esmaül hüsna manası ve okuma alışkanlığı


12/12/2008 · Kategori: ESMAUL__HUSMA

Esmaül Hüsna Ve Şerhi

Esmaül Hüsna Ve Şerhi

İSMİ CELİL

ANLAMI

TESBİH ADEDİ

TESBİH NİYETİ

 

Er- RAHMÂN

Bütün Yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden

günde 298

Dünya ve Ahirette Allah'ın sevgilisi olmak

 

Er- RAHÎM

Çok merhamet eden, büyük nimetler veren.

günde 258

Maddi ve Manevi Rızıklar

 

El- MELİK

Bütün Kainatın Tek Sahibi ve mutlak hükümdarı.

günde 90

Emir sahibi olmak, maddi ve manevi güçlü olmak

 

El- KUDDÛS

Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten pek uzak, pek temiz

günde 170

Günahlardan kurtulmak ve kalp temizliği

 

Es- SELÂM

Kullarını selamete çıkaran, Cennetteki bahtiyar kullarına selam veren

günde 131

Korkulan herşeyden korunmak

 

El- MÜ'MİN

Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanları
koruyup rahatlatan

günde 137

Kötü hastalıklara düşmemek

 

El- MÜHEYMİN

Gözeten ve Koruyan

günde 145

İnsanların düşüncelerini anlar
korunur

 

El- AZÎZ

Mağlup edilmesi mümkün olmayan galip

günde 94

Düşmanlara galip gelmek

 

El- CEBBÂR

Eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya müktedir olan

günde 206

istek ve Arzuların olması için


El- MÜTEKEBBİR

Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren

günde 662

İzzete ve refaha nail olmak


El- HALÎK

Bütün varlığı, halleri ve hadiseleri, tayin ve tesbit eden
hepsini yoktan var eden

günde 731

İşlerde üzüntüden ve sıkıntıdan kurtulmak


El- BÂRİ'

Eşyayı ve herşeyin vucüdunu
birbirine uygun halde yaratan

günde 214

İşinde Başarılı olur, şöhret bulur


El- MUSAVVİR

Tasvir eden, herşeye bir biçim ve özellik veren

günde 336

Maksat ve merama ulaşmak için


El- ĞAFFÂR

Mağrifeti pek çok

günde 1281

Bağışlanmak ve günahlardan korunma


El- KAHHÂR

Herşeye her istediğini
yapacak şekilde galip
ve hakim olan

günde 306

Zalimleri kahretmek için


El- VEHHÂB

Her türlü nimeti devamlı bağışlayan

günde 14

Sıkıntısız borçsuz bir hayat için


Er- REZZÂK

Yaratılmışlara faydanılacak şeyleri ihsan eden

günde 308

Bol rızıklı ömür için


El- FETTÂH

Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıran

günde 489

Maddi manevi hayırlar için


El- ALÎM

Her şeyi çok iyi bilen

günde 150

ilim zenginliği için


El- KÂBID

Sıkan, Daraltan

günde 903

Zalimin zülmünden kurtulmak için


El- BÂSIT

Açan, Genişleten

günde 72

İşlerin büyümesi mal ve paranın bereketi


El- HÂFID

Yukardan aşağıya indiren alçaltan

günde 1481

Kötüden ve belalardan korunmak


Er- RÂFİ

Yukarı kaldıran, yükselten

günde 351

İnsanlar arasında ve işinde yükselmek için


El- MUİZ

İzzet veren, ağırlayan

günde 117

Fakir ve zelillikten kurtulmak


El- MÜZİL

Zillete düşüren, hor ve hakir eden

günde 770

Düşmanları zelil etmek için


Es- SEMİ'

Herşeyi iyi işiten

günde 180

Duaların kabulu için


El- BASİR

Her şeyi iyi gören

günde 112

Acziyetin kalkması için

 

El- HAKEM

Hükmeden, hakkı yerine getiren

günde 68

Haklı davasını kazanması için


El- ADL

Çok Adaletli

günde 104

Adaletli olmak için


El- LÂTÎF

En ince işlerin bütün
inceliklerini bilen, kullarına iyilikler ulaştıran

günde 129

Dileklerin olması, kısmet ve rızık için


El- HABÎR

Herşeyin iç yüzünden
gizli taraflarından haberdar

günde 812

Hafıza ve idrakin genişlemesi için


El- HALÎM

Suçlara karşı hemen ceza vermeyen
yumuşak davranan, süre veren

günde 88

Ahlak ve hilim güzelliği için


El- AZİM

Çok Azametli

günde 1020

Sözünün tesirli ve sayırlı olmak için


El- ĞAFÛR

Affı ve mağfireti pek çok

günde 1286

Günahların affı, kötü ahlakı bırakmak


Eş- ŞEKÛR

Kendi rızası için yapılan iyiliklere
daha fazlasıyla karşılık veren

günde 526

Talihin açıklığı, bol rızık


El- ALİY

Pek yüce, Pek yüksek

günde 110

Zilleten kurtulmak ve ilim için


El- KEBİR

En büyük, pek büyük

günde 232

Hürmet görmek için


El- HAFIZ

Yapılan işleri bütün tafsilatıyla tutan,
herşeyi belli bir vakte kadar bela afetten koruyan

günde 998

Nefsinin ve malının korunması için


El- MUKÎT

Her yaratılmışın gıdasını,
azığını veren

günde 550

Muhtaç olunan şeyi kazanmak için


El- HASİB

Herkesin hayatı boyunca yapıp
ettiği herşeyin hesabını bütün
detayları ile bilen

günde 80

Herkese karşı alnı açık olmak


El- CELÎL

Celalet ve Ululuk sahibi

günde 5329

Bir zalimi zorbayı zelil etmek için


El- KERÎM

Lütfü ve keremi çok geniş, çok bol

günde 270

Bol rızık ve kolaylıklara nail olmak


Er-RAKÎB

Bütün varlığı gözeten bütün işleri murakabe eden

günde 312

Her işte Allah'ın koruması altında olmak için


El- MUCİB

Kendisine dua edenlerin isteklerini veren

günde 3025

Duaların kabul olunması için


El- VASİ'

İlmi, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniş, müsaadekar

günde 137

Ömür uzunluğu, rızık ve sıhhat genişliği için


El- HAKÎM

Bütün emirleri ve bütün işleri hikmetli

günde 6084

İlim ve hikmet sahibi olmak için


El- VEDÛD

Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan

günde 400

Herkesin sevgisini kazanmak


El- MECÎD

Şanı büyük ve yüksek

günde 3249

İzzet ve şerefin artması için


El-BÂİS

Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran

günde 573

Kuvvetli irade ve alacaklarını almak için


Eş- ŞEHÎD

Bütün zamanlarda ve her yerde hazır ve nazır

günde 319

Şehid olmak, heybetli olmak için


El- HAK

Varlığı hiç değişmeden duran

günde 108

İmanda, ibadette sabit olup, imanlı ölmek


El- VEKÎL

Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran

günde 66

Allah'tan her türlü yardımı görmek için


El- KAVİY

Pek Güçlü

günde 116

Kansızlık ve vücudun güçlü olması için


El- METÎN

Çok Sağlam

günde 500

Maddi ve manevi sağlam olmak için


El- VELİY

Sevdiği kullarının dostu

günde 2116

Her işinde Allah'ın yardımı için


El- HAMİD

Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen

günde 3844

Kazancın genişlemesi


El- MUHSÎ

Sonsuzda olsa tek tek
herşeyin sayısını bilen

günde 148

Zekanın kuvvetli olması


El- MÛBDÎ

Bütün varlıkları örneksiz ve maddesiz olarak ilk baştan yaratan

günde 57

Her işte muvaffak olmak için


El- MUÎD

Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratan

günde 124

Elden kaçanı geriye kazanmak için


El- MUHYÎ

Can bağışlayan, hayat ve sağlık veren

günde 68

İşlerin başarılı olması için


El- MÜMÎT

Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan

günde 490

Harama bakmamak, kötülükten vazgeçmek


El- HAY

Diri, herşeyi bilen, herşeye gücü yeten

günde 324

Sözü tesirli ve herkesten tazim görür


El- KAYYÛM

Gökleri ve yeri, herşeyi tutan

günde 156

Allah'ın izniyle her istekleri olur


El- VÂCİD

İstediğini istediği anda bulan

günde 196

Kaybedilen şeyi bulmak


El- MÂCÎD

Kadr ve şanı büyük, kerem ve iyilikleri pek çok

günde 48

Kazancın bolluğu için


El- VAHİD

Zatında, sıfatlarında, işlerinde, hükümlerinde, isimlerinde asla ortağı ve benzeri olmayan TEK

günde 3669

İstediği olur, kalbi uyanır, aklı nur


Es- SAMED

İhtiyaçları ve sıkıntıları gideren tek merci

günde 134

Hiç kimseye muhtaç olmamak


El- KÂDİR

İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten

günde 305

İstediğini yapmaya gücü yetirmek

 

El- MUKTEDİR

Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan

günde 744

Her işte başarılı olmak

 

El- MUKADDİM

İstediğini ileri geçiren, öne alan

günde 184

Daima yükselmek için


El- MUAHHİR

İstediğini geri koyan, arkaya bırakan

günde 847

Kötü birinin uzaklaştırılması için

 

El- EVVEL

İLK

günde 37

Her hayır işinde birinci olmak için


El- AHİR

SON

günde 801

Ömür uzunluğu için

 

 

 

 


Ez- ZÂHİR

Herşeyde görünen aşikar

günde1106

Her meselenin zuhuru için


El- BÂTIN

Herşeyden gizli

günde 62

Nefsi mutmain ve kalbi geniş olması için


El- VÂLİ

Kainatı ve her an olup biten herşeyi tedbir ve idare eden

günde 47

Sözünün tesirli insanların sevmesi için


El- MÜTEÂLÎ

Aklım mümkün gördüğü herşeyden, her hal ve tavırdan daha yüce

günde 551

Devletten istediğini elde etmek için


El- BERR

Kulları için daima kolaylık ve rahatlık isteyen, iyiliği çok

günde 202

Herhalde iyilik bulmak için


Et- TEVVÂB

Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan

günde 409

Tövbelerin kabulu için


El- MÜNTEKIM

Suçları adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran

günde 630

Zülüm ve fenalıktan korunmak


El- AFÜV

Çok affeden

günde 156

Rızık bolluğu
Kalp huzuru


Er- RAÛF

Çok lütüfkar
Çok esirgeyen

günde 287

Hiçbir varlıktan zarar görmez


MALİKÜ-L MÜLK

Mülkün ebedi sahibi

günde 212

mal ve kazanca zarar gelmez


Zül Celâl-i Ve'l İkrâm

Hem büyüklük sahibi
hem fazl-i kerem sahibi

günde 1100

işlerin kolaylığı için


El- MUKSIT

Bütün işlerini denk ve
birbirine uygun yerli yerinde yapan

günde 209

Eşler arasını düzeltmek için


El- CÂMİ'

İstediğini istediği zaman
istediği yerde toplayan

günde 114

Küsleri barıştırmak için


El- GANİY

Çok zengin ve herşeyden müstağni

günde 1060

Büyük servet ve geniş rızık


El- MUĞNİ

İstediğini zengin eden

günde 1100

Geçim genişliği bol rızık


El- MÂNİ'

Birşeyin meydana gelmesine izin vermeyen

günde 161

Kaza beladan uzak olmak için


Ed- DÂRR

Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan

günde 1001

Zararlı kişinin kahrı için


En- NÂFİ'

Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan

günde 201

Hastalıktan uzak olur
hastaysa şifa bulur


En- NÛR

Alemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran

günde 256

doğruyu yanlışı görmek ve kalp nurluğu için


El- HÂDÎ

Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren

günde 400

çocukların itaatkar olması için


El- BEDİ'

Örneksiz, benzersiz, hayret verici alemler yaratan

günde 86

Allah'ın yardımına nail olmak için


El- BÂKÎ

Varlığının sonu olmayan

günde 113

Ömrün uzunluğu, sıhhatin iyiliği için


El- VÂRİS

Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi

günde 707

Uzun ömür, bol mal, bol rızık ve şeref


Er- REŞÎD

Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, dosdoğru bir nizam ve hikmet üzere sonucuna ulaştıran

günde 514

İçki ve zinadan kurtulmak ve güzel ahlak için


Es- SÂBÛR

Çok sabırlı

günde 298

Başladığı işi kolay bitirmek için

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

MUSTAFA DEMİRDİ TESBİHAT


16/11/2008 · Kategori: ESMAUL__HUSMA

Yorum (yok) Yorum yaz!

ESMAÜL HÜSMA (KISA OLARAK ALLAHIN İSMLERİ)


25/10/2008 · Kategori: ESMAUL__HUSMA

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ)

allah.jpg

Esmâ-i Hüsnâ, Allah’ın isimleri için kullanılan bir tabirdir. İsmin çoğulu olan esmâ ile “güzel, en güzel” anlamındaki Hüsna kelimelerinden oluşan esmâ-i Hüsnâ terkibi Kur’an ayetlerinde Allah’a nisbet edilen isimleri ifade etmektedir. Yüce yaratıcının duyular ile idrak edilmesi mümkün değildir. Allah’ı, Kur’an ayetlerinin bize ifade ettiği şekilde ancak evren ve insan ile olan ilişkisi bakımından tanıma imkânımız bulunmaktadır. Kur’an ayetlerinin ifadesiyle en güzel isimler Allah’ındır. Kur’an’da, Allah’a bu isimleri ile yönelmemiz O’nu bu isimleri ve sıfatları ile yüceltmemiz buyrulmaktadır.

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

En güzel isimler Allah’ındır; O’na onlarla dua edin. O’nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. A’raf Suresi Ayet 180

De ki: “İster Allah diye yakarın, ister Rahman diye yakarın. Hangisiyle yakarırsanız yakarın, en güzel isimler/Esmâül hüsna O’nundur. Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut.” İsra Suresi Ayet Ayet 110

Allah’tır O. İlah yok O’ndan başka. Esmâül hüsna, en güzel isimler O’nundur.
Tâhâ Suresi Ayet Ayet 8

Allah’tır O! Haalik, Bâri’, Musavvir’dir O! En güzel isimler/Esmâül hüsna O’nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa O’nu tespih eder. Azîz’dir O, Hakîm’dir.
Haşr Suresi Ayet 24

Allah tektir. Kendisinden başka ilah, eşi ve benzeri yoktur. Doğmamış ve doğurulmamıştır. Varlığı zorunlu ve kendisinden olandır. Başlangıcı ve sonu yoktur. Yaratan var eden, her an her şeye güç yetiren, yarattıklarının ihtiyaçlarını en güzel biçimde sağlayandır. Gören, işiten, lütfu ve rahmeti sınırsız olandır. Din gününün sahibidir. Koruyup gözetendir. Tüm övgülerin sahibi, cömertliği ve ikramı sonsuz, eşsiz kudrettir. Övgülerin, yakarışların, tövbelerin, duaların yöneldiği tek kudrettir… Yüce Allah’ın Kur’an ayetlerinde geçen tek kelimelik isim ve sıfatlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Allah : Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere lâyık bulunan, yaratan, yapıp eden, ezeli, ebedi olan, eşsiz ortaksız kudret.

Afüvv : Affeden, hataları ve günahları bağışlayan.

Ahad : Zatında varlığında tek olan.

Âhir : Sonu olmayan.

A’lâ : En yüce.

A’lem : En iyi bilen.

Âlim : Tüm bilgilerin kaynağı olan, her şeyi gereğince bilen.

Aliyy : Yüceliğin kaynağı ve sahibi. Ulu.

Azîm : Ululuğun kaynağı ve sahibi, çok yüce.

Azîz : Kudret ve onurun kaynağı ve sahibi. Çok güçlü, çok onurlu.

Bâri : Var eden, bir model olmaksızın canlıları var eden.

Basîr : Görme gücünün kaynağı, en iyi şekilde gören. Her şeyi gören.

Bâtın : Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan.

Bedî : Var eden, yarattıklarını ahenk ve güzelliklerle donatan.

Berr : İyilik ve lütfu sonsuz olan.

Câmi : Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukatı toplayan.

Cebbâr : İradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren.

Ekrem : Cömertlerin cömerdi. Cömertliği sonsuz.

Evvel : İlk. Başlangıcına zaman belirlemek söz konusu olmayan.

Fâlık : Yarıp parçalayarak ortaya yeni bir şey çıkaran, tohum ve danelerin içinden yeni ürün çıkaran.

Fâtır : Yaratan. Birtakım varlıkları yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve yeni oluşlara vücut veren.

Fettâh : Açan. Fetih ve zafer lütfeden. Kolaylık sağlayan.

Gaffâr : Dilediğinde günahları beklenmedik şekilde affeden.

Gâfir : Bağışlayıcı affedici.

Gâfur : Sürekli bir biçimde günahları affeden.

Gâlib : Her hal ve şartta galip gelen.

Ganî : Zengin. Zenginliği sınırsız olan. Yanında herkesin yoksul kaldığı kudret.

Haalik : Yaratan, var eden.

Habîr : Her şeyden en iyi biçimde haberdar olan.

Hâdî : Hidayet veren. Doğruya, iyiye ve güzele kılavuzlamada en yüce kudret.

Hâfiy : Lütufkâr.

Hâfız : Koruyan ezberinde tutan.

Hafîz : Koruyup gözeten. Her şeyi kontrol ve gözetimi altında tutan.

Hakîm : Tüm hikmetlerin kaynağı. Her yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan.

Hakk : Gerçeğin kaynağı ve belirleyicisi. Her yaptığı ve emri gerçeğe en uygun olan. Hakkın ve hukukun kaynağı ve belirleyicisi.

Halîm : Davranışlarında yumuşak ve şefkatli. Sertlik ve katılıktan uzak olan.

Hallâk : Yaratışı sürekli olan.

Hamîd : Her türlü övgünün sahibi ve muhatabı olan.

Hasîb : En iyi ve en hassas biçimde hesap soran.

Hayy : Sürekli diri. Hayatın kaynağı. Kendisi için ölüm söz konusu edilemeyen.

İlah : Tapılmaya layık tek kudret. Yüce, eşsiz.

Kaadir : Kudretin kaynağı ve sahibi.

Kaahir : Yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik kuran.

Kadîr : Gücü her şeye ulaşan, her şeyde hissedilen.

Kâfî : Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına cevap veren.

Kahhâr : Gerçeği örtüp, buyruklarına karşı çıkan inkarcıları kahrı altında ezen.

Karîb : Çok yakında olan. Kullarına şah damarlarından daha yakın olan.

Kavî : Gücü bizzat kendinden olan.

Kayyûm : Kudretin kaynağı.

Kebîr : Tüm büyüklük ölçülerinin kavrayamayacağı şekilde büyük olan.

Kerîm : Lütfu hep işleyen, cömert.

Kuddûs : Tüm kutsallıkların kutsadığı, tüm varlığın tespih edip yücelttiği.

Latîf : Gözle görülmeyen.

Mâlik : Sahip olan.

Mecîd : Cömertlik ve ululuğun kaynağı.

Melik : Güç, saltanat ve yönetimin en yüce sahibi.

Melîk : Güç ve saltanatı dilediği şekilde dağıtan.

Metîn : Her hal ve tavır karşısında sebat ve dayanıklılığını koruyan. Güçlü, zorlu.

Mevlâ : Koruyup gözeten, destek veren. Sevdiklerinin her hal ve şartta yanında bulunan.

Mucîb : En iyi şekilde, en kısa zamanda cevap veren.

Muhît : Her şeyi çepeçevre kuşatan.

Muhyî : Yaratan, hayat veren. Ölüleri dirilten.

Mukît : Yarattıklarının gıda sistemlerini, beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıda edinmesini sağlayan.

Muktedir : Her şeye gücü yeten, kudretli.

Musavvir : Şekil, renk ve desen veren. Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan.

Müheymin : Hükmü altında tutan. Kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten.

Mümin : Güven veren, vaadine güvenilen.

Müsteân : Darda ve zorda kalanın başvurduğu yardım dilediği kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen.

Müteâl : Aşkın, yüce. İzzet, şeref ve hükümdarlık bakımından en yüce olan.

Mütekebbir : Ululuk ve yüceliğin kaynağı olan. Kibre ve böbürlenmeye sapanları hizaya getiren.

Nasîr : Yardım eden.

Nûr : Işık. Işığın, aydınlığın, yol gösterişin, erdirişin kaynağı ve yöneticisi olan.

Rab : Besleyip, terbiye edip eğiten.

Rahîm : Rahmet ve merhameti sınırsız olan. Bağışlayan, esirgeyen.

Rahman : Rahmeti sonsuz olan. Bağışlayan, esirgeyen.

Rakîb : Kontrol eden, gözleyip gözetleyen.

Raûf : Acıma, şefkat ve esirgemesi sınırsız olan.

Refî : Yücelten, izzet ve şeref veren.

Rezzâk : Yarattığı tüm varlıkların rızklarını fazlasıyla veren.

Samed : Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret.

Selâm : Esenlik, barış ve mutluluğun kaynağı.

Semî : En iyi şekilde işiten, duyan. Her şeyi işitip duyan.

Şâkir : Şükredenleri duyup ödüllendiren.

Şehîd : En yüce tanık. Her şeyi görüp gözetleyen.

Şekur : Bütün şükürlerin yöneldiği kudret. Az iyiliğe çok mükâfat veren.

Tevvâb : Tövbeleri çok kabul eden. Tövbe nasip eden. Kendisine yönelenlerin bu yönelişlerini karşılıksız bırakmayan.

Vahhâb : Bağışı sınırsız olan. Sürekli ve sınırsız bir biçimde bağışta bulunan.

Vâhid : Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan.

Vâris : Bütün mülk ve saltanatların sonunda kendine teslim edildiği kudret. Dilediğini dilediğine mirasçı kılan.

Vâsî : Varlığı sürekli genişleten. Yaratışı ve yarattıklarını dilediği şekilde artırıp genişleten.

Vedûd : Sevginin kaynağı olan. Seven. Sevdiren. Tüm sevgilerin en son ve en yüce gayesi olan.

Vekîl : Gücü ve yönetimi kullanan. Güvenilip dayanılan.

Velî : Dost, yardımcı. Destek veren.

Zâhir : Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan.

Yorum (yok) Yorum yaz!

ESMAÜL HÜSMA (2)


25/10/2008 · Kategori: ESMAUL__HUSMA

                                                                       ADL
                                                 ADALETLİ OLAN
         

Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)

Allah adalet yapanların en hayırlısıdır. O'nun düzeni tüm kainatı kuşatmıştır. O, adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterecektir. Herşeyi hakkıyla gören, herşeyin içini dışını bilen, herşeyden haberdar olan Allah'ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir.

İnsanların yaşamları boyunca işledikleri tüm fiiller muhakkak Allah'ın adaletine göre değerlendirilecektir. Zulüm yapanların zulümlerinin elbette karşılıksız kalmayacağını, iyi tek bir sözün bile mükafatının verileceğini, Allah Kuran'da bize haber vermektedir. Tüm bunların adilce değerlendirileceği yer ahirettir; Allah'ın sonsuz adaletinin tecelli edeceği yer...

Dünya hayatında inkarcıların peygamberlere ve müminlere çıkardıkları zorluklar, attıkları iftiralar, işledikleri günahlar elbette karşılıksız kar kalmayacaktır. Müminlerin cennetteki derecelerini yükselten tüm bu zorluklar, inkarcıların da cehennemin en alt tabakalarında bulunmalarına vesile olacaktır. Allah hesap gününde son derece duyarlı terazilerle hiç kimseyi haksızlığa uğratmayacak, dünyada onlara verdiği sürenin sonunda sonsuz adaletine uygun olarak hesabını çok seri olarak görecektir. Şüphesiz Allah herşeyi bilen ve vaadine en sadık olandır. İnsanlar dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette muhakkak göreceklerdir. Böylece inkarcılar, içinde yaşadıkları inkarın, en acı şekilde karşılığını bulacak, Allah'a imanlarında ve bağlılıklarında kararlı olanlar ise yaptıklarının karşılığını en güzeliyle muhakkak Allah'tan alacaklardır. Ayette şöyle buyrulur:

Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 10)

Ancak burada üzerinde önemle düşünülmesi gereken bir nokta vardır. Allah'ın adaletini düşünürken kesinlikle bir insanın adalet anlayışıyla kıyaslama yapılmamalıdır. Çünkü inkar eden bir insan isteklerine ve zaaflarına uyabilir, adaleti gözetirken duygusallığa kapılabilir, bir konu hakkında yanlış hükümler verebilir ve yapılanları unutabilir. En önemlisi de karşısındakinin içinden geçirdiklerini bilmesi mümkün değildir. Allah ise asla yanılmaz ve asla unutmaz. Her insan için onun her hareketini gözetleyen ve kaydeden melekler tayin etmiştir. Bu melekler insanların hem içinden geçeni, hem de tüm eylemlerini yazarlar. Sonuç olarak Allah insanın ruhuna tamamıyla hakimdir. En adaletli hüküm verecek olan da Rabbimiz'dir. İsra Suresi'nin 71. ayetinde, Allah'ın sonsuz adalet sahibi olduğu şöyle haber verilmektedir:

Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir 'hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar. (İsra Suresi, 71)

Yapılan tüm kötülüklerin, inananların aleyhine kurulan örgütlenmelerin, hazırlanan tuzakların karşılığı en küçük ayrıntısına kadar ahirette verilecektir. Allah inkarcılara, dünya hayatında aslında yalnızca onların kötülüklerini artırmaya neden olacak mal, mülk, zenginlik ve bunun gibi birçok imkan verebilir. Allah ayetlerinde bunlara aldanılmaması gerektiğini bildirmiştir. Çünkü kısacık dünya hayatının karının, ahirettekinin yanında hiçbir anlam ve öneme sahip olmadığı şüphe götürmez bir gerçektir. Hele sonsuz bir cehennem inkarcılara gittikçe yaklaşıyorken...

Asıl yurt olan ahirette her nefis yaptıklarını karşısında hazır bulacaktır. Allah sonsuz adaletinin tecellisini kullarına, cennetinde ve cehenneminde sonsuza kadar gösterecektir. Allah en sonunda Kendisi'ne inananlarla inanmayanların arasını hak ile ayıracaktır.

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8)

Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. (Nisa Suresi, 58)

Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiçbir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (Maide Suresi, 42)

De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir. (Sebe Suresi, 26)

                                                                                      AFÜVV
                                                       AFFI COK OLAN                  
      

Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (Nisa Suresi, 149)

İnsan, yapısı gereği hata yapmaya çok müsait bir varlıktır. Her an, pek çok konuda eksik düşünebilir, yanlış bir karar verebilir, hatalı bir tavır sergileyebilir. Ancak insanı yaratan ve ondaki bu eksiklikleri bilen Allah, yapılan hataları da affedicidir. Allah'ın 'affediciliği' olmasa hiçbir insanın cennete girmesi mümkün olmazdı. Nitekim bu gerçeğe Kuran'da açıkça dikkat çekilmiştir:

Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. (Nahl Suresi, 61)

Fakat unutmamak gerekir ki, Allah'ın affediciliği samimi kulları için geçerlidir. O, Kendisi'ne içten yönelip dönen insanların günahlarını affeder. Önemli olan kişinin samimi olup, kesin bir kararlılıkla tevbe etmesidir. Yoksa tevbe edip tekrar tekrar eski hatalarına geri dönenlerin ve yaptıklarından gerçek bir pişmanlık duymayanların tevbesini kabul etmeyeceğini Allah bir ayette şöyle bildirmiştir:

Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17)

                                                          AHİR
                                              HERŞEYİ YOK OLUŞUNDAN SONRA  VAR EDEN

  

O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, herşeyi bilendir. (Hadid Suresi, 3)

Allah kainatı yokluktan yaratmıştır ve onu en sonunda yine eski durumuna çevirecek, yok edecektir. Yok olmayacak hiçbir eşya, ölümsüz olan hiçbir canlı mevcut değildir. Dünyadaki tüm canlılar doğar ve ölürler, herşeyin bir ömrü, sayılı günü vardır. Oysa Kuran'da bildirildiği gibi Allah evveldir, ahirdir yani başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Herşey yok olduktan sonra baki kalacak olan da O'dur.

Ömrü ve zamanı yaratan Allah maddeye ait tüm bu özelliklerden uzaktır. O, öncesi ve sonrası olmayandır. Sonsuzluğun sahibi, zamanın ve mekanın üstünde olan Allah'tır. Sonuçta kainat tekrar başlangıç noktasına dönecek, canlı cansız hiçbir şey kalmayacaktır. Yalnız Allah'ın varlığı baki kalacaktır. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirir:

(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur;

Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)

O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, herşeyi bilendir. (Hadid Suresi, 3)

Allah kainatı yokluktan yaratmıştır ve onu en sonunda yine eski durumuna çevirecek, yok edecektir. Yok olmayacak hiçbir eşya, ölümsüz olan hiçbir canlı mevcut değildir. Dünyadaki tüm canlılar doğar ve ölürler, herşeyin bir ömrü, sayılı günü vardır. Oysa Kuran'da bildirildiği gibi Allah evveldir, ahirdir yani başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Herşey yok olduktan sonra baki kalacak olan da O'dur.

Ömrü ve zamanı yaratan Allah maddeye ait tüm bu özelliklerden uzaktır. O, öncesi ve sonrası olmayandır. Sonsuzluğun sahibi, zamanın ve mekanın üstünde olan Allah'tır. Sonuçta kainat tekrar başlangıç noktasına dönecek, canlı cansız hiçbir şey kalmayacaktır. Yalnız Allah'ın varlığı baki kalacaktır. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirir:

(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur;

Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)




                                           ALALH HÜKMEDENLERİN HAKİMİ DEYİLMİDİR? (Tin Suresi, 8)

Her işin hükmünü veren, sonuçlandıran Allah'tır. Tüm olaylar O'nun emriyle, dilemesiyle oluşur ve gelişir. Allah'ın verdiği hükümlerde mutlaka birçok hikmet gizlidir. Fakat insanların çoğu, kendi kısıtlı akılları ile değerlendirme yapar ve dolayısıyla Allah'ın hükümlerini tam olarak kavrayamazlar. Oysa Allah sonsuz aklın sahibidir. Üstelik zaman ve mekandan da münezzehtir; bu kavramları yaratan ve insanların zamana ve mekana tabi olarak yaşamasını uygun görendir. İnsan hiçbir zaman bir gün sonra, hatta bir saat sonra neler yaşayacağını bilemez. O ise bir işe hükmettiği zaman bir gün sonra, yıllar sonra ve hatta kıyamete kadar o işin neyle sonuçlanacağına da hakimdir. Dolayısıyla verdiği hüküm her zaman en doğru, en iyi ve en hikmetli olandır.

Fakat iman etmeyenler bu gerçeğin farkına varamazlar. Çevrelerinde oluşan her olayın belirli sebeplere bağlı olarak, tesadüfen oluştuğunu düşünürler. Allah'ın hükmettiği olaylardaki hikmetleri değerlendiremezler. Meydana gelen her olayın Allah'ın kontrolünde olduğunu fark edemezler. Müminler ise Allah'ın verdiği hükümlerin hikmetlerini kavramaya çalışır ve O'nun daima en iyi ve en hayırlı hüküm veren olduğunu bilirler. Kuran'da şöyle buyrulmaktadır:

Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır. (Yunus Suresi, 109)

Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve senin va'din de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin. (Hud Suresi,

Yorum (yok) Yorum yaz!

ESMAÜL HÜSNA/(1)


25/10/2008 · Kategori: ESMAUL__HUSMA

Sizi kim yarattı? Size bu bedeni, gözlerinizin rengini, saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, saçlarınızın rengini kim belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında yaşayan tüm canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki gezegenlerin, Güneş'in ve yıldızların düzenini kim belirledi?

Siz bütün bu sorulara tek bir cevapla karşılık verirsiniz: "Allah". Sizin gibi diğer insanlara da bu sorular sorulduğunda, onlar da "Allah" diye cevap verirler. Nitekim Allah Kuran'da insanların kendi ağızlarıyla bu gerçeği ikrar edeceklerini şöyle bildirmiştir:

Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler... Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? (Ankebut Suresi, 61)

Peki sizi ve kainatı en ince ayrıntısına kadar planlayan Yaratıcımızı ne kadar tanıyorsunuz? Sizi her an gördüğünü, işittiğini, yaptığınız herşeyden her an haberdar olduğunu biliyor musunuz? Size göre Allah nerede? Sizi yarattıktan sonra kendi halinize mi bırakıyor? Yoksa nasıl yaşamanız gerektiğini mi bildiriyor? Allah'ı görebilir misiniz? Onunla konuşabilen bir insan var mı? İnsanlardan başka hangi varlıkları yarattı? O, ölümden sonra nasıl bir hayat vaat ediyor?

Kuşkusuz bunlar gibi daha pek çok soru sorulabilir ve siz de kendinize göre bu soruların hepsini cevaplarsınız. Bu cevaplar ya ailenizden, ya akrabalarınızdan ya çevrenizden ya da okuduğunuz kitaplardan öğrendikleriniz olacaktır. Ya da yıllar önce din dersinde okuduklarınızdan aklınızda kalanlar... Peki verdiğiniz cevapların gerçekten doğru olup olmadığını hiç düşünmüş müydünüz?

Kuşkusuz herkes Allah hakkında çok değişik fikirler öne sürebilir. Bir felsefeci Allah'ı anlatırken öncelikle aldığı eğitimi ön plana çıkarır, etkilendiği filozofların fikirlerini kullanarak bir tanımlama yapar. Allah hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir ev kadını komşusundan duyduğu bilgilere inanır. Allah'la ilgili kitap yazan bir yazar ise belki de hiç din eğitimi almamıştır, hatta Allah'ın indirdiği ayetlerin tek bir tanesinden bile habersizdir. Fakat bu yazarın kitabını okuyan herkes, sanki onun fikirleri tartışmasız doğruymuş gibi kabullenir, tüm yazılanları uygular ve çevresindeki herkese kendinden çok emin olarak okuduklarını anlatır. Ve çoğu insan, o güne kadar çevresinden duyduklarının ve öğrendiklerinin yanlış veya eksik olabileceğine ihtimal vermez.

Fakat unutulmamalıdır ki, insan yanılabilen, cahillik edebilen bir varlıktır. Şu halde bize, Allah'ı en doğru tanıtacak kaynak, yalnızca O'nun bizlere indirdiği hak kitap Kuran'dır. Allah Kuran'da insanların öğrenmesi gereken şeyleri açıklamıştır. Yukarıdaki soruların Kuran'daki cevaplarına bakacak olursak, öncelikle Allah'ın yalnız göklerde değil her yerde olduğunu görürüz. Allah bütün insanlara olduğu gibi size de şah damarınızdan daha yakındır. Sizin her yaptığınıza şahittir, herşeyi görür. Söylediğiniz tüm kelimeleri işitir. İçinizden ettiğiniz tüm duaları bilir. Her an sizin yanınızdadır. Üstelik Allah dilediği kuluyla konuşur. Örneğin Kuran'da, Hz. Musa ile konuşarak onu diğer insanlardan üstün kıldığı bildirilmiştir. Allah insanları olduğu gibi melekleri ve cinleri de yaratmıştır. Ve Allah dünya hayatından sonra sonsuza kadar sürecek bir cennet ve cehennem hayatı yaratmıştır. İnsanlara ölümlerinden sonra cennete gidebilmeleri için nasıl yaşamaları gerektiğini de Kuran'la bildirmiştir. Bütün bunlar yukarıda sorduğumuz soruların çok kısa yanıtlarıdır ve bu yanıtların hepsi Kuran'da yer almaktadır.

Şu an elinizde tuttuğunuz bu kitap da size şah damarınızdan daha yakın olan Allah'ı, Kuran'da bildirdiği şekilde tanıtmak için yazılmıştır. Bu kitabın amacı, kafanızdaki puslu, silik, yanlış bilgilerin yerine Kuran-ı Kerim'deki gerçek Allah inancını koymak, böylelikle yüce Allah'ı daha iyi tanımanızı, O'na daha yakın olmanızı sağlamaktır. Allah, 1400 yıl önce indirdiği Kuran ayetleriyle insanlara Kendisi'ni tanıtmış, Kendisi'ne ait isimleri bildirmiştir. Kuran'da verilen çeşitli örnekler ve anlatımlar O'nun sonsuz aklını, ilmini, sanatını gözler önüne serer. Allah Kuran ile Kendisi'ni kullarına tanıtır.

Bu kitapta yer alan her ismin altında kullanılan ayetler, açıklanan ismin geçtiği ayetlerdir. Bu ayetlerin Arapçasına bakıldığında, Allah'ın bu isimlerinin ayetlerin içinde geçtiği görülecektir. Ayrıca her ismin altında, belki de bugüne kadar üzerinde düşünülmeyen detayları hatırlatacak kısa tefekkürler bulunmaktadır. Elbette bu tefekkürler göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ı tanıtmak için yeterli değildir. Zira tüm kainatı, tüm canlıları, insanları ve maddeyi yaratan ve en güzel isimlerin sahibi olan Allah'ın tek bir ismini açıklamak için dahi ciltler dolusu tefekkür yazılabilir. Fakat böyle bir imkan olmadığı için bu kitapta kısa örnekler, insanı düşünmeye sevk edecek izahlar kullanılarak, okuyucunun tefekkür ufku açılmaya çalışılmıştır.

Elinizdeki kitapla ilgili gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha vardır: Bu kitap yalnızca Kuran'da geçen bilgileri aktarmaktadır. Çünkü bizim, Allah'ın isimleri hakkında O'nun bize Kuran'da öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Bizim bilgimiz dışında kalanlar ise herşeyde olduğu gibi Rabbimiz'in katında saklıdır:

Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32)

Yorum (yok) Yorum yaz!