır.
Başkenti Ankara’dır.
!982 ANAYASASINDAKİ DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER
1-Milli marşı İstiklal Marşı’dır.
2-Başkenti Ankara’dır.
3-Bayrağı ay yıldızlı bayraktır.
4-Türkiye; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
5-Dili Türkçedir.
6-Türkiye devleti bir cumhuriyettir.
M.6.Egemenlik: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini yetkili organ eliyle kullanır.
M.7-Yasama: 
Yasama yetkisi, Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez.
M.8-Yürütme: 
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na aittir.
M.9-Yargı: 
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
M.11-Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü: 
Anayasa hükümleri yasama yürütme yargı organlarını idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar.
Temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri: 1.Dokunulmaz 
2.Devredilmez 
3.Vazgeçilmez
M.13-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması: 
—Temel hak ve hürriyetler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, mıllı güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacıyla anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak KANUNLA sınırlandırılabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz öngörüldüğü amaç dışı kullanılamaz 
— Suç ve ceza geçmişe yürütülemez suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana dek kimse suçlu sayılmaz
—Yabancıların temel hak ve özgürlükleri milletlerarası hukuka uygun kanunla sınırlanabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması:
1-Savaş Bu durumlarda temel hak ve 
2-Seferberlik hürriyetlerin kullanılması kısmen.
3-Sıkıyönetim veya tamamen durdurulabilir
4-Olağanüstü hal 
Ancak bu dört durumda bile:
1-Kişinin yasam hakkına maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz. 
2.- Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.
TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIFLANDIRILMASI
KİŞİNİN HAK VE ÖDEVLERİ:
1-Kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığı
2-Zorla çalıştırma yasağı
3-Kişi hürriyeti ve güvenliği
4-Özel hayatın gizliliği
5-Konut dokunulmazlığı
6-Haberleşme hürriyeti
7-Yerleşme ve seyahat hürriyeti
8-Din ve vicdan hürriyeti
9-Düşünce ve kanaat hürriyeti
10-Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
11-Bilim ve sanat hürriyeti
12-Basın hürriyeti, Süreli ve süresiz yayın hakkı, Basın araçlarının korunması, Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı
13-Düzeltme ve cevap hakkı
14-Dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
15-Mülkiyet hakkı
16-Hak arama hürriyeti, Kanuni hâkim güvencesi, Suç ve cezalara ilişkin düzenleme, Ispat hakkı
17-Temel hak ve hürriyetlerin korunması
—Zorla çalıştırılma yasağında hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Ancak hükümlülük, tutukluluk ve olağanüstü hallerde vatandaşlık ödevinden kaynaklanan çalışmalar istisnadır.
—Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılır.
—Yakalanan ve tutuklanan kişi 48 saatte, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içerisinde hâkim karşısına çıkarılır.
—Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kısının vücut bütünlüğüne dokunulamaz rızası olmadan bilimsel tıbbı deneylere tabı tutulamaz.
—Özel hayatın gizliliği: konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı, dernek kurma hürriyeti hakları milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle hâkim kararıyla sınırlandırılabilir
M.20.Hakım kararı olmadan kimsenin ustu özel kâğıdı, eşyası aranamaz.
M.23.Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti vatandaşlık ödevi, ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlandırılabilir.
M.26.Düşüncenin açıklanması ve yayınlanmasında kanunda yasaklanmış bir dil kullanılamaz
M.32.Düzeltme cevap verme yayını yapılmazsa hakım 7 gün içinde düzeltme yayınının gerekip gerekmediğine karar verir.
Dernekler kanunun öngördüğü hallerde hakım kararıyla kapatılır.
M.34 Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına sahiptir.
M.35.Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılır.
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR
1-Ailenin korunması
2-Eğitim ve öğrenim hakkı
3-Kıyılardan yararlanma hakkı
4-Kamulaştırma
5-Devletleştirme
6-Özelleştirme
7-Çalışma ve sözleşme hürriyeti
8-Çalışma hakkı ve ödevi
9-Dinlenme hakkı
10-Sendika kurma hakkı
11-Toplu iş sözleşmesi hakkı
12-Grev ve lokavt hakkı
13-Ücrette adaletin sağlanması
14-Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
15-Konut hakkı
16-Gençliğin korunması ve sporun geliştirilmesi
17-Sosyal güvenlik hakkı
18-Tarih kültür ve tabiat varlıklarının korunması
19-Sanatın ve sanatçının korunması
20-Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları
M.46 kamulaştırma: Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararı nedeniyle karşılıklarını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını kamulaştırabilir. 
1.Tarım reformunda
2.Büyük enerji sulama projelerinde.
3.İskân projeleri
4.Yeni orman alanlarının açılması
5.Kıyıların korunması ve turizm de taksitle ödeme 5 yıl içinde yapılır en yüksek faizle ödenir.
Çiftçiye ait arazı kamulaştırması peşin ödenir
M.51-İşçi ve ıs verenler birden fazla sendikaya üye olamaz 
—Isçı sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olmak için işçi olarak 10 yıl bir fiil çalışmak gerekir.
—Grev ve lokavtta uyuşmazlık yüksek hakem kurulunca çözülür uyuşmazlığın her sefasında başvurulur, kararları kesindir, bozulamaz. Sıyası amaçlı grev ve lokavt yapılamaz
—Çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendika kurabilir, üye olabilir, üyelikten çekilebilir. Sendika kurma hakkı milli güvenlik kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak nedenleriyle kanunla sınırlandırılabilir.
-M52 İşçiler ve iş verenler karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarda çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Aynı iş yerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz 
-M65 Devlet iktisadi ve sosyal ödevlerini mali kaynaklarını yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. 
SOSYAL GUVENLIK BAKIMINDAN DEVLET TARAFINDAN KORUNMASI GEREKENLER
1.Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri
2.Malul ve gaziler
3.Sakatlar
4.Yaslılar
5.Korunmaya muhtaç çocuklar
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER:
1-Türk vatandaşlığı
2-Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma
3-Siyasi parti kurma, partilere girme ve partiden ayrılma hakkı
4-Kamu hizmetine girme hakkı
5-Vatan hizmeti
6-Vergi ödeme
7-Dilekçe hakkı
Türk anadan veya Türk babadan doğan herkes Türktür.
Vatandaşlıktan çıkarılma kararına karşı yargı yolu kapatılamaz.
M.67.SECIMLERIN YAPILMA SEKLI
Seçimler ve halk oylaması:
1.Serbest.
2.Eşit.
3.Gizli.
4.Tek dereceli.
5.Genel oy
6.Acık sayım ve döküm esasına göre.
-.Yargı yönetim ve denetimindedir. İtirazlar YSK (YUKSEK SECIM KURULUNA )yapılır.
—18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
—Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmaz.
Oy kullanamayacak kişiler:
1-Silâhaltında bulunan erbaş ve erler
2-Askeri öğrenciler
3-Taksirli suçlar hariç olmak üzere hükümlüler oy kullanamaz.
Ancak tutuklular oy kullanabilir.
M.68-SIYASI PARTIYE UYELIK
Sıyası partiye üye olabilmek için 18 yasını doldurmuş olmak gerekir.Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar.
SIYASI PARTIYE UYE OLAMAYACAK KISILER.
1.Hakım ve savcılar.
2 Sayıştay dahil olmak üzere yüksek yargı organları mensupları
3 Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar
4 Isçı olmayan diğer kamu görevlileri
5.TSK mensupları
6 Yüksek öğretim öncesi öğrenciler.
M.69.SIYASI PARTILERIN UYACAKLARI ESASLAR.
1 Sıyası partiler ticari faaliyetlerde bulunamazlar.
2 Sıyası partilerin malı denetimini Anayasa mahkemesi yapar.
3.Sıyası partilerin kapatılması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kesin karara bağlanır.
—Siyasi partilerin tüzük ve programları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine millet egemenliğine ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Aykırı olması hali temelli kapatma sebebidir. Anayasa mah. dava konusu fiillerin ağılığına göre siyasi partinin devlet yardımından tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
4.Temelli kapatılan bir parti bir başka adla acılamaz
5 Sıyası partinin kapatılmasına sebep olanlar 5 yıl sureyle bir baksa partinin kurucu üyesi olamazlar. Anayasa mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının resmi gazetede yayınlanmasıyla sure başlar.
6Yabancı devlet kuruluşları, gerçek veya tüzel kişilerden maddi yardım alamazlar.
NOT: Siyasi partinin kapatılmasında Anayasa mahkemesinin 3/5 oyu şart koşulmuştur.
—Mal Bildirimi: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.
—Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir
—Vergi ödevi:-Herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
—Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı gerekir
—Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
—Vergi, resim, harç veya benzeri yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarında değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
—Dilekçe Hakkı: Vatandaşlar ve karşılık esası gözetilmek kaydıyla yabancılar kendileriyle veya kamuyla ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara veya TBMM ne bildirebilirler.
.
TBMM
Genel oyla seçilen 550 milletvekilinden oluşur
MILLET VEKILI SECILME YETERLILIKLERI:
1–30 yaşını doldurmuş olmak.
2 En az ilk okul mezunu olmak
3 Askerlik hizmetini yapmış olmak
4Kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak
5 Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis yatmamış olmak
6Yuz kızartıcı suç islememek
7 Devlet sırrını açığa vurmamış olmak
8 İdeolojik ve anarşik suçlara katılmamak
9 Kısıtlı olmamak
M.77.SECIMLER
—Seçimler 5 yılda bir yapılır
—Meclis veya gerekli şartların oluşması halinde Cumhurbaşkanı bu süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verebilir
—Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri yeni meclisin seçilmesine kadar sürer.
—TBMM SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI: Savas nedeniyle seçimler TBMM tarafından 1 yıl ertelenebilir.(GERİYE BIRAKILIR)
ARA SECIM:
—TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.
—Her seçim döneminde 1 kez yapılabilir.
—Genel seçimler yapıldıktan sonra 30 ay geçmeden ara secime gidilemez
-Boşalan üyeliklerin sayısı üye tam sayısının % 5 ını bulduğunda ara seçime 3 ay içinde gidilir.
—Genel secime 1 yıl kala ara seçime gidilmez.
—Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. YSK 7 asıl 4 yedek üyeden oluşur.6sı Yargıtay, 5 i Danıştay dan seçilir.
—Milletvekilleri bütün milleti temsil eder.
Üyelikle Bağdaşmayan İşler:
1.Devlet ve kamu tüzel kişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşların doğrudan veya dolaylı katıldığı teşebbüs ve ortaklıkların,
2.Kamu yararına çalışan derneklerin ve devletten yardım alan vakıfların kamu meslek kuruluşları,sendika ve bunların üst kuruluşları ve teşebbüslerinde yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar ,vekil olamazlar.
3.TBMM üyeleri yürütme organının teklif inha atama veya onamasına bağlı resmi veya özel bir işte görevlendirilemezler. Bir üyenin belli bir konuda 6 ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca geçici bir görevi kabul etmesi meclis kararına bağlıdır.
Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı:
Yasama sorumsuzluğu: TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden; o oturumdaki başkanlık divanının teklifi üzerine meclisçe başka karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açıklamaktan sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğu en kısa tanımıyla milletvekillerinin söz hürriyetini korur.
Hayat boyu sürecek olan sorumsuzluk milletvekilini cezai takibatlara karşı mutlak olarak korur.
Sorumsuzluğun meclis veya başka bir organ tarafından kaldırılması söz konusu değildir.
Yasama Dokunulmazlığı:
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz, sorguya çekilemez ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlamak kaydıyla anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Seçimden önce veya sonra milletvekiline verilmiş bir ceza hükmünün uygulanması üyeliğin sona ermesine bırakılır.
Dokunulmazlığı kaldırılan üye tekrar seçilirse başka bir işleme gerek olmadan dokunulmazlığını elde eder.
TBMM siyasi parti guruplarından yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz.
Dokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin hangi fiilden yargılanacaksa onunla sınırlı olarak hakkında kovuşturma yapılabilir.
Sorumsuzluk mutlak, dokunulmazlık nispidir.
Sorumsuzluk devamlı dokunulmazlık geçicidir.
Milletvekilliğinin Sona ermesi:
1.Seçimlerin sona ermesi.
2.Ölüm.
3.Milletvekilinin cumhurbaşkanı seçilmesi
4.Milletvekilinin yerel yönetim organlarına seçilmesi.,
Milletvekilliliğinin Düşmesi:
1.Milletvekilinin istifa etmesi(TBMM Başkanlık Divanının tespiti ile Meclis Genel Kurulunca kararlaştırılır)
2. Kesin hüküm giyme veya kısıtlanma haline düşmesi. Kesin mahkeme kararının genel kurula bildirilmesi.
3. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmek(Genel Kurulda gizli oyla karar verilir)
4.Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam 5 bileşim günü katılmamak.Meclis Başkanlık Divanının tespiti üzerine Genel Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
5.Partisinin temelli kapatılmasına sebep olan, milletvekili Anayasa Mahkemesinin temelli kapatılmasına ilişkin kesin kararını resmi gazetede yayınlandıktan itibaren düşer.
Üyeliğin düşmesine kural olarak meclis genel kurulu gizli oyla karar verir.
—Milletvekilliği düşen vekil 7 gün içerisinde Anayasa mahkemesine başvurur. Anayasa mahkemesi 15 gün içinde karar verir.
Ödenek ve yolluklar:
Ödeneğin aylık tutarı en yüksek devlet memurunun almakta olduğu miktarın ;yollukta ödenek miktarının yarısını aşamaz.
Ödenek ve yollukların en çok 3 aylığı önceden ödenir.
M.87 TBMM NIN GOREVLERI
1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yatkısı vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tamsayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek 
M.88.KANUN TEKLIFI VE GORUSULMESI:
Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Parlamento kararları kanun dışındaki bütün işlemleri kapsar ve yargı denetimi dışındadır.
Kanunları yapma yetkisi:
1.Bakanlar kurulu……………….kanun tasarısı 
2.Milletvekilleri………………… kanun teklifi yaparlar.
TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER: 
1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.
TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER: 
1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.
Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.
Cumhurbaşkanı TBMM ce kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.
TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.
Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.
Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.
Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletlerarası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletlerarası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletlerarası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu taktirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME CIKARMA YETKİSİ: 
Yetki Bakımından:KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
Ohal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.
Yetki kanunu bakımından:
Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak ohal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir. 
Yetki Kanunun içeriği:
1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.
KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:
1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması
Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.
Konu bakımından:
KHK lerde temel haklar ,kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez .KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
Ohal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.
Denetim bakımından:
KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.
Şekil ve usul bakımından:
KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.
Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:
M.92.Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.
M.93.TOPLANMA VE TATIL
TBMM her yıl 1 EKIMDE toplanır
Ara verme veya tatil sırasında 
1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca 
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca 
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya Milletvekillerinin 1/5 istemi üzerine meclisi toplar.
M.94.BASKANLIK DIVANI
_Siyasi parti gurupları başkanlık için aday gösteremezler.
_Meclis başkanı başkan vekilleri katıp üyeler ve idare amirlerinden oluşur
_Başkanlık divanı için bir yasama döneminde 2 defa secim yapılır: ilki 2 yıl ikincisi 3 yıl grev yapar.
_TBMM meclis başkan adayları meclis üyeleri içerisinden seçilir ilk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.Bu durum sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılır bu oylamada en fazla oy alan üye başkan seçilir.
_Sıyası parti gurubu minimum 20 milletvekilinden oluşur.
Toplantı ve karar yeter sayısı:
_TBMM üye tam sayısının en az 1/3 ile toplanır toplantıya katılanlar salt çoğunlukla karar verir ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının ¼ nun 1 fazlasından az olamaz..
M.98. TBMM DE BILGI EDINME VE DENETLEME YOLLARI:
1.SORU. Bakanlar kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.15 Gün sonra gündeme alınır.
2.MECLIS ARASTIRMASI. Bellı bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir 3 ay da sonuçlanır
3 GENEL GORUSME. Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir. Hükümet, siyasi parti grupları en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenir.
4.GENSORU. Bir sıyası parti adına veya 20 milletvekilinin istemi üzerine açılır. Hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğu araştırılır.
Bakanlar kurulunun veya bakanlığın düşürülmesi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olur. Oylamada güvensizlik oyları sayılır.
5 MECLIS SORUSTURMASI.
_Başbakan veya bakanların görevleri ile ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlamaktır.
_Üye tamsayısının 1/10 nün vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
_Meclis bu istemi en geç bir ay içerisinde görüşür.Bu görüşme sonunda gerekli görülürse Başbakan veya bakanlar yüce divana sevk edilir.
_Yüce divana sevk kararı ancak üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır .
_Bakan Yüce Divana sevk edilirse bakanlıktan düşer.
_Başbakan Yüce Divana sevk edilirse hükümet istifa etmiş sayılır.
YÜRÜTME
M.101-Cumhurbaşkanı Seçilebilme Koşulları
1-40 yaşını doldurmuş olmak.
2-Yüksek öğrenim yapmış olmak
3-Türk vatandaşı olmak
4-Cumhurbaşkanı Meclisin kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıl için seçilir.
5-Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
6-Cumhurbaşkanlığı’na TBMM üyeleri dışında aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.
Cumhurbaşkanı seçimi:
—Cumhurbaşkanının seçilmesi, TBMM üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla ve gizli oyla seçilir.
__Cumhurbaşkanının görev süresi dolmadan 30 gün önce, dolduktan 10 gün sonra seçime başlanır. Seçim 1 ayda tamamlanır. Oylamalar 3’er gün arayla yapılır.
1.TUR + 2.TUR: Üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla
3.TUR: Üye tamsayısının salt çoğunluğuyla. (276)
4.TUR: 3. turda en çok oyu olan iki aday bu tura kalır.
Salt çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçilir. Seçilemezse, TBMM seçimleri yeniler.
M.104-CUMHURBAŞKANININ GÖREV VE YETKİLERİ:
a)Yasamayla ilgili Yetkileri
1-Yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar.
2-TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırır.
3-Kanunları yayınlar.
4-Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ne yollar.
5-Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları gerek gördüğünde halkoyuna sunar.
6-Kanunların, KHK, TBMM iç tüzüğünün iptali için Anayasa mahkemesi’ne iptal davası açar.
7-TBMM’de seçimlerin yenilenmesine karar vermek.
b)Yürütmeyle İlgili Yetkileri
1-Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.
2-Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve istifalarını kabul etmek.
3-Gerek görürse Bakanlar kurulu’na başkanlık etmek.
4-Yabancı devletlere Türk temsilciliğini göndermek ve onlarınkini kabul etmek.
5-Milletlerarası analaşmaları onaylamak ve yayınlamak.
6-TBMM adına TSK Başkomutanlığı’nı temsil etmek.
7-TSK’nin kullanılmasına karar vermek.
8-MGK’yı toplantıya çağırmak.
9-Genelkurmay Başkanı’nı atamak.
10-Kararnameleri imzalamak.
11-Sürekli hasta sakat ve kocama sebebiyle cezaları kaldırmak.
12-Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak.
13-YÖK üyeleri ve rektörleri atamak.
c)Yargı ile ilgili Yetkileri
1-Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek
2-Danıştay’ın üyelerinin ¼’ünü seçmek.
3-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek
4-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı vekilini seçmek
5-Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek
6-AYİM ve Askeri Yargıtay üyelerini seçmek.
M.105-CUMHURBAŞKANININ SORUMLULUK VE SORUMSUZLUK HALİ
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edilemez.
Cumhurbaşkanı, vatana hıyanetten dolayı TBMM üyelerinin 1/3’ünün teklifi üzerine üye tamsayısının 3/4’ünün vereceği kararla suçlandırılır.
M.106-CUMHURBAŞKANLIĞINA VEKİLLİK ETME
Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, geçici olarak görevden alınma, ölüm, çekilme durumlarında TBMM Başkanı ona vekillik eder ve ona ait yetkileri kullanır.
CUMHURBAŞKANI TEŞKİLATI:
1.Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: Kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.Bu kararname yargı denetimi dışındadır.
2.Devlet Denetleme Kurumu:
İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine:
1-Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında sermayenin yarısından fazlasına sahip kuruluşlarda.
2-Kamu Kurumu niteliği olan meslek kuruluşlarında.
3-İşçi-işveren meslek kuruluşlarında
4-Kamuya yararlı dernek ve vakıflarda inceleme araştırma ve denetleme yapar.
Not: TSK ve yargı organları denetim dışıdır.
Üyeleri Cumhurbaşkanınızca seçilir.
M.109-BAKANLAR KURULU
Başbakan, Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanır.
Bakanlar, TBMM üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
Göreve başlama ve güvenoyu:
Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan 1 hafta içinde TBMM’de okunur ve güvenoyuna başlanır. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından 2 tam gün geçtikten sonra başlar görüşmelerin bitiminden 1 tam gün sonra oylama yapılır.
Görev sırasında güvenoyu:
Başbakan gerekli görürse Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, TBMM den güven isteyebilir.
Güven istemi TBMM ne bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven istemi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile reddedilebilir.
Görev ve siyasi sorumluluk:
Bakanlar kurulu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludurlar.Her bakan başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındaki işlerden sorumludur.
Bakanlıkların kurulması:
Bakanlıkların kurulması kaldırılması görev ve yetkileri kanunla düzenlenir bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez .
Herhangi bir sebeple boşalan bir bakanlığa 15 gün içerisinde yeni bir bakan atanır.
M.114-SEÇİMLERDE GEÇİCİ BAKANLAR KURULU
TBMM genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları çekilir.
Seçimin başlangıç tarihinden 3 gün önce ve erken seçim halinde bu karardan itibaren 5 gün içinde, bu bakanlıklara TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar Başbakanca atanır.
Seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere Başbakan atar.
Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni meclis toplanıncaya kadar görevde kalır.
M.115-TÜZÜKLER
Bakanlar Kurulu, kanun uygulamasını göstermek, emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla çıkarılır.
Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayınlanır.
Tüzükler aksine bir hüküm bulunmadıkça resmi gazetede yayınlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girerler.
M.116-TBMM SEÇİMLERİNİN CUMHURBAŞKANINCA YENİLENMESİ
Bakanlar kurulunun:
1-Güvenoyu alamaması
2-Güvensizlik oyu ile düşürülmesi hallerinde 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı takdirde veya kurulduğu halde güvenoyu alamazsa Cumhurbaşkanı TBMM Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde veya yeni seçilen Meclis Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine 45 gün içinde Bakanlar Kurulu kurulamaması hallerinde Cumhurbaşkanı Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
M.117-BAŞKOMUTANLIK VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz; Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
Milli güvenliğin sağlanmasından, silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta başkomutanlık görevini Cumhurbaşkanı adına yapar. Bakanlar Kurulu’nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.
Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.
M.118-MİLLİ GÜVENLİK KURULU
1-Cumhurbaşkanı
2-Başbakan
3-Genelkurmay Başkanı
4-Milli Savunma Bakanı
5-İçişleri Bakanı
6-Dışişleri Bakanı
7-Adalet Bakanı
8-Kuvvet Komutanları (Kara,Deniz ,Hava ve Jandarma komutanları)
9-Başbakan Yardımcılarından oluşur.
Gündemi; Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı’nın önerileriyle Cumhurbaşkanı belirler.
Cumhurbaşkanı olmadığı zaman Başbakan toplar.
M.119-OLAĞANÜSTÜ HALLER:
1.Tabii afet 
2.Tehlikeli salgın hastalıklar
3.Ağır ekonomik bunalımlar
4.Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde ilan edilir.
İlk üç durumda Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir. Dördüncü durumda ise Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu MGK da görüşünü alarak 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir 
OHAL kararı verilmesi durumunda karar RG de yayınlanır TBMM onayına sunulur.
Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine Meclis 4 ay uzatabilir veya OHAL kaldırılabilir.
SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ:
1-Hür demokratik düzene veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik
2-Olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha ağır şiddet hareketlerinin yaygınlaşması
3-Savaş hali, ayaklanma olması
4-Vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli bir eylemin baş göstermesi
5-Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK nun da görüşünü alarak süresi altı ayı geçmemek üzere Sıkıyönetim ilan edebilir.
—Bu karar derhal RG de yayımlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur. TBMM gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir.
—Sıkıyönetim TBMM kararı ile her defasında 4 ayı aşmamak üzere uzatılabilir. Savaş hallerinde bu süre aranmaz.
—Sıkıyönetim hallerinde;
1-Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer
2-Temel hak ve hürriyetlerde kısıtlanma daha fazla olmakta
3-Bazı suçların yargılanması sıkıyönetim askeri mahkemesinde yapılabilmektedir.
—Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar.
İDARENİN ESASLARI:
İdare, kuruluş ve görevleri ile bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça dayandığı yetkiye dayanılarak kurulur.
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Ancak Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile yüksek askeri şura kararları yargı denetimi dışındadır.
Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz.
İdari işlemin uygulanması halinde 
1.Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve 
2.İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Merkezi idare kuruluşu coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere illerde diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esaslarına dayanır.
Mahalli idareler il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen kamu tüzel kişileridir.
Mahalli idarelerin seçimleri 5 yılda bir yapılır.
Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmaları veya kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yoluyla olur ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma olursa içişleri bakanı geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırabilir.
Görev ve sorumlulukları disiplin kavuşturmasında güvence:
Memurlar ve diğer kamu görevlileriyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezaları hariç disiplin kararları yargı denetimi dışına bırakılamaz
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılır. İdare ilgili kişiye daha sonra rücu eder.
M.124-YÖNETMELİKLER
Başbakanlık, Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların, tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılırlar.
Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacağı kanunla belirtilir. Aksine hüküm yoksa yönetmelikler yayımlandığı gün yürürlüğe girerler.
M.130-YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI:
Yükseköğretim kurumları devlet tarafından kanunla kurulur. Kazanç anlamına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından Yükseköğretim kurumları kurulabilir üniversiteler ve bunlara bağlı birimler devletim gözetime ve denetime altındadır.
Rektörler Cumhurbaşkanınca; dekanlar YÖK tarafından atanır.
TSK ve Emniyet teşkilatına bağlı Yükseköğretim kurumları özel yükümlere tabidir.
KAMU KURUM NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI:
Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak ve geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak, meslek disiplinini sağlamak maksadıyla kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir.
Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
Bu kuruluşlar üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarına Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir.
Organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler 
M.137.KANUNSUZ EMİR:
Kamu hizmetlerinde çalışan bir kimse üstünden aldığı bir emri yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar ederse ve yazı ile yenilerse emri yerine getirir bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç olan bir emir hiçbir suretle yerine getirmez. Yerine yetiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI:
—Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar.
—Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez.
—Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde görüşme yapılamaz.
—Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır.
M.140-HÂKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI VE MESLEĞİ:
— Hâkimler ve savcılar azlolunamaz.
—Kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliliğe ayrılamaz
—Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz.
—Hâkimlik ve savcılık meslek içi eğitim ve diğer özlük işeri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
—Hâkimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkimler ve savcılar istemedikçe 65 yaşına kadar emekli edilemezler.
—Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
—Hâkim ve savcıların denetimi Adalet Bakanlığı izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır.
M.145-ASKERİ YARGI
Asker kişilerin askeri suçlarıyla, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde, askeri hizmet ve görevlerle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakarlar.
Savaş ve sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları kanunla düzenlenir.
YÜKSEK MAHKEMELER:
1.Anayasa mahkemesi.
2.Yargıtay.
3.Danıştay.
4.Askeri Yargıtay.
5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
6.Uyuşmazlık Mahkemesi.
ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU
11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.
1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.
2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalışmış olmalıdır.
a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında öğrenim görmeli
b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.
c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalışmalıdır.
Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.
65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.
Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi
Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunlukla 4 yıl için seçilir.
Anayasa Mahkemesinin Görevleri
1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.
OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.
Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davası açılamaz.
2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.
3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.
4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.
5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:
İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.
1-Cumhurbaşkanı
2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları
3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i
—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.
—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.
—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
—İptal davaları geriye yürümez.
Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar
1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar
2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları
3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.
4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar
M.154-YARGITAY 
Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.
M.155-DANIŞTAY
İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşı son inceleme merciidir.
Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.
Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.
M.156-ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.
3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.
M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.
Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.
Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.
Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.
M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Kurulun kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.
M.160-SAYIŞTAY
Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.
Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşı ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.
M.161-BÜTÇENİN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI
Devletin ve KİT dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamalarını yıllık bütçelerle yapılır.
Bütçe Kanununa bütçe dışı hükümler konamaz.
Bakanlar Kurulu genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporu , mali yıl başından 75 gün önce TBMM’ne sunar. Bütçe raporu Bütçe Komisyonunda (40 kişi) incelenir. Bütçe komisyonunca 55 içinde kabul edilip TBMM de görüşülür ve mali yıl başına kadar karar bağlanır.
TBMM üyeleri bütçe kanun tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunulamaz.
Bakanlar Kuruluna KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilemez.
M.164-KESİN HESAP
Kesin hesap kanun tasarıları kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemişse, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sunulur.
Sayıştay genel uygunluk bildirimini kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ne sunar.
Genel Kurul kesin hesap kanun tasarısını yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karar bağlar
Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklarında denetim görevi TBMM ne aittir Sayıştay’ca yapılmaz.
ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ
Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az 1/3 tarafından yazıyla teklif edilebilir.
Genel kurulda iki kez görüşülür. Kabulü TBMM üye tam sayısının 3/5 ‘ü yani 330 oyla kabul edilir.
Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere TBMM ne gönderebilir. Meclis geri gönderilen kanunu üye tam sayısının 2/3 ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunabilir.
Meclisçe üye tamsayısının 3/5 ile veya 2/3 az oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği zaman halkoyuna sunulmak üzere RG de yayımlanır.
Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının 2/3 ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bunlar RG de yayımlanır.
Halkoyuna sunulan kanun değişikliklerin yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul olması gerekir. 
SAVAŞ HALİ
Bakanlar Kurulu ister. TBMM karar verir, Cumhurbaşkanı onaylar.
DEMOKRASİNİN 4 TEMEL ŞARTI
1. Cumhuriyet
2. Serbest seçim
3. Vatandaşların temel haklarının tanınması
4. Serbest örgütlenme
Ülkemizde temsili demokrasi vardır.

Anayasa Hukuku
Hukuk:Toplum hayatını düzenleyen kurallar bütünü (ihlal durumunda devlet otoritesi tarafından yaptırım uygulanır)
Anayasa:Devlet faaliyetlerini düzenleyen yasa metni.Devletin oluşum biçimini düzenler.Hem devleti hem bireyi kapsar.Devletle birey ilişkilerini hukuk kurallarına bağlı olarak düzenler 
Pozitif Hukuk: Yürürlükteki Hukuk kuralları
Anayasa Üstünlüğü Kuralı:Diğer hukuk kurallarının anayasa metnine uygun olması kuralıdır.(1982 anayasası 11.mad.)Anayasa mahkemeleri bunu denetler.
Anayasal Yönetim:Fransız ihtilalinde ortaya çıkmaya başladı.
Mutlak Monarşi:Bir kişinin devlet otoritesi olması.Tüm kuvvetlerin tek elde olması.(eski düşünceye göre kral tanrının temsilcisi bu yüzden yetkiler sınırsız.Teba bu yetkilere uymak zorunda olan kralın yönetimi altındaki halk.)
18.yy. Anayasacılık hareketleri:Amerika’da İngiliz kolonileri anayasal yönetimlerin temelini attı.İlk Virginia sonra da diğer koloniler bağımsızlık bildirgelerini yayınladılar.O zamanlar Hukuk ta fransızcanın daha etkili olması sebebiyle Fransız ihtilalinin etkileri daha geniş ve daha hızlı göstermiş oldu.
Meşruti Monarşi:Devlet yetkileri anayasaca düzenli.Parlamentoda da aristokratlar yer alıyordu.
Osmanlı-Türk Anayasacılık hareketleri: 1839 Tanzimat Fermanı ile batıya benzer bir takım gelişmeler oldu.
-Tanzimat Fermanı:Kişinin haklarını düzenleyen bir metindir ama anayasa değildir çünkü tek taraflı bağlayıcı bir metindir.Amaç Osmanlının batının gelişmesini yakalayabilmek.
-1854 Islahat Fermanı:Anayasa değil yaptırım uygulayabilecek bir mekanizma mevcut değil.İçeriği her Osmanlı vatandaşının haklarını belirtmek (vergi,askerlik memurluk din ırk ayrımı olmadan)
-1876 Kanun-i Esasi:Anayasa metnidir.Anayasa hareketlilikleri neticesinde olmuş olup aynı derecede değildir.
-Denetleme Mekanizması:Meclisi Umumi:
Mebus:Seçimlerle olurdu bu hak erkeklere tanındı Ayan:Padişah tarafından seçilenler.
Padişahın yasama yetkilerini sınırlayamıyor.En son yetki yine padişahta.Kanun-i Esasi’ye göre kanun tasarısı için kanun tasarısı için padişaha danışılır.İzin verirse bu iki meclis görüşür ve padişahın onayı için tekrar padişaha gider.Onay yetkisini kullanmazsa yasama süreci tamamlanmadan sona ermiş olur.
1909 da kanun tasarısı için padişaha sorulması kaldırıldı.Padişah söz konusu yasayı onaylamazsa yasa tasarısı meclise tekrar geri dönecek ve eğer 2/3 çoğunluk sağlanırsa tasarı padişaha tekrar gider ve onayı zorunludur.Ayrıca bu yılda

Yorum (yok) Yorum yaz!

VATANDAŞLIK


21/3/2009 · Kategori: KPSS

VATANDAŞLIK [Bu yazıyı izle]

VATANDAŞLIK DERSİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE ANAYASAL GELİŞMELER

1. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir.
2. Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’dır. Abdülmecit döneminde yapılmıştır.
3. Anayasal gelişmelerin 3.sü 1856 tarihli “Islahat Fermanı”dır. Abdülaziz döneminde yapılmıştır.
  
Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır.

TÜRK ANAYASALARI

1876 ANAYASASI (KANUN-İ ESASİ)

1. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.
2. İki meclisli bir anayasadır. (Meclis-i Ayan ve Meclisi Mebusan)
3. Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.
4. Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.
5. 1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir.
6. 1909’da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.
7. Türkler ilk defa bu anayasa ile seçme ve seçilme hakkını elde ettiler.
8. Yasama ve Yürütme yetkileri Padişah’ın elinde toplandı. Yasama organı Ayan ve Mebusan Meclisidir. Yürütme organı ise Bakanlar kurulundan oluşmaktadır. Yürütmenin başında Padişah bulunur.
9. Bakanlar kurulunu atama ve görevine son verme yetkisi Padişah’a verildi.
10. Sürgün yetkisi padişaha verildi.

1909 ANAYASASI (8 AĞUSTOS 1909)

1. Padişah’ın yetkileri kısıtlandı. 
2. 1876 Anayasasında meclisi fesh etme yetkisi Padişah’a verilmişti. Bu anayasada meclisi kapatma yetkisi meclise verildi.
3. Padişah’ın veto yetkisine sınırlama getirildi.
4. Vatandaşlara dernek, Parti ve Toplantı yapma hakkı tanındı.
5. Basından sansür kaldırıldı.

Bu anayasa 1876 Anayasa’sının değişikliğe uğramış biçimi olduğundan bazı kaynaklarda ayrı bir anayasa olarak geçmemektedir !

1921 ANAYASASI (TEŞKİLAT-I ESASİYE - 20 Ocak 1921)

1. Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)
2. Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.
3. Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.
4. TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.
5. İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.
6. Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.
7. Hükümet, seçtiği vekiller tarafından yönetilir.
8. Seçimler iki yılda bir yapılır.

Milli egemenlik yolunda önemli bir adım atıldı !

Kuvvetler birliği ilkesi benimsenmiştir !

Meclis Hükümeti sistemini benimsenmiştir !

YORUMU

1. “Halk kendi seçtiği vekillerle yönetiliyor” ki bu maddeden ayrı bir devletten bahs edildiğinden, yeni bir devletin kurulduğunun hukuki yönden belgelenmesidir.
2. Olağanüstü şartlarda hazırlanan, geçiş dönemi anayasasıdır.
3. Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasasıdır.
4. Bütün kuvvet ve kaynağını halktan alır.
5. Savaş nedeniyle bu anayasa kısa ve öz olmuştur.
6. Cumhuriyetin ilanı ile anayasaya bazı maddeler eklenmiştir.

Bu Anayasa; Mustafa Kemal’in Meclise değişik zamanlarda sunduğu önergelerden oluşmuştur !

Demokratik ve devrimci bir özellik taşır. Vatandaş haklarına yer vermez !

1923 DEĞİŞİKLİKLERİ

1. Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtilmiştir.
2. Devletin dininin İslam, resmi dilinin Türkçe olduğu belirtilmiştir.
3. Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından ve Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.


1924 ANAYASASI (10 NİSAN 1924)

1. Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. 
2. Devletin yönetim şekli Cumhuriyettir.
3. Devletin dini İslam, başkenti Ankara ve dili Türkçe’dir.
4. Devletin başkenti, rejimi ve bayrağı değiştirilemez.
5. Yasama ve Yürütme yetkileri meclise aittir.
6. Yargı, bağımsız mahkemelerce yürütülür.
7. Meclis; yürütme yetkisini seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun atadığı Bakanlar kanalıyla kullanır. Meclis; hükümeti her zaman denetler.
8. Üst üste aynı kişi Cumhurbaşkanı seçilebilir.
9. Seçimler dört yılda bir yapılır.
10. Seçmen yaşı 18 olacaktır.

Devletin dini İslam olduğu kabul edildiğinden bu anayasa laik değildir. Aynı zamanda diğer anayasalardan ayrılan en önemli özelliğidir !

Yargının bağımsız mahkemelere verilmesi üzerine kısmen kuvvetler ayrılığı gerçekleşti !

İnkılapların yapılması ve değişen şartlar uygun bir anayasaya duyulan ihtiyaç sonucu hazırlandı !

1924 ANAYASASI ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

1. Devletin dini İslam’dır maddesi 1928 yılında anayasadan çıkarıldı.

Bu değişimle birlikte laiklik gerçekleşti !
2. Seçmen yaşı 22’ye çıkarıldı.
3. Ormanlar devletleştirildi. 
4. Kadınlara milletvekili olma hakkı tanındı.(1934)
5. Atatürk ilkeleri anayasaya girdi.
6. Laiklik anayasaya girdi. (1937)
7. Toprak reformu yapıldı.
ÖZELLİKLERİ
1. 1924 anayasası beş kez değişikliğe uğradı.
2. En uzun süreli anayasadır.
3. En çok değişiklik yapılan anayasadır.
4. Kişi hak ve özgürlükler tanınır.
5. Sosyal haklara yer verilmez
1961 ANAYASASI (9 Temmuz 1961)

1. İki meclisli parlamento ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemini kabul etmiştir.
2. Kuvvetler ayrılığı prensibi getirildi.
3. Yürütme organı Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulundan oluşur.
4. Meclis yasaların kabulünde son söze sahiptir.
5. Hukuk devleti ilkesi benimsenmiştir.
6. Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.
7. Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ilkelerine göre yapılacağı belirtilmiştir. 
8. Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçildi.
9. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde sınırlandırılacağı belirtilmiştir.
10. Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.
11. Anayasa mahkemesi kuruldu
12. DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kuruldu.
13. Milli Birlik komitesi kuruldu.
14. Millet meclisi ve Cumhuriyet senatosu olmak üzere iki meclisli sistem oluşturuldu.

İki meclisli sistem açıdan 1876 anayasasına benzemektedir !

1961 anayasası temel hak ve özgürlüklere geniş ve ayrıntılı olarak yer verilmiştir !

1982 ANAYASASI (18 EKİM 1982)

1. Yürütme organı güçlendirildi.
2. Cumhuriyet senatosu kaldırıldı.
3. Meclis 400 üyeden oluşmaktadır.
4. Türk ve Tarih kurumları birleştirildi.
5. Milletvekilleri beş yılda bir Cumhurbaşkanı da yedi yılda bir seçilecek.
6. Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi.
7. Ayrıntılı düzenleme var.
8. Mecliste karar almak kolay.
9. Katılımcı demokrasi var.
10. Diyanet işleri başkanlığı kuruldu.

NİTELİKLERİ

1. Atatürk milliyetçiliği
2. Demokratik devlet
3. Laik devlet
4. Sosyal devlet
5. Hukuk devleti
6. İnsan haklarına saygılı

1924, 1961 VE 1982 ANAYASALARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ

1. Ulusal Hakimiyeti her şeyin üstünde tutma,
2. TBMM’nin üstünlüğünü koruma,
3. Cumhuriyet rejiminin değiştirilemez olması.

T. C ANAYASASI (18 EKİM 1982)

Kuvvetler Ayrımı: Devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyip; devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olması ve bununla sınırlı medeni işbölümü-işbirliğinin bulunması; üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunmasıdır. 

• 1982 Anayasasında 177 madde bulunmaktadır.
• 16 geçici madde vardır. Toplam 193 madde 7 kısımdan oluşmaktadır.
• Başlangıç kısmı anayasa metnine dâhildir.

1. Kısım

Genel Esaslar

M.1-Devletin Şekli: 
Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.

M.2-Cumhuriyetin Nitelikleri: 
Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

M.3-Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti: 
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı, “İstiklal Marşı’dır.
Başkenti Ankara’dır.

1982 anayasasındaki değiştirilemeyecek hükümler şunlardır :

1. Milli marşı İstiklal Marşı’dır.
2. Başkenti Ankara’dır.
3. Bayrağı ay yıldızlı bayraktır.
4. Türkiye; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
5. Dili Türkçe’dir.
6. Türkiye devleti bir cumhuriyettir.

M.6.Egemenlik: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini yetkili organ eliyle kullanır.

M.7-Yasama: 
Yasama yetkisi, Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez.

M.8-Yürütme: 
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na aittir.

M.9-Yargı: 
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

M.11-Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü: 
Anayasa hükümleri yasama yürütme yargı organlarını idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar.

Temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri:

1. Dokunulmaz
2. Devredilmez
3. Vazgeçilmez

M.13-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması: 
—Temel hak ve hürriyetler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacıyla anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlandırılabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz öngörüldüğü amaç dışı kullanılamaz 
— Suç ve ceza geçmişe yürütülemez suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana dek kimse suçlu sayılmaz
—Yabancıların temel hak ve özgürlükleri milletlerarası hukuka uygun kanunla sınırlanabilir.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması:

Bu durumlarda temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir.

1. Savaş
2. Seferberlik
3. Sıkıyönetim
4. Olağanüstü hal 

Ancak bu dört durumda bile:

1. Kişinin yasam hakkına maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz.
2. Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIFLANDIRILMASI

Kişinin hak ve ödevleri:

1. Kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığı
2. Zorla çalıştırma yasağı
3. Kişi hürriyeti ve güvenliği
4. Özel hayatın gizliliği
5. Konut dokunulmazlığı
6. Haberleşme hürriyeti
7. Yerleşme ve seyahat hürriyeti
8. Din ve vicdan hürriyeti
9. Düşünce ve kanaat hürriyeti
10. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
11. Bilim ve sanat hürriyeti
12. Basın hürriyeti, Süreli ve süresiz yayın hakkı, Basın araçlarının korunması, Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı
13. Düzeltme ve cevap hakkı
14. Dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
15. Mülkiyet hakkı
16. Hak arama hürriyeti, Kanuni hâkim güvencesi, Suç ve cezalara ilişkin düzenleme, İspat hakkı
17. Temel hak ve hürriyetlerin korunması

—Zorla çalıştırılma yasağında hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Ancak hükümlülük, tutukluluk ve olağanüstü hallerde vatandaşlık ödevinden kaynaklanan çalışmalar istisnadır.
—Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılır.
—Yakalanan ve tutuklanan kişi 48 saatte, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içerisinde hâkim karşısına çıkarılır.

—Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kısının vücut bütünlüğüne dokunulamaz rızası olmadan bilimsel tıbbı deneylere tabı tutulamaz.

Özel hayatın gizliliği:

Konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı, dernek kurma hürriyeti hakları milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle hâkim kararıyla sınırlandırılabilir.

M.20.Hakım kararı olmadan kimsenin ustu özel kâğıdı, eşyası aranamaz.
M.23.Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti vatandaşlık ödevi, ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlandırılabilir.
M.26.Düşüncenin açıklanması ve yayınlanmasında kanunda yasaklanmış bir dil kullanılamaz
M.32.Düzeltme cevap verme yayını yapılmazsa hakım 7 gün içinde düzeltme yayınının gerekip gerekmediğine karar verir.
Dernekler kanunun öngördüğü hallerde hakım kararıyla kapatılır.
M.34 Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına sahiptir.
M.35.Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılır.

SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR

1. Ailenin korunması
2. Eğitim ve öğrenim hakkı
3. Kıyılardan yararlanma hakkı
4. Kamulaştırma
5. Devletleştirme
6. Özelleştirme
7. Çalışma ve sözleşme hürriyeti
8. Çalışma hakkı ve ödevi
9. Dinlenme hakkı
10. Sendika kurma hakkı
11. Toplu iş sözleşmesi hakkı
12. Grev ve lokavt hakkı
13. Ücrette adaletin sağlanması
14. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
15. Konut hakkı
16. Gençliğin korunması ve sporun geliştirilmesi
17. Sosyal güvenlik hakkı
18. Tarih kültür ve tabiat varlıklarının korunması
19. Sanatın ve sanatçının korunması
20. Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları

M.46 kamulaştırma: Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararı nedeniyle karşılıklarını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını kamulaştırabilir. 

1. Tarım reformunda
2. Büyük enerji sulama projelerinde.
3. İskân projeleri
4. Yeni orman alanlarının açılması
5. Kıyıların korunması ve turizm de taksitle ödeme 5 yıl içinde yapılır en yüksek faizle ödenir.
6. Çiftçiye ait arazı kamulaştırması peşin ödenir.

M.51 İşçi ve ıs verenler birden fazla sendikaya üye olamaz: 
—İsçi sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olmak için işçi olarak 10 yıl bir fiil çalışmak gerekir.
—Grev ve lokavtta uyuşmazlık yüksek hakem kurulunca çözülür uyuşmazlığın her sefasında başvurulur, kararları kesindir, bozulamaz. Sıyası amaçlı grev ve lokavt yapılamaz
—Çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendika kurabilir, üye olabilir, üyelikten çekilebilir. Sendika kurma hakkı milli güvenlik kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak nedenleriyle kanunla sınırlandırılabilir.

M52 İşçiler ve iş verenler karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarda çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Aynı iş yerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz 

M65 Devlet iktisadi ve sosyal ödevlerini mali kaynaklarını yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.

SOSYAL GUVENLIK BAKIMINDAN DEVLET TARAFINDAN KORUNMASI GEREKENLER

1. Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri
2. Malul ve gaziler
3. Sakatlar
4. Yaslılar
5. Korunmaya muhtaç çocuklar

Siyasi haklar ve ödevler:

1. Türk vatandaşlığı
2. Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma
3. Siyasi parti kurma, partilere girme ve partiden ayrılma hakkı
4. Kamu hizmetine girme hakkı
5. Vatan hizmeti
6. Vergi ödeme
7. Dilekçe hakkı

Türk anadan veya Türk babadan doğan herkes Türk’tür.Vatandaşlıktan çıkarılma kararına karşı yargı yolu kapatılamaz.

M.67 Seçimlerin yapılma şekli:

Seçimler ve halk oylaması:
1. Serbest.
2. Eşit.
3. Gizli.
4. Tek dereceli.
5. Genel oy
6. Acık sayım ve döküm esasına göre.

Yargı yönetim ve denetimindedir. İtirazlar YSK (Yüksek Seçim Kuruluna) yapılır.

—18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
—Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmaz.

Oy kullanamayacak kişiler:

1. Silâh altında bulunan erbaş ve erler
2. Askeri öğrenciler
3. Taksirli suçlar hariç olmak üzere hükümlüler oy kullanamaz. Ancak tutuklular oy kullanabilir.

M.68-Siyasi partiye üyelik:
Siyasi partiye üye olabilmek için 18 yasını doldurmuş olmak gerekir.Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar.

SIYASI PARTIYE UYE OLAMAYACAK KISILER.
1.Hakım ve savcılar.
2 Sayıştay dahil olmak üzere yüksek yargı organları mensupları
3 Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar
4 Isçı olmayan diğer kamu görevlileri
5.TSK mensupları
6 Yüksek öğretim öncesi öğrenciler.

M.69.SIYASI PARTILERIN UYACAKLARI ESASLAR.
1 Sıyası partiler ticari faaliyetlerde bulunamazlar.
2 Sıyası partilerin malı denetimini Anayasa mahkemesi yapar.
3.Sıyası partilerin kapatılması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kesin karara bağlanır.
—Siyasi partilerin tüzük ve programları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine millet egemenliğine ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Aykırı olması hali temelli kapatma sebebidir. Anayasa mah. dava konusu fiillerin ağılığına göre siyasi partinin devlet yardımından tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
4.Temelli kapatılan bir parti bir başka adla acılamaz
5 Sıyası partinin kapatılmasına sebep olanlar 5 yıl sureyle bir baksa partinin kurucu üyesi olamazlar. Anayasa mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının resmi gazetede yayınlanmasıyla sure başlar.
6Yabancı devlet kuruluşları, gerçek veya tüzel kişilerden maddi yardım alamazlar.
NOT: Siyasi partinin kapatılmasında Anayasa mahkemesinin 3/5 oyu şart koşulmuştur.

—Mal Bildirimi: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.
—Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir
—Vergi ödevi:-Herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
  —Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı gerekir
  —Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
  —Vergi, resim, harç veya benzeri yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarında değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
—Dilekçe Hakkı: Vatandaşlar ve karşılık esası gözetilmek kaydıyla yabancılar kendileriyle veya kamuyla ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara veya TBMM ne bildirebilirler.
  .
  TBMM
Genel oyla seçilen 550 milletvekilinden oluşur

MILLET VEKILI SECILME YETERLILIKLERI:
1–30 yaşını doldurmuş olmak.
2 En az ilk okul mezunu olmak
3 Askerlik hizmetini yapmış olmak
4Kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak
5 Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis yatmamış olmak
6Yuz kızartıcı suç islememek
7 Devlet sırrını açığa vurmamış olmak
8 İdeolojik ve anarşik suçlara katılmamak
9 Kısıtlı olmamak

M.77.SECIMLER
—Seçimler 5 yılda bir yapılır
—Meclis veya gerekli şartların oluşması halinde Cumhurbaşkanı bu süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verebilir
—Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri yeni meclisin seçilmesine kadar sürer.
—TBMM SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI: Savas nedeniyle seçimler TBMM tarafından 1 yıl ertelenebilir.(GERİYE BIRAKILIR)

ARA SECIM:
—TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.
—Her seçim döneminde 1 kez yapılabilir.
—Genel seçimler yapıldıktan sonra 30 ay geçmeden ara secime gidilemez
-Boşalan üyeliklerin sayısı üye tam sayısının % 5 ını bulduğunda ara seçime 3 ay içinde gidilir.
—Genel secime 1 yıl kala ara seçime gidilmez.
—Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. YSK 7 asıl 4 yedek üyeden oluşur.6sı Yargıtay, 5 i Danıştay dan seçilir.

—Milletvekilleri bütün milleti temsil eder.

Üyelikle Bağdaşmayan İşler:
1.Devlet ve kamu tüzel kişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşların doğrudan veya dolaylı katıldığı teşebbüs ve ortaklıkların,
2.Kamu yararına çalışan derneklerin ve devletten yardım alan vakıfların kamu meslek kuruluşları,sendika ve bunların üst kuruluşları ve teşebbüslerinde yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar ,vekil olamazlar.
3.TBMM üyeleri yürütme organının teklif inha atama veya onamasına bağlı resmi veya özel bir işte görevlendirilemezler. Bir üyenin belli bir konuda 6 ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca geçici bir görevi kabul etmesi meclis kararına bağlıdır.

Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı:

Yasama sorumsuzluğu: TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden; o oturumdaki başkanlık divanının teklifi üzerine meclisçe başka karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açıklamaktan sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğu en kısa tanımıyla milletvekillerinin söz hürriyetini korur.
Hayat boyu sürecek olan sorumsuzluk milletvekilini cezai takibatlara karşı mutlak olarak korur.
Sorumsuzluğun meclis veya başka bir organ tarafından kaldırılması söz konusu değildir.
Yasama Dokunulmazlığı:
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz, sorguya çekilemez ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlamak kaydıyla anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Seçimden önce veya sonra milletvekiline verilmiş bir ceza hükmünün uygulanması üyeliğin sona ermesine bırakılır.
Dokunulmazlığı kaldırılan üye tekrar seçilirse başka bir işleme gerek olmadan dokunulmazlığını elde eder.
TBMM siyasi parti guruplarından yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz.
Dokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin hangi fiilden yargılanacaksa onunla sınırlı olarak hakkında kovuşturma yapılabilir.
Sorumsuzluk mutlak, dokunulmazlık nispidir.
Sorumsuzluk devamlı dokunulmazlık geçicidir.

 Milletvekilliğinin Sona ermesi:
1.Seçimlerin sona ermesi.
2.Ölüm.
3.Milletvekilinin cumhurbaşkanı seçilmesi
4.Milletvekilinin yerel yönetim organlarına seçilmesi.,

Milletvekilliliğinin Düşmesi:
1.Milletvekilinin istifa etmesi(TBMM Başkanlık Divanının tespiti ile Meclis Genel Kurulunca kararlaştırılır)
2. Kesin hüküm giyme veya kısıtlanma haline düşmesi. Kesin mahkeme kararının genel kurula bildirilmesi.
3. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmek(Genel Kurulda gizli oyla karar verilir)
4.Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam 5 bileşim günü katılmamak.Meclis Başkanlık Divanının tespiti üzerine Genel Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
5.Partisinin temelli kapatılmasına sebep olan, milletvekili Anayasa Mahkemesinin temelli kapatılmasına ilişkin kesin kararını resmi gazetede yayınlandıktan itibaren düşer.

Üyeliğin düşmesine kural olarak meclis genel kurulu gizli oyla karar verir.
—Milletvekilliği düşen vekil 7 gün içerisinde Anayasa mahkemesine başvurur. Anayasa mahkemesi 15 gün içinde karar verir.

Ödenek ve yolluklar:
Ödeneğin aylık tutarı en yüksek devlet memurunun almakta olduğu miktarın ;yollukta ödenek miktarının yarısını aşamaz.
Ödenek ve yollukların en çok 3 aylığı önceden ödenir.

M.87 TBMM NIN GOREVLERI
1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yatkısı vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tamsayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek 

M.88.KANUN TEKLIFI VE GORUSULMESI:
Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Parlamento kararları kanun dışındaki bütün işlemleri kapsar ve yargı denetimi dışındadır.

Kanunları yapma yetkisi:
1.Bakanlar kurulu……………….kanun tasarısı 
2.Milletvekilleri………………… kanun teklifi yaparlar.

TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER: 
1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.

TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER: 
1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.
 Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.
 Cumhurbaşkanı TBMM ce kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.
 TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.
Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.
 Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.

Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletlerarası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletlerarası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletlerarası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu taktirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME CIKARMA YETKİSİ: 

Yetki Bakımından:KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
Ohal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.

Yetki kanunu bakımından:
Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak ohal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir. 
Yetki Kanunun içeriği:
1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.

KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:
1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması
 Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.

Konu bakımından:
 KHK lerde temel haklar ,kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez .KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
Ohal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.

Denetim bakımından:
KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.

Şekil ve usul bakımından:
 KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.

Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:

M.92.Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.

M.93.TOPLANMA VE TATIL
TBMM her yıl 1 EKIMDE toplanır

Ara verme veya tatil sırasında 
1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca 
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca 
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya Milletvekillerinin 1/5 istemi üzerine meclisi toplar.
M.94.BASKANLIK DIVANI
_Siyasi parti gurupları başkanlık için aday gösteremezler.
_Meclis başkanı başkan vekilleri katıp üyeler ve idare amirlerinden oluşur
_Başkanlık divanı için bir yasama döneminde 2 defa secim yapılır: ilki 2 yıl ikincisi 3 yıl grev yapar.
_TBMM meclis başkan adayları meclis üyeleri içerisinden seçilir ilk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.Bu durum sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılır bu oylamada en fazla oy alan üye başkan seçilir.
_Sıyası parti gurubu minimum 20 milletvekilinden oluşur.
Toplantı ve karar yeter sayısı:
_TBMM üye tam sayısının en az 1/3 ile toplanır toplantıya katılanlar salt çoğunlukla karar verir ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının ¼ nun 1 fazlasından az olamaz..

M.98. TBMM DE BILGI EDINME VE DENETLEME YOLLARI:

1.SORU. Bakanlar kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.15 Gün sonra gündeme alınır.

2.MECLIS ARASTIRMASI. Bellı bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir 3 ay da sonuçlanır

3 GENEL GORUSME. Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir. Hükümet, siyasi parti grupları en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenir.

4.GENSORU. Bir sıyası parti adına veya 20 milletvekilinin istemi üzerine açılır. Hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğu araştırılır.
Bakanlar kurulunun veya bakanlığın düşürülmesi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olur. Oylamada güvensizlik oyları sayılır.

5 MECLIS SORUSTURMASI.
_Başbakan veya bakanların görevleri ile ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlamaktır.
_Üye tamsayısının 1/10 nün vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
_Meclis bu istemi en geç bir ay içerisinde görüşür.Bu görüşme sonunda gerekli görülürse Başbakan veya bakanlar yüce divana sevk edilir.
_Yüce divana sevk kararı ancak üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır .
_Bakan Yüce Divana sevk edilirse bakanlıktan düşer.
_Başbakan Yüce Divana sevk edilirse hükümet istifa etmiş sayılır.

  YÜRÜTME

M.101-Cumhurbaşkanı Seçilebilme Koşulları
1-40 yaşını doldurmuş olmak.
2-Yüksek öğrenim yapmış olmak
3-Türk vatandaşı olmak
4-Cumhurbaşkanı Meclisin kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıl için seçilir.
5-Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
6-Cumhurbaşkanlığı’na TBMM üyeleri dışında aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.
Cumhurbaşkanı seçimi:

—Cumhurbaşkanının seçilmesi, TBMM üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla ve gizli oyla seçilir.
__Cumhurbaşkanının görev süresi dolmadan 30 gün önce, dolduktan 10 gün sonra seçime başlanır. Seçim 1 ayda tamamlanır. Oylamalar 3’er gün arayla yapılır.
1.TUR + 2.TUR: Üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla
3.TUR: Üye tamsayısının salt çoğunluğuyla. (276)
4.TUR: 3. turda en çok oyu olan iki aday bu tura kalır.
Salt çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçilir. Seçilemezse, TBMM seçimleri yeniler.

M.104-CUMHURBAŞKANININ GÖREV VE YETKİLERİ:

a)Yasamayla ilgili Yetkileri
1-Yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar.
2-TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırır.
3-Kanunları yayınlar.
4-Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ne yollar.
5-Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları gerek gördüğünde halkoyuna sunar.
6-Kanunların, KHK, TBMM iç tüzüğünün iptali için Anayasa mahkemesi’ne iptal davası açar.
7-TBMM’de seçimlerin yenilenmesine karar vermek.

b)Yürütmeyle İlgili Yetkileri
1-Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.
2-Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve istifalarını kabul etmek.
3-Gerek görürse Bakanlar kurulu’na başkanlık etmek.
4-Yabancı devletlere Türk temsilciliğini göndermek ve onlarınkini kabul etmek.
5-Milletlerarası analaşmaları onaylamak ve yayınlamak.
6-TBMM adına TSK Başkomutanlığı’nı temsil etmek.
7-TSK’nin kullanılmasına karar vermek.
8-MGK’yı toplantıya çağırmak.
9-Genelkurmay Başkanı’nı atamak.
10-Kararnameleri imzalamak.
11-Sürekli hasta sakat ve kocama sebebiyle cezaları kaldırmak.
12-Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak.
13-YÖK üyeleri ve rektörleri atamak.

c)Yargı ile ilgili Yetkileri
1-Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek
2-Danıştay’ın üyelerinin ¼’ünü seçmek.
3-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek
4-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı vekilini seçmek
5-Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek
6-AYİM ve Askeri Yargıtay üyelerini seçmek.

M.105-CUMHURBAŞKANININ SORUMLULUK VE SORUMSUZLUK HALİ
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edilemez.
Cumhurbaşkanı, vatana hıyanetten dolayı TBMM üyelerinin 1/3’ünün teklifi üzerine üye tamsayısının 3/4’ünün vereceği kararla suçlandırılır.

M.106-CUMHURBAŞKANLIĞINA VEKİLLİK ETME
Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, geçici olarak görevden alınma, ölüm, çekilme durumlarında TBMM Başkanı ona vekillik eder ve ona ait yetkileri kullanır.

CUMHURBAŞKANI TEŞKİLATI:
1.Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: Kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.Bu kararname yargı denetimi dışındadır.
2.Devlet Denetleme Kurumu:
 İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine:
1-Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında sermayenin yarısından fazlasına sahip kuruluşlarda.
2-Kamu Kurumu niteliği olan meslek kuruluşlarında.
3-İşçi-işveren meslek kuruluşlarında
4-Kamuya yararlı dernek ve vakıflarda inceleme araştırma ve denetleme yapar.
Not: TSK ve yargı organları denetim dışıdır.
Üyeleri Cumhurbaşkanınızca seçilir.

M.109-BAKANLAR KURULU
Başbakan, Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanır.
Bakanlar, TBMM üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır.

Göreve başlama ve güvenoyu:
Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan 1 hafta içinde TBMM’de okunur ve güvenoyuna başlanır. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından 2 tam gün geçtikten sonra başlar görüşmelerin bitiminden 1 tam gün sonra oylama yapılır.

Görev sırasında güvenoyu:
Başbakan gerekli görürse Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, TBMM den güven isteyebilir.
Güven istemi TBMM ne bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven istemi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile reddedilebilir.

Görev ve siyasi sorumluluk:
Bakanlar kurulu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludurlar.Her bakan başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındaki işlerden sorumludur.
Bakanlıkların kurulması:
Bakanlıkların kurulması kaldırılması görev ve yetkileri kanunla düzenlenir bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez .
Herhangi bir sebeple boşalan bir bakanlığa 15 gün içerisinde yeni bir bakan atanır.

M.114-SEÇİMLERDE GEÇİCİ BAKANLAR KURULU
TBMM genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları çekilir.
Seçimin başlangıç tarihinden 3 gün önce ve erken seçim halinde bu karardan itibaren 5 gün içinde, bu bakanlıklara TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar Başbakanca atanır.
Seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere Başbakan atar.
Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni meclis toplanıncaya kadar görevde kalır.

M.115-TÜZÜKLER
Bakanlar Kurulu, kanun uygulamasını göstermek, emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla çıkarılır.
Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayınlanır.
Tüzükler aksine bir hüküm bulunmadıkça resmi gazetede yayınlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girerler.

M.116-TBMM SEÇİMLERİNİN CUMHURBAŞKANINCA YENİLENMESİ
Bakanlar kurulunun:
1-Güvenoyu alamaması
2-Güvensizlik oyu ile düşürülmesi hallerinde 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı takdirde veya kurulduğu halde güvenoyu alamazsa Cumhurbaşkanı TBMM Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde veya yeni seçilen Meclis Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine 45 gün içinde Bakanlar Kurulu kurulamaması hallerinde Cumhurbaşkanı Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.

M.117-BAŞKOMUTANLIK VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz; Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
Milli güvenliğin sağlanmasından, silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta başkomutanlık görevini Cumhurbaşkanı adına yapar. Bakanlar Kurulu’nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.
Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.

M.118-MİLLİ GÜVENLİK KURULU
1-Cumhurbaşkanı
2-Başbakan
3-Genelkurmay Başkanı
4-Milli Savunma Bakanı
5-İçişleri Bakanı
6-Dışişleri Bakanı
7-Adalet Bakanı
8-Kuvvet Komutanları (Kara,Deniz ,Hava ve Jandarma komutanları)
9-Başbakan Yardımcılarından oluşur.
Gündemi; Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı’nın önerileriyle Cumhurbaşkanı belirler.
Cumhurbaşkanı olmadığı zaman Başbakan toplar.

M.119-OLAĞANÜSTÜ HALLER:
1.Tabii afet 
2.Tehlikeli salgın hastalıklar
3.Ağır ekonomik bunalımlar
4.Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde ilan edilir.
 İlk üç durumda Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir. Dördüncü durumda ise Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu MGK da görüşünü alarak 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir 
OHAL kararı verilmesi durumunda karar RG de yayınlanır TBMM onayına sunulur.
Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine Meclis 4 ay uzatabilir veya OHAL kaldırılabilir.

SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ:
1-Hür demokratik düzene veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik
2-Olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha ağır şiddet hareketlerinin yaygınlaşması
3-Savaş hali, ayaklanma olması
4-Vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli bir eylemin baş göstermesi
5-Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK nun da görüşünü alarak süresi altı ayı geçmemek üzere Sıkıyönetim ilan edebilir.
—Bu karar derhal RG de yayımlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur. TBMM gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir.
—Sıkıyönetim TBMM kararı ile her defasında 4 ayı aşmamak üzere uzatılabilir. Savaş hallerinde bu süre aranmaz.
—Sıkıyönetim hallerinde;
1-Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer
2-Temel hak ve hürriyetlerde kısıtlanma daha fazla olmakta
3-Bazı suçların yargılanması sıkıyönetim askeri mahkemesinde yapılabilmektedir.
—Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar.

İDARENİN ESASLARI:
 İdare, kuruluş ve görevleri ile bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça dayandığı yetkiye dayanılarak kurulur.
 İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Ancak Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile yüksek askeri şura kararları yargı denetimi dışındadır.
Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz.
 İdari işlemin uygulanması halinde 
1.Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve 
2.İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
 Merkezi idare kuruluşu coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere illerde diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esaslarına dayanır.
 Mahalli idareler il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen kamu tüzel kişileridir.
Mahalli idarelerin seçimleri 5 yılda bir yapılır.
 Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmaları veya kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yoluyla olur ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma olursa içişleri bakanı geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırabilir.

Görev ve sorumlulukları disiplin kavuşturmasında güvence:
 Memurlar ve diğer kamu görevlileriyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezaları hariç disiplin kararları yargı denetimi dışına bırakılamaz
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılır. İdare ilgili kişiye daha sonra rücu eder.

M.124-YÖNETMELİKLER
Başbakanlık, Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların, tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılırlar.
Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacağı kanunla belirtilir. Aksine hüküm yoksa yönetmelikler yayımlandığı gün yürürlüğe girerler.

M.130-YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI:
 Yükseköğretim kurumları devlet tarafından kanunla kurulur. Kazanç anlamına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından Yükseköğretim kurumları kurulabilir üniversiteler ve bunlara bağlı birimler devletim gözetime ve denetime altındadır.
Rektörler Cumhurbaşkanınca; dekanlar YÖK tarafından atanır.
TSK ve Emniyet teşkilatına bağlı Yükseköğretim kurumları özel yükümlere tabidir.

 KAMU KURUM NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI:
 Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak ve geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak, meslek disiplinini sağlamak maksadıyla kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir.
Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
Bu kuruluşlar üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarına Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir.
Organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler 

M.137.KANUNSUZ EMİR:
 Kamu hizmetlerinde çalışan bir kimse üstünden aldığı bir emri yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar ederse ve yazı ile yenilerse emri yerine getirir bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
 Konusu suç olan bir emir hiçbir suretle yerine getirmez. Yerine yetiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
  MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI:
—Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar.
—Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez.
—Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde görüşme yapılamaz.
—Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır.
M.140-HÂKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI VE MESLEĞİ:
— Hâkimler ve savcılar azlolunamaz.
—Kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliliğe ayrılamaz
—Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz.
—Hâkimlik ve savcılık meslek içi eğitim ve diğer özlük işeri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
—Hâkimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkimler ve savcılar istemedikçe 65 yaşına kadar emekli edilemezler.
—Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
—Hâkim ve savcıların denetimi Adalet Bakanlığı izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır.

M.145-ASKERİ YARGI
Asker kişilerin askeri suçlarıyla, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde, askeri hizmet ve görevlerle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakarlar.
Savaş ve sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları kanunla düzenlenir.
  YÜKSEK MAHKEMELER:
1.Anayasa mahkemesi.
2.Yargıtay.
3.Danıştay.
4.Askeri Yargıtay.
5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
6.Uyuşmazlık Mahkemesi.

ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU
11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.
1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.
2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalışmış olmalıdır.
a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında öğrenim görmeli
b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.
c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalışmalıdır.
Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.
65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.
Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi
Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunlukla 4 yıl için seçilir.
Anayasa Mahkemesinin Görevleri
1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.
OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.
Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davası açılamaz.
2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.
3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.
4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.
5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:
İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.

1-Cumhurbaşkanı
2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları
3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i
—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.
—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.
—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
—İptal davaları geriye yürümez.
Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar
1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar
2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları
3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.
4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar
   
M.154-YARGITAY 
Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.

M.155-DANIŞTAY
İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşı son inceleme merciidir.
Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.
Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.

M.156-ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.
3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.

M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.
Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.
Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.


M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.
Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.

M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Kurulun kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.

M.160-SAYIŞTAY
Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.

Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşı ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.

M.161-BÜTÇENİN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI
Devletin ve KİT dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamalarını yıllık bütçelerle yapılır.
Bütçe Kanununa bütçe dışı hükümler konamaz.
Bakanlar Kurulu genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren rap

Yorum (yok) Yorum yaz!

İNKİLAP TARİHİ 3


21/3/2009 · Kategori: KPSS

İNKILAP TARİHİ 3 [Bu yazıyı izle]





ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ


İNKILAP: Köken olarak inkılap, Arapça “Kalb” kelimesinden türetilmiştir. İnkılap, değişme, bir halden diğer bir hale geçme demektir. Türkçe’de bu kelime “etmek” yardımcı fiiliyle “kalbetmek” şeklinde kullanılır. Türk Hukuk Lügatı’na göre ise; İnkılap; Bir devletin sahip olduğu siyasi, sosyal, askeri alanlardaki kurumların devlet eliyle, makul ve ölçülü metotlarla köklü bir biçimde değiştirilerek yenileştirilmesidir. Yani inkılaplar, sanayi inkılabı, bilim inkılabı, kültür inkılabı gibi çeşitli alanlarda olabilir. Bu yüzden Atatürk’ün yaptığı yenilikler inkılap olarak kabul edilmektedir.  
 
Atatürk, inkılap kelimesini sık sık kullanmış, özellikle İnkılap ile İhtilal arasındaki farka dikkat çekmiştir. 
 
İnkılap Olayının Gerçekleşebilmesi İçin Bazı Şartların Bir Araya Gelmesi Lazımdır. Bunlar:
a) Toplumun karşı karşıya kaldığı idari, adli, sosyal ve ekonomik buhranlar (Fransız İnkılabında bu durumu görmek mümkündür.)
b) Fikir hayatının gelişme göstermesi ve inkılabı hazırlayıcı çalışmaların yapılması. (Fikirsiz inkılap olmaz. Montesqieu, Voltaire, Jean Jacques Rousseau olmasaydı, Fransız İnkılabı olmazdı. Türkiye’de ise inkılap fikri 18.yy sonlarında ve 19.yy başlarından itibaren açılan modern okullarda eğitim gören mektepli gençler arasında yeşermeye başlamıştır. II.Meşrutiyet dönemine gelindiğinde, Fransız İnkılabı düşünürlerinin yanı sıra Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa gibi Tanzimat Dönemi fikir adamlarının; Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Abdullah Cevdet gibi Meşrutiyet aydınlarının eserleri onların düşünce atmosferini oldukça etkilemiştir. Bu kuşaktan gelen Mustafa Kemal, bu düşünürlerin fikirlerini öğrenmiş, Türk toplum yapısına uygun bir hale getirmiş ve uygulamıştır.)
c) Lider ve kadro teşekkülü (Diğer bütün şartlar oluşmuş olsa bile lidersiz ve kadrosuz bir inkılap hareketi düşünülemez. Mustafa Kemal, Türk İnkılabı hareketini başarıyla gerçekleştirecek lider özelliklerine sahiptir.)
d) Tertip, disiplin, plan ve program: (Fransız İnkılabı’nda başlangıçta belirli bir plan yoktur. Ancak dana sonra işler bir plan ve programa bağlanmıştır. Türk inkılabında ise başlangıçtan itibaren belirli bir plan, program ve disiplin mevcuttur. Mustafa Kemal ve arkadaşları ancak bu şekilde dünyaya örnek olacak Türk İnkılabı’na işlerlik kazandırmışlardır. 

İHTİLAL: İhtilal de Arapça “hal” kelimesinden gelmektedir. Anlamı bozukluk, karışıklık, tahttan indirme demektir. Kavram olarak ihtilal: Bir devletin siyasi teşkilatını, kanuni şekillere hiç uymadan değiştirmek üzere zor kullanılarak yapılan geniş çaplı bir halk hareketidir.

 Görüldüğü üzere inkılap, gelişmeye, ilerlemeye yönelik bir değişikliği ifade ettiği halde, ihtilal, mevcut düzeni bozmaya, çökertmeye yönelik bir anlam taşır. Yani ihtilal bozulan, altüst olan düzenin yerine yeni bir düzenin oluşturulmasını kapsamaz. Sadece inkılabın bir evresini, hareketin yıkıcı olan kısmını teşkil eder. İhtilal, mevcut müesseselerin yıkımını; inkılap ise yeniden müesseseleşmeyi ifade eder. Türkiye’de ihtilal ve inkılap kavramları genellikle ayırt edilmemekte, ihtilal inkılabın yerine kullanılmaktadır. Bunun sebebi Türkçe de her iki kavramın da, Fransız İnkılabı’ndan sonra kullanılmış olmasıdır. 1789 Fransız İnkılabı, sıklıkla telaffuz edildiği gibi bir ihtilal değil, bir inkılaptır. Atatürk’ün deyimiyle 1789 hareketi, tam yüz yıl süren bir ihtilaller serisidir, sonuç itibariyle bir inkılaptır. 

DEVRİM: Zaman zaman ihtilal ve inkılap kavramlarının yerine kullanılan “devrim” kelimesi, “devirmek” fiil kökünden türetilmiş olup, daha çok ihtilal anlamındadır. Burada inkılap kavramı yok sayılmıştır. 

İSYAN: Sözlük anlamı itaat etmemek, emre boyun eğmemek, ayaklanmak demektir. Kavram olarak ise toplum içinde belirli bir grubun veya herhangi bir teşkilatın sınırlı amaç ve hedefini gerçekleştirmek üzere devlete karşı başkaldırma hareketidir. 

 İsyan gelişme gösterebilirse ihtilale, ihtilal gelişme gösterebilirse inkılaba dönüşebilir. Fransız İnkılabı’nda bu böyle olmuştur. Türk İnkılabı’nda ise isyan ve ihtilal safhası yoktur. Mustafa Kemal’in İstanbul Hükümeti’ne karşı gelmesi bir isyan olarak nitelendirilemez. Çünkü ortada baş kaldırılacak bir devlet yoktur. Mondros Mütarekesi’ni imzalayan Osmanlı Devleti, bir devlette bulunması gereken unsurlardan millet unsuru dışındakileri kaybettiği için hukuken varlığını yitirmiştir. 

HÜKÜMET DARBESİ: Mevcut iktidara karşı yapılan harekettir. Devletin emri altındaki resmi kuvvetlerden birinin, örneğin ordunun mevcut hükümeti devirip, iktidarı ele alması demektir. Hükümet darbeleri sadece iktidardaki kişileri değiştirirler. Toplumdaki sosyal, ekonomik, siyasi ve kültürel yapıya dokunmazlar.

REFORM (ISLAHAT): Fransızca olan Reform kelimesi, sözlük anlamı olarak düzeltme, iyileştirme anlamına gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde reform karşılığı olarak Islahat deyimi kullanılmıştır. Geniş anlamda reform; toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeyen kurumları, çağın ihtiyaçlarına ve şartlarına uygun olarak yeniden düzenlemektir. Reformlar o ülkenin hukuk düzenine uygun olarak yapılır. Değiştirilebilir, zorlayıcı değildir. 

TEKAMÜL (EVRİM): Arapça, “Kamil” kökünden türemiş olup, ilerleme, gelişme, olgunlaşma anlamına gelmektedir. Evrim kavram olarak mevcut kurumun veya herhangi bir varlığın ideale, daha iyiye doğru gelişmesini ifade etmektedir. 

RÖNESANS: Kelime anlamı yeniden doğuş demektir. İlimde, sanatta, fikirde, edebiyatta yeniden doğuşu ifade etmektedir. 

TANZİMAT: Kelime anlamı düzene koymak, çekidüzen verme olup Türk Tarihinde bir devreyi ifade eden özel bir kelimedir. 

Türk İnkılabı İle Fransız İnkılabı’nın Karşılaştırılması:

1) Fransız İnkılabı’nın önceki evrelerinde bir isyan ve uzun bir ihtilaller serisi vardır. Bir asırlık bir sürecin sonunda Fransa’daki olay inkılap haline gelebilmiştir. Türk İnkılabı’nda ise isyan ve ihtilal evresi yoktur. Türk inkılabında doğrudan inkılaba geçilmiştir. 

2) Fransız İnkılabı kendi devleti içinde doğmuş, kendi yönetimine karşı gerçekleştirilmiştir. Türk İnkılabı’nın başlangıç noktası ise işgal güçlerine karşı bir Milli Mücadele hareketidir. 

3) Fransız İnkılabı öncesinde ülkede bir fikri hazırlık mevcut olup, hareket fiilen tabandan tavana doğru gelişme göstermiştir. Türk İnkılabı’nı ise Mustafa Kemal başta olmak üzere üstteki yönetim kadrosu tavandan tabana doğru gerçekleştirmiştir. 

4) Fransız İnkılabı’nı, Burjuva sınıfı başlatmış ve başarıya ulaştırmıştır. Ancak Türk İnkılabı, Türk toplumunda tarihin hiçbir döneminde imtiyazlı sınıflar oluşmadığı için herhangi bir sınıfa mal edilemez. 

5) Türk İnkılabı, Fransız İnkılabı gibi uzun ve kanlı değildir. 

TÜRK İNKILABINI HAZIRLAYAN SEBEPLER:
 
 Türkler’in tarih boyunca kurdukları en büyük devletlerden biri olan Osmanlı Devleti, dünyanın üç büyük kıtasında önemli topraklara ve stratejik noktalara sahip olup, yükselme döneminde devrinin tek süper devleti durumundadır. Bunun sebebi; uyguladığı bilinçli politika, disiplinli ve güçlü bir askeri teşkilata sahip olması, idari siyasetteki inceliği, adilane davranışı, taassuptan uzak ve hoşgörüye dayanan bir dini anlayışa sahip olmasıdır. Osmanlı Devleti’nin gelişmesi, yeni toprak kazançları elde etmesi gelişigüzel değil, bir program dahilinde ve bilinçli bir biçimde gerçekleşmiştir. 

 Ancak daha sonraları Avrupa’da meydana gelen Rönesans, Reform, Fransız İnkılabı gibi gelişmeler, Avrupa’da da önemli değişikliklere yol açmış ve Batı Medeniyeti denilen, bugün hala varlığı ve gücü devam eden bir medeniyet doğmuştur. Avrupa’da yaşanan gelişmeler Osmanlı Devleti’nde olmamış, Yeni Çağ’ın bu en büyük dünya devleti, Yakın Çağ’da hızlı bir gerilemenin içine girmiş ve 20. yy’ ın başlarında çöküşle karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına yol açan iç ve dış sebepleri şu şekilde irdelemek mümkündür:

A_İç Sebepler:

1. Mülki İdarenin Bozulması:

 Osmanlı Devleti, eski Türk hakimiyet anlayışına göre, veraset usulüyle tahta geçen hükümdarlarca yönetilmekte idi. Devletin başında Osmanlı Hanedanı’na mensup bir hükümdar vardı. Hanedan üyelerinden kimin hükümdar olacağı ile ilgili kesin çizgilerle belirlenmiş bir kural yoktu. Bununla birlikte Türk Örf Hukuku’na göre tahta geçiş, bir gelenek şeklinde bazı prensiplere bağlanmıştı. Buna göre; İktidar hanedan üyelerinin ortak malı idi. Başta bulunan hükümdar, kendisinden sonra tahta geçebilecek veliahtı tayin edebilirdi. Hükümdar eğer sağlığında yerine bir veliaht tayin etmemişse, bu durumda hükümdarın ölümünden sonra hanedan üyelerinin her biri gücü ve nüfuzu varsa, sonucuna katlanmak şartıyla taht üzerinde hak iddia edebilir ve mücadelesinde başarılı olması halinde iktidarı ele geçirirdi. 

 Ancak daha sonraki yıllarda bu yöntem değiştirilerek yerine hanedanın en büyük erkeğinin tahta geçirilmesini öngören, “Ekberiyet yani yaşça büyük olma” sistemi getirildi. Bu sistem taht kavgalarını ve dolayısıyla kardeş kanı dökülerek devletin iç bunalıma itilmesini önlemiştir. Ancak iktidarı elde etmede sadece yaşın ölçü olması, şahsi yeteneklere bakılmayışı, yetersiz hanedan üyelerinin de devletin başına geçmesine yol açmıştır. Ayrıca Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde uygulanan şehzadelerin sancaklara gönderilmesi anlayışı 18.yy. başlarında veraset sisteminin değiştirilmesi ile kaldırılmış, şehzadelerin sarayda tutulması, devleti yönetme alışkanlığından uzak, deneyimsiz padişahların ülkeyi kötü yönetmelerine neden olmuştur. Devleti iyi yönetemeyen, düşük seviyeli padişahların yönetime gelmesi de, yukarıdan-aşağıya doğru mülki idarenin tüm kademelerinde bozulmaya yol açmış, bu bozulma da Osmanlı Devleti’ni genel bir çöküntüye götürmüştür. 

2. Ordu Teşkilatı’nın Bozulması:  

 Osmanlı ordusu başlangıçta yaya ve müsellem denilen atlılardan oluşan, savaş zamanlarında toplanan bir uç beyliği ordusu niteliğindeydi. Devletin kurulmasından sonra yaşanan gelişmelere paralel olarak ordu da yeniden teşkilatlandırılmıştır. Devlet tam anlamıyla kurulduğunda, Osmanlı kara ordusu Yeniçeri Ocağı (Kapıkulu) ve Tımarlı Sipahiler olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. 

 Yeniçeri Ocağı I. Murat döneminde kurulmuş olup, merkezde bulunan bir ordudur. II. Mahmut döneminde ocaktaki asker sayısı 100.000’i aşmıştır. Tımarlı Sipahiler ise toprak sistemine bağlı olarak memleketin çeşitli yörelerinde yetiştirilen askerlerdir. Devletin en güçlü olduğu dönemlerde, ordunun çoğunluğunu Tımarlı Sipahiler oluşturmaktadır. Ancak gerileme döneminden itibaren her iki askeri birlikte çağın gerektirdiği yeniliklere ayak uyduramamış, bunun sonucunda Osmanlı ordusu eski savaş gücünü yitirmiş, disiplinsiz, amirine başkaldıran, yeniliklere tavır alan bir insan topluluğu görünümüne bürünmüştür. Özellikle yeniçeri teşkilatı düşmandan çok kendi yönetimini ve halkını korkutan bir ordu haline dönmüştür. 
 
Preveze deniz zaferiyle Akdeniz’in en üstün gücü haline gelen Osmanlı donanması ise 17. y.y.da gerilemiştir. Avrupa’daki gemi teknolojisine ayak uyduramayan Osmanlı donanması 19. y.y’da büyük ölçüde çökmüştür.

 Kara ve deniz kuvvetlerinden oluşan Osmanlı ordusunun devletin kuruluş dönemindeki gücünü devam ettirememesinin ve çöküntüye uğramasının nedenlerini şu üç maddede özetlemek mümkündür: 

a) Osmanlı devletinin kuruluş yıllarındaki dinamizmini sürdürememesi. Buna bağlı olarak Osmanlı ordusunun gelişen Avrupa orduları karşısında yetersiz kalması
b) Avrupa orduları ateşli silahlarla donatılırken; Osmanlı devletinin bu konuda gerekli duyarlılığı gösterememesi. Yakın çağda dışarıdan modern silah alma çabalarının da sonuçsuz kalması
c) Gerileme döneminden itibaren uğranılan yenilgilerin orduda moral çöküntüsü yaratması. Bu çöküntünün tedbir alınarak giderilmesi yerine teşkilatın ihmal edilmesi.
 
Bu sebeplerden dolayı çöküntüye uğrayan yeniçeri ocağı 1826’da II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. Tımarlı Sipahi Sistemi’nin bozulmasında ise, bu teşkilatla doğrudan ilgili olan “dirlik” denen toprak sisteminin bozulması etkili olmuştur. Bir hizmet karşılığı verilen dirliklerin hakkı olanlarla değil de iltimasla rastgele şahıslara verilmesi tımarlı sipahi sisteminin de bozulmasına yol açmıştır.
 
III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde yeni ordu düzenlemelerine gidilmişse de bu kolay olmamıştır. 20. yy başlarında dünya standartlarına yakın bir ordu oluşturulabilmiştir. Ancak siyasi çekişmeler bu ordunun da başarısını engellemiştir. Özellikle Balkan Savaşları’nda bu durum acı bir biçimde görülmüştür.

3. İlmiye Teşkilatı’nın Yetersiz Kalması: 
 
Osmanlı İlmiye Teşkilatı 15. ve 16. y.y’larda çağdaşlarına göre oldukça ileri seviyedeydi. Fatih Dönemi’nde Osmanlı Medreseleri gerek eğitim kadrosu, gerekse programı bakımından çok zengindi. Yükselme Devri’nin devlet adamlarını ve devlet kadrolarını yetiştiren Osmanlı İlmiye Teşkilatı 18. ve 19. y.y.lara gelindiğinde çok farklı bir mahiyet almış, Avrupa’daki ilmi gelişmeleri takip edemediği gibi, büyük program değişikliğine uğrayarak sahip olduğu zenginlikleri kaybetmiştir. Örneğin; Yakın Çağ Medreseleri program yönünden 15. y.y. Osmanlı medresesine göre çok gerilemiş ders programlarında pozitif ilimlere yok denecek kadar az yer vermiştir. Bu da devleti yönetecek kadroların kötü yetişmelerine neden olmuştur.

 Diğer taraftan medrese zamanla ilimle uğraşmayan bir kurum haline gelmiştir. Buna paralel olarak medrese siyasetle uğraşmaya başlamıştır. Bu durum medreseye hem itibarını hem de bağımsız hareket etme yeteneğini kaybettirmiş, onu siyasetin emrine sokmuştur. Medrese ilim yuvası,müderrislikte meslek olmaktan çıkmıştır. Medreselerin çöküşü medrese ile birlikte devleti ve toplumu da çöküşe sürüklemiştir. Medrese ne kendini yenilemeye teşebbüs etmiş ne de kendi dışında bir yeniliğe fırsat tanımıştır.
 
Osmanlı ilmiye teşkilatı yönetim bakımından da bütünlük göstermemektedir. Okullar tek bir elden yönetilmemekte, farklı kurumlara bağlı olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Yabancıların kurdukları azınlık okulları da eğitimde ayrı bir karışıklık yaratmaktadır.
 
Yakın Çağ’da özellikle 2. Mahmut devrinde eğitim ile ilgili reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak bu reformlar eğitimde ikiliğe yol açmış, bu durum cumhuriyet dönemine kadar sürmüş.

4. Adalet Sisteminin Çökmesi:

 Adalet kurumu, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının genişlemesinde büyük rol oynamıştır. Osmanlının adalet sistemi ve anlayışı devletin güçlü olduğu dönemlerde, değişik toplumlar arasında büyük ilgi uyandırmıştır ancak, 19. y.y.da adalet sisteminde adaletin yerini rüşvet, adam kayırma ve menfaat almıştır. Adalet sisteminin çökmesi hukukun üstünlüğü anlayışının yıkılması Osmanlı Devleti’ni hızla çöküntünün eşiğine getirmiştir. 
 
5. Ekonomik Yapının Bozulması:

 Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanıyordu. Dirlik Sistemi içerisinde toprağı işleyenleri gelirlerine göre vergilendiriyordu. Osmanlı Devleti, yükselme devrinde çok iyi işleyen bir maliye sistemine sahipti. 16 y.y.da da ekonomik yönden Osmanlı Devleti güçlüdür. Ancak daha sonraki yıllarda diğer alanlardaki çöküşe paralel olarak ekonomik alanda da hızlı bir çöküş yaşanmıştır. Ekonomik alanda çöküşün başlıca sebepleri şunlardır: 

a. Başlangıçta Fransa’ya daha sonra diğer Avrupa devletlerine verilen kapitülasyon denilen ticari imtiyazların Osmanlı Devleti aleyhinde gelişme göstermesi.
b. Batıdaki sanayii inkılabının Osmanlı Devletin’de gerçekleştirilememesi, sanayii ürünlerinin yerli Osmanlı el sanatlarını ezmesi ve eritmesi
c. Kaybedilen savaşlar sonucunda ödenmek zorunda kalınan tazminatlar ve artan askeri giderler 
d. Dışarıdan alınan dış borçların ödenememesi sonucunda kurulan düyunu Umumiye Teşkilatı 
e. Artan rüşvet ve su istimal olaylarının devlet adamlarının bu sorunu çözememeleri 
f. Ekonomiyi yönlendirecek insan unsurunun yetiştirilmemesi
g. Sömürgecilik hareketinin sonucunda İspanyolların güney Amerika’dan getirdikleri altınlar yüzünden Avrupa’yı sarsan enflasyonun Osmanlı devletini de etkilemesi 
h. Dirlik sisteminin bozulması yüzünden tarım faaliyetlerinin aksaması ve devletin vergi kaybına uğraması 
i. Coğrafi keşifler sonucu dünya ticaret yollarının değişmesi ve Osmanlı Devleti’nin daha önce elinde tuttuğu ticari avantajları kaybetmesi

6. Azınlıkların Osmanlı Devleti Aleyhindeki Faaliyetleri:

 Osmanlı Devleti’nin idaresi altında değişik din ve milliyetlere mensup topluluklar yaşamaktaydı. Bu toplulukların her biri Osmanlı çatısı altında yaşamaktan memnundu.Ancak yakınçağda Avrupalı devletlerin güçlenmesi ve Osmanlı azınlıkları azınlıkları ile ilgilenmeye başlaması,bu toplulukların her birinin Osmanlı Devleti aleyhinde din ve milliyetçilik unsurları etkin rol oynamıştır.Fransız ihtilali ile yayılan milliyetçilik fikrinin etkisi ve Rusların kışkırtması ile önce Balkan milletleri bağımsızlık hareketleri izlemiştir.Dolayısıyla azınlıklar Osmanlı Devletinin içten çökertilmesinde etkili olmuşlardır.
 
B_DIŞ SEBEBLER:

 1-_Batıdaki Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reform Hareketleri ve Bunların Osmanlı Devlet üzerindeki Etkiler:

 Osmanlı Devleti kuruluşundan kısa bir süre sonra hızla yükselerek, çağının en güçlü devletlerinden biri olmuştur. Dünyanın önemli ticaret yollarını kendi kontrolü altında bulunduran Osmanlı Devleti ekonomik açıdan da güçlüdür.Haçlı Seferleri’nden itibaren Doğu dünyasını ve onun zenginliklerini tanıyan Avrupalılar hep o zenginliklere kavuşmayı düşünmüşler, bunun içinde bilimsel araştırmalara yönelmişlerdir.Bilimi kilisenin dar kalıplarında çıkararak, gözlem ve deneye dayandıran Avrupalılar yeni icatlar ortaya koymuşlardır.Bu bağlamda pusulanın bulunması, gemi yapım tekniğinin geliştirilmesine ve açık denizlere kolaylıkla çıkılmasına imkan sağlanmıştır.Dünyanın şekli konusunda ortaya atılan doğru bilgiler ispatlanmış, bu bilgilerin ışığı altında çizilen haritalarla Avrupalı denizciler dünyanın başka kıtalarına ulaştırmıştır.Böylece Osmanlı Devleti’nin kontrolü altında olan ticaret yolları kullanılmaz hale gelmiş, bu durum Osmanlı Devleti’nin ekonomik üstünlüğünü yitirmesine yol açmıştır.Bunun yanı sıra Amerika kıtasının keşfedilmesi, buradaki yer altı zenginliklerinin Avrupa’ya aktarılması Osmanlını para düzenini bozmuştur.Avrupalı tüccarlar Osmanlı Devleti’nin ürettiği hammaddeyi daha fazla gümüş para vererek alması, o dönemdeki paranın değer kaybetmesine yol açmıştır.Ülkedeki para bolluğu enflasyonu doğurmuştur.Bu da altın fiyatlarını yükseltmiş, hayatı güçleştirmiştir ve sanayiinin gelişmesini engellemiştir.

 2-Kapitülasyonlar ve Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri : 

 Kapitülasyon; yabancı bir devlet uyruğunun oturduğu ve iş yaptığı ülkede, o ülkenin vatandaşlarına tanınmayan bazı ayrıcalıklarda yaralanmasıdır. Bu ayrıcalıklar ticari, ekonomik, kültürel v.b olabilir Osmanlı Devleti’nin Kanuni döneminde Fransızlara verdiği kapitülasyonlar ticari nitelik taşımaktadır. Buna göre Osmanlı Devleti’nin de ticaret yapacak olan Fransız tüccarları on yıl vergi vermeyecekler, malların değeri üzerinden %3 gümrük alınacak, Fransızlar arasında çıkacak ticari anlaşmazlığa, anlaşmazlığın çıktığı yerdeki Fransız Konsolosu bakacak, taraflardan biri Türk ise sorunu Osmanlı kadısı Fransız elçilinin bir görevlisinin gözetiminde çözecektir. 

Kanuni’nin ölümünden sonra bu ayrıcalıklar yenilenmiştir.Yenilenirken vergi muafiyeti süresiz olarak uzatılmıştır.Fransa’ya tanınan bu ayrıcalıklardan zamanla bütün Avrupa devletleri yararlanmışlardır.

 Avrupa’da teknolojik gelişim hızla ilerleyip,Sanayi İnkılabı yapılarak,üretim maliyeti düşürülmüş,fabrikasyon üretime geçilerek,mal miktarı çoğaltılmıştır.Bu gelişme Batılılar için,ucuz hammaddesi,kabalık nüfusu,kapitülasyonların kendilerine sağladığı düşük gümrük gelirleriyle Osmanlı Devletin’i cazip bir pazar haline getirmiştir.Avrupa’da fabrikalarda üretilen mallar,Osmanlı pazarına sürülünce,korumasız,zayıf Osmanlı sanayisi bunlarla rekabet edememiş ve büyük darbe yemiştir.

 Osmanlı devlet adamlarının,kapitülasyonların zararlarını örtmek için,sanayi yi koruyucu önlem almak amacıyla gümrük vergilerini artırma istekleri,büyük tepkilere yol açmıştır.Kapitülasyonlardan kurtulmak isteyen Osmanlı Devleti’nin bu yoldaki çabaları sonuç vermemiştir..Öyle ki,I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan Almanya ve Avusturya-Macaristan kapitülasyonların kaldırılmasına,diğer devletlerden daha fazla tepki göstermişlerdir.Türkiye ancak Lozan da kapitülasyonlardan kurtulabilmeyi başarmış ve Türk Sanayiini korumayı gerçekleştirmiştir.

 3.Sanayi İnkılabı ve Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri:

  Sanayi İnkılabı,buhar gücünün bulunması,bu gücün üretimde kullanılmaya başlanması sonucunda ortaya çıkan üretimin basit el aletleri ile pahalıya ve yavaş yapılması uygulamasının terk edilmesi,üretimin fabrikalarda hızlı ve ucuza gerçekleştirilmesi olayıdır.Yani Sanayi İnkılabı üretimde basit el aletlerinin yerini,makinenin almasıdır.Sanayi İnkılabı,”Globalleşme” denilen,pazarları ve üretimi dünya boyutuna taşıyan ekonomik dönüşümün de başlangıcını teşkil etmektedir.

  Sanayii İnkılabı küçük sermayeden,büyük sermayeye,yani kapitalizme geçilmesini sağlamış,küçük sanayii kuruluşlarının yıkılması,ucuz ve bol üretimi dünya ticaret dengesini değiştirmiştir.Sanayii İnkılabı ile birlikte Avrupa’da hammadde ve Pazar problemi yaşanmıştır.Bu problem batılı ülkeleri hem milli sınırları içinde,hem de sömürgelerinde koruyucu tedbirle almaya ve yeni pazarlar bulmaya zorlamıştır.Kalabalık nüfusu,yer altı ve yerüstü zenginlikleriyle Osmanlı Devleti bu açıdan Batılılar için önemli bir Pazar niteliği taşımıştır.Osmanlı Devleti’nin Sanayii İnkılabı’ndan olumsuz yönde etkilenmemek için alması gereken önlem yüksek gümrük uygulayarak Avrupa mallarına karşı yerli sanayisini korumak ve sanayiini çağdaş teknolojiyle güçlendirerek,Batı malları ile rekabet edebilecek duruma getirmektir.Ancak bunların hiçbiri yapılmadığı için Osmanlı Devleti,Sanayii İnkılabı’ndan olumsuz yönde etkilenmiştir.

  Mal üretimi çoğaldıktan sonra,artık kapitülasyonların tanıdığı ayrıcalıkları da yeterli görmeyen Batılılar,Osmanlı Devleti’nin uyguladığı ticaret yasaklarından,tekel uygulamalarından şikayetçi olmaya başlamışlardır.İngilizler,Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın çıkarttığı isyan ortamından faydalanarak,1838 Ticaret Antlaşmasıyla bu şikayetlerden kurtulma imkanını elde etmiş,bunu diğer büyük Batılı devletler izlemiş ve ülke adeta bir yarı sömürge ağı içine düşmüştür.Avrupa malı ucuz ve bol miktarda Osmanlı pazarına girerken,Osmanlı ülkesindeki hammadde daha ucuza yurt dışına çıkarılmış,bu da yerli sanayiinin gelişmesini engellemiştir.

 Osmanlı Devleti’nin savaşlar yüzünden mali durumunun bozulması ve izlediği yanlış ekonomik politika,Onu Batılı devletlerden borç almaya zorlamıştır.Alınan borçlar yerinde kullanılmadığı için,devlet bu paraların faizlerini bile ödeyememiş ve iflas ettiğini açıklamıştır.Batılıların,Osmanlı Devleti’nden alacaklarını tahsil etmek gayesiyle 1881’de kurulan Duyun-u Umumiye Teşkilatı,devletin gelirlerinin önemli bir bölümünü el koydurmuştur.Bu da Osmanlı Devleti’nin mali bağımsızlığını yitirmesine neden olmuştur.Osmanlı Devleti’nin bu şekilde borçlanması yabancı müteşebbise yaramış,Türk müteşebbisler ya tamamen ortadan silinmiş,ya da yabancılarla anlaşarak çalışmalarına devam etmek zorunda kalmışlardır.Bunun sonucunda demiryolu,limanlar,elektrik-havagazı,su ve maden ocakları hep Avrupalı işletmeciler tarafından işletilmiştir.amacı kar etmek olan bu şirketler,milli kaynakları rasyonel olmayan bir şekilde kullanarak zenginleşirken,ülke kaynaklarını kurutmuşlardır.

 4.Fransız İnkılabının Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri:

  Fransız İhtilali birden ortaya çıkmış bir olay değildir.Fransız İhtilalin’e yol açan gelişmeleri Ortaçağın karanlıklarında aramak lazımdır.Ortaçağ Avrupa’sında insanların düşünce yapısına dinin katı kuralları egemendi.(Skolastik Düşünce Sistemi)Avrupalı Rönesans ile kiliseyi kendi kabuğuna çekilmeye mecbur ederek,bilimde,teknikte,kültürde ve güzel sanatların her dalında hür düşünmek imkanı elde etmiştir.Ancak Rönesans ve Reforma rağmen Avrupa insanı hala siyasi hürriyetini yakalayamamıştır.Avrupa’da insanların siyasi haklarını elde edebilme yönetime katılabilme,kendilerini yönetecek olan kişileri belirleyebilme arayışları sınıf mücadelelerinin yaşandığı ve halkının çok kötü yönetildiği Fransa’da başarıya ulaşmış ve Fransız İhtilali ile Fransız insanı kralın mutlak otoritesini kırmış,temel hak ve hürriyetlerini elde etmiştir.

  Fransız İnkılabı ile ortaya çıkan fikir akımlarından biri olan liberalizm;tüm insanların eşit olması lazım geldiği,her insanın anayasal çerçevedeki temel hak ve hürriyetlerine sahip olması icap ettiği anlayışını benimser ve kralın yetkilerinin daraltılmasını,vatandaşların da yönetime katılmaları anlayışını kabul eder.Liberalizm,ekonomide de benimsenmiştir.
 Fransız İnkılabı ile ortaya çıkan ikinci fikir akımı ise Liberalizmin(Kişi Hürriyeti),milletlere uyarlanmış şekli olan,bir devletin egemenliği altında yaşayan millet veya milletlerin hür ve bağımsız olması lazım geldiği anlayışını savunan Nasyonalizm(Milli bağımsızlık veya Milliyetçiliktir)’dir.

 Böylece Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan Liberalizm ve Nasyonalizm anlayışı ile baskıcı,eşitliğe dayanmayan,devlet anlayışı Fransa’da kuvvet yoluyla yıkılmıştır.
 Fransa’da mutlakıyetin sonunu getiren bu gelişme,Avrupalı mutlak kralları korkutmuştur.Fransız Kralının başına gelenleri yaşamak tahtını iktidarını kaybetmek istemeyen Batılı krallar,İhtilal Fransa’sına savaş ilan ederek Fransa Kralının başını yiyen bu fikir hareketlerini Fransa’da etkisiz hale getirme yoluna gitmişlerdir.Ancak cephelerde Avrupalı askerlerin,Fransız askerlerinden eşitlik,özgürlük gibi kavramları duymaları,olayı tersine çevirmiştir.Avrupalılar krallarına yönelerek,Fransızların sahip oldukları hak ve özgürlükleri onlardan talep etmeye başlayınca 1815’de Fransa ile savaşa son verilmiş Avusturya Başkanı Meternick’in öncülüğünde toplatılan Viyana Konferansı’nda Avrupa’da filizlenmeye başlayan eşitlik,özgürlük fikirlerine karşı ortak ve etkili mücadele kararı alınmıştır.Avrupa’da kralların iktidarlarını koruyabilmek için halka karşı şiddet kullanmaya yönelmeleri yıllar boyu sürecek iç savaşlara yol açmıştır.1818-1848 yılları arasında çıkan ayaklanmalar sonucunda Avrupalı halk,kralların otoritesini yenmiş ve böylece Avrupa’da da mutlakıyetçi devlet yapısı terkedilmiştir.

 Böylece Fransız İnkılabı önce Fransa’nın sonra Avrupa’nın daha sonra da tüm dünyanın siyasi,hukuki ve toplumsal yapısını değiştirecek bir düzenin temellerini atmıştır.Bu düzenin dayanakları;her vatandaşın özgür olduğu,yasalar karşısında eşit haklara sahip bulunduğu,milletin kendi kendisini yönetmesi(yani demokratik bir düzen),bu düzenin temel yapısını belirleyen anayasaların yapılması,devletin laikleştirilmesi ve milliyetçi bir niteliğe büründürülmesidir.
 
  Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan Nasyonalizm (Milliyetçilik) kavramı,çok milletli devletlerin parçalanmalarına yol açmıştır.Nasyonalizmden en çok etkilenen devletlerden biri de Osmanlı Devletidir.Fransız İhtilalinin getirdiği milliyetçilik anlayışı Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıkları harekete geçirmiş,Osmanlı Devletini çökertmek isteyen dış güçlerin kışkırtmaları sonucu Sırplar,Rumlar,Bulgarlar,Romenler ayaklanmışlardır.Bu ayaklanmaları bastırmak Osmanlı Devletini ekonomik yönden sarstığı gibi,siyasi açıdan da büyük devletlerin Osmanlıların iç işlerine karışmalarına yol açmıştır.Bu milletlerin önce özerklik,daha sonra da bağımsızlıklarını kazanmaları,Osmanlı Devletinin giderek küçülmesine neden olmuştur.

 Fransız İnkılabının Osmanlı Devleti üzerindeki bu olumsuz etkisine karşın,bu olay Türk İnkılabı düşüncesinin doğmasında etkin rol oynamıştır.Fransız İnkılabı sonucunda azınlıkların milliyetçilik anlayışını benimsemeleri,Türklere de örnek teşkil etmiş,Türkçülük yani milliyetçilik anlayışı doğmuştur.Demokrasi,anayasa,özgürlük gibi kavramları Türk aydını da tanımış,Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları bu kavramların etkisi altında yetişmiş ve Kurtuluş Savaşıyla çağdaş Türk Devletini kurmuşlardır.

OSMANLI DEVLETİNİN JEOPOLİTİK KONUMU

  Jeopolitik;( Jeo:Yer-Politik:Siyasi)Ekonomik,coğrafi,siyasi,kültürel vb. unsurların bir ülkenin dış politikasına etkisini inceleyen bilim dalıdır.Günümüzde olduğu gibi geçmişte de Anadolu,dünya güç dengelerini etkileyecek sürekli çıkar çatışmalarının odak noktasını oluşturmuştur.Çünkü Anadolu,Avrupa-Asya-Afrika kıtalarını kontrol altında tutabilecek önemli bir noktada bulunmaktadır.Türkiye dünya üzerindeki konumu dolayısıyla Avrupa,Asya ve Afrika kıtalarının düğüm noktası olarak nitelendirilen Akdeniz ve Ortadoğu’nun Doğu-Batı ve Kuzey-Güne-y ekseni üzerinde bir köprü özelliğine sahiptir.Yine Türkiye konumu nedeniyle farklı özelliklere sahip Avrupa,Asya ve Afrika ülkelerinin fiziki,sosyo ve ekonomik mihverleri üzerinde çakışmakta,başka bir ifade ile mihverler Türkiye’den geçmektedir.Ayrıca Türkiye’nin tüm kara,deniz ve hava sahası;Avrupa ve Asya’dan;Ortadoğu,Basra Körfezi ve Afrika’ya stratejik düzeyde kuvvet intikali için lüzumludur.

 Tüm bu özellikleri Ona dünya güç merkezleri için mutlak kontrol edilmesi ve elde bulundurulması gerekli bir hedef olma niteliği kazandırmaktadır.Ayrıca bu bölgenin boğazlara sahip olması dolayısıyla Doğu Akdeniz ve Basra Körfezine hükmetmede büyük bir avantaja sahip olması imkanını yaratmaktadır ki bu da bu topraklarda kurulu olan devletin stratejik önemini artırmaktadır.Günümüzde Türkiye’nin geçmişte de Osmanlı Devleti’nin jeopolitik,jeostratejik değeri onun hassas coğrafi konumundan kaynaklanmaktadır.Günümüzde Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik değeri artarak devam etmektedir.Yeni dünya düzenini oluşturmaya çalışan büyük güçlerin Balkanlar,Kafkaslar,Ortadoğu ve Orta Asya’da söz sahibi olabilmek için Türkiye’ye büyük önem vermeleri bunun göstergesidir.

BÜYÜK DEVLETLERİN OSMANLI DEVLETİ ÜZERİNDEKİ EMELLERİ

 Yakınçağ da Osmanlı siyasi literatürüne “Düvel-i Muazzama” olarak geçen büyük devletler;İngiltere,Rusya,Fransa,Almanya,ABD,İtalya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğudur.Bu devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki emelleri şöyledir: 

 1.İngiltere’nin Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

 Türklerin İngilizler ile ilk karşılaşmaları Haçlı Seferleri ile başlar.İngilizler,Osmanlı Devleti üzerine Haçlı Seferleri’ne katılarak Niğbolu’da Türklerle savaşmışlardır.Görüldüğü gibi Türk-İngiliz ilişkileri düşmanca başlamıştır.Bu düşmanlığın sebebi,büyük ölçüde din farklılığıdır.1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethi üzerine,Papanın çağrısı ile İngilizler Türklerle olan ticari ilişkilerini kesmişlerdir.XVI.yüzyılın ortalarında İngiliz-İspanyol rekabeti,İngilizleri Türklerle yaklaştırmış ve İngilizler XVII.yüzyıl boyunca İspanya-Fransa ve Portekiz ile olan sömürgecilik rekabeti ve Türkiye’deki karlı ticaret sebebiyle Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler kurmaya özen göstermiştir.Bu iyi ilişkiler XVIII.yüzyılın sonuna değin devam etmiştir.XIX.yüzyılda ise İngiltere,Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunan bir politika izlemesi Hindistan meselesi ile ilgilidir.İngiltere ancak kendi etkisi altındaki bir Osmanlı Devleti sayesinde,en önemli sömürgesi olan Hindistan’a uzanan yolları güven altında tutabilirdi.Fransa’nın 1798’de Mısır’a saldırması,Rusya’nın boğazlara hakim olma arzusu İngilizleri,Hindistan’a giden ve Osmanlı egemenliğinde olan yolları,bu güçlü devletlere kaptırmaktansa,kendisinin yardımıyla güçlenecek bir Osmanlı Devleti’nin bırakmaya zorlamıştır.Osmanlı Devletini yardımlarıyla Rusya’ya ve Fransa’ya karşı ayakta tutmaya çalışan İngilizler,bunun karşılığı olarak da Osmanlı Devletini Pazar olarak kullanmışlardır.1877-78 Osmanlı-Rus savaşını Osmanlı Devleti’nin kaybetmesi,İngilizleri Osmanlı Devletine yönelik politikalarını tekrar gözden geçirmeye zorlamıştır.Osmanlı Devleti’nin bir türlü güçlenemediğini,kendi bağımsızlığını koruyamayacak kadar zayıfladığını düşünen İngilizler,Osmanlı Devleti’ne verdiği desteği çekerek,onu yıkma politikalarını uygulamaya koymuşlardır.İngilizlerin bu yeni politikalarını uyguladıklarının iki önemli kanıtı vardır: 1)İngilizlerin 1878’de Kıbrıs’a asker çıkarmaları ve Mısır’ı işgal etmeleri. 2)Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti’nin kurulmasına öncülük etmeleri.

 2.Rusya’nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

Çar I.Petro ile Rusya dış siyasetinde ilk denizlere açılma politikasını uygulamaya koyulmuştur.Boğazlardan geçerek,sıcak denizlere inmeyi ve Rusya’yı denizlere hakim bir ülke konumuna getirmeyi hedefleyen Çarlık Rusya’sı,XVIII.yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti aleyhinde bir büyüme ve gelişme göstermiştir.XVIII.yüzyılda Osmanlı Devleti henüz Rusya’ya karşı koyabilecek güçtedir.XIX.yüzyılda iyice zayıflayan ve Rusya’ya karşı tek başına mücadele demeyecek duruma düşen Osmanlı Devleti,bu yüzyılda da Rusya ile çıkarları çatışan İngiltere,Fransa,Avusturya gibi ülkelerle zaman zaman işbirliğine giderek bu güçlü düşmanına karşı varlığını koruyabilmiştir.

 Milli Mücadele sırasında Rusya kendi çıkarları yüzünden Türkiye’ye maddi destek sağlamışsa da,Rusya hiçbir zaman Türk toprakları üzerindeki emellerinden vazgeçmemiştir.Montrö Boğazlar Sözleşmesi görüşmeleri sırasındaki tavrı bunun delilidir.Türkiye 1946’da Rus tehdidine karşı NATO’ya girmiştir.

 3.Fransa’nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

  Türk-Fransız ilişkileri de Haçlı Seferleriyle başlamıştır.İngiltere’nin Osmanlı toprakları üzerindeki en önemli emeli,Orta doğuya özellikle de Suriye ve Lübnan’ı ele geçirebilmektir.Fransa özellikle Tanzimat sonrası kültürel alandaki Batılılaşma çalışmalarımızda toplumumuz nazarında model bir ülke olmuştur.Ancak bütün bunlar Fransızların,Osmanlı Devleti aleyhindeki politikasını değiştirmemiştir.I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarının İtilaf Devletleri arasında paylaşımı gayesiyle yapıla gizli antlaşmalara Fransa da katılmış ve kendisine büyük bir pay verilmiştir.

 4.Avusturya-Macaristan’ın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

Bu devlet de yükselme döneminden itibaren Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki en büyük rakibidir.XVI. ve XVII:yüzyıllarda Osmanlı Devleti Avusturya’ya üstünlüğünü kabul ettirmiştir.1683 yılında Osmanlı Devleti’nin Avusturya karşısında uğradığı Viyana bozgunu ile Osmanlı karşısında güçlü duruma geçmiş,zaman zaman Rusya ile ortak hareket ederek Osmanlıyı Avrupa’dan atmaya çalışmıştır.Daha sonra dikkatini Balkanlar üzerine yoğunlaştıran Avusturya,bu bölgeden Ege’ye uzanmak istemiştir.Bu dönemde benzer emeller taşıyan Rusya ile Balkanlar’da menfaatleri çatışan Avusturya,1908’de Bosna-Hersek’i Osmanlı Devletinde almıştır.Bundan sonraki siyasi ve askeri olaylarda Avusturya,Almanya ile birlikte hareket etmiş,onun adeta tabii müttefiki olmuştur.Bu yüzden de Avusturya,I.Dünya Savaşı’nda Almanya ve Osmanlı Devleti ile aynı ittifakın içinde yer almıştır.I.Dünya Savaşı sonunda Avusturya-Macaristan da Osmanlı Devleti gibi parçalanmıştır.

 5.Almanya’nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

1871’de Prusya’nın önderliğinde milli birliğini tamamladıktan sonra,takip ettiği siyasi ve iktisadi politikalar sayesinde Avrupa’nın en güçlü devletlerinden biri olmayı başaran Almanya’nın Osmanlı Devleti ile doğrudan sınır komşuluğu yoktur.Bu nedenle Almanya’nın,Osmanlı topraklarını ele geçirmeye yönelik politikası olduğu söylenemez.1878’de İngiltere’nin,Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü koruma politikasını sona erdirmesi İngiliz donanmasını Basra Körfezi’nde kontrol altında tutmak isteyen Almanya’nın,Osmanlı Devletine yakınlaşmasına neden olmuştur.Almanya bu sayede hem Türk topraklarından geçerek,Kızıldeniz ve Hint Okyanusuna kadar olan toprakları,İngiliz İmparatorluğu’nun sömürge yollarını kontrol etme imkanını elde ediyor,hem de Osmanlı Devleti’nden ekonomik ve siyasi çıkarlar sağlamayı hedefliyordu.Bu ilişkiler çerçevesinde Berlin-İstanbul-Bağdat demiryolu projesinin yapılmasına başlanmış,bu proje İngilizleri oldukça rahatsız etmiştir.Türk-Alman yakınlaşması I.Dünya Savaşı sırasında da sürmüş Osmanlı Devleti gücüne hayranlık duyduğu Almanya’nın yanında yer alarak,I.Dünya Savaşı’nın bitimi ile tarihi ömrünü tamamlamıştır

 6.İtalya’nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

 İtalya da Almanya gibi milli birliğini XIX.yüzyılın ikinci yarısında tamamlamış bir devlettir.Sanayileşmesini tamamlayamadığı için,şansını Osmanlı topraklarında denemek istemiştir.Bu doğrultuda hareket eden İtalya,Osmanlı egemenliğindeki Trablusgarp ve Bingaziyi sömürge olarak kullanabilmek amacıyla 1911’de Osmanlı Devleti’ne savaş açmış,bu topraklara asker çıkarmıştır.Ardından Rodos ve 12 Adayı işgal etmiştir.1912’de Trablusgarp Savaşı sonucunda imzalanan Qundy (Uşi) Antlaşmasıyla,İtalya hedefine ulaşmış,Trablusgarp ve Bingaziyi kendi sömürgesi yapmıştır.

I.Dünya Savaşı sırasında,Osmanlı Devleti karşısında İtilaf Devletleri safında yer alan İtalya,Türk topraklarının paylaşımını öngören gizli antlaşmalara katılmış,kendisine İzmir’in verilmesi benimsenmiştir.Ancak Paris Barış Konferansı kararıyla İtalyanların yerine İzmir’e Yunanlıların çıkartılması,İtalyanları İtilaf Devletlerine kırgın hale getirmiştir.Bu yüzden İtalyanlar,Kurtuluş Savaşı’nda diğer devletler gibi karşı tavır almamışlardır.

 7.ABD’nin Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri:

İlk Amerikan Konsolosluğu 1824’de İzmir’de açılmış,başlangıçta kültürel amaçlara yönelik olan ABD-Osmanlı ilişkileri giderek ekonomik alana yönelmiş ve 1830’da ABD ile bir ticaret antlaşması imzalanmıştır.Dış politikasında 1823’de kabul ettiği Monröe Doktrini’ni uygulayan ABD kendi kıtası dışındaki olanlarla pek ilgilenmemiştir.Ancak Monröe Doktrini’nin varlığına rağmen,ABD zaman zaman başka ülkelerin sorunlarına karışmış (Örneğin:Ermeni Meselesi)bu da iki ülke arasındaki ilişkilere bazen gölge düşürmüştür.Amerika’nın Türkiye ile ilgili dış politikası,I.Dünya Savaşı’nın ardından ağırlık kazanmıştır.ABD Başkanı Wilson Barış Prensipleri’nin 12.maddesi,Osmanlı Devleti ile ilgilidir.Ancak Türklerin lehine olan bu madde diğer devletler tarafından uygulanmamıştır.

BÜYÜK DEVLETLERİN OSMANLI DEVLETİ ÜZERİNDEKİ EMELLERİNE ULAŞMAK İÇİN UYGULADIKLARI BASKI METOTLARI

 1.Kültürel Baskı:

Kapitülasyonlar kapsamında Batılılara verilmiş olan okul açma izni,Batılılar tarafından Osmanlı Devletine bir baskı olarak kullanılmıştır.Bu ayrıcalıktan önce Fransa daha sonra da İngiltere,ABD,Almanya;Avusturya ve İtalya yararlanmıştır.Yabancılar Osmanlı toprakları üzerindeki açtıkları okullar sayesinde hem misyonerlik faaliyetlerini yürütmüşler,hem de kendi kültürlerini benimseyecek genç aydınlar yetiştirmeye çalışmışlardır.Ayrıca bu okullar Fransız İnkılabı sonucunda sloganlaşan milliyetçilik,eşitlik,hürriyet,adalet gibi kavramların toplumda yayılmasına ve Osmanlı Devleti’nin çökmesine öncülük etmişlerdir.

 2.Ekonomik Baskı:

Ekonomik baskı aracı olarak da yine kapitülasyonlar ön plana çıkmaktadır.Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nin nakit sıkıntısı içine düşerek 1854 Kırım Savaşı’ndan itibaren yaptığı borçlanma,Osmanlı Devletini ekonomik iflasa sürüklemiştir.Ancak Duyun-u Umumiye’nin kurulmasıyla dışarıdan yeni krediler bulunabilmiş,devletin gelir kaynaklarının büyük bölümüne hükmeden bu teşkilat,Osmanlı Devletinin sömürge durumuna düşmesine neden olmuştur.
 3.Siyasi Baskı:

 XVII.yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa devletleri,çeşitli siyasi toplantı ve kongrelerde aldıkları kararlarla Osmanlı Devletine siyasi baskı uygulamışlardır.Viyana,Paris ve Berlin Konferansları’nda bu açıklıkla görülmektedir.Osmanlı Devletini zor durumda bırakan kararların alınmasında Rusya,İngiltere,Fransa ve Avustralya çok etkili olmuşlardır.Bu devletler “Hasta Adam” olarak nitelendirdikleri Osmanlı Devleti’nin mirasından pay alma yarışına girişip,aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla Ona hayat hakkı tanımak istememişlerdir.  
 4.Askeri Baskı

Büyük devletler Osmanlı üzerindeki emellerine ulaşabilmek için zaman zaman askeri baskıya başvurmaktan çekinmemişlerdir.Başta Rusya olmak üzere,Avrupa devletleri askeri işgallerle Osmanlı ülkesini yağmalamaya çalışmışlardır.Rusya;Balkanlar da ve Kafkaslar da,Fransa;Kuzey Afrika da(Cezayir,Tunus),İngiltere;Kıbrıs ve Mısır da,Avusturya;Bosna-Hersek de,İtalya ise Trablusgarp da ki Türk topraklarını işgal etmişlerdir.

 Osmanlı Devleti kültürel,ekonomik,siyasi baskı metotlarıyla Büyük devletler tarafından yıpratılmış,nihai amaç askeri baskılarla gerçekleştirilmiştir.

ŞARK MESELESİ

 1815 Viyana Konferansı’nda Batılıların ortaya attığı Şark Meselesi’nin kökü çok eskilere dayanmaktadır.Avrupa’yı oldukça uğraştıran Şark Meselesini iki safhada incelemek mümkündür.Şark Meselesinin birinci safhası 1071-1683 yılları arasındaki devredir. Bu safhada Avrupalılar savunmada, Türkler ise taarruz halindedir. 1071_1683 yılları arasında Şark Meselesi’nin esasları şunlardır:

1. Türkleri Anadolu’ya sokmamak.
2. Türkleri Anadolu’da durdurmak.
3. Türklerin Rumeli’ye geçişini engellemek.
4. Türklerin Balkanlar üzerinden Avrupa’ya ilerleyişine engel olmak.

  Şark Meselesi’nin bu hedeflerine rağmen Türkler Anadolu’ya girmiş, yerleşmiş, Rumeli’ye geçmiş, Balkanları tamamen zaptetmiş ve 1683’de Türklerin Viyana önlerinde yenilmesiyle Şark Meselesi’nin birinci safhası kapanmış, ikinci safhası açılmıştır.

  Şark Meselesi’nin ikinci safhasında ise Türkler savunmada, Avrupalılar ise taarruzdadır. 1920 yılına kadar süren Şark Meselesi’nin bu safhada gelişmesi şu seyri izlemiştir :
 
1. Balkanlardaki Hıristiyan milletleri Osmanlı hakimiyetinden kurtarmak.
2. Osmanlı topraklarında yaşayan Hıristiyanların haklarını korumak amacıyla, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale etmek
3. Türkleri Balkanlardan tamamen atmak
4. İstanbul’u Türklerden geri almak.
5. Osmanlı Devleti’nin Asya’daki topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkların bağımsızlıklarına kavuşmalarını sağlamak. (Ermeniler)
6. Anadolu’yu paylaşarak, Türkleri Anadolu’dan çıkartıp, Orta Asya’daki yurtlarına sürmek.

  Şark Meselesi’nin 1920’ye kadar süren safhasında Batılılar başarılı olmuşlardır. Tırablusgarp Savaşı ile İtalyanlar Kuzey Afrika’ya yerleşmiş, Balkan Savaşları ile Osmanlı Devleti Balkanlarda büyük toprak kaybına uğratılmış, Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıklar bağımsızlıklarını kazanmada başarılı olmuşlar, Ermeniler ayaklanma çıkartarak, Osmanlı Devleti’ni içten çökertmişler, 1. Dünya Savaşı sırasında yapılan gizli antlaşmalarla Türk toprakları büyük devletler arasında paylaşılmış, Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri bu paylaşıma uygun olarak Türk topraklarını işgal etmişlerdir. Sadece İstanbul’un işgali Çanakkale Savaşları sırasında M. Kemal’in çabalarıyla önlenmiştir. Şark Meselesi projesini son anda iflasa sürükleyen gelişme, Anadolu’da M. Kemal’in önderliğinde Milli Mücadele harekatının başlatılması ve başarıya ulaştırılmasıdır.
 
  Genel tanımıyla Müslüman Türkleri Balkanlardan ve Anadolu’dan atmayı hedefleyen Şark Meselesi, Lozan Antlaşması ile iflas etmiştir.

 19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDE YENİLİK HAREKETLERİ

  18. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Devleti’nde planlı ve programlı bir ıslahat hareketinden söz etmek mümkün değildir. Devletin kötüye giden durumu karşısında, bu gidişatı durdurmak için alınması gereken tedbirler hakkında bazı raporlar hazırlanmış, ancak bu teşebbüsler bilinçli bir kadroya dayanmadığı ve kişiler bağlı kaldığından başarılı olamamıştır.

  Karlofça Yenilgisi ile birlikte Osmanlı yöneticilerinin ve aydınlarının Batı’ ya bakış açısı değişmiştir. O döneme kadar kendilerini Batı’ dan üstün gören Osmanlılar, artık Batı’ nın üstünlüğünü kabul etmiş ve Osmanlı Devleti’nde Batı tarzında yenilikler yapılmasını zorunlu görmüşlerdir.

  Osmanlı yöneticileri bir yandan çeşitli nedenlerle Avrupa’dan kaçıp, Osmanlı Devleti’ne sığınan aydınların görüşlerinden yararlanmaya çalışmış, bir yandan da Avrupa’nın çeşitli ülkelerine elçilik heyetleri göndererek, o ülkeleri yakından tanımaya çalışmışlardır. Nitekim bunun sonucu olarak 1727’de ilk Türk Matbaası kurulmuştur. 1773’de çağdaş bilgilerle donatılmış denizciler yetiştirmek üzere Mühendishane-i Bahr-i Hümayun adı altında bir okul açılmıştır. Avrupa’dan Osmanlı Devleti’ne çeşitli yollarla gelip devlet hizmetine girenlerin yardımlarıyla açılan askeri okullardan yetişen kişilerin gayretleri sonucu, Osmanlı Devleti’nde batılı anlamda ıslahat hareketleri başlamıştır. Ancak 3.Selim dönemine kadar önemli bir gelişme gösterilememiştir.
   


III. SELİM DÖNEMİ ISLAHATLARI 

  III.Selim tahta çıktıktan sonra (1789_1807), devletin kötü gidişatını durdurmak için alınması gereken tedbirleri belirlemek üzere, ülkenin ileri gelen devlet adamlarından oluşan bir danışma meclisi (Meşveret Meclisi) toplamıştır. III.Selim, bu meclisin hazırladığı raporlar doğrultusunda “Nizam_ı Cedid” adı verilen yenilikleri yapmak amacıyla bir dizi ferman yayınlamıştır. 1793’de Yeniçeri ocağının yanı sıra Nizam_ı Cedid adıyla Avrupa tarzında bir askeri ocak kurulmuştur. Bu ocağın subay ihtiyacını karşılamak için de 1794’de Mühendishane-i Berri Hümayun adlı bir okul açılmıştır. 

  III..Selim döneminde Avrupa başkentlerinde (Paris, Londra, Berlin, Viyana) daimi elçilikler açılmıştır. Batı dillerinde yazılmış önemli eserler Türkçe’ye çevrilerek, Batı düşüncesinin ülkeye girmesine hız verilmiştir. Ancak yeniliklere karşı olanların Kabakçı Mustafa’nın önderliğinde çıkarttıkları isyan sonucunda III.Selim tahttan indirilmiş, böylece ilk ciddi ve geniş boyutlu yenileşme hareketi bu şekilde engellenmiştir. Yeniçeri teşkilatını kaldırmayı, ulemanın nüfuzunu kırmayı, Osmanlı Devleti’ni Avrupa’nın ilim, sanat, ziraat, ticaret ve medeniyette gerçekleştirdiği ilerlemelere ortak etmeyi amaçlayan Nizam_ı Cedid hareketi, III.Selim döneminin kapanmasıyla bu hedefleri tutturamadan sonuçsuz kalmıştır.

  II. MAHMUT DÖNEMİ ISLAHATLARI
 
  III..Selim’in izinden giden II.Mahmut (1808_1839), onun ıslahatlarını canlandırmaya çalışmıştır. II.Mahmut, öncelikle orduyu ele alarak Sekban_ı Cedid adında bir ocak açtırmış, bu gelişme Yeniçerilerin isyanı ile son bulmuştur. Yeniliklerin önündeki en büyük engelin Yeniçeri Ocağı olduğunu gören II. Mahmut, bu ocağın kaldırılması yönünde çalışarak, 1826’
da Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırmıştır. Onun yerine Asakir_i Mansure_i muhammediye adıyla yeni ve modern bir ordu kurmuştur. 1826’da ilk defa Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir. Yabancı uzmanların yardımlarıyla Harbiye ve Tıbbiye gibi yeni askeri okullar açılmıştır. İlköğretim mecburi hale getirilmiştir. Medreselerin dışında Rüştiye mektepleri açılmış, 1831’ de Takvim_i Vekayi adıyla ilk resmi gazete yayınlanmaya başlamıştır. Yurt dışına çıkışlarda pasaport uygulanmasına yine bu dönemde başlanmıştır. Kıyafette yenilik yapılarak, fes ve pantolon giyilmeye başlanmıştır. II. Mahmut döneminde Vezir_i Azam’ın gücü zayıflatılarak, padişahın otoritesi kuvvetlendirilmiştir. Hükümet teşkilatında değişiklikler yapılarak, bakanlıkların kurulmasına başlanmıştır. Bu şekilde II.Mahmut döneminde yapılan yeniliklere Tanzimat döneminin fikri yapısı oluşturulmuştur.

  TANZİMAT FERMANI
  (3 KASIM 1839)

  Tanzimat dönemi (1839-1876), Osmanlı tarihinde yeni bir devrin başlangıcıdır. Bu dönem, devletin siyasi, sosyal, askeri ve kültürel alanlarda kötüye gidişini önlemek gayesiyle daha geniş ıslahatların yapıldığı bir devirdir. Yapılması düşünülen düzenlemelerle ilgili ferman hazırlandıktan sonra, Gülhane Parkı’nda halka okunduğu için Gülhane Hatt_ı Hümayunu diye de anılır. Bu ferman Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanmıştır. Tanzimat Fermanı’nda çıkarılacak olan yeni kanunların dayandırılacağı temel ilkeler şunlardır:

1. Müslüman ve Müslüman olmayan bütün halkın can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması.
2. Herkesten belli uluslara ve kazancına göre vergi alınması
3. Herkesin kanun önünde eşit tutulması, mahkemelerin açık yapılması ve kimsenin yargılanmadan öldürülmemesi. 
4. Herkesin mal, mülk edinmesinin sağlanması, istediğinde bunları satması ve ya yenisini alması, çocuklarına miras bırakma hakkının bulunması.

Padişah, bu fermana ve ona dayandırılarak yapılacak kanunlara saygı göstereceğine dair yemin etmiştir. Böylece Osmanlı padişahı kendi gücünün de üstünde bir kanun gücünün varlığını tanımak durumunda kalmıştır. Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti’ne ilk kez hukukun üstünlüğü anlayışı girmiştir. Bu ferman ile Batılılaşma belirli bir program dahilinde uygulamaya koymuş, Batılılaşma sistemleşmiş, eşitlik anlayışı benimsenmiştir. Tanzimat Fermanı’nın getirdiği yenilikler başlangıçta hem Müslüman, hem de Müslüman olmayan kesimi memnun etmiş, ancak daha sonra Tanzimat Fermanı’nda yer alan hususların çoğu yerine getirilememiş ve başlangıçta fermana duyulan hoşgörünün yerini, memnuniyetsizlik almıştır. Tanzimat Fermanı’nın istenilen şekilde uygulanmayışının temel sebepleri şunlardır :


1. Batı’ dan alınan yeniliklerin derinliğine anlaşılamamış olması, sadece şeklen benimsenmiş olması.
2. Azınlıklara verilen hakların büyük devletleri tarafından istismar edilmesi. Büyük devletlerin , azınlıkların haklarını koruma adı altında fermandaki ilgili maddeye dayanarak, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaları ve bunun, Tanzimat Fermanı’nın uygulanmasını Osmanlı Devleti açısından zorlaştırması.
3. Tanzimat Fermanı ile amaçlanan ıslahatları yapacak kadroların olmaması.
 
  Bu nedenlerden dolayı, Osmanlı tebaasını dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin Osmanlı vatandaşlığı altında birleştirmeyi hedefleyen Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını önleyememiş, devlet içinde iki başlılığa yol açmıştır.

  ISLAHAT FERMANI
  (28 ŞUBAT 1856)

Osmanlı Devleti’nin Kırım Savaşı’ndaki müttefikleri tarafından hazırlanmış olup,
Osmanlı Devleti’ne zorla kabul ettirilmiş bir fermandır. Azınlıklara Tanzimat Fermanı ile verilen ayrıcalıkları kabul eden bu fermanla, azınlıklara haklarını iyileştirici bir dizi yenilikler getirmiştir. Islahat Fermanı ile azınlıklara devlet memuriyetine girebilme, askeri ve sivil bütün okullarda okuyabilme, Müslümanlarla Müslüman olmayanların kanunlar önünde eşit sayılması azınlıkların seçme ve seçilme hakkını kullanabilmeleri ayrıcalığı tanınmıştır.

1.MEŞRUTİYET
(23 ARALIK 1876)

  Osmanlı Devleti’nde padişahın yetkilerinin ve yönetimin anayasa (Kanun_i Esasi) ile belirlendiği dönemdir. Avrupa’yı yakından g&ou

Yorum (yok) Yorum yaz!

İNKİLAP TARİHİ 2


21/3/2009 · Kategori: KPSS

İNKILAP TARİHİ 2 [Bu yazıyı izle]


ATATÜRK İ.İ.TARİHİ DERS NOTLARI II

1-SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKILÂPLAR
 
Siyasi alanda yapılan inkılâplar, doğrudan devlet düzeniyle ilgili olup, Osmanlı devlet sisteminin değiştirilerek, demokratik ve laik cumhuriyete geçişi sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiş olanlarıdır.
 
1-Saltanatın Kaldırılması ( 1 Kasım 1922)
 
11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla cephelerdeki savaş sona ermiş, ancak kalıcı barış henüz yapılmamıştır. Taraflar arasında savaşa son verecek bir barış antlaşmasının imzalanabilmesi için, 28 Ekim 1922’de Lozan’da Barış Konferansı’nın toplanması kararlaştırılmıştır. Ancak bu sırada İtilaf Devletleri, kendileri açısından en uygun ortamı hazırlamaya çalışmaktadırlar. İtilaf Devletleri bu amaçla, TBMM Hükümeti’nin yanı sıra konferansa İstanbul Hükümetini de davet ederek, ortaya çıkacak görüş ayrılıklarından yararlanmayı hedeflemişlerdir. 
 
İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletlerinin bu teklifini değerlendirmek niyetindedir. Bu gaye ile Mustafa Kemal Paşa’ya ve TBMM’ne iki ayrı telgraf gönderen Sadrazam Tevfik Paşa, “Kazanılan başarıda kendilerinin de payı olduğunu, kazanılan zaferin İstanbul ile Anadolu arasındaki ikiliği ortadan kaldırması gerektiğine” işaret ederek, konferansa İstanbul Hükümetinin de katılabilmesi konusunda yardım istemiştir. 
 
M. Kemal Paşa, Sadrazam Tevfik Paşa’nın telgrafını ve İstanbul Hükümeti’nin Lozan görüşmelerine katılma konusunu 30 Ekim 1922 günü toplanan Meclis Genel Kuruluna getirmiştir. Bu konu mecliste iki farklı görüşün belirmesine yol açmıştır. Bir grup milletvekili Osmanlı Devleti’nin ve padişahlığın artık hükmünü yitirdiğini ifade ederek Sadrazamı ve telgrafını protesto ederken, diğer grup ise sadece Sadrazamın telgrafına red cevabı verilmesini, Osmanlı Devleti ve padişahlık hakkında bir karar verilmemesini savunmuştur. Bu tartışmalar sürerken Meclis Başkanlığı’na, “Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmış olduğunu, yeni bir Türk Devleti’nin doğduğunu, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu gereğince egemenliğin millete ait olduğunu” ifade eden bir önerge verilmiştir. Bu önergenin mecliste görüşülmesi sırasında özellikle egemenliğin kimin elinde bulunması gerektiği konusunda sert tartışmalar yaşanmıştır. M. Kemal Paşa, bilgi vermek ve görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla, 1 Kasım 1922’de mecliste uzun bir konuşma yaparak, muhalifleri ikna etmeye çalışmıştır. M. Kemal Paşa’ya göre; Türk Milleti egemenliği kendi eline almış durumdaydı. Dolayısıyla, gerçekte saltanat açıkça olmasa da kaldırılmış demekti. İstanbul Hükümetini dayanaksız ve hükümsüz kılmak için, sıra bunun bir kanunla açık ve kesin bir biçimde ifade edilmesine gelmişti. Mecliste yapılan tartışmalardan sonra, hakimiyetin(egemenliğin) millet tarafından kullanılması gerektiği görüşü ağırlık kazanmış, verilen önerge tasarı haline dönüştürülerek, 1 Kasım 1922’de Meclis tarafından oy birliği ile kabul edilmiş ve saltanat kaldırılmıştır.
 
Bu kanuna göre İstanbul’daki hükümet 16 Mart 1920 günü sona ermiştir. Tek hükümet Misak-ı Milli sınırları içindeki TBMM Hükümetidir. Saltanat ve Hilâfet bu kanunla birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmış, hilâfet makamının ise varlığı bir süre daha devam etmiştir.
 
Saltanatın kaldırılması ile Vahideddin padişahlık haklarını kaybetmiş ve Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığı kesin olarak sona ermiştir. Böylece İstanbul Hükümeti de hükümsüz kalmıştır. 4 Kasım 1922 de Tevfik Paşa hükümeti de istifa edince, TBMM Hükümeti Türkiye’nin tek hükümeti olarak kalmıştır. Bu durum karşısında Vahideddin 17 Kasım 1922’de ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. 
 
2-Cumhuriyetin İlânı (29 Ekim 1923)
 
Cumhuriyet dilimize Arapça “Cumhur” kelimesinden geçmiştir. Cumhur; halk, ahali, büyük kalabalık demektir ve toplu bir halde bulunan kavim yahut milleti ifade etmek için kullanılmaktadır. 
 
Cumhuriyet, halka dayanan, gücünü halktan alan bir devlet şeklini ifade eder. Bu anlamda cumhuriyet, iktidarın millete ait olduğu bir sistemdir. Bu sebeple cumhuriyette egemenlik bir kişiyi veya zümreye değil, toplumun bütün kesimlerine aittir. 
 
Cumhuriyet başta devlet başkanı olmak üzere, devletin temel organlarında görev yapan kişilerin seçimle işbaşına geldikleri, bunların belirlenmesinde kesinlikle veraset sisteminin rol oynamadığı bir hükümet şeklini benimser. 
 
Cumhuriyet fikri ilk defa Fransız İnkılâbı sonunda ortaya çıkmıştır. Dar ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde kullanılır. Dar anlamda cumhuriyetten, sadece devlet başkanının, doğrudan veya dolaylı olarak halk tarafından belirli bir süre için seçilmesi kastedilirken, geniş anlamda cumhuriyetten ise, egemenliğin milletin bütününe ait olması ifade edilir. 
 
Türkiye’de cumhuriyetin ilanı, kurucusu Atatürk’ün düşünceleri ile yakından ilgilidir. O, gençlik yıllarından beri cumhuriyet fikrini benimsemiş bir kişidir. Daha o yıllarda Atatürk, Türk Milleti’nin bir gün mutlaka cumhuriyet idaresine kavuşacağını söylemekten de çekinmemiştir. 
 
Atatürk cumhuriyetle ilgili düşüncelerini çok önceden olgunlaştırmış ve şartların oluşmasını beklemiştir. Atatürk, Türk Milleti’nin cumhuriyet rejimine kavuşması konusunda ilk adımı Erzurum Kongresi sırasında atmış ve Mazhar Müfit Kansu’ya, “Zaferden sonra hükümet şeklinin cumhuriyet olacağını” söylemiştir. 23 Nisan 1920 de Ankara’da açılan ilk BMM, cumhuriyet yolunda atılmış büyük bir adımdır. Bu meclisin kabul ettiği ilk anayasada yer alan “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ibaresine uygun olarak oluşturulan siyasi rejim ise, adı konulmamış bir cumhuriyettir. 
 
Atatürk, Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlandırılması ve yurttan düşmanların çıkartılmasından sonra, Türk Milletini çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştıracak çalışmaları başlatmıştır. Bu çerçevede 1 Kasım 1922 de kabul edilen bir kanunla saltanat kaldırılmıştır. Bu aynı zamanda cumhuriyetin önünde yer alan bir engelin de ortadan kaldırılması demektir. 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’nın imzalanmasıyla Milli bağımsızlık tam anlamıyla elde edilmiştir. 
 
Ancak bu dönemde, Yeni Türk Devleti’nde milli egemenlik prensibinin devletin temel taşı olarak belirlenmiş olmasına rağmen, devletin yönetim şekli açıkça belli değildir. Olağanüstü şartlarda hazırlanmış olan 1921 anayasası ihtiyaçlara cevap verememektedir. Bu anayasaya göre bir devlet başkanının ve kabine sisteminin olmaması,sık sık hükümet buhranlarına yol açmaktaydı.Özellikle 25 Ekim 1923 günü Başbakan Fethi Bey’in istifa etmesi ve yeni hükümetin kurulamaması,meclisin çalışma güçlüğünü ortaya koyarken,ülkenin içinde bulunduğu durumun ciddiyetini de gözler önüne seriyordu. 
 
28 Ekim akşamı Çankaya’da yeni hükümetin kurulması çalışmaları sırasında, başsız bir devletin olamayacağı görüşünün ortaya çıkması ve dış ülkelerde “Türkiye’nin bir devlet başkanı bile yok” gibi sözler söylendiğinin ifade edilmesi üzerine Atatürk, cumhuriyetin ilanı için beklenen günün geldiğini görerek, yanında bulunanlara, “yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyerek bu konudaki fikrini açıklamıştır. 
 
Atatürk, 28 Ekim gecesi, İsmet Paşa ile birlikte 1921 anayasasının devlet şeklini belirleyen maddelerinde değişiklik öngören bir kanun tasarısı hazırlamış, 29 Ekim günü önce Halk Fırkası Grubu’nda görüşülerek kabul edilen bu tasarı, aynı günde mecliste kabul edilmiş ve böylece cumhuriyet resmen ilan edilmiştir. 
 
Cumhuriyetin ilanından sonra aynı gün 158 milletvekilinin katılımıyla yapılan seçim sonunda, M. Kemal Atatürk oy birliğiyle cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. 
 
Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçilirken, devletin demokratikleşmesi yolunda önemli bir adım atılmış ve inkılâpların yapılması için ortam hazırlanmıştır. 
 
Verilen bilgilerin ışığı altında cumhuriyetin ilan edilme nedenlerini ve cumhuriyetin ilanının sonuçlarını özetlemek gerekirse : 
 
Cumhuriyetin İlan Edilme Nedenleri :  
 
• Millet egemenliğinin gerçekleştirilmesini sağlamak.
• Saltanatın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı sorununu çözümlemek. 
• Yeni Türk Devleti’nin rejimini belirlemek ve bu konudaki tartışmalara son vermek. 
• Yeni Türk Devleti’ni çağdaş medeniyetler düzeyine çıkarmak.
• 1923 sonbaharında ortaya çıkan hükümet bunalımı sonucunda, yürütme işlerinde yaşanan aksaklıkları gidermek.
 
Cumhuriyet İlanının Sonuçları :
 
• Yeni Türk Devleti’nin rejimi belirlendi. Bu konuda yaşanan karışıklık son buldu.
• M Kemal’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle devlet başkanlığı sorunu çözüldü, iktidar boşluğu sona erdi. 
• Meclis hükümeti sistemi yerine, kabine sistemi (Bakanlar Kurulu) getirilerek, yürütme işlerinin hızlanması sağlandı
• Milli Mücadele’nin başından beri amaçlanan milli egemenlik düşüncesi gerçekleştirildi.
 
3-Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
 
Halife,sözlük anlamı olarak ”ardından gelen “demektir. Halife genellikle İslâm ülkelerinde devlet başkanı için kullanılmıştır.
 
İslâm terminolojisinde ise; Hz.Muhammed’in ölümünden sonra, O’nun yerine geçen kişi, yani müslümanların din ve devlet başkanı anlamına gelir.İslami hakimiyet anlayışına göre halife, hem devlet ve hükümet başkanı ve ordu komutanı olarak dünyaya ait iktidarı temsil eder, hem de baş imam olarak halkın dini lideri durumundadır.
 
Halifeliğin tarihçesine baktığımızda, Hz.Muhammed’in ölümünden sonra ilk dört halifenin seçimle iş başına geldiklerini görürüz. Emeviler döneminde seçim geleneği bir tarafa bırakılarak,halifelik babadan oğula geçen bir müessese şekline dönüştürülmüştür. Abbasiler döneminde de veraset sistemi devam ettirilmiştir. Abbasilerden sonra halifelik Memlükler Devleti’ne geçmiştir.
 
İslâmiyet’in geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte bazı sultanlar, değişik zamanlarda ve yerlerde, kendi topraklarında bir hükümdarlık ifadesi olarak Halife ünvanını kullanmaya başlamışlardır.Bu çerçevede Osmanlılarda da , I.Murat’tan itibaren bazı padişahların zaman zaman halife ünvanını kullandıkları bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden sonra, İslâm dünyasının lideri durumuna gelen Osmanlı padişahları, kendilerini bütün İslâm aleminin halifesi saymaya başlamışlardır. Bu tarihten sonra artık Osmanlı padişahları İslâm dünyasındaki tek halifedirler. Dolayısıyla padişahlar hem imparatorluk halkının hükümdarı, hem de bütün müslamanların dini lideri durumundadırlar.
 
Bu tarihlerde Osmanlı padişahları siyasi üstünlükleri devam ettiği için halifelik makamının maddi ve manevi gücünden yararlanmayı düşünmemişlerdir. Hilâfet politikasının Osmanlı siyasetinin başlıca unsurlarından biri haline gelmesi, ilk defa Büyük Güçler tarafından Müslüman ve Müslüman olmayan tebaanın devlet aleyhine tahrik ve teşvik edilmeye başlandığı ve Osmanlı Devleti’nin bunlara karşı başka yollardan yeterli karşılık verme imkânının kalmadığı zamana rastlar. Bu dönemde devletin zayıflamasıyla birlikte, halifeliğin manevi gücünden faydalanma düşünülmüştür. 1789 Fransız İhtilali’nden sonra Osmanlı Devleti aleyhine gelişen milliyetçilik akımına karşı, halifeliğe daha fazla önem verilerek, Panislâmizm politikası uygulanmıştır. Ancak Araplar arasında da milliyetçilik fikirleri yayılmış olduğu için Panislâmizm politikası başarıya ulaşamamıştır. Nitekim I. Dünya Savaşı sırasında cihad çağrısının gerekli etkiyi yapmaması, Panislâmizm politikasının başarısızlığının göstergesidir. Bu olay halifeliğin gücünün azaldığını, dolayısıyla Osmanlı Devletini kurtarma hususunda halifelikten fayda beklemenin boş bir hayal olduğunu da ortaya koymaktadır. 
 
1 Kasım 1922’de Saltanatın kaldırılmasından sonra, halkın Halifeliğin kaldırılmasına henüz hazır olmadığı düşüncesiyle, halifelik makamının bir süre daha devam ettirilmesine karar verilmiştir. Ancak Lozan’dan sonra hem mecliste hem de kamuoyunda meclis tarafından halife seçilen ve yetkileri sınırlandırılan Abdülmecit Efendinin yetki sınırlarını aştığı, bir hükümdar gibi davranmaya başladığı şeklinde bir tartışma başlamıştır. Bu sırada Halk Fırkası milletvekilleri de Halifenin durumunun yeniden gözden geçirilmesi, hatta Halifeliğin kaldırılması doğrultusunda bir tutum içerisine girmişlerdir. Buna karşılık bir başka grup da Halifeliğin korunması görüşünü benimsemişlerdir. 
 
Aslında milliyetçilik ve milli egemenlik ilkesi üzerine kurulmuş olan yeni cumhuriyet ile, ümmetçilik düşüncesi üzerine kurulu olan Halifeliğin birbiriyle bağdaşması mümkün değildir. Nitekim son halife Abdülmecit Efendi’nin, yeni devlet statüsüne uyum sağlamakta güçlük çektiği ve eski statüye dönmek istediği yaptığı hazırlıklardan belli olmaktadır. Abdülmecit Efendi’nin bir devlet başkanı gibi kabullerde bulunması ve bazı devlet ileri gelenlerinin Halife ile olan ilişkilerini kesmemeleri durumu karmaşık bir hale sokmuştur. Bu sırada Hindistan Halifelik Komitesi adına, Hint Müslümanlarının lideri Ağa Han ve Emir Ali, Başbakan İsmet Paşa’ya Halifeliğin korunması ve manevi gücünün arttırılması gerektiği konusunda bir mektup göndermişlerdir. Özellikle Emir Ali’nin, İngiltere Kralı’nın özel danışmanı olması, M. Kemal Paşa’yı, Halifeliğin yabancı güçlerce zararlı bir biçimde kullanılabileceği endişesine sevk etmiştir.
Bu gelişmelerden sonra M. Kemal 1 Mart 1924’de meclisi açış konuşmasında, halifeliğin kaldırılması düşüncesinde olduğunu açıklamıştır. Meclis genel kurulu 3 Mart 1924 günü Halifelik meselesini görüşmek üzere toplanmıştır. Bu sırada verilen “Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanının yurt dışına çıkartılması “ile ilgili kanun teklifi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmiş ve halifelik resmen kaldırılmıştır.
 
Halifeliğin kaldırılmasıyla, devlet düzeninin lâikleştirilmesi konusunda büyük bir engel ortadan kaldırılırken, saltanat ve hilâfet yanlılarının güç aldığı önemli bir makama da son verilmiştir. 
 
Halifeliğin kaldırılmasının yurt içinde ve dışında çeşitli yansımaları olmuştur. İçeride saltanat ve hilafet yanlıları bu karardan dolayı rahatsızlık duymuşlardır. Batı dünyası bu karardan dolayı şaşkınlık ve hayranlığını gizleyemez iken, İslâm alemi rahatsızlık duymuş ve olumsuz tepkiler ortaya koymuştur.
 
3 Mart 1924 Halifeliğin kaldırıldığı gün çıkarılan diğer yasalar şunlardır: 
 
• Şer’riyye ve Evkâf Vekâleti kaldırıldı. Yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu.
• Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı. Bununla da, Genel Kurmay Başkanlığı’nın hükümet ve siyaset dışına çıkması sağlandı.
• Tevhid-i Tedrisat kanunu kabul edilerek, eğitimde birlik sağlandı.
• Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılması kabul edildi.
 
• Bu bilgilerin ışığı altında halifeliğin kaldırılmasının nedenleri ve sonuçları şunlardır:
 
Halifeliğin Kaldırılmasının Nedenleri
• Saltanatın kaldırılmasından ve Cumhuriyetin ilânından sonra, halifeliğin önemini yitirmesi.
• Devlet başkanı olarak cumhurbaşkanı ile halifenin birlikte bulunmasının sakıncalı olması.
• TBMM tarafından halife tayin edilen Abdülmecit Efendi’nin, devlet başkanı gibi davranması.
• Halifelik kurumunun, lâikliğe ve cumhuriyet rejimine ters düşmesi.
• Eski rejim taraftarlarının saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra, halifeliğe sığınmaları.
• Bazı TBMM üyelerinin halifeyi milletin üzerinde görmeye başlamaları, “TBMM halifeliğin, halife de TBMM’nindir” şeklinde propaganda yapmaları.
• İslâm aleminin halifeliğin korunması konusunda İsmet Paşa’ya yazdıkları mektubun, İsmet Paşa’nın eline geçmeden muhalefeti temsil eden “Tanin” gazetesinde yayınlanması.
 
Halifeliğin Kaldırılmasının Sonuçları 
• Lâikliğe geçişin en önemli aşaması gerçekleşti.
• İnkılâplar için elverişli ortam hazırlandı
• Milli egemenlik daha da pekişti
• Ümmetçilik arayışları sona erdi.
 
 
 
Türkiye’de Anayasal Hareketi
 
Anayasa en genel biçimde; devletin temel yapısını, yönetim biçimini, devletin temel organlarını, bunların birbirleriyle ilişkisini, kişilerin devlete karşı, devletin kişilere karşı olan hak ve görevlerini düzenleyen en üst yasalardır.
 
Dünyada anayasal sürecin, İngiltere’de 1215 yılında ki Magna Charta ile başlamasına karşın, çağdaş anlamda ilk yazılı anayasa Amerikan bağımsızlık savaşı sonrasında oluşturulan A.B.D anayasasıdır. Bununla birlikte 19. ve 20. yüzyıllara damgasını vuran ve başta Avrupa olmak üzere tüm dünyayı etkileyen anayasal süreç, Fransız İnkılâbı ile ortaya çıkmıştır.
 
Osmanlı Devleti’nde ise 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak, iktidarın sınırlandırılması anlamında düşünülerek, Osmanlı da aynasal sürecin başlangıcı olarak kabul edilir. Ancak Sened-i İttifak ile padişahın yetkileri kısıtlanmakla birlikte, birer feodal derebey kimliğinde olan ayanların da varlıkları yasallaştırılmıştır. Kısacası bu kısıtlama demokratik bir nitelikten çok,merkezi otoritenin sarsılmasının kağıt üzerine yansımasıdır. Zaten Padişah II. Mahmut, ilk fırsatta ayanların gücünü yok etmiş ve imzaladığı bu belgeyi geçersiz kılmıştır. 
 
Fakat 1839 Tanzimat Fermanı, Türkiye’deki anayasal gelişmeler açısından önemli bir basamaktır. Tanzimat Fermanı bir anayasa olmamakla birlikte, anayasal bir yönetim için mücadele eden aydınların yetişmesine sağladığı katkı ile anayasal bir dönem için önemli bir adım olmuştur. 1876 Kanun-i Esasi’sinin yürürlüğe girmesinde, batının demokratik ve liberal akımlarının etkisi altında kalan Tanzimat dönemi aydınlarının (Genç Osmanlılar) rolü büyüktür.
 
 1876 Osmanlı Kanun-i Esasisi
 
İlk Osmanlı anayasası olan, Mithat Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan Kanun-i Esasi,1875 tarihli Fransız anayasası ile 1831 tarihli Belçika anayasalarından esinlenerek oluşturulmuştur.
 
1876 anayasası ile şeklen de olsa bir parlamento oluşturulmuştur. Ancak bu anayasa hükümdarın yetkilerini sınırlandırma ve iktidarın paylaşılması konusunda son derece yetersizdir. Çünkü yasamada son söz meclise değil, padişaha aittir. Ayrıca yürütme yetkisini elinde bulunduran hükümet, yine meclise değil, padişaha karşı sorumludur. Padişaha meclisi istediği zaman dağıtma yetkisinin verilmesi de, bir başka sakıncalı hükümdür. Bu arada bir hukuk devleti için son derece kaygı verici bir madde olan 113. maddenin varlığı da, bir başka eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Bu maddeye göre padişah istediği kişi veya kişileri herhangi bir yargı kararı olmaksızın yurt dışına sürgün edebilecektir. 1876 anayasasının çağdaş anayasalara göre geri olmasında rol oynayan hükümler bunlarla da sınırlı değildir. Anayasada temel hak ve özgürlükler çok sınırlı tutulduğu gibi, siyasi parti kurma ve siyasal faaliyetlerde bulunma ile ilgili herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır. 
 
1876 anayasasının ilan edilmesinden kısa bir süre sonra 20 Mart 1877’de Osmanlı parlâmentosu (Meclis-i Mebusan = Ayan Meclisi + Heyet-i Mebusan) toplanmış ve çalışmalarına başlamıştır. Ancak 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda uğranılan başarısızlığın faturasının padişah ve hükümetine çıkarılması, parlamento ile II. Abdülhamit arasındaki ilişkileri gerginleştirmiştir. Bunun üzerine anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanan II. Abdülhamit 14 Şubat 1878 tarihinde meclisi feshetmiştir. Aynı tarihte anayasa da rafa kaldırılmış, böylece I: Meşrutiyet dönemi sona ermiştir.
 
Olumsuz yönlerin yanı sıra, 1876 anayasasının ilanı ve meclisin açılması, daha sonraki dönemler için bir hazırlık ve deneyim dönemi olmuş, siyasal bilinçlenmeyi arttırmıştır.
 
Yaklaşık 30 yıl süren mutlakiyet rejimi 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilanı ile sona ermiş ve 1876 anayasası, üzerinde bazı değişiklikler yapılarak yeniden uygulanmaya konmuş, bir kez daha anayasalı monarşik rejime geçilmiştir. 
 
1909 Tarihli Kanun-i Esasi 
 
1876 anayasası üzerinde, 1909 yılında yapılan değişikliklerle oluşturulan anayasadır. Bu değişiklerle padişahın yetkileri sınırlandırılmış, yasamada son söz meclise bırakılmış ve bir anlamda parlamento hükümdara karşı güçlendirilmiştir. Kişi güvenliği açısından büyük sakınca yaratan 113. madde kaldırılmış, yürütme meclise karşı sorumlu hale getirilmiş, yurttaşlara siyasi parti kurma, siyasal faaliyetlerde bulunabilme ve toplantı yapma özgürlüğü sağlanmıştır. 
 
1876 anayasası üzerinde 1909’da yapılan bu büyük değişiklerle, yasama ve yürütme padişahtan koparak, ayrı ve demokratik organlar haline getirilmiş, kuvvetler ayrılığı gerçekleşmiştir. 1909 anayasa değişikliği parlamenter sistemi getirmiştir. 1909 anayasa değişikliği ile milli egemenlik ilkesi açıkça anayasada yer almamış, ancak anayasa değişikliğini ilan eden kararnamede “Hâkimiyet-i Milliye” prensibine yer verilmiştir. Bu nedenle 1909 anayasası milli hakimiyet prensibini telaffuz etmese bile bu ruh ile hazırlanmış bir anayasadır. Bu yönüyle de monarşinin kurum olarak oldukça yıpranması sağlanmıştır. Bu anayasa ve milli egemenlik kavramının ilk mayalandığı ortam olması açısından önem taşımaktadır.
 
Ordu mensuplarının aktif politikaya girmiş olmaları II. Meşrutiyetin olumsuz yönüdür. Çünkü bir süre sonra II. Meşrutiyetin mimarı sayılan İttihat e Terakki Cemiyeti yönetime tümüyle egemen olmuş ve rejim yarı askeri bir niteliğe bürünmüştür. 
 
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu 
 
Bu anayasa, dağılan ve yok olmaya yüz tutan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine, millet iradesine dayalı yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşunu hukuki açıdan belgeleyen bir eserdir. Zamanın şartlarına göre yapılmış, kısa bir geçiş dönemi anayasası niteliğindedir. 
 
Önceleri 5 Eylül 1920’de kabul edilen Nisab-ı Müzakere Kanunu ile çalışmalarını sürdüren ve kararlar alan TBMM, 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile anayasal bir çizgiye çekilmiştir. 1921 anayasasının ilk maddesinde, “Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete Ait Olduğu” ifade edilmiştir. Böylece Türk tarihinde ilk kez milli egemenlik ilkesi somut olarak ortaya konulmuş ve padişahın iradesi yerine, millet iradesi geçmiştir. 23 Esas, 1 ek maddeden oluşan bu anayasa olağanüstü şartlardan dolayı kuvvetler birliği ilkesini benimsemiş ve yasama ile yürütmenin TBMM’nin içinden çıkacağı hükmünü kabul etmiştir. TBMM bu anayasadan aldığı yetki ile hem yasama, hem de yürütme gücünü kullanmış, böylece olağan üstü bir dönemin gerektirdiği ölçüde hızlı karar alma ve uygulama imkanını bulmuştur. Yasama ve yürütme gücünün TBMM’nde toplanmış olması, Bakanların meclis tarafından seçilmeleri, meclisin bakanları her zaman değiştirebilmesi, buna karşılık Bakanlar Kurulu’nun meclise karşı kullanabileceği bir silahının olmaması ve bir devlet başkanlığı makamının bulunmaması yönleriyle “Meclis Hükümeti” sistemi, ilk kez bu anayasa ile Türkiye’de uygulanmıştır.
 
  Bütün bunlara karşın saltanat makamına karşı olumsuz herhangi somut bir hükme bu anayasada yer verilmemiştir.Ayrıca aynı dönemde Osmanlı Kanun-i Esasisi’nin yürürlükte olması, çift anayasalı bir dönemin yaşanmasına yol açmıştır.Osmanlı anayasasının, 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile çelişmeyen hükümlerinin varlığı inkar edilmemiştir.Ayrıntılı bir şekilde hazırlanmayan bu anayasada hak ve özgürlükler gibi temel konuların düzenlenmemiş olması da, Osmanlı anayasasının yürürlükte olmasına bağlanabilir.
 
1921 Anayasası Üzerinde Yapılan Değişiklikler
 
• 1921 anayasası üzerinde 29 Ekim 1923’de yapılan en önemli değişiklik,”Cumhuriyet” sözcüğünün anayasada telaffuz edilmesidir.
• 1923’deki anayasa değişikliği ile Meclis Hükümeti Sistemi terkedilmiş, Kabine Sistemine geçilmiştir.
• 1923’de yapılan bir diğer değişiklik ise, “Türk Devleti’nin Resmi Dilinin Türkçe”, “Dininin de İslam Dini” olduğu maddesine anayasada yer verilmesidir. 
 
1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
 
Milli Mücadele’nin kazanılmasının ve saltanatın kaldırılmasının ardından Osmanlı Kanun-i Esasi’si de resmen yürürlükten kalkmış ve sadece 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu en üst yasa olarak varlığını sürdürür hale gelmiştir.Ancak cumhuriyetin ilan edilmesi ve halifeliğin kaldırılması gibi köklü düzenlemeler karşısında 1921 anayasası da ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşmış ve tartışılır hale gelmiştir.Yeni bir anayasa için yapılan hazırlıkların tamamlanmasından sonra 20 Nisan 1924’de yeni Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yürürlüğe girmiştir.
  1924 anayasasında cumhuriyet rejiminin vazgeçilmezliği üzerinde özellikle durulmuş ve kuvvetler birliği ilkesi 1921 anayasasındaki kadar katı olmamakla birlikte korunmuştur. 1921 anayasasında olduğu gibi bu anayasada da,egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olduğu, millet adına egemenliği kullanacak tek gücün TBMM olduğu açıkça vurgulanmıştır. 1924 anayasasında, Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan özgürlük anlayışı benimsenirken, bu özgürlüklerin kısıtlanmasının da ancak kanunla yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.Ancak bu sınırlamanın ölçüsünün açık bir biçimde ifade edilmemesi, iktidarın bu alanda geniş yetkiler elde etmesine ve sonraki yıllarda ciddi tartışmaların doğmasına yol açmıştır.
  1921 anayasasında yer almayan, ancak 1924’de düzenlenen bir başka konu ise anayasanın nasıl değiştirileceği konusunun hükme bağlanmasıdır. Buna göre 1/3 üyenin değişiklik teklifi sonunda oylamaya geçilebileceği, 2/3 üyenin kabul oyu vermesiyle de anayasanın ilgili hükmünün değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır.
  1924 anayasası yargı yetkisini bağımsız mahkemelere bırakmıştır.Bu anayasa parlamento tarafından hazırlanmış ve kabul edilmiş olduğu için, Türkiye’nin en sivil ve olağan şartlarda hazırlanmış anayasası durumundadır.1924 anayasası doğrudan doğruya Kurtuluş Savaşı ve onun iktidara taşıdığı güçlerin eseridir.Ancak bu olumlu yanlarının yanısıra 1924 anayasası, siyasi partilerin durumu ve faaliyetleri açısından boşluklarla dolu olduğu için, çok partili siyasi hayata geçilen dönemde sıkıntı yaratmıştır.Ayrıca bu anayasada kanunların anayasaya uygunluğu denetleyecek bir denetim mekanizması da yoktur.Anayasa meclisteki iktidar partisi çoğunluğunca kolaylıkla değiştirilebilmiştir. 
 
1924 Anayasası Üzerinde Yapılan Değişiklikler 
 
• 10 Nisan 1928’de Yapılan Değişiklikler : 
A) _ 2. Maddede yer alan “Türkiye Devleti’nin Dini İslâm’dır” maddesinin anayasadan çıkartılması.
B) _ 16. ve 38. maddedeki “Vallahi” kelimesinin anayasadan çıkartılması ve yerine “Namusum üzerine söz veririm” ifadesinin konulması.
C) _ 26. maddedeki “Ahkâm-ı Şer’i yenin Tenfizi” sözünün anayasadan çıkartılması.
Bu değişikliklerin amacı, devleti dinin etkisinden kurtarmaktır. 
• 5 Aralık 1934’de, 10. ve 11. maddelerde yapılan değişiklikle, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiş, 18 olan seçmen yaşı 22’ye çıkarılmıştır.
• 5 Şubat 1937’de 6 Atatürk ilkesi anayasaya konulmuştur.
 
1961 Anayasası
 
  1924 anayasası, 1960 yılına kadar varlığını sürdürmekle birlikte, 1945 II.Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan siyasal ve toplumsal gelişmeler karşısında sorunları çözmekte yetersiz kalmıştır.Her ne kadar Fransız İhtilali’nin saçtığı evrensel nitelikli hak ve özgürlüklere yer vermişse de, bu anayasanın II. Dünya savaşı sonrasında gündeme gelen ve yayılmaya başlayan insan hakları konusundaki yeni gelişmeleri kapsamaması bu yetersizliğin en önemli nedenidir.
 
  Ayrıca özgürlüklerin sınırlandırılması konusunda anayasanın iktidara geniş yetkiler tanımış olması, anayasaya aykırı olarak çıkarılan kanunların iptal edilmesini sağlayacak bağımsız bir üst yargının bulunmaması, bir başka ifade ile yasama organının işlemlerinin yargısal denetime tabi tutulması konusunda çağdaş düzenlemelerin yapılmamış olması, özellikle Demokrat Parti döneminde ciddi siyasal krizlere yol açmıştır.Sonuçta sistemin tıkanması ve siyasi kaos 27 Mayıs 1960’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koymasına neden olmuştur.27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ile 1924 anayasası geçersiz sayılmış ve parlamento feshedilmiştir.Yeni bir anayasanın hazırlanması için Millî Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi’nden oluşan iki kanatlı bir kurucu meclis oluşturulmuştur. Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanan anayasaya Millî Birlik Komitesi tarafından son şekli verilmiş ve anayasa 9 Temmuz 1961’de halk oyuna sunularak kabul edilmiş, 20 Temmuz 1961’de de yürürlüğe girmiştir.
 
  Halk oyuyla kabul edilerek yürürlüğe giren ilk Türk anayasası olan 1961 anayasası, o tarihe kadar hazırlanan Türk anayasalarının en uzunudur.1961 anayasası ile de, cumhuriyetin vazgeçilmezliği ve egemenliğin millete ait olduğu hükmü vurgulanmıştır. 1961 anayasası ile yasama organ durumundaki TBMM iki kanatlı hale getirilmiştir.Bunlar Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’dur.Seçimle belirlenen üyelerden oluşan Millet Meclisi’nin yetkileri daha geniştir.Cumhuriyet Senatosu ise seçimle gelen üyelerin yanı sıra, cumhurbaşkanının atamaları,Millî Birlik Kurulu üyeleri ve eski cumhurbaşkanlarının doğal üye olarak katılımlarıyla oluşmaktadır.
1961 anayasası ile yargı her açıdan bağımsız hale getirilmiş ve yargıç güvencesi sağlanmıştır.TBMM’nin çıkardığı yasaların anayasaya uygun olup olmadığını denetlemekle görevli Anayasa Mahkemesi , ilk kez tam olarak sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakkı bu anayasa ile getirilmiştir.Başta üniversiteler ve TRT olmak üzere çeşitli kurumların özerkleştirilmesi yoluna gidilmiştir.
 
  1961 anayasasının sosyalleştirici bir rolü vardır.İlk kez bu anayasa ile toplumda anayasa kültürü doğmuştur.1961 anayasasının diğer bir rolü ise siyasileştirici etkisinin olmasıdır.Halkın siyaset sahnesine aktif bir unsur olarak girmesi ve katılımcı demokrasinin gelişmesinde 1961 anayasasının rolü büyüktür.
 
  T.Cumhuriyeti’nin en özgürlükçü anayasası olarak değerlendirilen 1961 anayasası,1965 yılından sonra ortaya çıkan sosyal,toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında tartışılır hale gelmiştir.Bunun nedeni kimilerine göre hak ve özgürlüklerin çok geniş tutulması, kimilerine göre de bu hak ve özgürlüklerden dolayı gelişen muhalefete tahammül edilemeyişidir.Nedeni ne olursa olsun Türkiye 1970’li yılların başında yeniden ciddi bir anayasal bunalıma girmiş ve 12 Mart 1971 Askerî Muhtırası sonrasında anayasada ilk önemli değişiklikler gerçekleştirilmiştir.Bu değişikliklerle üniversiteler ve TRT’nin özerkliğinde sınırlama yapılmış,hak ve özgürlüklerle yargının durumu yeniden düzenlenmiştir. Ancak bu değişikliklere rağmen, sorunlar artarak devam etmiş ve ülkedeki siyasal ve ekonomik bunalım aşılamamıştır.Sonuçta 12 Eylül 1980’de yine bir askerî müdahale ile parlamenter rejime son verilmiş ve yeni bir dönem başlamıştır.
 
1982 Anayasası
   
  12 Eylül 1980 askerî müdahalesi ile 1961 anayasası yürürlükten kaldırılarak, parlamento feshedilmiş, siyasal partiler kapatılmıştır.Bu askerî müdahale sonrasında da yeni bir Kurucu Meclis oluşturulmuştur. Millî Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi olmak üzere iki kanatlı bir şekilde oluşturulan bu Kurucu Meclis, anayasal ve yasal bir çatı oluşturmak, yeni bir anayasa hazırlamak ve TBMM açılana kadar yasama görevini yapmak gayesine yönelik olarak kurulmuştur.
 
  Danışma Meclisi tarafından kabul edilen ve Millî Güvenlik Konseyi’nce son şekli verilen anayasa,7 Kasım 1982’de halkoyuna sunularak ,% 92 kabul oyu ile yürürlüğe girmiştir.
Cumhuriyetin vazgeçilmezliğinin ve millî egemenliğin bir kez daha vurgulandığı 1982 anayasasında, Türk Devleti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir.1961 anayasasının başlangıç kısmında yer alan “Türk Milliyetçiliği” deyimi tartışmalara yol açtığı için, 1982 anayasasında “Atatürk Milliyetçiliği”ne bağlılığın devletin temel nitelikleri arasında gösterilmesi önemli bir yenilik olarak göze çarpmaktadır.
Yasama organı yeniden düzenlenerek 1961 anayasasıyla kurulan Cumhuriyet Senatosu kaldırılmış ve yeniden tek meclisli sisteme dönülmüştür.
 
  Yürütme konusunda ise 1961 anayasasındaki sistem aynen korunmuş olmakla birlikte,bir farklılık olarak cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisi biraz daha genişletilmiştir.Buna göre 45 gün içinde bir hükümet kurulamaz veya güvenoyu alamazsa, cumhurbaşkanı meclisi dağıtıp, ülkeyi seçime götürebilecektir.
 
  Temel hak ve özgürlükler ise 1961 anayasasında olduğu gibi geniş ve kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş olmakla birlikte, kısıtlayıcı bir anlayış benimsenmiştir.
 
  Din derslerinin ilk ve orta öğretimde okutulacak zorunlu ders kapsamına alınması, 1982 anayasasının en çok tartışılan yönlerinden birisini oluşturmuştur. 
 
  Türk toplumu 1876’da günümüze kadar beş farklı anayasa ile yönetilmiştir. Günümüzde anayasa tartışmalarının hala devam ettiği düşünülürse, anayasadan kaynaklanan sorunların çözüme kavuşturulduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. 1924 anayasası dışında kalan (1876-1921-1961-1982) diğer dört anayasa, olağanüstü dönemlerin ürünü olarak, yine olağanüstü şartlarda oluşturulan kurullar yada kurucu meclisler tarafından acele ile hazırlanmıştır. Dolayısıyla olağanüstü dönemlerin etkisini yitirmesi ile mevcut anayasanın da yetersizliği de ortaya çıkmıştır. Türkiye’de bütün kesimlerin uzlaşmasıyla hazırlanacak sivil bir anayasa ile devlet-birey, devlet-toplum, toplum-birey, birey-birey ilişkilerinin sağlıklı bir temel üzerine oturtulması sağlanabilir. 
 
Çok Partili Siyasi Hayat 
 
  Siyasi parti; demokrasiyle yönetilen ülkelerde halkın desteğini sağlamak suretiyle iktidar olmaya ve sürdürmeye çalışan, sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siyasi topluluktur. Bu anlamda siyasi partiler, modern siyasi sistemlerin en önemli unsurlarından birisi olup, demokrasiyi de oluşturan güçlerdir. Siyasi partilerin yer almadığı bir demokrasi düşünülemez. 
1. TBMM’de Çeşitli Grupların Ortaya Çıkması 
 
  23 Nisan 1920’de çalışmalara başlayan ilk BMM, kendisini oluşturan milletvekillerinin katılma şekilleri itibarıyla üç ayrı gruptan meydana gelmiştir. Bunlar; 19 Mart seçim genelgesine göre seçilenler, Meclis-i Mebusan üyesi olup Ankara’ya gelebilmiş olanlar, Yunanistan ve Malta’dan gelenlerdir. İlk meclisi oluşturan milletvekilleri temel olarak Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmek amacında idiler. Bu sebeple belirli bir siyasi görüşe sahip olmadıkları gibi, herhangi bir siyasi partiyi de temsil etmemektedirler. Dolayısıyla aralarında birlikten söz etmek mümkün değildir. Farklı yerlerden ve menşelerden gelen bu kişilerin, doğal olarak düşünce yapıları da farklıdır. Bu durum zaman içinde kendini göstermiş, farklı düşünceler mecliste gruplaşmaları da beraberinde getirmiştir. Bu grupların en önemlileri :  
  Tesanüt (dayanışma) Grubu, İstiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Zümresi, Halk Zümresi ve Islahat (reform) Grubudur. 
 
  Bu grupların ortaya çıkması ile mecliste çalışmalar yavaşlamış ve çeşitli çekişmeler yaşanmıştır. M. Kemal bu grupları bir araya getirerek, uzlaşma sağlamaya çalışmışsa da bu teşebbüsünde başarılı olamamıştır. 
 
2. Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun Kurulması ve Bunun Halk Fırkasına Dönüşmesi  
 
  M. Kemal ilk TBMM’de ortaya çıkan grupların birleştirilmemesi üzerine, meclisin hızlı çalışmasını sağlayacak formüller aramaya başlamıştır. Bulunan formüllerden biri de, mecliste büyük bir grup kurmak suretiyle çoğunluğu ele geçirmek ve böylelikle meclisi çalıştırmaktır. Bu amaçla M. Kemal 151 arkadaşıyla birlikte 10 Mayıs 1921’de mecliste Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adıyla bir grup kurmuştur. Aynı gün yapılan seçimden sonra grubun başkanlığına M Kemal getirilmiştir.Grubun iki maddeden oluşan programı şu şekildedir: 
1) Grup, Misak-ı Millî ilkeleri çerçevesinde milletin bağımsızlığını sağlayacak bir barışın elde edilmesi için,milletin bütün maddi ve manevi gücünü kullanarak çalışacak.
2) Grup,devlet ve milletin teşkilatını, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun koyduğu ilkeler çerçevesinde tespit edecek ve hazırlayacak.  
 
  Meclisi çalıştırma doğrultusunda önemli bir adım atan M Kemal, meclisteki bütün milletvekillerinin bu grubun tabii üyesi olduğunu vurgulayarak, grubun dışında kalanların serbest hareket etmek isteyen birkaç kişiden ibaret olduğunu ifade etmiştir.Zamanla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu dışında kalanlara İkinci Grup adı verilmiş ve bu grup, yapılan bazı çalışmalara karşı çıkarak bir muhalefet hareketi başlatmıştır.Ortaya çıkan bu muhalefet M Kemal’i hem yapmak istediği inkılâpları halka mâl etme noktasında daha etkili olacağı, hem de ileride yapılacak seçimlere bir parti ile girerek muhalefetin gücünü kırma düşüncesiyle bir parti kurma kararına yöneltmiştir. M Kemal bu konudaki kararını 1922 Aralığı’nda, Halk Fırkası adıyla bir siyasî parti kurulacağını söyleyerek açıklamıştır.Bu açıklamadan sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun, Halk Fırkası’na dönüştürülmesi düşüncesi benimsenmiş ve bu karar kamuoyuna da duyurulmuştur. 9 Eylül 1923 günü Halk Fırkası resmen kurulmuş, böylece ilk direnişle birlikte başlayan siyasî örgütlenme süreci, bir siyasi partinin resmen kurulmasıyla tamamlanmıştır.Halk Fırkası çalışmalarını bir süre bu isimle sürdürmüş, ancak Genel Başkan M Kemal’in isteği doğrultusunda partinin adı 1924’de Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştirilmiştir.İkinci TBMM’nde çoğunluğu elde eden ve cumhuriyet devrinin ilk siyasi partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkası inkilâpların öncülüğünü yapmıştır.
 
3-Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
 
  Mili Mücadele’nin kazanılmasından sonra sıra Türk Milleti’nin çehresini her alanda değiştirecek inkılâpların yapılmasına gelince,inkılâpların şekli ve zamanı konularında M. Kemal ve bazı arkadaşları arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.Bu görüş ayrılıkları zamanla iyice belirginleşmiş ve çok geçmeden bu kişiler mensubu oldukları Cumhuriyet Halk Fırkası’nın icraatlarına karşı çıkmaya başlamışlardır.Muhalifler Cumhuriyet Halk Fırkası’nın çatısı altında kalmayı uygun görmeyerek,istifayı düşünmüşlerdir.Aralarında M. Kemal’in silah arkadaşlarının da bulunduğu (Bunlardan bazıları Kazım Karabekir,Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele,Rauf Orbay ve Adnan Adıvar’dır) onbir kişilik bir grup bu çerçevede Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan istifa ederek ayrılmışlardır.Bu grup 1924 anayasasının çok partili rejime geçilmesine fırsat vermesinden yararlanarak,17 Kasım 1924’de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla yeni bir siyasi parti kurmuştur.Milli Mücadele sırasında M. Kemal’in etrafındaki ilk halkayı teşkil eden Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları, muhalefet kontrolü olmaksızın bütün kuvvetlerin mecliste toplanmasının otoriter bir idare doğuracağı endişesini taşıyorlardı. Bu sebeple parti mecliste etkili bir muhalefet yaparak, demokratik bir denge kurmak amacındaydı.Bu nedenle Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, cumhuriyet tarihimizin ilk muhalefet partisi olma özelliğini taşır.
 
  Terakkiperver Fırka’nın yapılan seçimler sonucunda genel başkanlığına Kazım Karabekir, ikinci başkanlığına Rauf Orbay,genel sekreterliğine ise Ali Fuat Cebesoy getirilmişlerdir. 
 
  Terakkiperver Fırka kurucuları programlarında millet iradesine ve cumhuriyet yönetimine olan bağlılıklarını vurgulamışlar, toplumu çağdaşlaştıracak değişikliklerin birdenbire değil, zamanla gerçekleşeceğini iddia etmişlerdir.Cumhuriyet Halk Fırkası’na nazaran daha liberal ve demokrat görüşleri benimsedikleri için, fırka yöneticileri dini inançlara saygılı olduklarını belirtmişlerdir.
 
  M. Kemal Türkiye’de demokrasinin yerleşmesini arzu ettiğinden başlangıçta yeni bir siyasî partinin kurulmasından memnun olmuştur.Ancak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası zamanla mecliste sert tartışmalara giren, saltanat ve hilâfetin kaldırılmasından memnun olmayan üyelerin yanı sıra, ittihatçıların da bünyesinde yer almaya başladığı bir parti haline gelmiş,inkılâplara karşı olanlar açısından,inkılâpları engelleyecek son umut olarak görülmüştür.Dolayısıyla M. Kemal’in bu parti ile ilgili düşünceleri de değişmiştir.
 
4.Şeyh Sait İsyanı ve Terakkiperver Fırka’nın Kapatılması
 
Lozan’dan sonra Musul konusunda Türkiye ile yaptığı ikili görüşmelerden de bir sonuç elde edemeyen İngiltere, Musul’un Türk halkının Türkiye ile birleşme isteğini ve Türkiye’nin Ortadoğu’da kendisi aleyhinde bir durum yaratmasını önlemeye çalışmaktadır.Bu çerçevede İngiltere, Türkiye içinde bir takım karışıklıklar çıkarma ve ihtilâl hareketlerini körükleyerek, Türkiye’yi zayıflatma planları yapmaktadır. Bu amaçla Şeyh Sait isimli biri tarafından 13 Şubat 1925’de Genç iline bağlı Piran’da bir isyan hareketi başlatılmıştır. İngiltere’nin desteği sayesinde kısa sürede doğu illerinin bir bölümünü saran isyan ile İngiliz himayesinde bir Kürt Devleti kurulmasına çalışılmıştır. Şeyh Sait ve arkadaşlarının hareketi aynı zamanda dinî-siyasî niteliği de olan bir harekettir. Çünkü “din elden gidiyor” şeklindeki propaganda ile halkın kandırılmasına çalışılmış, cumhuriyet ve inkılâpların ortadan kaldırılması plânlanmıştır.
 
Memleket içindeki cumhuriyet ve inkılâplara karşı olanların da Şeyh Sait isyanını desteklemesiyle durum oldukça ciddi bir hal almıştır. Bunun üzerine T. Cumhuriyeti Devleti hem isyanı bastırarak asayişi yeniden sağlamak, hem de vatanın parçalanmasını önleyerek varlığını devam ettirmek gayesiyle 4 Mart 1925 tarihinde “Takrir-i Sûkûn Kanunu”nu çıkartmış ve yine aynı tarihte biri isyan bölgesinde, diğeri de Ankara’da olmak üzere iki İstiklâl Mahkemesi kurmuştur.
 
Terakkiperver Fırka’nın programında yer alan bazı maddelerden faydalanmak isteyen bir takım kişilerin partiye üye olmaları ve parti mensupları tarafından yapılan propagandaların halkı isyana teşvik ettiği düşüncesinin ortaya çıkması üzerine Diyarbakır İstiklâl Mahkemesi, isyanla ilgileri olduğu gerekçesiyle fırkanın bölgedeki bütün şubelerini kapatmıştır. Daha sonra Ankara İstiklâl Mahkemesi de, Terakkiperver C. Fırkası ile ilgili yaptığı araştırmada, bu fırka tarafından yapılan propagandalarda din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismar edildiğini tespit etmiştir. Bu tespit üzerine Bakanlar Kurulu, Takrir-i Sûkûn Kanunu’nun kendisine verdiği yetkiye dayanarak, Terakkiperver C. Fırkasını ülkedeki bütün şubeleriyle birlikte kapatmıştır.
 
Şeyh Sait İsyanı’nın Sonuçları:
• Terakkiperver C. Fırkası isyanda rolü olduğu gerekçesiyle kapatıldı.
• Şeyh Sait İsyanı, Türkiye’de çok partili siyasî hayata geçiş için elverişli ortamın henüz olgunlaşmamış olduğunu gösterdi.
• Doğu Anadolu’da bozulan huzuru sağlamak için çıkarılan Takrir-i Sûkûn Kanunu,1929’a kadar yürürlükte kaldı.
• T. Cumhuriyetini yıkmaya yönelik ilk isyan bastırıldı.
• İngiltere, Türkiye bu isyanla yıprandığı için, Musul sorununu kendi lehine çözmede büyük bir avantaj sağladı.
 
5. İzmir Suikastı
 
Şeyh Sait isyanı sonrasında inkılâpların karşısında olan unsurların sindirilmesi konusunda sertlik politikasına devam edilmiştir. Bu sırada yapılan inkılâpları halka anlatmak maksadıyla 1926 Baharı’nda yurt gezilerine çıkmayı planlayan Atatürk’ün programında,Balıkesir üzerinden 17 Haziran’da İzmir’e gidilmesi de vardır. Ancak aynı günlerde iktidar ve muhalefet arasındaki gerginlik devam etmektedir. İşte böyle bir ortamda menfaatleri zedelenen bazı kişiler, Terakkiperver Fırka’nın kapatılmasından sonra, cumhuriyeti ve inkılâpları ortadan kaldırarak, eski günlere dönmek şeklindeki amaçlarına ulaşmak gayesiyle M. Kemal’i öldürmeye karar vermişlerdir. Bu işi de, O’nun İzmir’e yapacağı seyahat sırasında gerçekleştirmeyi plânlamışlardır. Suikastı plânlayan Ziya Hurşit ve arkadaşlarına Giritli Şevki yardım edecek ve onları suikasttan sonra Yunan adalarına kaçıracaktır. Ancak çeşitli sebeplerden dolayı M. Kemal’in İzmir’e yapacağı seyahatin bir gün gecikmesinden şüphelenen Giritli Şevki’nin, meseleyi yetkililere haber vermesi ile olay ortaya çıkmıştır. Olayın ortaya çıkması üzerine Ankara İstiklâl Mahkemesi Heyeti, İzmir’e giderek olaya el koymuş ve olayla ilgisi olduğu düşünülen kişiler yakalanarak tutuklanmışlardır. Bu kişiler arasında İttihatçılar ve Terakkiperver Fırka mensupları da vardır. M. Kemal’e göre suikastın arkasında Terakkiperver Fırka vardır ve bu suikast birkaç kişinin eseri değil, muhaliflerin inkılâp ve cumhuriyet aleyhine giriştikleri büyük bir ihanetin eseridir. Dolayısıyla Terakkiperver C. Fırkası üyelerinin tutuklanmaları gerekmektedir. Hatta M. Kemal, “İttihatçıların Terakkiperver Fırka ile örgütlendiklerini ve bir darbe ile iktidara gelmek istediklerini, suikastı de bu nedenle plânladıklarını” düşünmektedir.İsmet Paşa’nın böyle düşünmemesine rağmen, Kazım Karabekir Paşa Terakkiperver C. Fırkası başkanı olarak Ankara’da tutuklanmış ve 26 Haziran 1926 sabahı İzmir’e getirilmiştir. Aynı gün İstanbul’dan parti üyesi olan Refet Bele, Cafer Tayyar, Ali Fuat Cebesoy ve İttihatçı eski Maliye Bakanı Cavit Bey de arkadaşlarıyla birlikte yargılanmak üzere İzmir’e getirilmişlerdir.
 
Yargılama sonucunda İttihatçıların daha önce kapatılan ve Terakki Fırkası’nı yeniden dirilterek, Terakkiperver Fırka’nın da desteği ile iktidara gelmek niyetinde oldukları kanaatine varılarak, Cavit Bey, Dr. Nazım Bey ve Naili Bey idam edilmişlerdir. Kazım Karabekir Paşa suçsuz bulunarak, serbest bırakılmış, bazı İttihatçılar tutuklanmış, bu olayla İttihat ve Terakki’nin Türk siyasî hayatından silinmesi doğrultusunda önemli bir adım atılmış, muhalefet sindirilmiştir.
 
6. Serbest Cumhuriyet Fırkası
 
  Terakkiperver Fırka’nın 3 Haziran 1925’de kapatılmasıyla Türkiye’de çok partili rejim denemesi de sona ermiş ve yeniden tek parti dönemi yaşanmaya başlanmıştır. Ancak dışarıdan bakıldığında tek parti yönetimi yanlış değerlendirmelere yol açmakta, sanki Türkiye diktatörlükle yönetiliyormuş gibi bir havanın yayılmasına sebep olmaktaydı. Bu değerlendirmelerden rahatsızlık duyan Atatürk, yeniden çok partili siyasi hayata geçilmesi düşüncesindeydi. 
 
  Ayrıca, Türkiye’de 1922-1930 yılları arasında yapılan inkılâplar, hükümete karşı bir direnme meydana getirmiştir. Özellikle sanayileşme politikası ile alkollü içkiler, sigara, şeker, tuz ve deniz nakliyatının devlet tekeline alınması bu hoşnutsuzluğu daha da arttırmıştır. Bu siyaset aynı zamanda Türkiye’de büyük ölçüde ekonomik durgunluğa da yol açmıştır.
 
  Hükümet ise, prensip olarak özel teşebbüse taraftar olduğunu ifade etmekle birlikte, takip ettiği ekonomik politika ile dar bir devletçi görüşü benimsemektedir. Bu nedenle M. Kemal devletçi düşünceyi benimseyen Cumhuriyet Halk Fırkasının karşısında, liberal ekonomiden yana bir muhalif grubun bulunmasını faydalı ve lüzumlu görmektedir. Bu nedenle hem dışarıda Türkiye aleyhinde ortaya çıkan yanlış değerlendirmeleri ortadan kaldıracak, hem de içerideki sıkıntıları gidererek, rejimin sağlıklı yürümesini sağlayacak yeni bir muhalefet partisinin kurulması gereklidir. 
 
  M. Kemal 1930 yılının yaz aylarını Yalova’da geçirmektedir. O günlerde M. Kemal’in yakın arkadaşı Paris Büyükelçisi Fethi Okyar da Yalova’da M. Kemal ile görüşmeler yapmaktadır. Bu görüşmelerde Fethi Bey, M. Kemal’e sık sık İngiltere parlamentosundan ve oradaki siyasi partilerden söz etmekte, Türkiye’de ki ekonomi ve demiryolu politikalarının yanlışlığını anlatmaktadır. Bu görüşmelerden birinde M. Kemal, Fethi Bey’e bu dediklerinizi yapabilmeniz için hemen bir siyasi parti kurunuz, partinin başına geçerek düşüncelerinizi mecliste savununuz teklifinde bulunarak, O’nu yeni bir parti kurmakla görevlendirmiştir.
 
M. Kemal tarafından yeni bir parti kurmakla görevlendirilen Fethi Bey çalışmalarını tamamlayarak, 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuştur.
 
Serbest C. Fırkası’nın bir muhalif parti olarak kurulmasından maksat,birikmiş hoşnutsuzlukların giderilmesini sağlamak ve hükümeti hem kusurlarını düzeltmeye, hem de ekonomik duruma yeni çareler aramaya sevk edecek bir kontrol sistemi yaratmaktır.
 
Serbest Cumhuriyet Fırkası parti programına göre, cumhuriyetçilik,milliyetçilik ve laiklik esaslarına bağlı, liberalizmi ve kadınlara siyasî haklar verilmesini savunan bir partidir.
 
Serbest C.Fırkası, kuruluşundan hemen sonra özellikle Ege Bölgesi’nde büyük bir taraftar kitlesi bulmuş ve önemli ölçüde teşkilatlanmıştır.Bu sebeple Fethi Bey’in yerel seçimler öncesinde propaganda amacıyla Ege Bölgesine yaptığı ziyaret ve burada yapılan toplantılara katılım büyük olmuştur.Bu toplantılar sırasında halk alınan bütün tedbirlere rağmen, hükümet ve inkılâplar aleyhine gösteriler yapmıştır. Bu durum, inkılâpların hayatiyetini temin açısından, henüz bir muhalefet partisi teşkili için zamanın erken olduğunu göstermektedir.Ancak kısa sürede büyük bir hızla gelişen parti, 1930 yılında yapılan yerel seçimlere katılarak, 502 yerde belediye seçimlerini kazanmıştır. C. Halk Fırkası, Serbest Fırka’nın seçimlerde usulsüzlük yaptığını iddia etmiş ve 502 belediyenin, 22 tanesi geçerli sayılmıştır.
 
Yerel seçimlerde Serbest Fırka’nın yolsuzluk yaptığı iddiaları, mecliste sert tartışmalara yol açmış ve bu durum M. Kemal ile Fethi Bey’i karşı karşıya gelme noktasına getirmiştir. M. Kemal ile karşı karşıya gelmeyi arzu etmeyen Fethi Bey, Serbest C. Fırkası’nın bir anda cumhuriyet ve inkılâplara karşı olanların odaklandığı bir parti haline gelmesi üzerine, İçişleri Bakanlığı’na verdiği bir dilekçe ile fırkanın kendi kendisini feshetmesini sağlamıştır.Dolayısıyla Güdümlü Muhalefet Partisi olarak ortaya çıkan bu partinin kapanmasıyla, Türkiye’de yeniden 1945’e kadar devam edecek olan tek parti yönetimi kaçınılmaz olmuştur.
 
7. Menemen Olayı
 
Serbest Fırka’nın kendi kendisini feshetme kararı almasıyla adeta boşlukta kalan cumhuriyet ve inkılâp karşıtları, Türkiye’de ki bu değişimi sona erdirecek bir arayış içine girmişlerdir.Onlara göre bir isyan çıkararak, Türkiye’deki eski günlere dönüşü sağlamak, başvurulacak yollardan birisi olarak görülmektedir.Manisa’nın bir köyünden geldikleri sanılan altı kişinin Menemen’e gelerek şeriat istemeleri ile isyan patlak vermiştir. Olayın duyulması üzerine bölgeye gelerek, isyancılara engel olmak isteyen Asteğmen Kubilay ile Hasan ve Şevki adındaki iki bekçi isyancılar tarafından öldürülmüşlerdir. Sıkı yönetimin ilan edildiği bölgeye, daha sonra askerî birliklerin gelmesiyle isyancılardan üçü öldürülmüş, diğerleri de yakalanmıştır. İçlerinden Derviş Mehmet isimli kişinin peygamberlik iddiasıyla başlayan olay, şiddet kullanılarak bastırılmış, ancak bu olayın 6 kişinin gerçekleştirdiği bir olay olamayacağı, olayın arkasında başka güçlerin varlığı düşüncesiyle çok yönlü araştırma yapılmıştır. Olay sonrasında 34 kişi idam edilmiş, 41 kişi de çeşitli sürelerde hapis cezasına çarptırılmışlardır.
 
Atatürk Dönemi Türk-Dış Politikası (1923-1932)
 
1.Atatürk’ün Dış Politikadaki Temel İlkeleri
a) Akılcı ve gerçekçi olmak.
b) Yapıc

Yorum (yok) Yorum yaz!

İNKİLAP TARİHİ 1


21/3/2009 · Kategori: KPSS

İNKILAP TARİHİ 1 [Bu yazıyı izle]

İNKILAP TARİHİ

1.Dünya Savaşı öncesinde Devletlerin iç ve dış politikalarına yön veren iki etken vardır. Bunlar: 1789 Fransız İhtilali (Milliyetçilik Akımları …İmparatorlukların yıkılmasına ve bir çok yeni devletin tarih sahnesine çıkmasına neden olmuştur. ) ve 1750-1830 Sanayi İnkılabı (Sanayi İnkılabı 1750-1830 yıllarında İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Aletin yerini makinanın almasıyla üretimin artması, işçi sınıfının doğmasına….neden olmuştur)

1876 l.MEŞRUTİYET : 1876 tarihinde Osmanlı Devletinin ilk Anayasası Kanun-u Esasiye Kabul edilmiştir. Bu ilk Anayasada son söz padişahın olduğu için 2.Abdül Hamit 14 Şubat 1878 yılında Osmanlı-Rus (93 harbi) savaşını bahane ederek ilk Osmanlı Ayanlar meclisini fesh etmiştir. 1878-1908 arası dönem 2.Abdül Hamit’in istibdat (baskı) yönetimi olarak bilinir. Birinci Meşrutiyet döneminde Osmanlıcılık benimsenmiştir.

23 Temmuz 1908 ll.MEŞRUTİYET : İttihat ve Terakki Fırkasının Baskısıyla on yıl sürmüştür. 2.Meşrutiyetten itibaren Osmanlı topraklarında Türkçülük akımları başlamıştır. Not: 1.Meşrutiyette Osmanlıcılık, 2.Meşrutiyette ise Türkçülük akımı etkilidir.

13 Nisan 1909 31 MART OLAYI : 2.Meşrutiyete karşı yapılan gericilik isyanıdır. 2.Abdül Hamit tahttan indirilmiş, yerine 5.Mehmet tahtta çıkarılmıştır. 31 Mart Vakaası sonucunda: Avusturya/Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek’i almışlar, Bulgarlar kendi krallıklarını kurmuşlar ve Girit Rumları ayaklanmışlardır(1908)
Önemi: Mevcut Anayasal düzene karşı bir gericilik isyanıdır. Bu ayaklanmanın bastırılmasında Mustafa Kemal Kolağası olarak görev almıştır.

1911-1912 TRABLUSGARP SAVAŞI (1912 Uşi Ant): Sanayi devriminin etkisiyle güçlenen İtalya’nın çıkarlarını korumak amacıyla sebepsiz yere Trablusgarp, Bingazi çevrelerini işgal etmesi üzerine yapılan savaştır. Osmanlı İmparatorluğu iyi götürdüğü savaşta Balkanlardaki gelişmeler ve Balkan savaşları nedeniyle İtalyanlarla Uşi Anlaşmasını imzalayarak savaştan çekilmiştir. 
Önemi: Trablusgarp Savaşı Mustafa Kemal’in Binbaşı olduğu savaştır.

1912 1.BALKAN SAVAŞI (1912 Londra Anlaşması): Sebep; Fransız devrimi sonucunda Osmanlı topraklarında başlayan milliyetçilik akımları, Rusya’nın Panislavizm politikasıyla Ortodoksları ve Balkan devletlerini kışkırtması ve Balkan devletlerinin Trablusgarp savaşından faydalanmaları.
Balkan devletleri Makedonya’ya ıslahat yapılmasını istediler. Osmanlı devleti red edince l.balkan savaşı çıktı. Osmanlı yenildi. Sonuç; Bulgarlar Çatalca’ya kadar geldi. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti. Sırplar Karabağ, Yunanistan ise Makedonya’yı işgal ettiler. 1912’de Londra Anlaşması imzalandı. Midye-Enez çizgisi, Osmanlı-Bulgaristan sınırı oldu. İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Yunanistan’a verildi.
Önemi: Avrupa ve Eğe denizindeki Osmanlı varlığı Londra Anlaşması ile sona ermiştir. 

1913 2.BALKAN SAVAŞI (1913 Bükreş Anlaşması Bulgaristan)(1913 Atina Anlaşması Yunanistan) : 1.Balkan savaşından fazla toprak alan Bulgaristan’ı çekemeyen Balkan ulusları Bulgaristan’a saldırdılar (1913). Bulgarların birliklerini başka bölgelere kaydırmasından istifadeyle Osmanlı savaşa girmeden Edirne ve Kırklareli’ni geri almıştır. 1913’te Bulgarlarla İstanbul Anlaşması yapıldı. Edirne ve Kırklareli Osmanlılarda kaldı. 1913 Bükreş anlaşması Balkan devletlerinin Bulgaristan topraklarını paylaştığı bir anlaşmadır. Osmanlı Devletinin Avrupa’da ki varlığı Doğu Trakya ile sınırlanmıştır. 1913 Atina Anlaşması ile Girit ve Eğe adaları Yunanistan’a verilmiştir. 

1829 Edirne Anlaşması Yunanistan bağımsızlığını kazanmıştır.
1878 (Osmanlı-rus 93 harbi) Sırbistan ve Karabağ Berlin Ant. bağımsızlığını Kazanmıştır.
1908 31 Mart Vakası Bulgaristan Rus savaşı ve karışıklıklardan yararlanarak bağımsızlık kzn.
1912 1.Balkan savaşı Arnavutluk Londra antlaşmasıyla bağımsızlığını kazanmıştır.


1914-1918 1.DÜNYA SAVAŞI:

1883 Almanya, İtalya, Avusturya-Macaristan İmp. Üçlü İttifak (Bağlaşık) devletlerini oluşturdu.
1907 İngiltere, Fransa, Rusya Üçlü İtilaf devletlerini oluşturdular.
1914 Osmanlı İmparatorluğu; İngilizlerden kaçan iki Alman gemisine Türk ismi vererek Türk Bayrağı çekmişler ve daha sonra bu gemilerin Karadeniz’e açılarak Rus kıyılarını topa tutmaları sonucu Osmanlı 1.Dünya savaşında Üçlü ittifak devletleri safında savaşa katılmış oldu.
Osmanlı’nın Savaştığı Cepheler: 1-Kafkas 2-Çanakkale 3-Kanal 4-Irak 5-Suriye-Filistin Osmanlı, Bu cepheler haricinde müttefiklerine yardım amacıyla Makedonya ve Galiçya’ya asker göndermiştir.
1 KAFKAS CEPHESİ: Osmanlı’nın Bakü petrollerini ele geçirmek ve Enver Paşanın PANTURANİZM düşüncesinin etkisiyle Rus’lara karşı açtığı savaştır. Osmanlının Yüzbin’e yakın askeri donarak ölmüştür. Ruslar Kars’a kadar ilerlemişler ancak, 1917 yılında Rusya’da ki devrim sonucu çarlık rejiminin yıkılması ile Rusya 1917 Brest Litowsk barış anlaşmasıyla aldığı toprakları geri vererek çekilmiştir. 
2 ÇANAKKALE CEPHESİ : Osmanlı; İngiltere, Fransa hem müttefikleri Rusya’ya yardım etmek hemde boğazları alarak Osmanlı devletine son vermek amacıyla Çanakkale’yi ablukaya almalarıyla başlamıştır. Tarihin en kanlı savaşlarındandır. Osmanlı Çanakkale savaşlarından galip çıkmıştır. Mustafa Kemal büyük bir üne kavuşmuş “Çanakkale geçilmez” sözü tarihe kazınmıştır. Çanakkale’de ki direniş sonucunda Rusya’ya müttefiklerinden yardım gitmemiş savaş uzamıştır. Bulgaristan bu gelişme üzerine Osmanlı yanında (İtilaf devletleri yanında) savaşa katıldı. Böylece İstanbul-Berlin hattı kurulmuş oldu. 
3 KANAL CEPHESİ : Bu cephe Almanların planlaması ve desteği ile İngiltere’ye karşı Osmanlı tarafından açılmıştır. Osmanlı, Mısırı İngilizlerden geri almak ve Suveyş Kanalını ele geçirerek İngiltere ile sömürgelerinin irtibatını kesmeyi amaçlamıştı. Osmanlı imparatorluğu, Almanların gerekli yardımı göndermemesi ve iklim elverişsizliği yüzünden başarısız olmuştur. 
4-IRAK CEPHESİ : İngiltere’nin, Osmanlının İran ve Hindistan’a girmesini önlemek ve karadan Ruslarla birleşmek için Osmanlıya karşı açtığı cephedir. Basra’ya asker çıkartan İngilizler, Bağdat’a kadar ilerlemişlerdir. 
5-SURİYE-FİLİSTİN CEPHESİ: İngilizlerin Suveyş ve Irak cephelerinde yenilen Osmanlıyı bu bölgeden çıkarmak istemeleri üzerine açtıkları cephedir. Önceleri Mustafa Kemal bu cephede başarılı olmuş fakat, İstanbul’a çağrılması üzerine İngiltere Suriye’yi almıştır. 
1.DÜNYA SAVAŞINI BİTİREN ANLAŞMALAR
28 Haziran 1919 Versay Almanlar
10 Eylül 1919 Sen Cermen Avusturya 
27 Kasım 1919 Nöyyi Bulgaristan 
4 Haziran 1920 Triyanon Macar krallığı
10 Ağustos 1920 Sevr Osmanlı (Türk Halkı Sevr barışını kabul etmemiştir.) 
30 Ekim 1918 MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI: Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, Bahriye Nazırı Rauf Beyin başkanlığındaki Osmanlı kurulu ile İngiliz Amiral Karltop Limni adasının Mondros limanında imzalamışlardır.
Önemi : Bu Anlaşma ile Osmanlı fiilen sona ermiştir. Mondros Ateşkes anlaşması, kayıtsız şartsız teslim belgesidir. 
Mondros Md.7: İtilaf devletlerine istedikleri yeri işgal etme hakkı tanımaktadır.
Mondros Md.24: İtilaf devletlerine Vilayet-i Site (Erzurum, Van, Sivas, Bitlis, Diyarbakır, Harput) illerinde Bağımsız Ermenistan ve kürdistan kurulacaktır. [Wilson prensipleri ile paralel: Amerika’nın 1.Dünya savaşına katılırken başkan wilsonun yayımladığı Wilson ilkeleri: Yenenler yenilenlerden tazminat almayacak ...Doğu illerinde referandum sonuçlarına göre Ermenistan ve kürdistan devletleri kurulacak]
30 Ekim 1918 MONDROS ANLAŞMASININ UYGULANMASI: İtilaf devletleri Anlaşmanın 7.maddesine dayanarak; 
İngilizler: Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum ve Kars’ı işgal etmişler; Samsun ve Merzifon’a asker çıkarmışlardır. 
Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana yöreleri ile Afyon’u işgal etmişlerdir.
İtalyanlar: Antalya, bodrum, Kuşadası, Marmaris ve Konya çevresine asker çıkarmışlardır. 
Not: İtalyanlar 1.dünya savaşına ittifak devletlerinin yanında başlamışlar daha sonra dönerek itilaf devletlerine katılmışlardır.

13 Kasım 1918 İtilaf devletleri İstanbul’u fiilen işgal etmişlerdir.

21 Aralık 1918 tarihinde 6.Mehmet (Vahdettin) Meclis-i Mebusanı Fesh etmiştir. İkinci Meşrutiyetin sonu.

18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansı: İngilizlerin, Osmanlı imparatorluğu paylaşımına Yunanlıları ortak ettiği konferanstır. Güçlü, İtalya yerine daha zayıf olan Yunanistan tercih edilmiştir.

16 Mart 1920 İtilaf devletleri İstanbul’u resmen işgal etmişlerdir.


ZARARLI CEMİYETLER
Mavri Mira Derneği: Rum kilisesinin desteğinde; İstanbul, Bursa, Bandırma, Tekirdağ ve Kırklareli yörelerinde rum azınlığı örgütlemek, silahlandırmak, çeteler oluşturmak ve yunan kamuoyu yaratmak amacıyla kurulmuştur.
Pontus Rum Cemiyeti: Yeniden canlandırılan Etnik-i Eterya derneği ile birlikte Doğu Karadeniz de rum devleti kurmak için faaliyet göstermiştir.
Ermeni Cemiyetleri: Ermeni patriği Zevan efendi, rum dernekleri ile ortak bir komite oluşturdu. Amacı, Güney Doğa Anadolu da ermeni devleti kurmaktır. Hınçak ve taşnak cemiyeti
Sulh ve Selameti Osmaniye Cemiyeti: İngilizlerden maddi desteğinde kurulmuş provakatör bir dernektir. Kurtuluşun padişahın ve halifenin buyruğunda olacağını savunmuştur.
Kürt Teali Cemiyeti: Wilson ilkelerinden faydalanarak kürdistan devleti kurma amacını gütmüştür. Ulusal mücadeleye karşı çıkarak olumsuz katkıda bulunmuşlardır.
Teali İslam Cemiyeti : Halifenin buyruklarına ve şeriata uyarak Osmanlı imparatorluğunun kurtulacağını savunmuştur. Merkezi İstanbul da şubesi Konya’da örgütlenmiştir. (Delibaş Mehmet Ayaklanmasını çıkardı)
Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerikan mandası taraftarlarını etrafına toplayan cemiyettir. 
İngiliz Muhipler Cemiyeti: İngilizler tarafından, ulusal direniş girişimleri yok etmek amacıyla kurulmuştur.
Hürriyet ve İtilaf fırkası: 1911 yılında ittihat ve terakki partisine karşı kurulan bu parti, Mondros anlaşmasından sonra zararlı cemiyetleri bünyesinde toplamıştır.

ULUSAL CEMİYETLER
 Ulusal cemiyetler; bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır, Yayın yoluyla işgallerin haksız olduğu dünya kamuoyuna duyurulmuştur, Birbirlerinden bağımsız hareket etmişlerdir, Silahlı savunma yapmışlardır. 
 Ulusal bilincin yayılmasına, gelişmesine, canlı tutulmasına kaynak olmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri birleşerek Ulusal bir nitelik kazanmıştır.
Trakya Paşaeli Cemiyeti: Trakya ve Marmara’nın Yunanistan a verilmemesi için faaliyet göstermiştir.
İzmir Müdafa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti: İzmir ve Batı Anadolu da yunan işgallerine karşı kurulmuştur.
Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinde düşman işgaline karşı koymak için kurulmuştur.
Trabzon Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Doğu karadenizde pontus rum devleti kurulmasını önlemek için kurulmuştur.
Şark İlleri Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Merkezi İstanbul da Erzurum ve Elazığ’da şubeler açmıştır. Doğu illerinin Ermenilere verilmesini engellemek için faaliyet göstermiştir. Bu cemiyet daha sonra 23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresinin toplanmasını sağlamıştır. 
NUTUK: 15-20 Ekim 1927 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkasının Ankara’daki ikinci kongresinde okunmuştur. Cumhuriyet Halk Fırkası; Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamı sayıldığından 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi bu partinin ilk kongresi sayılır.
 Nutuk; Mustafa Kemal Atatürk’ün, öz yaşam ve Kurtuluş Savaşı’nın öyküsüdür. 19 Mayıs 1919 ile 1927 yılına kadar olan olayları kapsamaktadır.

KUVVAYİ MİLLİYE: Halk, Millet harekatıdır. Ulusal derneklerin miting ve yayın yoluyla, mahalli kurtuluş birliklerinin, silahlı işgal kuvvetlerine karşı başlattıkları direnme hareketleridir. İlki 1918 yılında “Trakya Paşaeli Cemiyeti”dir. 15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinden sonra Kuvvayi Milliyeye katılım artmıştır. Kuvvayi Milliye düzenli değildi, düşman işgallerini yavaşlatmış, askeri boşluğu doldurarak ayaklanmaları bastırmıştır. 
15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinde düşmana ilk kurşunu atan Selanik'te doğan Hasan Tahsin'in asıl adı Osman Nevres'tir (Gazeteci Hasan Tahsin “Sen başlat. Nasıl olsa biri bitirir!”)
Kuvvayi Milliye Birlikleri; Ayvalık kıyılarından başlayan Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde Batı Cephesini oluşturmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde, Temsil heyeti aldığı bir yürütme kararıyla (T.B.M.M olmadığından, Meclis gibi hareket ederek) 9 Eylül 1919’da Batı Cephesi Komutanlığına Ali Fuat Cebesoy’u atamıştır.

19 Aralık 1918 Halk Güney Cephesinde Dörtyol’da Fransızlara silahla karşı koymuştur.
1 Kasım 1918 Mustafa Kemal Yıldırım Ordular Komutanlığına atanmıştır.
30 Nisan 1919 Mustafa Kemal 9.Ordu Müfettişliğine atanmıştır.
19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a çıkışı. Temel Amaç Mustafa Kemal’in, halkı tehlikelere karşı uyarıp, örgütlemek, bağımsızlık mücadelesini başlatarak, bağımsız bir Türk devleti kurmaktır.
23 Haziran 1919 Mustafa Kemal 9.Ordu Müfettişliğinden alındı.
8-9 Temmuz 1919 Mustafa Kemal Askerlikten istifa etti.

22 Haziran 1919 AMASYA GENELGESİ: Amasya Genelgesi; İhtilal Beyannamesidir. İlk kez Ulusal Egemenlikten söz edilmektedir. Ulusun bağımsızlığını yine ulusun dayanma gücü ve kararlılığı kurtaracaktır. Kurtuluş Savaşının amacını, gerekçesini ve yöntemlerini açıklamıştır. Sivas’ta ulusal bir Kongre toplanması kararlaştırılmıştır. 

23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 ERZURUM KONGRESİ : Bitlis, Erzurum, Sivas ve Trabzon delegelerinin katılmasıyla toplanmış Bölgesel; aldığı kararlar bakımından Ulusal nitelikli bir kongredir. Mustafa Kemal Başkan seçilmiştir. “Yurt parçaları bir bütündür, parçalanamaz. Osmanlı devleti dağılırsa, Ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır. İstanbul Hükümeti bağımsızlığı sağlayamaz ise ulusal kongrenin seçeceği geçici bir hükümet kurulacaktır.” İlk kez Vatan bütünlüğü, Ulusal Egemenliğin sağlanması gerektiği ve İLKKEZ yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir. İlk kez manda ve himaye kabul olunmaz düşüncesiyle, İlk kez yabancılara İmtiyaz verilemeyeceği düşünceleri belirtilmiştir. 

26-30 Temmuz 1919 BALIKESİR KONGRESİ: Yunan işgallerine karşı toplanmış bölgesel bir kongredir.
15-25 Ağustos 1919 ALAŞEHİR KONGRESİ : Balıkesir ve Erzurum kongrelerinin sonuçlarını görüşmek üzere toplanmış bölgesel nitelikli bir kongredir. 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesini onaylanmış, Sivas’ta kongre toplanmasına olumlu bakılmamıştır.

4-11 Eylül 1919 SİVAS KONGRESİ: Mustafa Kemal’in başkan olup olmaması ve manda gündeme gelmiştir. Ulusal dernekler bir çatı altında birleştirilmiştir. Mustafa Kemal başkan seçilmiştir. Toplanma ve alınan kararlar bakımından ulusal bir kongredir. Milli egemenliği önemli bir adımdır. Mandadan vazgeçildi.
TBMM seçimleri yapılıncaya kadar Temsil Heyeti kuruldu. Padişaha meclis-i mebusan-ı toplaması için baskıda bulunuldu. Vali Ali Galip kongreyi engellemediği için 4 Ekim 1919 da İstanbul hükümetinden Damat Ferit istifa etti. Bu gelişme üzerine “İstanbul Anadolu’ya egemen değil bağlı olmak zorundadır” görüşü yayıldı.

20-22 Ekim 1919 AMASYA GÖRÜŞMESİ : İstanbul hükümeti ile Ankara hükümeti arasında. Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal, Rauf ve Bekir Sami katıldı. İstanbul Hükümeti, Ankara hükümetini tanıyor. Temsil heyetinin nüfusu ve güvenilirliği artıyor. Anadolu hareketine katılım hızlanmıştır. 
27 Aralık 1919 Temsil Heyetinin Ankara’ya gelişi. 27 Aralık 1919 Atatürk’ün Ankara’ya gelişi. Seçimler yapıldı. Müdafa-i Hukuk her yerden kazandı. Mustafa Kemal Erzurum Millet Vekili seçildi. 12 Ocak 1920 Meclis-i Mebusan 3. defa açıldı. 

28 Ocak 1920 Misak-ı Milli “Milli And” son Osmanlı mebusan meclisinde kabul edildi. Misak-ı Milli; 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesinden beri yapılan hazırlıkların oluşturduğu bilinç, ihtilal, bağımsız Türk ülkesinin sınırları belirlenmiştir. (30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasına göre) 
 Misak-ı Milli, halkın Osmanlı hükümetine karşı siyasal zaferidir. Sorunların barışçı yollarla çözümünden yana olunduğu gösterilmiştir. Sonuçları: Anlaşma devletleri kızdı. Salih paşa hükümeti yeniden kurdu. Mebuslar tutuklandı. İstanbul işgal edildi. 16 Mart 1920 İstanbul’un işgali.
11 Nisan 1920 son Osmanlı mebusan meclisinin feshi (3.meclisin feshi)

6 Nisan 1920 de Anadolu Ajansı, Kuvva-yi Milliye hareketinin sesini Anadolu'ya ve tüm dünyaya duyurmak için kurulmuştur. 

23 Nisan 1920 TBMM’nin AÇILMASI: TBMM Milli iradeye saygılıdır. TBMM açılmasıyla temsil heyetinin görevi sona ermiştir. Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiştir. TBMM’nin üstünde bir kuvvet yoktur. Meclis kurucudur. Devamlıdır. İstanbul hükümeti hukuken yok sayılmış, millet iradesi hakim kılınmıştır. Meclisin çıkardığı ilk kanun “Hıyanet-i Vatan Kanunu”dur. Meclis yargı gücünüde alarak güçler birliği ilkesini sağladı. (3 Y : Yasama, Yürütme, Yargı) 1 Nisan 1923’e kadar görev yapan 1.TBMM bir idealistler meclisidir. Hem egemenliği yerleştirmiş, hem de cephede savaşmış…

AYAKLANMALAR
İSTANBUL HÜKÜMETİNİN YÜRÜTTÜĞÜ AYAKLANMALAR
Anzavur Ayaklanması: 2 Kasım 1919’da Susurluk, Manyas, Gönen ve Ulubat çevresinde İstanbul hükümeti ile İngilizler desteğinde anzavur tarafından çıkarılmış bir ayaklanmadır.
Kuvayi İnzibatiye Ayaklanması: İngilizlerin desteğindeki Süleyman Şefik Paşa komutasındaki halifelik ordusu, Geyve dolayındaki ulusal güçleri yok etmek için saldırdı. Ali Fuat Paşa ayaklanmayı bastırmıştır.
İSTANBUL HÜKÜMETİ VE İTİLAF DEVLETLERİNİN KIŞKIRTTIĞI AYAKLANMALAR
Bolu, Düzce, Hendek-Adapazarı Ayaklanmaları: İngilterenin kışkırtması ve “din elden gidiyor” din sömürüsü. Ali Fuat Paşa bu ayaklanmaları bastırmıştır.
Yozgat Ayaklanması: Yozgat ve Zile’de aşiretlerin TBMM’nin dağılması için ayaklanmasını Çerkez Ethem bastırmıştır.
Afyon Ayaklanması: Yunan ajanlarının halkı kışkırtması üzerine çıkan ayaklanmayı Kuvvayi milliye bastırmıştır.
Konya Ayaklanması: Delibaş Mehmet Çumra’da halkı ayaklandırmıştır.(Yunan-İtalya-Fransa) ayaklanmayı desteklemiştir. Delibaş isyanını düzenli ordu bastırmıştır.
Milli Aşiret Ayaklanması: Urafa’da Milli aşireti Fransızlarla birlikte hareket ederek TBMM’ne karşı ayaklandı. Ayaklanmayı ulusal güçler bastırmıştır.
Azınlık Ayaklanmaları: Ermeni ve Rumların çıkardıkları ayaklanmalardır. 1923 sonbaharında bitirilmiştir.
Kuvvayi Milliye’den Dönenler: Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe

29 Nisan 1920 Hiyanet-i Vatan Kanunu TBMM’de kabul edildi. 

10 Ağustos 1920 SEVR BARIŞ ANLAŞMASI: Osmanlı Devletinin fiilen sona erdiği ve imzaladığı son anlaşmadır. Osmanlı parlamentosunun onayından geçmediği için kanun-i esasiye ters düşmüştür. (Misak-ı Milli: Padişah anlaşmayı imzaladığı için Milli Misaka karşı gelmiş oldu. İstiklal mahkemesinin ilk kararı padişah ve sevr’i imzalayanlar hakkında olmuştur.) TBMM ve Türk halkı sevr barış anlaşmasını kabul etmedi. Sevr barış anlaşmasının ardından milli mücadeleye katılım hızlanmıştır.
 İstiklal Mahkemeleri; 29 Nisan 1920 Hiyanet-i Vatan Kanunun 21.maddesi ile 18 Eylül 1920’de kurulmuştur. Üyeleri TBMM tarafından seçilen millet vekilleridir. Ankara İstiklal Mahkemesi en uzun süre görev yapan istiklal mahkemesidir. İstiklal Mahkemelerinin ilk kararı 7 Ekim 1920 tarihinde “ 10 Ağustos 1920 Sevr barış anlaşması”nı imzalayanlar hakkında olmuştur.
 8 Kasım 1920 TBMM buyruğunda ordu örgütlendirilmiştir. Ordu gücünü ulusal egemenlikten almıştır.

KURTULUŞ SAVAŞI
DOĞU CEPHESİ: 1878 Berlin Antlaşması sonucu Rusların Doğu Anadoluya getirdiği Ermeniler, 1915 techir yasası ile suriyeye ve lübnana yerleştirildi. Rusya da çarlık rejiminin yıkılmasıyla fırsattan istifade bağımsız Ermenistan devleti kuruldu. Ermeniler, Erzincan’a kadar geldiler. Haziran 1920 TBMM doğu cephesini kurarak Kazım Karabekir Paşayı Doğu cephesi komutanlığına atadı. 2-3 Aralık 1920 de Ermenilerle Gümrü barışı yapıldı. Bu günkü doğu Anadolu sınırı tanındı. Ermenistan sevr’i geçersiz saydı. 2-3 Aralık 1920 Gümrü Barışı TBMM’nin hem askeri hem de siyasi ilk başarısıdır. Bu anlaşmadan sonra doğu cephesindeki kuvvetler batı cephesine kaydırılmıştır. Türkiye olarak imzalanan ilk anlaşmadır.
23 Şubat 1921 tarihinde Gürcülerle anlaşma yapılmıştır. Ardahan, Artvin ve Batum Türkiye toprağıdır.

GÜNEY CEPHESİ: Düzenli ordu Güney Cephesinde görev almamıştır. Yoğun halk direnişi Maraş’ta (Sütçü İmam) 2 Şubat 1920, Urfa’da 10 Nisan 1920’de işgalden kurtulmuştur. Antep (Şahinbey) 12 aylık savunmadan sonra düşmüştür. 
BATI CEPHESİ : 1920 sonunda Yunanistan da yönetim değişti. “Megala idea” (Eski Bizans- Büyük Yunanistan) kurmak için Anadolu’dan toprak almak istiyorlardı;
6-10 Ocak 1921 1.İNÖNÜ ZAFERİ: 27 Aralık 1920’de Çerkez ethem ayaklandı. 29 Aralıkta Kütahya 5 ocak 1921’de Gediz alındı. Ethem yunanlılara sığındı. 1.İnönü düzenli ordunun batı cephesindeki ilk başarısıdır. Ulusal heyecanı kamçılamış, orduya katılım hızlanmıştır.
1.İnönü zaferi sonrası Londra Konferansı toplanmıştır. İkilik yaratılması için Osmanlı ve TBMM birlikte davet edilmiştir. Anadolu’nun dış siyasette söz sahibi olduğu İstanbul hükümetine kabul ettirilmiştir.
16 Mart 1921 Moskava Anlaşması da 1.İnönü zaferinden sonra meydana gelen gelişmelerdendir. Rusya Sevr barış anlaşmasını tanımamıştır. Rusya, TBMM’ne yardımı yükümleniyor. 1.İnönü’de Millet Vekilleri Er olarak savaşmıştır. Bu zafer TBMM’nin dünyaya açılmasını sağlamıştır.

20 Ocak 1921 TEŞKİLAT-I ESASİNİN KABULÜ: Osmanlı Devletinin Anayasası 1876 Kanun-i Esasidir. Türkiye’nin ilk Anayasası Teşkilatı Esasi 20 ocak 1921 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, Güçler birliği TBMM’de toplanmıştır. Teşkilatı Esasi;Ulusal egemenliği pekiştirmektedir, geçiş dönemi ve uyum Anayasasıdır. Demokratik ve İhtilalcidir. TBMM’nin dayanağı “ulusal egemenlik” ile Kanun-i Esasi çeliştiği için Teşkilat-ı Esasiye ilan edilmiştir. (TBMM Ulus iradesinin üzerinde güç yoktur; Kanun-i Esaside ise padişah iradesi üstün tutulmaktaydı) 
Bu anayasa savaş ortamının olağanüstü tehlikeleri içinde kabul edilmiş olduğu için, yasama, yürütme, yetkilerinin T.B.M.M.'nde toplanması ölüm-kalım Savaşının başarıya ulaşmasında çok yararlı oldu. Hatta olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemeleri'ni Meclis içinden kurarken, "Ulusal egemenliğin tekliği" ilkesine dayanmış, yargı yetkisinin de T.B.M.M.'ne ait olduğu benimsenmişti. 
  Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun Temel Maddeleri 
  1- Egemenlik kayıtsız ve şartsız ulusundur. Yönetim usulü halkın kendi geleceğini kendisinin belirlemesi esasına dayanır. 
  2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nde belirir ve toplanır. 
  3- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi'nce yönetilir ve Hükümet'i "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti" adını alır. 
  4- Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilen, üyelerden kurulur. 
  5- Büyük Millet Meclisi'nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıldır, bunlar yeniden seçilebilirler. Eski meclisin görevi yeni meclis toplanıncaya kadar sürer. Yeni bir seçim yapılmayacağı anlaşılırsa, toplantı dönemi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinin her biri, kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp bütün ulusun vekilidir. 
  6- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Kasım başında, çağrısız toplanır. 
  7- Din buyruklarının (Ahkam-ı Şer'iyenin) yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi'nindir. Yasalar ve tüzükler düzenlenirken, halkın işine en uygun ve zamanın gereklerine en elverişli din ve hukuk hükümleriyle töreler ve önceki işlemler temel olarak alınır. Bakanlar Kurulu'nun görev ve sorumluluğu özel yasayla belirtilir. 
  8- Büyük Millet Meclisi, çeşitli Bakanlıkları özel yasasına göre seçtiği Bakanlar aracılığıyla yönetir. Meclis yürütme işleri için Bakanlara yönerge verir ve gerektiğinde bunları değiştirir. 
  9- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilen Başkan bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanı'dır. Bu kimlikle Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu Kararları'nı onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu Üyeleri, içlerinden birini kendilerine başkan seçerler. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı Bakanlar Kurulu'nun da doğal başkanıdır. 
  10- Kanun-u Esasi'nin, işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlüktedir.

1 Mart 1921 Afganistan Anlaşması.
12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın kabulü

23 Şubat- 12 Mart 1921 LONDRA KONFERANSI: TBMM, “Türkler; barışı istemiyor, savaşı sürdürüyor” propagandasını çürütmek, ulusumuzun haklı davasını dünya kamuoyuna duyurmak ve TBMM’nin hukuksal varlığını kanıtlamak için konferansa katılıyor. Konferans, sevr’in bir değişik versiyonu olduğundan kabul edilemez.

16 Mart 1921 MOSKOVA ANLAŞMASI: Karşılıklı olarak, Osmanlı ve Rus çarlığının sona erdiği kabul ediliyor. Sovyet Rusya, Misak-ı Milli sınırlarını kabul ediyor. İlk kez bir devlet TBMM ve onun düzenini tanıyor. İtilaf devletlerine karşı güç birliği sağlanmıştır.

31 Mart- 1 Nisan 1921 2.İNÖNÜ ZAFERİ: İngilizlerin yunanlıları kışkırtarak, Londra barış tasarısını kabul ettirmek istemesi. Yunanlıların da 1.İnönü yenilgisinin intikamını almak ve Kütahya, Eskişehir’i alıp Ankara’ya geçerek TBMM’ni dağıtma hayali. Yunan yenilerek Afyon-Bozöyük çizgisinin gerisine çekildi. İsmet Paşa generalliğe getirildi. İtalya bu gelişme üzerine Anadolu’da ki kuvvetlerini çekmiştir. Türk birliklerinin moralleri yükseldi. TBMM otoritesi kuvvetlendi. …

10-24 Temmuz 1921 KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARI: Yunanlar, Türklerin Aslıhanlar ve Dumlupınar’da yeterli saldırı gücüne sahip olmadıklarını anladılar. Yunanlar, Türk ordusunun saldıramaz ve kendini koruyamaz bir duruma gelmesini için saldırıya geçti….
 Türk ordusu ufak çarpışmalarla geriye çekilmeyi uygun buldu. 24 Temmuz 1921 tarihinde geriye çekilme işlemi tamamlandı. Afyon, Eskişehir ve Kütahya yunanlılara geçti. Sakarya Irmağı sınır oldu. TBMM’de Meclisin Kayseri yada Sivas’a taşınması tartışıldı. Ama meclis Ankara’da kalmayı uygun buldu. Ordunun Sakarya Irmağının doğusuna çekilmesinin nedenleri: Ordunun saldırı gücüne erişene kadar fazla kayıp vermesini engellemek, yunanlıları mevzilerinden uzaklaştırmak, orduyu dinlendirerek zaman kazanmaktır. 
 Sonuçları: Yunanlılar, Ankara’yı tehdit etmeye başladılar. Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921 tarihinde Başkomutanlık Kanunuyla yetkileri aldı. 7 Ağustos 1921 tarihinde Tekalif-i Milli “Milli Yükümlülükler” emirleri yayımlandı. (Toplumun her kesiminden gücüne göre orduya yardım alındı) Başkomutanlık yetkisi süresi dolduktan sonra 20 Temmuz 1922 Mustafa Kemal’e süresiz olarak verilmiştir. Atatürk, Başkomutanlık görevini; 29 Ekim de Cumhur Başkanı seçilene kadar sürdürmüştür. 

23 Ağustos- 12 Eylül 1921 SAKARYA MEYDAN SAVAŞI : “Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır. O Satıh, Bütün Vatandır. Vatanın Her Bir Karış Toprağı Vatandaş Kanıyla Sulanmadıkça Düşmana Verilmeyecektir. Ben Size Savaşmayı Değil Ölmeyi Emrediyorum!” Mustafa Kemal ATATÜRK
 13 Eylül’de Sakarya Irmağı’nın doğusu, düşmandan arındırıldı. Yunan ordusunun saldırı gücü kırılmıştır. Düşman, 2.Viyana bozgunundan beri ilk defa geri püskürtüldüğü dönüm noktasıdır. “Milletin Makus Talihi Yenilmiştir” Türk ordusu saldırı gücüne erişir. 19 Eylül 1921 TBMM Mustafa Kemal’e Gazilik ve Mareşallik vermiştir. Anadolu’da kesin egemenlik kurulmuştur.
 İtalya, birliklerini çekmiştir. İtilaf devletleri TBMM’ne yeni ateşkes önerileri sundu. ermeni, Gürcü ve Azerbaycan adına Rusya ile 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması yapıldı. Üç Kafkas cumhuriyeti Rusya ile yapılan 16 Mart 1921 Moskova anlaşmasını tanıyordu. Rusya ile imzalanan son ve kesin sınır belirlemesidir. 
 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşmasıyla Fransa, TBMM ve Misak-ı Milliyi tanıyarak Anadolu’dan çekilmiştir. Hatay, İskenderun dışında Suriye sınırı çizilmiştir. Suriye’deki Cober Kalesi Türk toprağı sayılmıştır. Cober Kalesi bugün Türk Toprağıdır. Hatay, 1939’da Anavatana katılmıştır.

 26 Ağustos- 18 Eylül 1922 BÜYÜK TAARRUZ: 26 Ağustosta Türk topçusunun atışıyla taarruz başladı. “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz. İleri!” 2 Eylülde Uşak, 9 Eylül’de İzmir, 11 Eylül’de Bursa işgalden kurtarıldı. 18 Eylül 1922’de Batı Anadolu tamamen düşmandan temizlendi. Geldikleri Gibi Gittiler…
 
 11 Ekim 1922 MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI : Yunanistan’ın yenilmesiyle İngilizlerin yalnız kalması. Rusya’nın TBMM hükümetini desteklemesi. Görüşmeleri TBMM hükümeti adına İsmet Paşa katılmıştır. Yunanlılar, 26 Ekim 1922 tarihine kadar Doğu Trakya’yı tahliye edecekler ve Karaağaç’ı savaş tazminatı olarak Türk tarafına vereceklerdir. Barış imzalanıncaya kadar İstanbul ve boğazları içinde yunanın olmadığı bir komisyon idare edecektir. 
 Önemi: Vatan parçasının (Doğu Trakya) TBMM’ne teslimidir. İngiltere de Loid corch hükümeti görevden ayrılmıştır.

 1 Kasım 1922 SALTANATIN KALDIRILMASI: İstanbul hükümeti TBMM’nin kazandığı başarıdan pay istiyor. Bir ülkede iki ayrı hükümet yaşayamaz. Saltanat, ulusal egemenliğe ters düşüyor. 27 Ekim 1922’de Lozan Barış Konferansına TBMM ile İstanbul hükümeti de çağrılır. Amaç, Türk tarafını bölmektir. TBMM’nin 308 no’lu kararı ile 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılır. 17 Kasım’da Vahdettin İngilizlere sığınır. 18 Kasım 1922’de TBMM veliaht Abdülmecid’i halife seçti. TBMM’nin Abdülmecidi halife seçmesinin amacı: İngilizlere sığınan Vahdetinin Halifeliğinin İngilizler tarafından kullanılması önlemektir.
 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı saltanatı sona ermiş, Cumhuriyete geçiş hızlanmıştır. Halifelik makamı, sembol durumuna düşmüştür. Refet Paşa, TBMM adına İstanbul’daki idareye el koyduğunu itilaf devletlerine bildirmiştir. 4 Kasım 1922’de İstanbul hükümetinde Teyfik Paşanın istifası ile Anadolu hükümeti İstanbul’a tamamen hakim olmuştur. 

 24 Temmuz 1923 LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI: Dış İşleri Bakanı İsmet Paşa heyet başkanı olarak katılmıştır.
 Suriye sınırı: Fransa ile imzalanan 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşması kabul edildi. 
 Irak sınırı: Musul-Kerkük sınırında Anlaşılamadı. (Musul-Kerkük misak-ı millinin parçasıdır) 
 Batı Sınırı: 11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Anlaşmasına göre kabul edildi. Bozcaada ve Gökçeada dışındaki adalar yunanlarda kaldı. (Sisam, Sakız, Midilli ve Nekarya adaları silahsız olacaktır)

 Kapitilasyonlar: kaldırıldı. Azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi. Devlet borçları paylaştırılarak, kağıt para esasına göre taksitlendirildi. 1881’de kurulun duyunu umumiye idaresi olmayacaktır. Boğazlar, Türkiye’ye verildi. Ancak, sınırlı asker bulundurulacaktı. İstanbul Fener rum patrikhanesi kaldırılamamıştır. 
 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması ile, Osmanlı hukuken sona erdi. Türkiye’nin varlığı dünya kamu oyuna duyuruldu. Lozan, 1.dünya savaşını bitiren son anlaşmadır.

18 Şubat 1923 İZMİR İKTİSAT KONGRESİ: Lozan’daki Türk heyeti askeri başarıyı siyasal başarıya çevirme mücadelesi verirken toplanmıştır. Lozan’daki delegelerin işini kolaylaştırmıştır.(Kapitilasyon kabul edilmez) Temel fikri ekonomik bağımsızlık olan “Misak-ı İktisadi” ekonomik and kabul edilmiştir. “Devletçilik” ilkesinin uygulaması önplana çıkmıştır. Milli ekonomi ilkesi kabul edilmiştir…:
-Hammadde yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
-Özel teşebbüse kredi sağlayacak devlet bankası kurulmalıdır. 
-Sanayinin özendirilmesi ve devlet bankalarının kurulması gereklidir
-Kapitilasyonlar kaldırılmalıdır.
-Sanayi dış rekabete dayanmak için her alanda gelişmelidir….

 Yıllar süren savaşlar sonunda, meclis yıpranmış ve yorulmuştur. TBMM 1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesine karar verdi. 9 Ağustos 1923’te ilk siyasal parti halk fırkası kuruldu. Bu parti cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyet Halk Partisi oldu. CHP; Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin devamı sayılır.
 11 Ağustos 1923 2.TBMM’nin AÇILIŞI : 2.TBMM hükümeti 1 Ekim 1927 yılına kadar görev yapmıştır. İnkılap meclisidir. 24 Temmuz 1923 Lozan Barış anlaşması bu meclis tarafından onaylanarak 23 Ağustos 1923 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2 Ekim 1923 İstanbul’un kurtuluşu ve 13 Ekim 1923 Ankara’nın başkent oluşu (Payitaht tarihe karışmıştır. Payitaht Osmanlının başkenti) bu hükümet icraatlarındandır.
 29 Ekim 1923 CUMHURİYETİN İLANI: 1923 sonbaharında bir hükümet bunalımı doğdu. Anayasa değişikliği ile 28-29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Cumhur Başkanlığına, İsmet İnönü Başbakanlığa, Fethi Okyar TBMM başkanlığına seçildi. 
 Böylece,devlet rejiminin adı konuldu. Devlet Başkanı sorunu çözüldü. Kabine sistemi getirildi. İnkılaplar için uygun ortam doğması sağlandı. Demokratikleşme için önemli bir adım atıldı. 
 3 Mart 1924 HALİFELİĞİN KALDIRILMASI : Türkiye Cumhuriyetini laik ve çağdaş bir yapıya ulaştırma isteği. Osmanlı ailesi yurt dışına çıkarıldı. 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin birleştirilmesi) kanunu kabul edilirken; Şeriye ve evkaf vekaleti (Din işleri bakanlığı) ile Erkan-ı Harbiye vekaleti (Savaş bakanlığı) kaldırılmıştır. 
 20 Nisan 1924 1924’ANAYASASI: 20 Nisan 1924'te 105 maddeden oluşan yeni Anayasa kabul edildi.
1924 Anayasası, ikinci TBMM’de, anayasa komisyonu tarafından hazırlanmıştır. 1924 Anayasası 1945’e kadar tek partili bir rejimde uygulanmıştır. 1924 Anayasasının Esasını 1921 Anayasası oluşturmuştur. “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletine Aittir” Bütün kuvvet ve yetkilerin kaynağı “Millet” görüşmüştür. Meclis hükümeti ile parlementer hükümet arasında köprü görevini görmüştür. 
 “Yürütme görevini” Hükümete bırakmakla 1921 Anayasasından ayrılır. MD.1. “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” yönetimin adı. MD.2. Devletin dini İslam, Dili Türkçe, Başkenti Ankara’dır. 
1924 Anayasası, 1921 Anayasasından daha yumuşak bir kuvvetler ayrımına yer vermiştir. Milli egemenlik ve meclisin üstünlüğü sistemini geliştirmiş, Anayasa alanını daha geniş ve yaygın bir şekilde düzenlemiş, kamu özgürlüklerine geniş yer vermiştir.
1924 Anayasasında, 1928-1931-1934 ve 1937 yıllarında değişiklikler yapılmıştır. 
1921 Anayasasında; Din ve devlet işlerini TBMM yönetir.
1924 Anayasasında; “T.C Devletinin Dini islamdır” anayasaya komuoyu tepkisine karşı konulmuştur.
1928 Değişikliği ; “T.C Devletinin Dini islamdır” ibaresi kaldırılmış, Yemin metni değiştirilmiştir.
1937 Değişikliği ; “T.C Devleti Laiktir!” ibaresi anayasada ki yerini almıştır.

17 kasım 1924 Terakki Perver Cumhuriyet Partisi: Mustafa Kemal karşıtı olan ikinci grup millet vekilleri tarafından; ittihatçılar saltanat ve hilafet yanlıları tarafından desteklenen; Kazım karabekir, Rauf orbay, Refet Bele, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy tarafından kurulan İLK muhalefet ve ikinci siyasi partidir. Halkın dini duygularını sömürerek 13 Şubat 1925 Şeyh sait isyanının çıkmasına neden olmuştur. Bu ayaklanmadan dolayı 5 Haziran 1925’te bu parti kapatılmıştır. 
13 Şubat 1925 ŞEYH SA’İT İSYANI : Tutucu kesimin Laik Cumhuriyete ve onun ilkelerine darbe vurmak istemesi. İngiltere’nin gündemde olan Musul-kerkük harekatını engellemek için provakate etmesi. (Tanpon Devlet amaçlı) Laik düzeni yıkmak isteyen ilk büyük ayaklanmadır. Musul ve Kerkük kaybedilmiş, isyanı bastıran ordu yıpranmıştır. 

16 Haziran 1926 Mustafa Kemal’e suikast girişimi

12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası : 1929-1930 yıllarında dünyayı sarsan ekonomik bunalımın Türkiye’yi de etkilemesi üzerine Mustafa Kemal tarafından Fethi Okyar’a kurdurulmuştur. Bu parti zamanla inkılaplara karşı olanların odak merkezine dönüşünce yine Fethi bey tarafından kapatılmıştır. 
23 Aralık 1930 Menemen Olayı : Nakşibendi tarikatı üyesi derviş mehmet’in menemende halkı ayaklandırması. Öğretmen, yedek subay Kubilay’ın kafası kesilmek suretiyle öldürülmesi üzerine olaylar büyümüştür. Türkiye Cumhuriyeti düzenine karşı ikinci büyük isyandır. 
İNKILAPLARIN GELİŞİMİ : Hukuk kuralları genellikle Kanun, Tüzük, Yönetmelik gibi yazılı kurallardan oluşur. Osmanlı devletinde, hukuk bozuldu. Hukuk birliği yoktu. Müslüman şeriat kurallarına göre yabancı ve azınlıklara kendi hukukları uygulanıyordu. Kapitilasyonlar yabancı uyrukluların Osmanlı hukukuna uymasını da engelliyordu. Kadın-erkek eşitsizliği, Hakimler tek kadı….
HUKUKTA LAİKLİĞE GEÇİŞ:
Saltanatın kaldırılması 1 kasım 1922
Halifeliğin kaldırılması 3 mart 1924
Şer’iye ve evkaf vekaletinin kaldırılması: 3 mart 1924
Tevhid-i Tedrisat kanunun kabulü: 3 mart 1924
Tekke ve Zaviyelerin kapatılması:
Kılık ve kıyafetin düzenlenmesi:
Medeni Kanunun Kabul edilmesi: 17 şubat 1926 (Mecelle kaldırılmıştır)
Kadınlara siyasal hakların verilmesi: 1930-1934
Laiklikle bağdaşmayan hükümlerin anayasadan kaldırılması: 1928

17 Şubat 1926 MEDENİ KANUNUN KABULÜ: Toplumdaki kişi hakları, borçları, aile kurması, boşanma, miras ve bireylerin bir birleriyle ilgili kurallar bütünüdür. Şeriat karakterli mecelle, 1926 yılına kadar kullanıldı. İsviçre medeni kanunu örnek alınarak 17 şubat 1926 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 4 ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Medeni kanunun kabulü ile Avrupalı devletlerin azınlık haklarını iddia ederek iç işlerimize karışması engellenmiş oldu. 
 Türk Ceza kanunu İtalya
 Borçlar Kanunu İsviçre
 Ticaret Kanunu Almanya-İtalya
 İcra ve İflas Kanunu İsviçre
 Hukuk ve CMUK
 Basın ve CMUK
 Avukatlık ve Baro Kanunu

EĞİTİM ALANINDA GELİŞMELER
Amaç; Eğitimi çağdaş, laik, demokratik ve ulusal bir hale getirmek, eğitimde ki dağınıklığı kaldırarak eğitim birliğini sağlamaktır.
 3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü: Öğretim birleştirildi. Dağınıklık giderildi. Eğitim sisteminin düzeni MEB’e bırakıldı.
 3 Mart 1924 Şer’iye ve Evkaf vekaletinin kaldırılması: Din işleri bakanlığı ile bu bakanlığa bağlı okul ve medreseler kaldırıldı. 
Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun: Bugünkü sistemin temeli. Yabancı ve azınlık okulları Türkiye 
Cumhuriyetinin denetimi altına girmiştir.
 1 Kasım 1928 Yeni Türk Harflerinin Kabülü: Okuma-yazma seferberliği…
-İlköğretimin mecburi ve parasız olması, Yüksek öğretmen okullarının açılması
-Meslek okullarının sayısı çoğaltıldı. Teknik öğretmen okulları açıldı
-1925’te ilk yüksek okul Ankara Hukuk Mektebi açıldı. Sonra, DTCF ve yüksek ziraat enstitüsü açıldı.
-15 Nisan 1931 Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti “Türk Tarih Kurumu” kuruldu.
-12 Temmuz 1932 Türk Dili Tetkik cemiyet “Türk Dil Kurumu” kuruldu.
-1933 İstanbul Dürulfunun kaldırıldı. İstanbul Üniversitesi açıldı. İ.Ü. 22 Haziran 1946’da özerk oldu.
-1934 Güzel sanatlar akademisi ve devlet konservatuarı kuruldu.  

EĞİTİMDE UYGULANACAK İLKELER
Cumhuriyetçilik: Cumhuriyetin en iyi yönetim biçimi olduğu, korunması ve geliştirilmesi
Milliyetçilik: Türk ulusunu sevmeyi, aynı tarihten geldiğimizi öğretir.
Halkçılık: Eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin tanınması
Laiklik: Fikri hür, vicdanı hür gençler yetiştirilmesi…
Devletçilik: Milli eğitimin planlanması, yönlendirilmesi, denetlenmesi, devlet hizmetidir.
İnkılapçılık: Eğitim sisteminin, çağın gereklerine göre yenilenmesi…
 25 Kasım 1925 Şapka Kanunu: Kastamonu gezisinde Paşa, şapka takmıştır. 
 30 Kasım 1925 Tekke, Türbe ve Zaviyeler kapatılmıştır. Aynı kanunla, şeyhlik, müritlik, dedelik, dervişlik gibi ünvanlar halkın inançlarının istismar edilmemesi için kaldırılmıştır. 
 26 Aralık 1925 Miladi Takvimin kabulü: Türkiye de 1 ocak 1926 tarihinden itibaren hicri takvim yerine miladi takvim kullanılmaya başladı. Böylece, ülke içinde saat birliği sağlandı. Hafta sonu tatiline düzenlemeler getirildi. 
 1 Nisan 1931 Modern Ölçülerin Kullanımı: Okka yerine KG; Endaze, arşın, kulaç yerine Metre geldi
 21 Haziran 1934 Soyadı kanunu ve Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verilmesi
 25 Kasım 1934 Din adamlarına ibadet giysileriyle gezme yasağı getirildi. 
EKONOMİK ALANDA GELİŞMELER: Ekonomik hayat her alanda üretime dayanır. Batıda sermaye birikimi sağlandı. Teknoloji ve sanayi gelişti. Kapitilasyonlar, Osmanlı imparatorluğunu batırdı. Osmanlı devleti 1854 Paris Anlaşmasıyla borç almaya başladı. 1881’de Duyun-u umumiye kuruldu ve Osmanlı maliyesine el koydu. 
TARIMDAKİ GELİŞMELER: 
17 Şubat 1925 Aşar vergisinin kaldırılması
9 Aralık 1925 Yerli Malları Kanunu
Ziraat Bankasının olanakları artırıldı. Tarım Kredi Kooperatifleri oluşturuldu. Yüksek ziraat enstitüsü kuruldu. Örnek Çiftlikler kuruldu (ATATÜRK 5 Mayıs 1925'te AOÇ Kurmuş ve 11 Mayıs 1937'de milletine armağan etmiştir, Ceylan pınar…). Şeker pancarı, çay, turunçgiller gibi yeni ürünler üretildi. 
TİCARİ GELİŞMELER:
24 Temmuz 1923 Lozan Barış anlaşmasının 23 Ağustos 1923’te TBMM onayından geçmesiyle 23 Ağustos 1924’te kapitilasyonlar kaldırıldı. 
İlk özel banka “İş Bankası” kuruldu.
1926 Kabotaj Kanunu: Yabancı demiryolları liman ve kuruluşlar satın alındı. 
1933 Sümerbank kuruldu.
SANAYİ VE MADENCİLİK ALANINDA GELİŞMELER:
1926 Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkartıldı. 
Türkiye sanayi ve maden bankası kuruldu
Yüksek Gümrük vergisi uygulandı ve yerli sanayi rekabetten korundu. 
1933’te 1.beş yıllık kalkınma programı uygulanmaya başladı. 
Devlet; tekstil, deri, cam, kağıt ve çimento sanayilerinin tesislerini kurdu. 
Emlak Eytam bankası kuruldu. 
  Türkiye'de maden, enerji ve bankacılık alanlarında faaliyet gösteren İktisadi Devlet Teşekkülü olarak 14 Haziran 1935 Eti bank kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal devlet politikaları ile madencilik sektöründe önemli gelişmeler sağlanmıştır. 1933'te Petrol Arama ve İşletme İdaresi, Altın Arama İdaresi kuruldu. 14 haziran 1935'te etibank; 22 Haziran 1935 tarihinde 2804 sayılı yasayla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ve 24 Haziran 1935'te EİE (Elektrik İşleri Etüt İdaresi) kuruldu. Bu kurumlaşma, enerji ve madencilik alanlarında nasıl bir bütünlüklü ulusal politikanın başlatıldığının göstergesi oldu. 
Devletçi Politika İzlenmesinin nedenleri: 
a) Özel sektörün sermaye, bilgi, teknik ve techizat …vs yönünden yoksul olması. 
b) 1929 Dünya ekonomik buranı. 
BAYINDIRLIK ALANINDA GELİŞMELER: Ulaşıma önem verildi. Kara, hava, deniz ve demir yolları taşımacılığına önem verildi. Yol, köprü, liman ve havaalanları yapıldı.
SAĞLIK HİZMETLERİ: Sağlık personelinin sayısı artırıldı. Doktorlara mecburi hizmet zorunluluğu getirildi. Salgın hastalıklarla planlı mücadele yapıldı. Ankara da hıfsısıhha enstitüsü açıldı. Spor özendirildi.
MUSUL SORUNU: Musul, Mondros imzalandığında savaş sonucunda kaybedilmemişti. İngiltere mondrosun 7 md.’ne dayanak işgal etti. Şehy sait isyanının çıkması üzerine, isyanı bastıran ordu yıprandığı için yapılması düşünülen Musul operasyonu iptal edildi. 5 Haziran 1926 yılında Türkiye ırak sınırı çizildi. Irak 25 yıl süreyle musul’un petrol gelirlerinden Türkiye ye %10 pay verecektir. 
18 Temmuz 1932 Milletler Cemiyetine giriş
9 Şubat 1934 Balkan Antantı imzalandı : Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya

20 Temmuz 1936 Montrö Sözleşmesi : 2.Dünya savaşı için durum ısınırken, Akdeniz egemenliğimiz tehlikeye düşer. Lozan’da ki devletlere birer nota gönderilir. Montrö konferansı toplanır. Boğazlarda ki egemenlik haklarımızı zedeleyen boğazların güvenliğini tehlikeye sokan tüm sınırlamalar Montrö sözleşmesiyle kaldırılmıştır. 1833 Hünkar iskelesi anlaşmasıyla başlayan boğazlar sorunu tamamen çözülmüş, Türkiye doğu Akdeniz de daha güçlenip itibar kazanmıştır.
9 Temmuz 1937 Sadabat Paktı: Türkiye, iran, ırak, Afganistan arasında imzalanmıştır.

HATAY: 1939 yılında Fransa, Suriye mandasına son verdi. Referandum sonucu 2 Eylül 1938’de Hatay Bağımsız Türk Devleti kuruldu. Hatay meclisi, halk oylaması ile 29 Haziran 1939 tarihinde Türkiye ye katılma kararı aldı. 30 Haziran 1939 Da TBMM başvuruyu kabul etti. 

ATATÜRK’ÇÜLÜK : Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; Devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere denir. Atatürkçülük, Türk ulusuna, bu gün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin, ulus egemenliği esasında, dayandırılmasına, aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş medeniyetler düzeyinin üzerine çıkarılmasını amaçlar. 
Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri: İlkeler, Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğmuştur. Kabul edilmelerinde zorlama yoktur. Akla, mantığa uygundur. Atatürk tarafından hem sözle hem uygulama ile belirtilmiştir. İlkeler bir birinden ayrılmaz bir bütünü oluşturur. İlkeler, 5 Şubat 1937 tarihinde Anayasada yer almıştır.
Cumhuriyetçilik: Doğrudan doğruya ulus egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belirli bir zaman için seçilen devlet biçimine Cumhuriyet denir. Devletin temel yapısını ve biçimini belirleyen ilkedir. Son söz ulusça seçilmiş meclisindir…
Milliyetçilik (Ulusçuluk) : Kurtuluş savaşı; bütün kurumlarıyla bir önceki devletten farklı, milliyetçi bir Türk devleti kurmak için yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk dili konuşan, Türk kültürü ile yetişen ve Türk fikrini benimseyen her bir bireyi Türk kabul eder. Irkçılığı rededer. Barışçıdır. İnsancıdır. Atatürk milliyetçiliği, birleştirici ve bütünleştiricidir…
Milli Birlik ve Beraberliğimizi Güçlendiren Unsurlar: -Milli Eğitim, -Misak-i milli, -Dil Tarih Kültür ve amaç birliği, -Milli kültür, -Türklük şuuru ve manevi değerler.
Halkçılık : Cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkesinin doğal ve zorunlu bir sonucudur. Hiçbir kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Tüm bireyler kanun önünde eşittir. Amaç; Devletin vatandaşa, vatandaşın devlete karşı hak ve ödevlerini çağdaş bir şekilde düzenlemektir…
Devletçilik: Ekonomik kalkınmada özel girişim reddedilemez. Toplum yararına devleti işletmeci kabul etmek gerekir. Amaç: Türk toplumunun çağdaş uygarlık ve refaha ulaşmasıdır…
İnkılapçılık: Her yönüyle çağdaş bir millet haline gelmek amacıyla, ilkelere canlılık ve süreklilik getirir. Bu ilke Atatürk ilkelerini Osmanlı devleti yenileşme çabalarından ayıran temel farkı gösterir…
Laiklik : Devlet düzeninin, hukuk kurallarının dine değil, insan aklının ürünü olan bilime dayandırılmasıdır. Kişiler, dinsel inanışlarında özgürdür. Din, devlet işlerine ve politikaya karışmaz. Hoşgörü, inanç ve vicdan hürriyeti esastır…

Atatürk’ün Kurduğu Kurumlar
6 Nisan 1920 Anadolu Ajansı kurulması: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluş hazırlıkları için Ankara'da bulunan önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Kurtuluş Hareketinin haklılığını tüm dünyaya duyurmak için haber ajansı kurulması düşüncesini önce dönemin aydınlarından, Halide Edip Hanım'a (Adıvar) açmıştır. 
Ajansa "Anadolu" adının verilmesi fikrininde ilk kez Halide Hanım tarafından önerildiğini söylenmektedir. Anadolu Ajansı, alınan bu kararla 6 Nisan 1920'de doğmuştur. Osmanlı Bankası'ndan temin edilen bir daktilo ve sapiograf adı verilen ilkel bir teksir makinası ile ilk haberini o gün, "Hey'et-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal" imzası ile yayımlamıştır.
Anadolu Ajansı, Kurtuluş Savaşı sırasında çok önemli görevler üstlenmiştir. Haber bültenleri, telgraf imkanı olan yerlere maniple ile ulaştırılırken, işgal altında bulunan Anadolu'nun uzak köşelerine, at sırtındaki görevliler tarafından taşınmıştır. Anadolu Ajansı'nın yayınladığı bültenler, hem Ankara'daki gelişmeleri Türk halkına duyurarak milli şuurun şahlanmasını ve halkımızın aydınlanmasını sağlamış hem de Anadolu ihtilalinin haklı sesini tüm dünyaya duyurmuştur. 
"Anadolu Ajansı, Türkiye'nin sesini bütün dünyaya duyuracaktır." Atatürk Anadolu Ajansı' nın hedefini bu sözüyle çizmiştir.
  Anadolu Ajansı, 1 Mart 1925'te Devletin %40 hissedarı olduğu bir anonim ortaklık haline getirilmiştir. Merkezi Ankara'da bulunan Anadolu Ajansı; genel müdürlük birimleri dışında, yurt içinde 22 bölge ve büro müdürlüğü ile hizmet vermektedir. 

5 Aralık 1925 Ankara Hukuk Fakültesi: Ankara'da bir hukuk mektebinin açılması için ilk teşebbüs 1921 yılında yapılmıştır. Kastamonu milletvekili Abdulkadir Kemal Bey Meclise üç maddelik bir teklif vererek Ankara'da bir hukuk mektebi açılmasını önermiştir. Gazi Mustafa Kemal'de 1922 yılında meclisi açış konuşmasında Ankara'da bir hukuk mektebinin açılması gereğini belirtmiştir. Bu çabalar sonucunda Ankara Hukuk Fakültesi, 5 Aralık 1925 tarihinde, "Ankara Adliye Hukuk Mektebi" adıyla kurulmuştur ve ilk olarak 301 öğrenci kayıt yaptırmıştır. 
  Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Cumhuriyet Dönemi'nin ilk yükseköğrenim kurumu olma özelliğini taşımaktadır. Okula uygun bir bina bulunamadığı için açılışı, Büyük Millet Meclisi'nin toplantı salonunda yapılmıştır. Fakültenin açılış konuşmasını Gazi Mustafa Kemal yapmış ve ilk dersi de Ahmet Bey (Ağaoğlu) vermiştir. Hukuk mektebi 1927 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile "Ankara Hukuk Fakültesi" ismini almıştır.

5 Mayıs 1925 Ankara Orman Çiftliği : Atatürk; "Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermeliyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Fakat bu hayati işi isabetle amaca ulaştırabilmek için, ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım siyaseti uygulamak ve onun içinde her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır." sözleri ile tarımın Türkiye ekonomisindeki yerini ve önemini vurgulamıştır. 
  Tüm yaşamı boyunca yeşile değer vermiş, "Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin." düşüncesi Atatürk Orman Çiftliğinin kurulmasında etken olmuştur. Elbette bu tek başına çiftliğin kurulma nedeni değildir. Atatürk bozkır ortasına kurulmuş olan Ankara'da yaşayan halkının, rahatlıkla gezebileceği, nefes alacağı, yaz ve kış yeşil kalabilecek bir yer, bir doğa güzelliği oluşturmak istemiştir. Bu kararını gerçekleştirmek için 1925 yılının ilkbaharında, ülkenin tanınmış tarımcılarını köşke çağırtarak, Ankara civarında modern bir çiftlik kurmak istediğini söyler ve bu amaca uygun bir arazi bulmaları emrini verir.
Bu uzmanlar çiftlik yeri için fazla araştırma yapmaz ve hemen buldukları yeri Atatürk' bildirirler. Çünkü toprakları çok kıraç olan, ağacın ve suyun olmadığı bu şehirde uygun koşullar taşıyan bir yer bulmak oldukça zordur. Atatürk karar kendisine bildirildiğinde bu günkü çiftlik yerinin bulunduğu yeri işaret etmiş ve orayı gezip gezmediklerini sormuştur. Oysa gösterdiği yer çiftlik kurmak için uygun hiçbir özelliği hemen hemen barındırmamaktadır. Buna rağmen Atatürk çiftliğin buraya kurulması emrini vermiş, bu batak ve çorak toprağın ıslah edilmesini istemiştir.
  Bu kararı ile Atatürk; Türk çiftçisine, toprak ve tabiat şartları uygun olmasa dahi, bilgiyle ve kararlılıkla çalışıldığı takdirde başarı sağlanabileceğini göstermek istemiştir. Bazı durumlarda ilmin dahi gerçekleşmesini mümkün görmediği girişimlerinde gerçekleştirilebileceğini kanıtlamak gibi çok önemli bir teşebbüste bulunmuştur. Bunun üzerine 29 Ocak 1925'te Gazi Çiftliği'ni kurmak amacıyla bir miktar arazi satın almıştır.
  5 Mayıs 1925'te kurduğu Orman Çiftliği'nde, çiftliğin her türlü faaliyetiyle uğraşan, bütün masraflarını kendisi karşılayan Atatürk burada Atatürk Köşkü'nü yaptırmıştır.
Atatürk 11 Mayıs 1937'de çiftliklerini, içerisindeki köşklerle birlikte milletine armağan etmiştir.

2 Şubat 1938 Bursa Merinos Halı Fabrikası : Sümerbank Merinos Yünlü Sanayii Müessesesi'nin (Bursa) temeli 28 Kasım 1935 tarihinde atıldı. İşletme, 2 Şubat 1938 tarihinde Atatürk tarafından işletmeye açıldı. Atatürk Merinos Fabrikası'nın şeref defterine şunları yazmıştır: ''Sümerbank Merinos Fabrikası pek kıymetli bir eser olarak milli sevinci artıracaktır. Bu eser yurdun, hususile bursa bölgesinin endüstri inkiş

Yorum (yok) Yorum yaz!