ÖRNEKLERİYLE ARAPÇADA SÜLASİ MÜCERRED FİİLLERİN ALTI BABI


16/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

 

ÖRNEKLERİYLE ARAPÇADA SÜLASİ MÜCERRED FİİLLERİN ALTI BABI

 

البابُ الأوّل : Birinci bab نَصَـرَ ـ يَنْصُـرُ : فتحُ ضَمٍّ. الأمثلة Örnekler.

(كتَب ـُYazdı  / خرَج ـ ُ  Çıktı/ نطَق ـُ Konuştu/ حصَد ـُBiçti  / قعَد ـُOturdu  / سكَن ـُOturdu, yaşadı  / صدَق ـُDoğru söyledi  / نظَر ـُBaktı  / أكَل ـُYedi  / أخَذ ـُAldı  / أمَر ـُEmretti  / أمَل ـُUmutlu oldu  / مرَّ ـُGeçti, uğradı  / عدَّ ـُ Saydı  / شدَّ ـُSıkı bağladı  / قصَّ ـُAnlattı  / شكَّ ـُŞüphe etti  / شدَا ـُŞarkı söyledi  / فكَّ ـُ Çözdü  / قَال ـُDedi  / صَاغ ـُ Biçimlendirdi / طَاع ـُ  İtaat etti / مات ـُ Öldü  / صَان ـُKorudu  / صَام ـُOruç tuttu  / كَان ـOldu, var  / طَال ـُUzadı  / نمَا ـُBüyüdü  / زال ـُKayıp oldu, bitti / سهَا ـُUnuttu  / صفَا ـُSaflaştı  / دعَا ـُÇağırdı, dua etti  / سمَا ـُYükseldi  / عدَا ـُKoştu  / خلَا ـُBoş oldu,bulunmadı  / رجَا ـُUmdu, istedi, rica etti  / عفَا ـُSildi, silindi, bağışladı  / شقَىZahmet çekti  / دنَا ـُYaklaştı  / علاَ ـُ Yükseldi / شكَر ـُŞükretti  / طلَب ـُİstedi  /  سجَد ـُSecde etti   / لفَّ ـُSardı    / شقَّ ـُYardı  / فَات ـُGeçti  / رَاق ـُ Arı veya saf oldu,   /  سَاق ـُSürdü, güttü  / مدَّUzattı  / ذَابEridi  / مَاعEridi, aktı  / فشَا ـُYaydı  / رسَا ـُ Gemi demirledi / غدَا ـُSabah vakti gitti  / قام ـُKalktı, dikildi  / عَاد ـُDöndü  / قتَل ـُÖldürdü  / ضرَّ ـُZararlı oldu  / حسَد ـُKıskandı  / آب ـُGeri döndü  / قاد ـُLider oldu , sürdü  / لاَمَ ـُ Azarladı / هنأ ـُ Yararlı oldu  / رأس ـُBaşkan oldu  / شكَا ـُŞikayetçi oldu  / رَكضَ ـُ Koştu).

 

2ـ البابُ الثّاني : İkinci baba ضَـرَبَ ـ يَضـرِبُ : فَتحُ كَسرٍ.الأمثلة Örnekler.

(شكَا ـِŞikayetçi oldu  / كسَر ـِKırdı  / صَاح ـِBağırdı  / وقَف ـِDurdu  / نزَل ـِİndi  / جلَس ـِOturdu  / حمَل ـِTaşıdı  / وعَد ـِSöz verdi  / وصَف ـِNiteledi, övdü  / وجَد ـِBuldu  ـِ كشَف ـِAçtı kaldırdı  / وجَب ـِZorunlu oldu  / كفَى ـِKafi geldi  / جرَى ـِKoştu  / شفَى ـِŞifa buldu  / ورَى ـِAteş tutuştu  / مشَى ـِYürüdü  / حكَى ـِAnlattı  / فدَى ـِFeda etti  / لوَى ـِBüktü  / هوَى ـِArzu etti  / شوَى ـِKızarttı  / روَى ـِSuladı  / نوَى ـِNiyet etti  / طوَى ـِKatladı  / ولَى ـِYakın oldu, sorumlu oldu / مَال ـِMeyil etti  / وثَب ـِSıçradı  / سَال ـِAktı  / سَار ـِYürüdü  / صَار ـِOldu / عَاشYaşadı  / طَار ـِUçtu  / صَاد ـِAvladı  / زَان ـِSüsledi  /  ضَاق ـِSıkıldı  / ورَد ـِGeldi  / بَاع ـِSattı  / فرَّ ـِKaçtı  / رنَّ ـِÇınladı, zil çaldı  / أسَر ـِEsir etti  / لاَنَ ـِYumuşadı  / قرَّ ـِSoğuk oldu  / وكَل ـِBıraktı, devretti  / طَاب ـِİyileşti  / دَان ـِSuçladı  / طَاح ـِHelak oldu  / وشى ـِSırrı ifşa etti  / عنَى ـِİlgilendirdi  / وعى ـِİdrak etti  / أوَى ـِSığındı  / عوَى ـِUludu  / رمَى ـِAttı  / وقَى ـِSakındı, korudu ، وفَى ـِHakkını tam vermek  / أتَى ـِGeldi  / ضلَّ ـِ  Saptı, yolu kayıp etti ، عرفBildi ، ولدDoğurdu ، جاءGeldi ، وصلUlaştı ، نظمDüzenledi  / عرَض ـِSergiledi, göründü  / كوَى ـِÜtüledi  / ظفَر ـِYendi, kazandı  / وهَم ـِYanıldı  / قصَد ـِOna gitti  / وعَظ ـِÖğüt (Vaaz) verdi  / وصَل ـِUlaştı  / يَسر ـِKolaylaştı  /  ذاع ـِ Yaydı / ملَّ ـِUsandı  / خفَّ ـِ  Hafif oldu/ قضَى ـِ  Bitirdi, tamamladı  / كذَب ـِ Yalan söyledi).

 

3ـ الباب الثّالث :  Üçüncü babفَـتَحَ ـ يَفْـتَحُ : فَتحتان. الأمثلةÖrnekler.

(رأَس ـَBaşkanı oldu   / ظهَر ـَOrtaya çıktı  / جمَع ـَTopladı  / ذهَب / ـَGitti  / نهَض ـَKalktı  / قطَع ـَKesti  / سعَى ـَKoştu  / رعَى ـَGözetti, otlattı  / رأَى ـَGördü  / لمَع ـَParladı  / سأَل ـَSordu  / قرَأ ـَOkudu  / نشَأ ـَYaşadı,Yetişti, başladı   / لجَأ ـَSığındı  / ملأَ ـَDoldurdu  / خبَأ ـَGizledi  / نبَأ ـَHaber verdi  / ودَع ـَVeda etti  / وقَع ـَDüştü  / وهَب ـَHibe etti  / بدَأ ـَBaşladı  / هنَأ ـَ Yararlı oldu / دأَب ـَAlıştı  / لأَم ـَSardı, onardı  / برَأ ـَYarattı  / هزَأ ـَAlay etti  / مسَّ ـَDokundu  / طرَأ ـَBeklenmeden ortaya çıktı  / أبَى ـَRet etti  / نأَى ـَUzaklaştı  / وضَع ـَKoydu  / مسَح ـَSildi  / ثأَر ـَİntikam aldı  / رأَب ـَ Düzeltti doğrulattı  / ظلَّ ـَSaptı  / زأَر ـَKükredi  / ينَع ـَOlgunlaştı  / يفَع ـَErgenlik çağına ulaştı  / شَاء ـَ İstedi / لذَّ ـَLezzetli oldu).

 

4ـ البابُ الرّابع :  Dördüncü babفَـرِحَ ـ يَفْـرَحُ : كَرُ فَتحٍ. الأمثلةÖrnekler.

(علِم ـَBildi  / لعِب ـَOynadı  / مرِض ـَHasta oldu  / شرِب ـَİçti  / ضحِك ـَGüldü  / فهِم ـَAnladı  / رضِي ـَRazı oldu  / نَام ـَUyudu  / شبِع ـَDoydu  / عطِش ـَSusadı  / خشِي ـَÇekindi, korktu  / نسِي ـَUnuttu  / شقِي ـَMutsuz oldu  / وهِم ـَYanıldı  /  نَال ـَElde etti, kazandı  /  هَاب ـَKorkuttu  / خاف ـَKoruktu  / أذِن ـَİzin verdi  / أمِن ـَEmin oldu  / أنِس ـَAlıştı, sevindi  / حيِى ـَYaşadı  / يئِس ـَUmudunu kesti  / يقِن ـَBildi, kani oldu  / يقِظ ـَUyanıl oldu, uyandı  / سمِع ـَDuydu  / لبِس ـَGidi  / سئِم ـَBıktı  / أثِر ـَNakletti  / أسِف ـَÜzüldü  / أثِم ـَGünah kâr oldu  / كئِب ـَÜzüldü  / حَار ـَŞaşırdı ، خَال ـَZan etti  / طرِى ـَTaze, yumuşak oldu  / نقِي ـَSaf oldu  / طفِيء ـَSöndü  / هنِيء ـَSevindi  / صدِء ـَ (صدَأ ـَ 3)Paslandı  / رقِي ـَYükseldi  / خطِيء ـَHata yaptı / لقِي ـَBuluştu, elde etti  / وجِع ـَAcı duydu  / حظِي ـَKazandı  / ركِب ـَBindi  / حزِن ـَÜzüldü  / ألِف ـَAlıştı  / هاب ـَKorkmak korkutmak  / عوِر ـَTek gözlü oldu ).

 

5ـ البابُ الخامسُ :  Beşinci babكَـرُمَ ـ يَكـرُمُ : الأمثلة ضَمُّ ضَمٍّ.  Örnekler.

(حسُن ـُİyileşti  / بخُل ـُCimrileşti  / جمُد ـُDondu  / صرُح ـُSaf oldu, açık konuştu / سهُل ـُKolay oldu, düz oldu  / نظُف ـُTemiz oldu  / كثُر ـُÇok oldu  / أدُب ـُTerbiyeli oldu  / أصُل ـُAsil oldu  / جرُؤ ـُCesaret etti  / بطُىء ـُYavaşladı  / جبُن ـُKorkak oldu  / قبُح ـُÇirkin oldu  / لؤُم ـُKötülük, cimrilik yaptı / حلُو ـُTatlı oldu  / وسُم ـُYüzü güzel oldu  / وضُؤَ ـُTemiz oldu  / يسُر ـُKolay oldu  / يمُن ـُ Kısmetli oldu / يتُم ـُ Yetim kaldı).

6ـ البابُ السّادِسُ : Altıncı bab حَسـِبَ ـ يَحسـِبُ : الأمثلة كَسرتان. Örnekler.

(ورِث ـِMirasçı oldu  / ومِق ـِYanında oldu, şefkat duydu  / ولِي ـِAtandı, Sorumlu oldu  / وثِق ـِGüvendi  / غضِب ـِKızdı  / نعِم ـِNimet içinde oldu  / يقِن ـِBildi  / ورِم ـِŞişti  / يبِس ـِKurudu  / يئِس ـِ Umudunu kesti  / ورِع ـِMuttaki oldu ، وفِق ـِBaşarılı oldu  / يقِظ ـِUyanık oldu ).

 

الأفعال التي تجوز فيها أكثر من باب: أكثرها لاتختلف مع إختلاف الباب ولكن قسم منهاتختلف معناها عند تغيير الباب.Fiillerin bir kısmi birkaç babada kullanılıyor: Babaların değişmesi genellikle anlamı değişmez, ancak bir kısım fiillerin anlamını değişebilir.

 

Bazı fiiller bir kaç bablar da kullanılabilir:

(غفر 1، 2 / مات 1,4 / زار 1، 4 / فاق 1، 4 / دام 1 ، 4 / زال 1، 4 / غزا 1 ، 3 / مدَّ 1 ، 2 ، 3 / كاد 1 ، 4 / طاع 1 ، 4 / جاع 1 ، 3 / قضى 2 ، 3 / عصى 2 ، 3 / عزَّ 2 ، 5 / يتَم 2 ، 3 / ينع 2 ، 3 / طغي 3 ، 4 / فني 3 ، 4 / رقي 3 ، 4 / ودَّ ، 3 ، 4 / عضَّ 1 ، 3 ، 4 / زأر 2 ، 3 ، 4 / رأف 3 ، 4 / أفل 3 ، 4 ، 6 / يسر 2 ، 4 ، 5 / يمن 3 ، 4 ، 5 / يبس 4 ، 6 / يئس 4 ، 6 / نثر 1 ، 2 / نما 3، 4 / رمى 3 ، 2 / وقر 2 ، 4 / رجع 2، 3 / كفر 1 ، 2 / هنيء (هنأ) 2 ، 3 ، 4 ، 5 / مريء 3 ، 4 ، 5 ).

 

    Nizameddin İbrahimoğlu

 Hitit Üniversitesi - Arapça Okutmanı

     نظام الدّين إبر

Yorum (yok) Yorum yaz!

ARAPÇADA EŞ ANLAMLI KELİMELER VE HER KELİMENİN ÖZELİĞİ


16/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

 

الكلمات المترادفة في اللّغة العربية وخصوصيات كلّ كلمة

 

ARAPÇADA EŞ ANLAMLI KELİMELER VE

HER KELİMENİN ÖZELİĞİ

 

عُمق ـ غَور ـ قََعر ـ أسفل :

Dip, alt, derinlik

2ـ : رجس ـ نَجِس ـ دنس ـ وَسِخ :

Kirli, Pis

3ـ مكرّم ـ معزّز ـ مُحترم :

Saygın, kimetli

4ـ مُهان ـ مُحتقر ـ مُذل :

Rezil, hor görülen

5ـ مُرصّع ـ مُزيّن ـ منقوش :

Süslü

6ـ زعمَ ـ قال ـ إدّعى :

Demek, iddia etmek

7ـ هاونَ ـ كاسَلَ ـ قاعسَ :

Tembellik, üşengeçlik, üşengenlik

8ـ قرّر ـ صمّمَ ـ حزم أمراً :

Karar vermek

9ـ تمارضَ ـ  تظاهرَ بالمرض:

Hata gibi göstermek

10ـ تّماوتَ ـ تظاهرَ بالموت

Ölü gibi göstermek

11ـ عُرض البحر ـ وسط البحر :

Denizin ortası

12ـ زوّدَ ـ أمدَّ ـ أعطى :

Vermek, yardım etmek

13ـ ذهبَ ـ إنطلقَ ـ مشى ـ سارَ ـ راحَ ـ إنصرفَ :

Gitmek, ayrılmak

14ـ ضارٌّ ـ مؤذي :

Zararlı

15ـ مُبيد ـ قاتل ـ فتّاك :

Öldürücü

16ـ عِناية ـ رِعاية ـ إهتمام :

Önem vermek

17ـ عطف ـ شَفقة ـ رَحمة ـ رأفة ـ حنان ـ رِفق :

Merhamet, şefkat

18ـ كثير ـ وافر ـ عَميم ـ غَزير ـ هائل :

Çok, bol

19ـ خافَ ـ جزِعَ ـ  خشيَِ ـ ذعُرَ ـ فزِعَ ـ رَهبَ ـ جبُنَ :

Korkmak, ürkmek

20ـ اَنٍ ـ وقتٍ ـ زَمانٍ :

Zaman, an

21ـ سَلب ـ سَرقَ ـ غصبَ ـ نَهبَ ـ اِختلس ـ نشل (نشّال):

Çaldı, kaptı, alı koydu

22ـ رُتبة ـ دّرجة ـ مَنصِب ـ وظيفة ـ مقام :

Rütbe, derece

23ـ اَدرك (إدراك)ـ عًلِم (عِلمٌ)ـ فََهِم (فَهمٌ)ـ عَرفَ (معرفة) ـ دَرى :

Bildi, anladı

24ـ طَار ـ حَلق :

Uçtu, havalandı

25ـ  سخِر (ساخر) ـ هزيء (هازيء):

Alay etmek (alaycı)

26ـ عَان (يعاني) ـ  قاسَ (يقاسي) :

Zorluk veya çile çekmek

27ـ حلّ (عندك) ـ نزل ـ أقام ـ سكن :

Kalmak, İkamet etmek

28ـ تَرك ـ تخلّى عن ـ غَادر ـ هَجر :

Ayrıldı, terketti

29ـ عَاد ـ رَجع :

Döndü

30ـ نَجدة ـ مُساعدة ـ مُعاونة ـ مُاصرة ـ مُؤازرة :

Yardım etmek, desteklemek

31ـ عَينة ـ نَموذج ـ نَمونة :

Model, örnek

32ـ دَهش ـ تعجّب ـ إستغرب ـ تحيّر :

Şaşırmak

33ـ جسور ـ جَريء ـ شُجاع ـ غَيور :

Yiğit, cesur

34ـ ثبات ـ عَزم ـ قرار ـ حزم ـ إصرار في الرأي :

Azimlilik, kararlılık

35ـ اَحلام ـ خَيال ـ خَواطر ـ رُؤية :

Hayal, rüya

36ـ اَذِنَ ـ سَمحَ ـ رخّص ـ أجاز  ـ قبل :

İzin vermek, kabul etmek

37ـ ظنٌّ ـ رِيبٌ ـ توهم ـ شكّ ـ اِعتقاد :

Zan etmek, şüphelenmek

 38ـ اِختفى ـ اِحتجب ـ غَاب عن ـ اِستتر :

Gizlenmek, örtünmek, gözden kayıp olmak

39ـ وَجد ـ عَثر ـ لَقي :

Bulmak

40ـ سقط ـ وقع :

Düşmek

41ـ ضَاعَ ـ فُقد ـ تاه ـ لم يعثر على :

Kayıp olmak, bulunmamak

42ـ جاف ـ يابس ـ ناشف :

Kuru

43ـ نما ـ كبُر ـ ترعرع ـ نشأ :

Büyüdü, yetişti

44ـ شَرع ـ نشأ ـ بدأ ـ إبتدأ :

Başlamak

45ـ جَميل ـ نَضير ـ حَسن الوجه ـ وَظيء ـ مليح ـ بهي :

Güzel, şık

46ـ مُلتهبة ـ مُستعرة ـ مُشتعلة ـ مُستحرقة:

Alevlenmek, yanmak

47ـ سُور ـ سِياج ـ حِصن ـ قلعة :

Sur, Çeper

48ـ بُشرى ـ مُفاجئة :

Müjde

49ـ غَيم ـ سحاب :

Bulut

50ـ قديم ـ عتيق :

Eski

51ـ مِخدّة ـ وِسادة :

Yastık

52ـ مَريض ـ عَليل ـ سَقيم :

Hasta

53ـ قَوم ـ مِلّة ـ اُمّة ـ جماعة ـ شيعة ـ قبيلة :

Millet, halk, gurup

54ـ عائلة ـ أُسرة :

Aile

55ـ خُبز ـ رغيف ـ عيش :

Ekmek

56ـ جلسَ ـ قعدَ :

Oturmak

57ـ مَيّزَ ـ فرّق :

Ayırmak

58ـ جهّز ـ حَضرَ ـ أعدّ ـ هيّأ :

Hazırlamak

59ـ إنتفع ـ إستفاد :

Faydalanmak

60ـ حضر ـ قَدِمَ ـ جاءَ ـ أتى :

Gelmek

61ـ دوّن ـ سَجّل ـ قيّد ـ كتب :

Yazmak, kayıt etmek

62ـ برز ـ ظهر ـ خَرج ـ طلع ـ بان :

Çıkmak, görünmek

63ـ نظيف ـ نَقي ـ طاهر ـ زكي :

Temiz, saf

64ـ وفد ـ رسول ـ مندوب ـ ممثل :

Elçi, delege

65ـ اِيئتِ ـ تعالَ ـ هلّم ـ جِيء :

Gel

66ـ أساس ـ قاعدة ـ رَكيزة :

Temel, esas

67ـ اَكّد ـ حذّر ـ ايقن ـ أيقظ :

İkaz etmek

68 ـ عظيم ـ كبير :

Büyük

69ـ جامد ـ صلب ـ صَلد :

Sert

70ـ حَكم ـ قضى ـ فصل :

Hükmetmek

71ـ اَعتق ـ أطلق ـ اَذِن له :

Serbest bırakmak

72ـ أغلال ـ قيود ـ حبس ـ سِجن ـ اَسر :

kelepçe vurmak, esir almak, hapsetmek

73ـ ظُلم ـ بَطش ـ غَدر ـ عَذّب :

Zulmetmek

74ـ مكر ـ خِداع ـ حِيل ـ غَش ـ كيد ـ مكر :

Aldatmak, hile yapmak, kandırmak

75ـ فرح ـ سُرور ـ غِبطة ـ بهجة ـ اِنشراح ـ حُبور :

Sevinmek, mutlu olmak

76ـ جابه ـ صدّ ـ قاوم ـ دافع ـ تحدّى :

Savunmak, direnmek

77ـ مأكل ـ طعام ـ غِذاء ـ قُوت ـ مؤن ـ زاد :

Yiyecek

78ـ بخيل ـ شَحيح ـ مسّاك ـ يابس ـ نَكِد ـ اَصلد :

Cimrilik

79ـ ثارت الحرب ـ نشبت الحرب ـ اِنلعت الحرب ـ اِشتعلت الحرب ـ هاجت الحرب :

Savaşın başlaması

80ـ  اَبيض ـ ناصع ـ وضّاح ـ اَغر ـ اَبلج :

Beyaz, ak

81ـ حكّ ـ فرّك ـ دَعّك ـ ـ دَلّك :

Mesaj yapmak

82ـ نجح ـ اَفلحَ ـ توفّق :

Başarlı olmak

83ـ فطن ـ عاقل ـ ذكي ـ قوي الذّاكرة :

Akıllı, zeki

84ـ قِيم ـ اَخلاق ـ مُثل عُليا ـ مباديء :

Ahlaklı, değerli

85ـ عَلا ـ سَما ـ كَبُر ـ عَظم ـ اِرتفع :

Yücelmek, büyümek

86ـ شِرعة ـ طَريق ـ سَبيل ـ نهج ـ مَنسك :

Yol, mezhep

87ـ صَعب ـ عَسير ـ شَاق :

Zor

88ـ قصّاب ـ جزّار ـ لحّام :

Kasap

89ـ مدينة ـ مُحافظة ـ لِواء ـ بلدة :

Şehir

90ـ صديق ـ زَميل رَفيق ـ صاحِب ـ خَليل ـ اَنيس ـ عَشير ـ سَمير ـ نديم :

Arkadaş, yoldaş

91ـ عالج ـ داوى ـ طبّب :

Tedavi etmek

92ـ واضح ـ بيّن ـ صَريح ـ جَلي ـ معروف :

Açık, belli

93ـ نُور ـ ضِياء ـ نِبراس ـ مِصباح :

Işık, aydınlık

94ـ مُناجاة ـ مُحادثة ـ تكلّم ـ دُعاء :

Konuşmak

95ـ هرب ـ فرّ ـ ركض ـ جرى ـ عدّا :

Kaçmak, Koşmak

96ـ ظهرَ ـ تجلّى ـ اِنكشف ـ تبيّن :

Görülmek, ortaya çıkmak

97ـ صَان ـ حمى ـ حافظ ـ وقى :

Korunmak

98ـ سَيل ـ فيضان :

Sel

99ـ شمسيّة ـ مِظلّة ـ مطرية :

Şemsiye

100ـ هجم ـ أقتحم :

Saldırmak

101ـ سكّر ـ غَلق ـ سَدّ :

Kapamak

102ـ معركة ـ غزوة ـ حرب ـ وَغى ـ هيجا ـ واقعة :

Savaş

103ـ رجا ـ تمنى ـ طلبَ ـ  أراد ـ ودّ :

İstemek, dilemek

104ـ غاية ـ هدف ـ غرض :

Amaç

105ـ قاسي ـ غليظ ـ خشن ـ فظ :

Sert, kaba

106ـ كريم ـ سخي ـ جواد ـ مِعطاء :

Cömert, eli açık

107ـ لبث ـ مكث ـ خلد ـ بقى :

Kalmak, yatmak

108ـ منزل ـ بيت ـ دار ـ مسكن :

Ev

109ـ ناعم ـ هشيم ـ لين ـ طري :

Yumuşak, kırılkan

110ـ وعد ـ عهد ـ عقد ـ وثق :

Söz vermek, anlaşmak

111ـ نبع ـ عين ـ ينبوع :

Kuyu suyu, memba

112ـ خشوع ـ خضوع ـ طاعة :

Alçak gönüllü, itaat

113ـ لعب ـ  تسلي ـ لهوـ عبث :

Oynamak, eğlenmek

114ـ دفاع ـ مقاومة ـ صد ـ مُجابهة :

Karşı koymak, direnmek

115ـ ذنب ـ اِثم ـ جُرم ـ مَعصية ـ حِنث :

Suç, günah

116ـ ذهاب ـ اِنطلاق ـ اِنصراف ـ مُغادرة ـ رَواح :

Gitmek, ayrılmak

117ـ أذاع ـ نشر ـ أعلن :

Yaymak, bildirmek

 

 

 

 

 الفروق في مترادفات الكلمات

Eş anlamlı kelimelerin farkları

 

I-İZİN VEYA MÜSAADE ALMAK:

A) الإذنُ ،أذِنَ ب : İzin, müsaade, icâzet. Bir şey için izin vermek.

 (إستأذنَ ب)  şeklinde gelirse izin istemek için kullanılır.

ـ أذِنَ الوالدُ لولدهِ في السّفر إلى المصيفِ .Baba oğluna tatile gitmesi için izin verdi.

B)  السّماحةُ، المَسموحُ ،سَمَح ل، ب  َ : Hoşgörülülük, gönülden vermek,

 yumuşak karşılamak.      ضدّهُ المَنعُ أو الممنوع.

ـ سَمحتُ لهُ بالخروج من الصّفِ.

Onun sınıftan çıkmasını yumuşak karşıladım.

C) الرُّخصةُ ،رَخصَ : İzin vermek, yetkili kılmak. Yapılması mümkün olan bir işin açılması, izin alınması ve bir belgenin elde edilmesi için kullanılır.

ـ أخذ المريضُ الرّخصةَ من الطّبيبِ.                    Hasta doktordan izin aldı.

D)  الإجازةُ ، أجازَ ل :   Ruhsat/ izin vermek, bir şeyi tasvip etmek. Bir yerden izin veya ruhsat almak veya vermek.

الإجازةُ İle birlikte (المرضيّة) Kullanıldığında, hasta rapor için

 kullanılır.

ـ أجازَ الله علينا المسحَ على الخُفِّ.

Allah üzerine mesh etmemize izin verdi.

ـ أعطى المديرُ للعاملِ الإجازةَ السّنويّة .

Müdür işçiye yıllık izin verdi.

ـ أخذتُ الإجازة المرضّية &

Yorum (yok) Yorum yaz!

Arapça�da cümleler ve kuruluş yollarının özeti


13/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

 

Arapçada cümleler ve kuruluş yollarının özeti

إضغط هنا معلومات مفصلة detaylı bilgi burada

 

 

Not: Bu konuyu, Türkçesiyle birlikte,  daha kapsamlı bir şekilde öğrenmek istersen, web ten detaylısına müracaat ediniz (Arp dilinde cümleler ve kuruluş yolları).

 

 Arapça grameri dört şekilde ele alınabilir 

 يُمكن إستعمال القواعد العربية بأربعة أشكال

1-Normal olarak kullanılan (Ana) Kurallar:

           (القواعد الأساسية في العربية)

2-Az kullanılan (Caiz olan) Kurallar:(الجوائز في العربية)       

3-Nadir kullanılan (İstisna) kurallar:(الإستثناءات في العربية) 

4-Kural dışı olanlar (Kullanılması mümkün olmayanlar):

            (ما لايجوز إستعماله في العربية)

 Örnek:المثال

 

ـ كَانَ طَعَامُكَ أكِلاً زّيدٌ ( زَيدٌ آكِلاً). الخطأ Yanlış kullanım

ـ كان زَيدٌ أكِلاً طَعامُك. الأصح Doğrusu

 

Aşağıda kullandığımız konular �ana kurallardır�.

 

جُمَلُ الأفعَال :Fiil Cümleleri

 

1ـ فِعْلٌ (مَعلُوم) Etken Fiil + [فَاعِلٌ] Fâil:

ذَهبَ الأستاذُ إلى بغدادَ./ إلى بغدادَ ذَهبَ الأستاذُ./ ذهبَ إلى بغدادَ الأستاذُ./ كَفى بالله شهيداً./

 ما جَاءَنا من بشير./ يَسرّني أنْ تنجحَ./ نعمَ العبدُ أيوّبُ./ بِئسَ الطّالب أحمدُ.

ـ فِعْلٌ (مَجهُول)Edilgen Fiil + [نَائِب فَاعِلٌ] Naibi Fail:

فُتحَ البابُ./ كُسي الفقيرُ ثوباً./ سُلّمَ على أحمدَ.

ـ [أدَاةٌ] + Edat فِعْلٌFiil + فَاعِلٌFâil :

إنْ تجتهدْ تنجحْ./ مّنْ يطلب يجِدْ./ لمْ يَقُمْ أحمدُ./لا تكذِبْ./ لن يُفلحَ الكاذبونَ./ حتى يأتيَ أخي.

 

2ـ فِعْلٌFiil + فَاعِلٌFail + [مَفعُولٌ بهِ] Mefûl bih:

ضَربَ مُحمدٌ زيداً./ كتبَ الرّسالةَ./ أكلتُ التّفاحةَ.

ويأتي  المفعول أيضاً مع ضَمير مُنْفَصِل ومُتّصِل:

Mefûl bih Ayrı ve bitişik zamir olarak gelebilir.

ـ هَداكَ الُله ـ إيّاكَ نعبُدُ./  كذلك يُستعمل مع الإختصاص والتّحذير والإغْرَاء والمُنادى.

İhtisas, Tahzir, İğra ve Münada konularda da kullanılabilir.

 

3ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ مَفعُولٌ بهِ أوّلMefûl bih-1+ [مَفعُولٌ بهِ ثانِ] Mefûl bih-2: (ظنّ

 وأخواتها):

جَعَل الأستاذُ الدّرسَ سَهلاً./ إتّخذَ الله إبراهيمَ خليلاً.

ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ مَفعُولٌ بهِ أوّل+ مَفعُولٌ بهِ ثانِ+ [مَفعُولٌ بهِ ثَالِث] Mefûl bih-3 :

أعْلَمتُهُ الدّرسَ مُفيداً./ أُريَ اللهُ العبادَ أيّوبَ صبراً.

 

4ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ [مَفعُولٌ مُطلَق] Mefûl mutlak  : (يأتي كَمَصدر):Masdar olarak gelir.

فتحتُ البابَ فتحاً./ إلتفتُ إلتفاتةَ الأسدِ./ دقّ السّاعةُ دقّتينِ.

 وهناك نائِب مَفعُولٌ مُطلق:   مثلاً

Birde Naibi Mefûl mutlak vardır.  Örneğin

ـ تكلّمَ كلاماً./لا تَمِيلوا كُلّ المَيلِ./ ضَربتُهُ ثلاثَ ضرباتٍ./مَهما تقف أقفْ./ قُمتُ وقوفاً.

ويَجُوز حَذفُ عَامِل  المَفعُولٌ المُطلَق:

M. Mutlak ın amilini kullanılmaması mümkündür.

ـ شُكراً./ سَمعاً وطَاعةً./ تعساً لحظّكَ./ سُبحان الله.

 

5ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ [مَفعُولٌ فيهِ] Mefûl fih: (يأتي كَظَرف)(Zarf olarak gelir ):

 مَشيتُ مِيلاً./ سَافرتُ ليلاً.

 

6ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ [مَفعُولٌ لأجلهِ] Mefûl lieclih: (يأتي كمصدر):

(Masdar olarak gelir)

 قُمتُ إحتراماً./ .. أهلاً وسهلاً ./ .. شُكراً.

 

7ـ فِعْلٌ + فَاعِلٌ+ واو المعيّة+ [مَفعُولٌ معهُ] Mefûl maah: (يأتي كإسم):

(İsim olarak gelir)

 مَشى التّلميذُ والطّريقَ./ لا تفرحْ بالبيعِ والخسارةَ.

 

8ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ+ [حَال] Hâl: (يأتي الحالُ كصفة حقيقيّة أوسببيّة وهي مشبّهة بإسم الفَاعِلٌ لمجرد

  الفِعْلٌ أو مزيدهُ):

Hâl gerçek sıfat veya sebebini bildiren sıfat şeklinde gelir.

 

ـ قرأتُ القُرآنَ جهراً./ نام الطّفلُ باكياً./ جاء زيدٌ مُنطلقاً / جئتُ وأنا راكبٌ الحافلةَ./ وقفَ الخطيبُ يتكلّمُ.

 

9ـ فِعْلٌ+ فَاعِلٌ أو مَفعُولٌ بهِ (مُميّز)+ [تمييز] Temiz:

طَابَ أحمدُ نفساً./ زَرعتُ الوَردَ في الحديقةِ./ أنا أكثرُ منكَ مالاً./   زَادَ الرّجُلُ عِلماً./ إشتعلَ الرّأسُ شيباً./ لهُ شِبرٌ أرضاً. وهناك إعراب الأعداد مع التّمييز:

ـ فِعْلٌ أو مع فَاعِلٌ + [العدد] Sayı (إعرابهُ حسب موقعهِ من الجملة)  + [المعدود] Sayılan (إعرابهُ يكون تمييز) (İrabı Temiz olarak gelir) :

عَادَ التّسعةُ والتّسعونَ تلميذاً./ إشتريتُ ثلاثةَ كُتبٍ./ مررتُ بِخمسةَ عشَرَ رجُلاً.

ـ فِعْلٌ وفَاعِلٌ أو إسم  Fiil veya isim+ المعدود Sayılan (إعرابُهُ حسب موقعهِ من الجُملة) + العدد    Sayı   (إعرابُهُ خَبَرٌ أو صِفَةٌ)(İrabı Haber veya sıfat gelir) :

هذا وَاحِدٌ./ أكلتُ تُفّاحةً واحدةً./ إشتريتُ كتابينِ إثنينِ.

 

10ـ فِعْلٌ + فَاعِلٌ (مُستثنى منهُ)  Müstesna minh+ أداة إستثناء  İstisna edatı+ [مُستثنى]Müstesna :

جاء الطّلابُ إلاّ نفساً./ ما جاءَ القومُ غيرُ سعيدٍ./  ما قامَ إلاّ زيدٌ.

 

11ـ [فِعْلٌا التّنازع]Tenazû Fiiller  + فَاعِلٌFâil :

Not: İki fiil arasında uyuşmazlık, çelişkilik veya farklık teşkil eder)

(المَعطُوف يَكون مُنَاقِضَاً مُتَنافِراً للأوّلِ)

ـ قاَموا (قامَ) وقعدَ سَليمٌ./ زُرتُ وحادثتُ عُمراً./ أمنتُ وإستعنتُ بالله./ حادثني وحادثتُ سليماً.

 

12ـ [أفِعْلٌ التّعجب] Şaşma fiiller(ما أفِعْلٌ ، أفِعْلٌ ب) + إسم (مَفعُولٌ بهِ)Mef'ûl bih :

ـ مَا أسْعَدَ المؤمنَ./ أفرِحْ بالنّاجحِ.

 

جُمَلُ الأسْمَاء : İsim Cümleleri        

1ـ إسم [مُبتدأ]Mubteda + إسم [خَبَر] Haber:

ـ محمّدٌ طالبٌ./ القائدُ شُجاعٌ./ هذا أخي./ الأستاذُ ذاهِبٌ إلى بغدادَ./ بغدادُ ذاهِبٌ إليها الأستاذُ./ بغدادُ ذُهِبَ إليها./ بغدادُ مذهوبٌ إليها.

ـ والمبتدأ كذلك يأتي :  Mubteda şu şeklide de gelebilir 

(جُملة أو مَصدَر مؤوّل أو مَعَ حَرفِ جَر زَائِد أو مَصدراً أو إسماً مُشّبهاً  بالفِعْلٌ) ويكون (خَبرُها سَدّ مَسدّ الخَبر): مثال على ذلك:

(Cümle, Müevvel Masdar, Masdar, Zaid cer ve isim müşbbeh ile gelebilir) ve  Haberi de sedde mesedde el-Haber şeklinde irabı yapılır)

الّذي تأتونهُ من خَير فهو ذُخرٌ لكم./ كُلّ مَن يأتيني فلهُ دينارٌ./ وأن تصوموا خيرٌ لكم./ هل من خَالِقٍ غيرُ الله./ بِحسْبِك درهمُ./ أحافِظٌ أنتَ درسَكَ؟/.أ صائمٌ أنتما؟  إعراب  أنتما: خبر سـدّ مسـدّ الخبر.

ـ والخَبر كذلك يأتي جملة فِعْلٌية أو شبه جُملة:

Haber ise Fiil Cümlesi Veya Şibih Cümle şeklinde de gelir

 الأستاذُ في الذّهابِ إلى بغدادَ./ الكتابُ فوقَ المنضدةِ./ الأستاذُ ذهبَ./ بغدادُ ذهبَ إليها الأستاذُ./ بغدادُ الأستاذُ ذهبَ./ بغدادُ أنا ذاهِبٌ إليها.

 

2ـ [أداة] Edat+ إسم (إسم لأداة) İsmi+ إسم [خبرها] Haberi:

كانَ اللهُ غفوراً رحيماً./ إنّ اللهَ غفورٌ رحيمٌ./ عسى اللهُ أنْ يغفرَ./ كادَ النّهرُ ينقضي./ ليس (ما) الطّالبُ مجتهداً./ لا إلهَ إلاّ الله.

 

3ـ إسم [خَبر] عديدة منها ظرف أو شبه جملة أو جملة مُضافHaber  + إسم [مُبتدأ] Mubteda  :

ـ مَنْ أنتَ؟./ كّيفَ حالُكَ؟ / عندي قلمٌ./ في البيتِ رجُلٌ./ نِعمَ الفضيلةُ الصّدقُ./ بئسَ الخُلقُ الكَذِبُ./  في المَدرَسَةِ تلاميذُها.

 

4ـ إسم  [مشغول عنهُ] Meşgûlün anh+ فِعْلٌ (مشغول) Meşgul لضّمير المتّصل (مشغول بهِ) Meşgul bih:

 (هل)عليّاً رأيتُهُ؟./ خالداً أكرمتْ عُمراً./ كتابُكَ قرأتُهُ. /العَملُ أتقنتُهُ.

 Ötre ile gelirse Mubteda, Fetha (Ustun) olarak gelirse Mefûl bih olur.

 

5ـ إسم (مُضَاف)Muzâf (Tamlanan) +إسم [مُضَاف إليه]

Muzâf un ileyh (Tamlayan):

ـ رَجُلٌ جميلُ الأخلاقِ./ هذا كِتابُ الأستاذِ./ بابُ بيتٍ./ خاتمُ فِضّةٍ.

 

6ـ أداة نداء

Yorum (yok) Yorum yaz!

Arapçada Seçilmiş Konuların Tercümesi


13/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM


ترجمة النّصوص المختارة في اللّغة العربية 

Arapçada Seçilmiş Konuların Tercümesi

 

1-HAYATINI ANLAT

 

       Ben Türkiye�den Muhammed Fatih. 1982�de Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara�da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi 1990 yılında orada tamamladım. Liseyi İstanbul�da İmam-Hatip�te okudum ve 1993�te bitirdim. Ben, İstanbul�u, turistik ve ticari şehir olması ve İslami müzelerle ve eski tarihi eserlerle meşhur olmasından dolayı sevdim.

Sonra üniversiteye giriş sınavına girdim ve Hitit Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesini kazandım. Bu benim ilk tercihimdi. Çünkü ben, dini yönden toplumuma faydalı olmak için Arap Dili ve İslamî İlimleri öğrenmek istiyordum.

Fakültede, tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, tasavvuf, İslam tarihi vb. tüm İslam bilimlerini öğreniyoruz. Bununla birlikte, sosyoloji, psikoloji, felsefe ve eğitim bilimlerini öğreniyoruz. Dillerden ise: Türk, Arap, İngiliz Dili ve Edebiyatını öğreniyoruz. Ayrıca bilgisayar, müzik ve özellikle tasavvuf müziği derslerini alıyoruz.

Babam PTT�de çalışan bir memurdur. Annem ev hanımıdır. Benim üç erkek, iki kız kardeşim var ve hepsi Türk okullarında öğrenciler. Benim amcaların, halalarım, dayılarım, teyzelerim, dedem, ninem, kayın pederim, kayın validem, damadım ve gelinim var. Ben onları severim, onlar da beni severler. Ben şu anda -Mimarsinan mah. Fevzi çakmak cad- Apt No: 44/5- Çorum şehrinde ikamet etmekteyim. Boş vakitlerde okumak, şiir yazmak, spor yapmak, resim yapmak ve müzik dinlemek gibi hobilerimi yaparak geçiririm.

Hafta sonları ve tatil günlerinde, futbol, voleybol, basketbol ve masa tenisi gibi bazı oyunlar oynamak için kulüp sahasına giderim. Bazen de arkadaşlarımla veya ailemle birlikte rahatlamak için turistik yerlere giderim veya arkadaşlarımın ve akrabalarımın sıhhatlerini sormak için ziyaret ederim. Çünkü insan bu ziyaretlerle kardeşlik ve akrabalık bağlarını güçlendirir ve bununla birlikte insan psikolojik yönden rahatlık hisseder ve yalnızlıktan uzak olur.

 

2-SABAHTAN AKŞAMA KADAR VAKTİNİ NASIL GEÇİRİRSİN

 

         Sabah erkenden uyanırım, yatağımdan kalkarım ve ellerimi ve yüzümü yıkamak için lavaboya giderim. Sonra abdest alırım ve sabah namazını, iki rekât farz, iki rekât sünnet olmak üzere, kılarım. Sonra imkân dâhilinde Kuran�dan bazı ayetler okurum. Sonra kahvaltıya otururum, bir bardak çay ile ekmek, peynir, zeytin, tereyağı ve baldan biraz alırım. Kahvaltı bittikten sonra kalkar çantamı ve kitaplarımı hazırlarım sonra okul elbiselerimi giyerim ve evden çıkar, otobüs durağına giderim ve otobüsün gelmesini beklerim ve otobüs geldiğinde ona binerim. Ya boş bir oturağa otururum ya da ayakta duranlara ayrılan yerde ayakta dururum. Fakülteye yakın durağa ulaşınca, inerim ve yürüyerek fakülteye giderim. Sınıfa girerim ve arkadaşlarıma selam veririm ondan sonra sessizce sıraya otururum ve öğretmenin gelmesini beklerim. Öğretmen gelince dersi iyi anlamak için onu dikkatlice dinlerim. Her öğretmenin dersi bittiğinde, 10 dakikalığına teneffüse çıkarız.

Bana gelince; ya arkadaşlarımla birlikte çay içmek ve televizyon izlemek için fakültenin kantinine giderim ya da kitap okumak için fakültenin kütüphanesine giderim veya internete girmek için bilgisayar odasına giderim. Öğle tatilinde ise öğle namazını vaktinde ve cemaatle beraber, fakültenin mescidinde kılarım. Sonra fakültenin yemekhanesine giderim ve öğle yemeğinde: Çorba, tavuk, kebap, pirinç, fasulye, patates, nohut, salata, tatlı v.b. yemekler yerim.

 Dersler bitince ya otobüsle ya da yürüyerek eve dönerim. Bazen giderken, evin bazı ihtiyaçlarını satın almak için çarşıya veya mahallenin bakkalına uğrarım. Eve ulaştığımda (okul) elbiselerimi çıkarırım ve gece elbiselerimi giyerim ve kalan namazları, ikindi, akşam ve yatsı, vakitlerinde kılarım. Akşamleyin derslerimi okurum ve günlük ödevlerimi hazırlarım. Çünkü ben bu günün işini yarına bırakmayı sevmem. Derslerim birikince sınavlara hazırlanmam zorlaşır ve başarısız olurum. Ben, hayatta daima başarıyı severim, ondan dolayı her gün hassasiyetle çalışır ve görev ve ödevlerimi yaparım. Akşamleyin acıkırsam midemin bozulmaması ve hastalanmamam için; sandviç ve susuz yemekler yerim. Sonra biraz dinlenirim veya televizyon ekranından, ilmî, dinî, siyasî, ekonomi, sağlık, sportif v.b. güzel programlar izlerim. Uyku saati gelince erkenden ve dinç olarak uyanmak için uyurum.

 

3-BOĞULAN BİR ÇOCUK

 

         Salim yüzmede iyi değildi. Bir gün denize gitmek için arkadaşı Halil�le anlaştılar. O ikisi orada yüzen birçok çocuk gördüler. Elbiselerini çıkardılar ve yüzmeye indiler. Biraz sonra Salim boğulmaya başladı, arkadaşı Halil�in onu kurtarmaya gücü yetmedi. Ancak, denizin kıyısında gezen bir adamdan yardım istedi. Adam onlara yöneldi ve onlarla sert konuşmaya başladı. Bunun üzerine Halil şöyle dedi: Be hey adam! Önce onu boğulmaktan kurtar sonra istediğini söyle.

 

4-BİRLİK KUVVETTİR

 

            Âlimlerden biri ölmeden önce çocuklarını çağırdı ve onlarla sakince konuşmaya başladı. Sonra onlara bir deste değnek hazırlamalarını emretti. Çocukları onun isteğini yerine getirdiklerinde, değneklerin demetini, kırmalarını istedi ve onlardan hiçbiri onu kıramadı. Bunun üzerine onları birbirinden ayırdı ve onlardan değnekleri teker teker kırmalarını, her birinden istedi. Bu konuda onlardan hiç biri zorluk çekmedi. O anda çocuklarına şöyle dedi: Her zaman böyle olun, birlik olduğunuz zaman güçlü olursunuz, ayrılığa düştüğünüz zaman zayıf olursunuz. İslam bize,  ayrılık ve taassubu değil, birliği emrediyor. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyuruyor: �Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; ayrılığa düşmeyin.� Birde şöyle buyuruyor: �İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın.�

 

5-FİLM

 

          Dün gece bir arkadaşımla, işsizliği ve işsizliğin diğer sosyal problemlerle ilişkisini ele alan yeni bir Amerikan filmini izlemek için sinemaya gittim.

Filmin hikâyesinde; Newyork yakınlarındaki bir bölgede, ekonomik durum, pek çok kimsenin işlerini yitirmesini gerekli kılar. Bunlar arasında Richard Fisher adında elli yaşlarında birisi de bulunur. Fisher�in, üniversitede ticaret eğitimi gören bir oğlu ve en küçükleri sekiz yaşında üç kız çocuğu vardır.

Bay Fisher bölgedeki şirketlere çok sayıda dilekçe sunar, ancak bir iş elde etmede başarılı olamaz. Eşi tanınmış bir bankada iş bulur. Böylece aile anneye bağlı hale gelir. Genellikle kadının yaptığı ev işlerini erkek yapmaya başlar. Bu durumun Bay Fisher üzerinde kötü etkisi olur. Kısa süre sonra hanım da işini kaybeder. Bu da ailenin tamamı üzerinde olumsuz etki yapar.

Film, işsizliğin doğurduğu problemleri ortaya koymakta ve onları belirtmektedir. Ailenin, özellikle erkeğin, topluma baş kaldırmasıyla, işsizlik arasında bağ kurmaktadır.

 

6-İNSANLIK MEDENİYETİNDE İSLAM MEDENİYETİNİN ETKİSİ

 

         İslam�dan önce çeşitli medeniyetler oluşturuldu sonra bu medeniyetler geriledi ve yok oldu. Âlimlerin yazdığı kitaplar zayi oldu. Altıncı asır geldiğinde, İslam ortaya çıktı. İslam Medeniyeti, eski dünyada oluşturulan üç kıtanın ortasında kuruldu.  Çin, Hint, Mısır, Yunan Roma ve Farslarının kültürlerinin özeti, tek bir devletin çatısı altında toplandı. O, İslam devletidir.

Sonra bu emaneti en güzel şekilde eda etti. Bilindiği gibi İslam Medeniyeti ortaya çıktığında var olan hiçbir şeyi yıkmadı, bilakis yıkılan ve dökülen binaları tamir etti ve onun üzerine eklemeler yaptı. Miladi altıncı yy�dan yirminci yy�a kadar direkt veya dolaylı olarak İslam Medeniyetinden alınanlar dışında yeni bir eser ortaya çıkmadı.

Eski devirden beri Arap ve Müslümanlar dünyadaki uzak beldelere ulaştılar. Kendileriyle beraber Arap ve İslam Medeniyetini, İtalya�nın, Fransa�nın ve İspanya�nın bazı şehirlerine taşıdılar. Bu güne kadar Arap ve İslam Medeniyetinin kalıntıları duruyor. Bu eserler Arap ve İslam isimlerini taşıyorlar. Biz şu anda İslam ve Arap Medeniyetinin gerçek yüzünü, Sicilya, İspanya ve Fransa da görüyoruz. Modern Arap ilimleri, Arap ve İslam Medeniyetinin temelleri üzerinde kuruldu. Biz eski Arap Enstitülerinin ve diğer ilim merkezlerinin Bağdat ve Kurtuba�da olduklarını duyuyoruz. Bu merkezlerde Avrupa�dan birçok heyet yerleşti ve bu heyetler Avrupa�ya, tıp, astronomi, matematik, geometri, edebiyat, sanat vb. ilimleri, taşıdılar.

 

7-HZ.MUHAMMED(sav) BİN ABDULLAH BİN ABDULMUTTALİP

 

       O, Kureyş�in Beni Hâşim soyundandı. Ulu�l-�Azm (peygamberler)dendi ve Nebilerin ve Resullerin sonuncusuydu. Fil yılında rebiu�l-evvel ayının 12. pazartesi günü, Yemen kıralı Ebrehe�nin ordusunun kâbeyi yıkmak için fillerle saldırmasından elli gün sonra, Mekke�de doğdu.20 nisan 571  miladi yılında Allah onu kullarına yol gösterici ve rahmet olarak ve insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için gönderdi. Annesi Âmine b.Vehheb�tir. Babası O, doğmadan vefat etti. Dedesi Abdulmuttalib�in evinde yaşadı. Dedesi vefat edince amcası Ebutalib�le birlikte yaşadı. O küçükken koyun güttü. Kendi el işi ile kazancını sağladı. Amcası ile beraber ticaret yaptı. Sonra Hatice(anamızın) ticaretinde çalıştı. Sıdk ve güvenilirliğiyle tanındı. O, Hira dağında, Allah�a ibadet ederken, Kura�n-ı Kerim kendisine vahyedildi. Sonra Medine�ye hicret etti. Bu sırada Mekke yakınındaki Sevr mağarasında dostu Ebu Bekir (ra) ile beraber gizlendi. Onun peygamberliğini tasdik eden ilk kişi Hatice�nin amcası Varaka b. Nevfel�di. O(sav) amcası ile beraber Şam�a gidince, rahip Bahire�ye uğradılar. Onu görünce Onun, İncil�de beklenen peygamber olduğunu anladı. Onun daveti 610�632(m) seneleri arasında devam etti. (H) 11 rebiu�l- evvel ayının 12. pazartesi günü (miladi 632), veda haccını yaptıktan sonra,  vefat etti.

        Dini ve siyasi sebeplerden dolayı on iki hanımla evlendi, Hatice ve Ayşe ile evlenmesi müstesna. Hatice�den , Kasım, Abdullah, Fatma, Ümmü külsüm, Rukiye ve Zeynep, dünyaya geldi. Kıpti hanımı, Mariya�dan, İbrahim dünyaya geldi. Gençliğinde asla içki içmedi, puta tapmadı ve yalan söylemedi. Hemen hemen bütün savaşlara kendisi şahsen iştirak etti. Hatta Uhut Gazvesi�nde bir dişi kırılmıştı. Onun zamanında, Tağutlar ortaya çıktı: Kureyşin ileri gelenlerinden; Ebu Cehil ve Ebu Leheb, Fars Kralları�ndan, Kisra, kızı Buran, Firuz ve Rüstem, Rum kralları�ndan, Kral Kaysar ve Herkül, bunlarla mücadele etti ve bunları yendi. Hz. Muhammed (sav) bütün peygamberlerin mesleklerini icra etmiştir: Askeri ve siyasi komutanlığa ilave olarak mürebbilik, öğretmenlik, önderlik, müftülük, hâkimlik, maliyeci, doktorluk, ticaret, çobanlık ve devlet başkanlığı yaptı. Bununla beraber O, Medine Mescidinin yapımında çalıştı. Aynı şekilde yırtık ve söküklerini kendisi dikiyordu. Onu sevmek ve O�na itaat etmek farzdır. Bununla ilgili birçok ayet vardır. Onun için bizim onun hadislerini ve sözlerini ya Kura�n-ı Kerim ayetlerinden çıkarılmış, sözler, hükümler ve fetvalar olarak ilahi bir emir olarak alacağız ya da özellikle, askeri, siyasi, iktisadi, tıbbi, toplumsal ve adaba yönelik tavsiye olarak alacağız. Bilindiği gibi bunları yapmak sünnettir.

       Yüce Allah, Onu diğer insanlar gibi, fakirlik, yetim olarak büyümek, kavminin zulmüyle, kendisine ve hanımına iftira edilmesiyle, kendisine küfredilmesiyle, taşlanmasıyla, yurdunu terk edip Medine�ye ve Taif�e hicret etmekle, annesi ve amcalarının vefat etmesiyle ki, Ebu Talip, Hazma ve Hatice�nin vefatına çok üzülmüştü, bir de kendisi hayattayken altı çocuğunu kaybetmekle, iptila etmiştir.

 

8-HZ. EBU BEKİR ES-SIDDIK (RA)

 

        İslam�dan önce ismi, Atik bin Kuhafe idi. Müslüman olduktan sonra ismi Abdullah oldu. Fil yılından iki veya üç sene sonra doğdu. O Hz Muhammed (s.a.v.)�den yaklaşık olarak, iki yaş küçüktü. O, güvenilir, cömert, güzel ahlaklı ve güzel davranışlı olduğu için cahiliye döneminde seviliyordu. O asla içki içmedi ve putlara secde etmedi. Hz Muhammed (s.a.v.) insanları İslam'a davet edince, Ebu Bekir dışında birçoğu tereddüt etti. O,  büyük erkeklerde, Müslüman olan ilk kişidir. Hatice anamız, Müslüman olan ilk kadındır. Müslüman olan ilk çocuk ise, Ali b. Ebu Talip (ra) idi.

    İsra� ve mi�rac haberini tasdik ettiğinden dolayı Hz Muhammed (s.a.v.) Ebu Bekir�i �sıddık� olarak künyelendirdi. O (s.a.v.) gece Mekke�deki Mescidi Haram�dan, Kudüs�teki Mescidi Aksa�ya yürüdü, sonra oradan da semaya çıkarıldı. Ebubekir (ra) İslam için canı ve malı ile mücadele etti. Kureyş�ten bazı köleler, Bilal b.Rebah gibi, satın aldı ve serbest bıraktı. Tebük savaşında bütün malını bağışladı. Resul (s.a.v.) ile beraber Medine�ye hicret etti ki, kâfirler o ikisini öldürmek için, her yerde onları arıyordu. Sevr mağarasına gizlendiler.(İki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı hani onlar mağaradaydı o, arkadaşına: Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir).

    Resul (s.a.v.)�den sonra, sahabeler onu Müslümanlar için halife seçtiler. Miladi 632�634 yılları arsında hilafeti üstlendi. O adil bir halifeydi. Onun zamanında dinden dönenler ortaya çıktı. Onlara karşı savaştı ve onları yok etti. Yemame Savaşında, Usame b. Zeyd, onların başkanı Müseylime el-Kezzab�ı yendi ve savaşı kazandı. Bazıları İslam�a döndüler. Mürtetlerin çoğu bedeviydi. Dinden dönmelerinin sebebi, Beytü�l-Mal�a zekât vermemeleriydi. Onun zamanında Ömer (r.a.) isteği üzerine Kur�an cem edildi. Onun hilafeti döneminde, Yermek savaşında Halit b. Velit komutasında Şam ve Irak fethedilmeye başlandı. Huneyn savaşına da katıldı. O, Resul (s.a.v.)�in eşi Ayşe�nin babasıydı. Cennetle müjdelenen on sahabedendi. Medine�de (634) vefat etti.

 

9- HZ.ÖMER BİN HATTAB (RA)

 

      Mekke�de doğdu. Hz. Muhammed (sav)�in, İslam�a girmesi için, �Allahım! İki Ömer�den birini Müslüman yap� diye, kendisine dua ettiği kişidir. �Emiru�l-Mü�minin� diye lakaplandırılan ilk kişidir. Zeki olması, adil olması ve hakla batılın arasını ayırmasından dolayı �Faruk� lakabı da verilmiştir. Sahabiler Onu, Ebu Bekir�den sonra Müslümanlara halife olarak seçtiler.

     M.(634�644) yılları arasında halifelik görevini yaptı. Yermuk savaşını, Halid b.Velid ile başlayan birkaç savaşı, Amr b. el-As komutasında, Bizans ve Roma İmparatorluğuna karşı kazandı. Müsenna b el- Haris komutasında, Irak ikinci kez fethedildi. Sa�d b Ebi Vakkas komutasında, Kadisiye savaşını kazanarak Fars imparatorluğunu fethetti. Amr b. el-As komutasında, Kudüs�ü fethetti. Ömer b.Hattab Kudüs�ü bizzat kendisi barış yoluyla, Kudüs Patriği,Safer Vinyus�tan teslim aldı. Aynı şekilde, Amr b. el-As komutasında, Mısır�ı fethetti. Numan b. Mukarran komutasında, M.(642)�de, Arap ve Farslar arsındaki, Nihavent Savaşını kazandı. Bahsedilen savaşta, Numan b. Mukarran, şehit olunca, yerine, Huzeyfe b. el- Yemen geçti.

      Ordunun ve Ensarın maaşlarını ödemek için bir Divan inşa etti. Ayrıca Beytü�l- Mal Divanını da inşa etti. Başlangıcı, Miladi 622 yılına tekabül eden, Hicri Takvimi düzenledi. Yunanlara ait olan İskenderiye Kütüphanesini düzenledi. Onun zamanında, Arapça resmi dil olarak kabul edildi. Basra ve Kufe�yi şehir yaptı. Cennetle müjdelenen on sahabedendir. Firuz en-Nihavendi adında ve Ebu Lu�lu olarak bilinen Fârisî bir köle tarafından, kendisi namazdayken öldürüldü.

     Onun hakkında birçok kıssa ve rivayet vardır. Kadın ve Açlıktan Ağlayan Çocuklar, Halife Ömer Zamanında Hile Yaparak Süt Satan Kadın ve Kızın Hikâyesi. Ve meşhur sözü (Basra�nın en uzak yerinde bir koyun kaybolsa, Ömer�den sorulur.)

     Bir seferinde onu ağlarken görenler, neden ağladığını sorarlar, İslam�dan önce cahilliye döneminde kızını diri gömmesini hatırladığını ve kalbinin katı olduğunu ve yaptığı işten dolayı üzüldüğünü söyledi. Ve sözlerinde şunu söylerdi: �İki şeyi hatırladığımda, ilkine ağlar, ikincisine gülerim.� (İkincisi ise, putları helvadan yaptıktan sonra acıkınca onu yememizdir.) Hayatında dokuz kadınla evlendi. On iki çocuğu oldu. Altısı erkekti: Abdullah, Abdurrahman, Zeyd, Übeydullah, Asım ve İyaz idi. Kızları ise; Hafsa, Rukiye, Fatma, Safiye, Zeynep ve Ummu Velid idi. 

 

10-HZ. OSMAN BİN AFFAN (RA)

 

       Mekke�de doğdu. Kureyş�in Beni Ümeyye kabilesindendi ve Mekke-i Mükerreme�nin tacirlerindendi. Hz. Ebu Bekir sayesinde İslamiyeti kabul etti. Şura�da altı kişilik aday listesine, Osman, Ali, Zübeyir, Talha b. Ubeyd, Sa�d b.Ebi Vakkas ve Abdurrahman b. Avf, ismi konuldu. Hz Ömer�den sonra, hilafete getirildi. M.(644�656) yılları arasında halifelik görevini yaptı. Onun zamanında fetihler devam etti; Fars beldelerinden, Türk beldelerine ilerleyerek, Kostantin civarına kadar ulaştılar ve aynı şekilde, Kıbrıs adası, Fas, Cezayir, Libya, Tunus ve diğer Afrika ülkeleri fethedildi.

      Onun zamanında, Kur�an, sahifeler halinde, çoğaltılarak vilayetlere dağıtıldı. Tebük Savaşında büyük bir mal hibe etti. O cennetle müjdelenen on sahabeden biriydi. Hilafeti döneminde, Beni Ümeyye ile Kureyş arasındaki kinin ve ihtilafın hala devam ettiğini bilmeden akrabalarına dayanması, en bariz hatasıydı. Vilayetlere, Beni Ümeyye oğullarını vali olarak atadı ve Beytu�l- Mal�daki malları onlar için harcadı. Onun bir diğer hatası Ebu Zer el-Ğıffari�yi sürgün etmesiydi. Başka bir rivayete göre, Abdullah b. Ebi Sarh�ı azl edip, yerine Muhammed b. Ebu Bekir�i atamasıdır. Mevan b. Hakem�e bu konu ile ilgili bir yazı yazdırdı, fakat Mervan yazıyı ve mührü değiştirdi; yazısında, Muhammed b. Ebu Bekir�in öldürülmesi isteniyordu. Deniliyor ki, bu fitnenin başı Yemenli, Yahudi Abdullah b. Sebe�dir. Bunun sebebi de siyasi kriz çıkarmaktı. Hz. Osman, kendilerinden intikam alınması zor olsun diye, değişik kabilelerden şahıslar tarafından evinde, Kur�an okurken, öldürüldü.

     Hz peygamberi çok sevdiğinden ve aralarındaki sıla-i rahimin kaybolmaması için, Hz Muhammed�in iki kızı, Rukiye ve Ümmügülsüm ile evlendi. Bundan dolayı �Zi�n-Nureyn�(iki nur sahibi) diye lakaplandırıldı. O, Kur�an-ı Kerim�i iyi hıfzedenlerdendi. Peygamber efendimiz ve Melekler, ondan hayâ ediyordu.

 

11-HZ.ALİ BİN EBİ TALİB (RA)

 

     Mekke�de doğdu. Rasulullah (sav)�in amcasının oğlu ve damadıdır. Çünkü O�nun kızı Fatma ile evlendi. Hz Hatice�den sonra İslam�a giren ikinci kişidir. Çocuklardan ise, İslam�a giren ilk kişidir. Künyesi, �Ebu Turab� ve Zu�l-Fikar�dır. Ve annesi de, aslan gibi yiğit olduğu için, onu �Haydar-ı Kerrar� olarak isimlendirdi. O, âlim, fakih ve edipti. Girdiği ilk savaşların, Bedir, Uhut, Hendek ve Huneyn, kahramanlarından biriydi. Reşit halifelerin dördüncüsüydü. M(666�661) yılları arasında hilafet görevini yaptı. O, halife olmak istemedi, çünkü bu durumdan bıkmıştı. Fakat (Mısır, Irak, Şam vb. vilayetlerden gelen) heyetler onu halife olmaya zorladılar.

    Onun döneminde iki olay oldu: Cemel Vak�ası; Vaka, O�nunla, Talha, Zübeyr ve Ayşe arasında meydana geldi. Hz Ayşe�yi, önce esir etti sonra da serbest bıraktı. Basra�da savaş hemen sona erdi ve bu savaşta, bazı sahabiler şehit oldu. Sıffın savaşı; Onunla, Muaviye arasında meydana geldi. Savaş, tahkime gitme kararıyla, sona erdi. O namazda iken, Şeybe adında bir şahıs vurulur, fakat isabet etmiyor ve harici olan, Abdurrahman b. Melcem tarafından öldürülüyor. Kuran�da Ondan şöyle bahsedilir: �Allah rızasını kazanmak için, miskinlere, yetimlere ve esirlere yemek yedirirler.� Rasulullah da onun hakkında şöyle buyurdu: �Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır.� Küçük olmasına rağmen, Hendek Savaşında düşmanların komutanı ile savaştı ve onu öldürdü.

      Onun, Hz. Fatma�dan Cennetteki gençlerin efendisi olan,  iki çocuğu dünyaya geldi: Hasan ki, O, zehirlenerek öldürüldü ve Hüseyin, O da Kerbela�da şehit edildi. Ve diğer hanımlardan da 20 den fazla çocuğu vardı. Onun, Divanı ve Nehcu�l-Belağa�sı vardır ve ayrıca birçok hadis de rivayet etmiştir.

 

12- İBİN-İ SİNA

 

      Miladi 980�de Buhara şehrinde doğdu. Hayatının ilk yıllarını orada yaşadı. Bu devirde orada çok sayıda büyük kütüphane olduğu gibi, orası âlim ve ediplerin buluşma noktasıydı. Babası onun için birçok hoca tayin etti. O, on yaşına gelmeden Kur�an�ı ezberledi, dil ve edebiyat dersleri aldı. İbn-i Sina, muhtelif Yunan kitaplarını okumaya meyletti. Daha küçük yaşlarda tıp ilminde öne çıktı. Büyük tabipler ondan bu ilmi almaya başladı. Aynı şekilde matematik, astronomi, fizik, felsefe, müzik ve mantık ilimleriyle iştigal etti. Bu ilimlerle ilgili kıymetli eserleri vardır. Bu onun dahi olduğuna delalet eder. Onun eserleri, özellikle de 22 yaşındayken yazdığı ve önemli bir kaynak olan (el-Kânun fi�t-Tıp) kitabı, Latinceye tercüme edildi. Sonra onlarca yabancı dile tercüme edildi. On beşinci yüzyılın sonuna kadar Avrupa üniversitelerinde okutulmaya devam edildi. Bazı Avrupalı filozoflar O�na �İslam�ın Aristo'su ve Hipokrat'ı� diyorlar. Onun eserlerinin sayısı kitap ve araştırma olarak, yaklaşık olarak 276�ya ulaştı. Felsefe alanındaki en önemli eseri, Kitabu ş�Şifa�dır ki, on sekiz cilttir. Mantıkta, el-İşaret ve�t-Tenbihat ve bunun gibi. Ve İbni sina 1037 yılında vefat ediyot.

 

13- BOŞ VAKİTLERİN TANZİMİ

 

       İnsan hayatında vaktin düzenlenmesi önemlidir ve onun mutluluğunun vesilesidir. Bunun için insanın, çalışmak için en az sekiz saat zamana ihtiyacı vardır. Bir de ibadet etmek ve beş vakit namazı vaktinde eda etmek için zamana ihtiyacı var. Bu da insanın iman ve huşu ile dolmasını ve her türlü noksan sıfattan münezzeh ve yüce Allah�a yakın olmasını sağlar. İnsanın en az üç öğün yemek, hobileri, dinlenmek ve özellikle de haftalık tatil için de zamana ihtiyacı vardır.

       Eğer insan böyle yapmazsa psikolojik ve bedensel yorgunluk yaşar ve hayatının bir faydası olmaz. İşin düzenlenmesine gelince, bu insanın daha çok ve daha güzel iş yapmasını sağlar. Yemek vakitlerinin tanzimi insanı daha sağlıklı yapar. Vaktin düzenlenmesi daha mutlu ve daha güzel bir hayata götürür.

        Çalışkan öğrenci, vaktin kıymetinin şuurunda olan ve onu nasıl kullanacağını bilendir. Çalışkan öğrenci, derslerini müzakere eder, ödevlerini yapar ve sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere iştirak eder. Boş vakitlerinde de bazı hobilerini yapmaya çalışır.

 

14-SPOR EĞİTİMİ

 

       Beden hocası gelir ve öğrencilere, bedene faydalı ve bedeni güçlü kılan bazı spor alıştırmaları yapmaları için beden elbiselerini giymelerini emreder(söyler). Sonra güçleri ve istekleri doğrultusunda, beş veya altı tane takım hazırlar. Bir takım futbol, biri hentbol, biri voleybol vb. oyunlar oynar. Kulüpler ve şehir takımları arasında spor oyunları ve hatta Asya, Avrupa ve Dünya Spor Olimpiyatları Kupası düzenlemek mümkündür. Şüphesiz o, fert ve vatan için, övünç ve başarıdır.

      Spor bedene kuvvet ve sıhhat verir ve kişiye üstün ahlak ve ilkeler öğretir, arkadaşlığı arttırır ve fertler arasında yardımlaşma ruhunu yayar, milletin şanını yüceltir, toplumlar arasındaki iletişimi kolaylaştırır ve onları barışa yönlendirir.

      Dinimiz İslam, güçlü olmaya çağırır. Spor eğitimi güçlü olmanın bir yoludur. Kur�an-ı Kerim, müminlerden dinlerini ve nefislerini korumak için, güçlü olmalarını ister. Yürümek, koşmak, yüzmek ve gezmek gibi bazı spor faaliyetleri yapmamız gerekir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: �Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar, cihad için, kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın.�  Rasulullah (s.a.v) de şöyle buyurmaktadır: � Allah katında, güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir.� Atasözünde de şöyle denilmektedir: � Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.�

  

15-BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖRGÜTÜ

 

     İkinci dünya savaşından sonra bazı büyük ülkeler ile birkaç küçük ülke, San Francisco şehrinde toplandılar. Birleşmiş Milletler Örgütünü kurmaya karar verip sözleşmesini oluşturdular.

    Örgütün bir genel sekreteri ve her üye ülkenin bir temsilcisi vardır. Dünya barışı ve insan haklarının korunması bu örgütün amaçlarındandır. Bu nedenle dünyadaki hakların çoğunluğu bu örgüte güvenir ve onu en önemli siyasi teşkilatlarından biri olarak niteler.

      Birleşmiş Milletler faaliyeti yalnızca siyasetle sınırlı değildir. Örgütüm kültürel, eğitsel ve sosyal hizmetler sunan kolları vardır. Kültür ve bilimin ilerlemesinde çalışan UNESCO örgütü, küçük ülkelere ekonomik yardımlar sunan uluslararası Çalışma Örgütü BM�nin en önemli kollarındandır. Her iki örgütünde Arap dünyasında temsilcileri bulunmaktadır.

Birde başka kolları da vardır; Uluslar arası sağlık, Ziraat ve Gıda Kuruluşu ve Güvenlik Konseyi bu kuruluşu Uluslar arası polis olarak saya biliriz.

    Şüphesiz örgüt çoğu uluslararası probleme çözüm bulmakta başarılı olmuştur. BM�nin tüm hedeflerini gerçekleştiremediği doğrudur. Çünkü bazı ülkeler onunla tam olarak işbirliği yapmamaktadır. V.b.

  

16- ZAHİT BİR ADAMIN NASİHATI

 

        İbrahim b. Ethem, âlim, zahit ve duası kabul olan imamdı. Basra çarşısında geziyordu. İnsanlar onu çevirmiş ve etrafında dönüyorlardı. Topluca O�na etin fiyatının arttığını haber verdiler ve etin ucuzlaması için ondan dua istediler. Onlara şefkatlice ve şaşkınlıkla cevap verdi: Sizin durumunuza şaşırıyorum, eti ucuzlatmak elinizdeyken, bana onun pahalı olduğunu söylüyorsunuz. Etimiz azaldı, onu nasıl ucuzlatabiliriz, dediler. Onu bırakın ve ondan geri durun dedi. Ardından şöyle bir vecize dillendirdi:

 Bırakırım bir şeyi, pahalı gelirse bana

Daha ucuz olur hemen nazaran eski ana.

İnsanlar onun nasihatini tuttular ve böylece her tarafta bolluk ve bereket oldu.

 

 

 

(17) İMAM AZAM EBÛ HANİFE

 

Asıl ismi Nu�man b.Sabit�tir. Miladi 699 yılında Küfe�de dünyaya geldi. Ebu Hanife Ehl-i Sünnetteki dört mezhep imamlarında biridir.

İlk olarak elbise ticaretini yaptı. Küfe�de fetva ve ders verdi. Sonra hadis ve fıkha yöneldi ve Irak�ın fakih ve imamı oldu. Kendisine ince düşünce, geniş fikirler, sağlam görüş ve kuvvetli delil ihsan edilenlerden oldu. İstinbât ve kıyasta öncüydü. Sahabelerden Enes b. Malik�i görmüştü.  O tabi undan birçok kişiden rivayette bulunmuştur, onlardan en önemlisi Abdullah b. Ömer�in kölesi Nâf�î�dir. İmam şâfi�î onun hakkında şöyle dedi: �İnsanlar fıkıhta Ebu Hanife�ye borçludur.� Yine Süfyân b. Uyeyne şöyle dedi: �Ebu Hanife�den daha iyisini görmedim.�

Mezhebini Küfe�de kurdu. Fıkıh usulünün programını Kur�an, Sünnet-i Nebevî, İcma�, Kıyas ve İstihsan�a dayandırarak, belirledi. Hocaları şunlardır: Hammad b. Ebi, Süleyman, �Atâ�, Zehrî, İbrahim en-Nehâî ve Ş�abî ve bir de Ca�fer es-Sâdık,�denilir.

Ondan birçok kişi Fıkıh almıştır; Ebû Yusuf, Muhammed, Zûfêr b. El-Hüzeyl başlıcalarıdır, Allah onlardan razı olsun. Başlıca kitapları şunlardır: Fıkhû�l- Ekber, Osman el-Betti�ye Yazdığı Mektup, el-Âlim ve�l-Mutallim ve Kitâbu�r-Red ale�l-Kaderiyye. Abbasi halifesi Mansur, onu Bağdat�a Kadı olması için çağırdı ve fakat o kabul etmedi ve bunun üzerine hapse atılmasını emretti ve orada Miladi 767 yılında 70 yaşında iken vefat etti.

 

18-İMAM GAZALİ

Ebu Hâmit Muhammed el-Gazali, miladi 1058 senesinde Horasan�ın Tûs kasabasında dünyaya geldi. Miladi 1111�de vefat etti. Mütekellim, filozof, fakih ve sofidir. İslam'ın hücceti diye lakaplandırılmıştır. Fakir bir evde sûfî bir babanın (çocuğu olarak) yetişti. Sonra fıkıh, kelam ve felsefe derslerini almaya yöneldi.

Bağdat Nizamiye Medresesinde ders verdi. Sonra ders vermeye ara verdi ve zühde, ibadete ve Hakka yöneldi ve on sene sonra Dımışk, Beytü�l-Makdis, Kahire, Mekke ve Bilâdü�l-Mağri�de dolaştı sonra Nişabur�a ve oradan da Tûs�a döndü. Son olarak tasavvufa döndü. Tasavvuf için bir tekke ve ilimle uğraşanlar için de bir okul ya ptırdı (edindi). Ve orada vefat etti.  600�den fazla kitabı vardır. El-Vasît ve�l-Basît, el-Hulâsatü fi�l-Fıkh, İhyâ-u Ulûmû�d-Din, bu en iyi eserlerindendir, el-Munkızu mine�d-Dalâli, el-Mişkâtu�l-Ezvâr, Kitâbu�l-Mustasfâ fî Usûli�l-Fıkh ve ayrıca kelamda; el-Menhûl ve�l-Müntehal, felsefede; Tehâfütü�l-Felâsife ve mantıkta Mihakku�n-Nazar vb. başlıca kitaplarıdır.

 

(19) SEÇİM VE SİYASET

 

Hürriyet ve demokrasi sitemi olan gelişmiş ülkelerde partiler seçime girer. Her partinin halka verdikleri demeçlerinde ve konuşmalarında dile getirdikleri prensip ve sloganları vardır. Parti üyeleri genelikle vatandaşlarına ihanet ve zulüm etmeyen iyi vatandaşlardır. Devletin ve milletin menfaatina aykırı her kışkırtmayı şiddetle kınarlar. Fakat her hükümette sadece kişisel menfaatlerini gözeten fırsatçıları görmek de mümkündür. Bunlar ya cehaletlerinden dolayı veya küçük vaatler karşılığında, devletleri aleyhine sömürgecilerle işbirliği yaparlar. Siyasi devletlerin vaatlerde bulunurken kullandıkları çokça slogan vardır. Bazıları şunlardır: Ey değerli vatandaşlar! Eğer bizi seçerseniz, biz size birliği, özgürlüğü, bağımsızlığı, adaleti, eşitliği, demokrasiyi, sanayi ve zira�i kalkındırmayı sağlayacağız. Ve yine aynı şekilde insan, kadın   haklarını getireceğiz. İşsizlere iş bulacağız ve serbest ekonomi modelini uygulayacağız.

Seçim zamanı geldiğinde seçmenler milletvekili ve belediye başkan adaylarını özgürce seçerler. Sonra bakanlar atanır ve hükümet kurulur. Hükümet ya bir partiden oluşan müstakil veya farklı partilerin oluşturduğu koalisyon hükümeti olur. Hükmetin ilk işi, milli ekonomi, eğitim ve öğretimive ve dış siyasetini   düzeltmektir. Birde terörü yok etmek için adalet ve güvenliği sağlamaktır. vb.

Diktatörlükle yönetilen geri kalmış ülkelere gelince, seçim ve özgürlük değil zorba ve zalim bir iktidar bulunur. Bundan dolayı halk, ihtilal, devrim, cinayet ve hoşlanılmayan gösteriler yapmaya   zorlanır. Bu hükümetlerin sonu da daima acı ile biter.

 

(20) TİCARET VE BANKALAR

 

Bazı insanlar helal ticareti ve İslâmî bankaları tercih edip haram ticaret yapma ve faizli bankaları kullanma yoluna gitmezler. Fakat bazı şartlar karşılığında bu bankalarla iş yaparlar. Bu şartlar şunlardır: Para yatıranın kâr ve zarara katılması gerekir, bankanın haram ticaret yapmaması ve mudi�in parasını faiz karşılığında değerlendirmemesi gerekir ve bunların ticaretleri genel olarak bu şekillerde olur: Mukâyaza (Bir malı başka bir mal ile mübadele etmek), Mûrabaha (olduğu malı fazla bir bedel karşılığında kar amacı ile satmak), Müsâveme (Almış olduğu malı kaça mal olduğunu söylemeden başka birine rızası ile satmak) Ve Bey�i Sarf (Nakidi nakide satmak, akça bozma. Bu işle meşgul olana ��Sarraf�� denir.

Bazı insanlarda faizli bankalara parasını ya cari hesap üzerine ya da kısa veya uzun vadeli faiz üzerine yatırmayı tercih ederler. Mudi�i bankadan hesap defteri alırlar. Vadesi geldiğinde ya faizini alırlar ya da kârını alırlar. Her insanın, kendi dışındaki insanların çalıştığı ve tercih ettiği banka konusundaki görüşüne saygı göstermesi gerekir, çünkü onlar, hürdür.

Bankalar iki kısımdır: Resmi bankalar ve (devlet kontrolündeki) özel bankalar. Bankalarla ya yerli para ya da dövizle iş yapılır. Tacirler bankaya sermayelerini yatırırlar ve onlardan çek ve senet defteri alırlar. Başka tacirlerle alış-veriş, ihracat ve ithalat yapmaları için bankaya garanti depoziti veya ipotek bırakırlar. Tüccarlar ihracatlarında bankalarda akreditifin açılmasına güvenirler. Bununla beraber, ürünlerini korumak ve geliştirmek için, teşvik kredilerine veya bağış olarak verilen mali yardımlara güvenirler. Türkiye ekonomik kriz geçirdi. Türk ekonomisinde önce develasyon sonra enflasyon gördük. Devletin sermaye ve bütçesi ciddi zararlar gördü. Fakat şimdi hükümet ve devletin aldığı tedbirler ve iyi kararlar sebebiyle daima iyiye gidiyor. Türkiye ticarette serbest pazar ve liberal ekonomi modelini kullanmaktadır. Fiyatlar malın kalite ve ucuzluğuna göre belirlenir.

 

(21) BABALAR VE ÇOCUKLAR ARASINDAKİ İHTİLAFLAR

 

            Babalarla çocuklar arasında devamlı ihtilaflar meydana gelir. Babalar, çocukların büyük olduklarını düşünürler (büyük olarak görürler), aralarındaki yaş farkını unuturlar ve onların kendilerinin bir sureti olmalarını isterler. Çocuklarda babalarının eski çağda kaldıklarını ve onların eski kafayla düşüdüklerini düşünürler. Ve onlarla aynı görüşte ittifak etmelerini imkansız görürler. İhtilafın en önemli sebebleri bunlardır. Fakat, babaların çocuklarına, onları anlamak için, değişik bir bakışla bakmaları daha iyidir. Kendileri bu konumda iken, çocukken, nasıl olduklarını hatırlasalar, çocuklarına karşı davranışlarını değiştirmeleri gerektiğini anlayacaklar. Çocuklara gelince, anne ve babaya itaatin, Allah�a itaatten olduğunu ve çoğu durumlarda neyin kendileri için faydalı ve neyin kendileri için zararlı olduğunu bilmediklerini anlamaları gerekir. Ebeveynlerine itaat etmeleri kendileri için daha hayırlıdır.

 

 (22) İnsanın Aya yüzeyine inişi

 

16 Temmuz 1969 yılında Amerika�daki uzay istasyonundan bir Roket fırlatıldı. Aya giden bir Astronot ikiyi yardımcısından oluşan, üç mürettebatı taşıyan bir uzay gemisi ile yolculuk yaptılar. Bu dehşet ve heyecan verici olaydır. Tüm dünya bu olayı önemle karşıladı ve şaşırtıcı sonucu gayretle bekledi.  Radyo ve televizyon istasyonları bu tarihi geziyi merakla takip ettiler ve bir anda uzay gemisi �Apollo� televizyon ekranında göründü ve o �Satürn 5� roket sayesinde ay yüzeyine indi. Milyonlarca insan büyük bir heyecanla onu beklediler. Gemiden bir şeylerin hareket ettiğini gördüler! Ay yüzeyine dikkatli adımlarla merdivenle inen bir adam gördüler. Burada spiker hamasetle (coşkuyla)  şöyle seslendi: İşte! büyük tarihi an geldi, işte! insanın ay yüzüne ilk ayak bastığı o an. Aya giden kişi, nefes almasını sağlayan özel uzay elbisesi ile inip durdu ve kendi çevresine dönüp baktı. Arkadaşını arkasına alarak yavaşça yürüdüler. İkisi birlikte yerde bulunan denetim merkezi ile Telsizle konuşmaya başladılar. Tüm insanlar seslerini duydular ve iki kaptan ülkelerinin bayrağını dikmek ve bilim cihazlarını ay yüzeyine koymak için belirli bir yere ilerlediler. Sonra Ayın toprağından ve taşlarından örnekler aldılar ve gemilerine yöneldiler. Ana uzay gemisine götürmesi için, orada onları diğer arkadaşları bekliyordu. Hep birlikte yeryüzüne döndüler. Böylece, eskiden beri bilginlerin hayallerini kaplayan bir rüyayı, insan aklının ve tüm insanların büyük zaferini kaydederek gerçekleştirdiler. Allah buyuruyor ki: �O insanlara bilmediklerini öğretti.�

 

 

    Nizameddin İbrahimoğlu

 Hitit Üniversitesi - Arapça Okutmanı

Yorum (yok) Yorum yaz!

GÜNLÜK KONUŞMA


13/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

المُحَادثة اليَوميّة

 

GÜNLÜK KONUŞMA

Tercümeler için tıklayın   للترجمة إضغط إلى هنا

 

التّحيةُ والتَّعارفُ (1)

 

الأستاذ            : مَرحباً يا أحمد. صَباحُ الخَير ـ  مساء الخير.

 أحمد             : مَرحَباً بك يا أستاذي. صَباحُ النّور ـ  مساء النور.

الأستاذ            : السّلام عليكم ياأحمد، كَيف حَالُكُم؟

 أحمد             : وعليكم السّلام ورَحْمَة الله وبَركاتهُ، بِخَير والحَمد لله.

الأستاذ            : يا أحمد أُريدُ أنْ أُعرّفك على صديقي. هو الأستاذ الدّكتور............ ، متخصصٌّ 

                    في الفقهِ الإسلامي ورئيسُ قسم العلوم الإسلاميّة الأساسيّة.

أحمد              : أنا سعيدٌ بمعرفتك يا أستاذ ............ وأنا اِسمي أحمد ولقبي فاتح.

الأستاذ            : أحمد من الطّلاب المؤدّبين والمجتهدين، وأنا أفتخر به كثيراً .

أحمد              : يا أُستاذي هذا من حُسن ظنّكَ، شكراً جزيلاً.

الأستاذ            : إلى اللّقاء. مع السّلامة .

أحمد              : مع السّلامة. في أمان الله .

الأستاذ            : ما فوائد السّلام؟

أحمد             : نعم أعرف، للسلام فوائد كثيرة منها: فالسلام يعني الدّعاء والأمان والاطمئنان،                    والحصانة والصّلح، وكلمة السلام تدل على الخلاص والنجاة في الدنيا والأخرة                      بسبب تعظيمك لشعار الإسلام وحصولك على الثواب وإبتعادك عن الكبر وحبك 

                     للناس وتوفيرك الإخاء بين الأفراد وإلخ.

الأستاذ           : هل تَعرِف أيةً أو حديثاً على التّحية والسّلام؟

أحمد            : نعم أعرف. قال تعالى (والسّلامُ على من إتّبع الهدى) طه47. (وإذا حُييتم بتحيّة                       فحيّوا بأحسن منها أو رُدّوها) النّساء 86.وقال الرسول(ص) (السّلام قبل السؤال)                      حديث صحيح، وقالت عائشة (رض) (حين نشتكي إنما يدخل (ص) فيسلم ثم يقول كيف                      تيكم ثمّ ينصرف) وبعدها ‏لم نشعر بشيء من ذلك  رواه بخاري ومسلم.

 

الهُويّةُ الشّخصيّةُ (2)

الأستاذ          : ما اسمك ولقبك؟

 أحمد           : إسمي أحمد ولقبي فاتح

الأستاذ         : ما اسم الأب وإسم الأم؟

 أحمد           : إسم أبي جميل وإسم والدتي جميلة؟

الأستاذ          : هل تعرف رقم دفتر نفوسك (هوية الأحوال المدنية)؟

 أحمد           : لا. لا أتذكر الآن.

الأستاذ          : أين ومتى وُلِدْتَ؟

 أحمد           : ولدتُ في مدينة أنقرة، عام 1983م.

الأستاذ          : ما فصيلةُ دَمِك؟

أحمد           : +A Rh

الأستاذ         : ؟ ما هي جِنسيتُك؟ وكم عُمرك؟

أحمد           : أنا تركيّ، أنا في العشرين (عُمري واحِدٌ وعِشرون سَنة).

الأستاذ         :  ما حالتك الإجتماعية؟

أحمد           : أنا مُتزوج. ولكن قبل سِتّةَ أشْهُر كُنت أعزباً.

الأستاذ         : أيّ الأجناس من الإنسان تفضّلُ صداقتهُ؟

أحمد           : لكوني رجلاً (ولداً) أفضّل الذّكور، ولو كنت إمرأةً (بنتاً) لفضّلت صداقةَ الإناث.

الأستاذ         : ما عُنوانُ المنزل؟ وما عُنونك البريد الألكتروني؟

أحمد           : حي معمار سنان/ شارع فوزي جقماق/رقم العمارة والشُّقة: 40/5 ـ جوروم

nizamettin955@hotmail.com

 

المَلابِسُ والألوانُ (3)

الأستاذ          :  ما المَلابسُ التي تلبَسُها في فصلي الشّتاء والصّيف؟

أحمد           : في الشّتاء ألبَسُ الملابسَ الصّوفيةَ والجلديَّةَ، وفي الصّيف ألبَس الملابسَ

                  القُطنيَّةَ والحريريَّة.َ

الأستاذ         : من أين تشتري ملابسَ الأطفالِ؟

أحمد           : من المَحلّات التجاريّةِ، قسم ملابس الأطفال والنّساء.

الأستاذ         : ما الألوانُ التي تُحِبّها

أحمد           : أفضلُ في الشّتاءِ الألوان الغَامقة مثل اللّون الأسود والبنّي والرّمادي

                   والأزرق والأخضر. وفي الصّيفِ الألوان الفاتِحة مثل الأبيض والأحمر

                   والأصفر والبرتقالي والوردي.

الأستاذ         : ما لون الحَليبِ؟ وما لون السّماء؟

أحمد           : الحليبُ أبيضُ والسّماءُ زرقاءُ. / أو نقول "لون السّماء أزرقٌ" ، الخبرُ

                   يكون مذكّراً ليُطابق المبتدأ.

الأستاذ          : ما أنواع الملابس التي تلبَسُها؟

أحمد           : القميصُ الأبيضُ والمِعطفُ الأزرقُ والقُبَّعةُ القهوائِيَّةُ والبذلةُ الرّماديّةٌ

                   والكُفُوفُ السّوداءُ.

 

الكليّةُ ومشتمِلاتها (4)

الأستاذ          : أين تدرُسُ؟ وماذا تدرُسُ؟

أحمد           : أدرس في جامعة هيتيت بكليّة الإلهيّات. أدرس اللّغة العربيّة والعلوم

                  الإسلامية من الفقه والحديث والقرآن الكريم والتاريخ الإسلامي وغير ذلك.

الأستاذ          : ما اسم رئيس الجامعة وعميد كليّتكم؟

أحمد            : إسم رئيس الجامعة الأستاذ الدّكتور..........، وإسم عميد الكليّة الأستاذ

                    الدّكتور...........  

الأستاذ          : كم أقسام كليّتك؟ وماهي؟

أحمد            : ثلاثة أقسام: قسم العلوم الإسلامية الأساسيّة، وقسم العلوم الفلسفية

                   والدّينية، وقسم التاريخ الإسلامي وفنونه.

الأستاذ         : هل  للكليةِ مقصَفٌ؟ وهل التّدخينُ فيهِ ممنوعٌ أم مسموحٌ؟

أحمد            : نعم لها مقصَف جديدٌ، والتّدخين ممنوع منعاً باتّاً.

الأستاذ          : كيف تقضي وقْتَكَ في الكليّة أثثاءَ الإستراحةِ؟

أحمد            : أقضي في مقصَف الكليّة، أشاهد التّلفزيون وأشرب الشّاي، وفي الظُّهرِ

                   أذهب إلى مطعم الكليّة للغداء ثمّ أذهب إلى مكتبةِ الكليّةِ لأدخل الإنترنيت من

                   الحَاسوب .

 

أفرادُ العَائلةِ والِمهَنِ (5)

الأستاذ         :  مِمَّن تتكوّنُ أفرادُ عائلتكَ؟

أحمد           : تتكون من أبي وأُمّي وإخواني وأخواتي وأعمامي وعمّاتي وأخوالي

                  وخالاتي وحمي وحماتي.

الأستاذ         : ماذا يعملُ والدُك؟ وماذا تعملُ والدتُك؟

أحمد           : والدي مُتقاعد. أمّا والدتي فهي ربّة البيت.

الأستاذ         : ما مهنة عمّك؟

أحمد           : عميّ خبّاز يخبز الخبز للنّاس.

 الأستاذ          : ما المهن التي تُحِبّ مُمارستها؟

أحمد           : أحب مهن المحاماةِ والقضاءِ والصّيدلَةِ والطَّبابةِ والن

Yorum (yok) Yorum yaz!

Günlük Konuşma Tercümesi


13/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

Günlük Konuşma Tercümesi

(1) Selamlaşma ve Tanışma

 

Ahmet:        Merhaba Ey Ahmet, hayırlı sabahlar.

Öğretmen:   Merhaba Ey Öğretmenim, hayırlı sabahlar.

Ahmet:        Esselamü aleyküm Ey Ahmet. Nasılsınız?

Öğretmen:   Ve Aleykümü s-selam ve Rahmtullah i ve Berekatuhu, Allah�a

                    hamd  olsun iyiyim.

Öğretmen    Ey Ahmet sana arkadaşımı tanıtmak istiyorum. O, Prof. Dr�, 

                    O, İslam fıkhında İhtisası vardır ve Temel İslam Bilimleri

                    bölümünün de başkanıdır.

Ahmet:        Sizinle tanıştığıma memnun oldum Ey öğretmenim..................

                    benimde ismim Ahmet.  Ve soyadım Fatih.

Öğretmen:    Ahmet terbiyeli, çalışkan öğrencilerden biridir. Ve ben onunla

                    çok iftihar ediyorum.

Ahmet:         Ey öğretmenim bu sizin güzel düşünceniz, çok teşekkür ederim.

Öğretmen:    Görüşmek üzere. Selametle.

Ahmet:         Selametle Allah�a emanet olun.

Öğretmen:    Selamın faydaları neledir?

Ahmet:        Evet biliyorum. Selamın birçok faydaları vardır. Bunlardan:

                   Selam dua güvenli, huzur, korunma ve barış demektir. Ve selam

                   kelimesi İslam�ın şiarını yücelticin ve kibirden uzak olup,

                   insanları sevip ve kişiler arasında kardeşlik sağladığın için 

                   dünya ve ahrette kaçış ve kurtuluşu  ifade etmektir.

Öğretmen:   Selamlaşma üzerine Ayet veya hadis biliyormusun?

Ahmet:        Evet biliyorum. Allah dedi ki : ( Selam yol göstericiye uyanlara)

                   Taha 48. ( Size biri selamda bulunduğunda, sizde ona daha

                  güzeliyle veya aynısıyla karşılık verin) Nisa 86.  Hadis                               olarak (Selam, sualden öncedir) Ayşe validemiz diyor ki:                      (bir sorunum olduğunda Resulüllah bana gelir önce Selam size!

                Nasılsınız? Diyerek hâl ve hatırımı soruyor, sonra geri                     dönüyordu) ve ondan sonra hiçbir şikâyetimiz kalmazdı.

                   

(2) Kimlik Kartı

Öğretmen:   İsmin ve soy İsmin ne?

Ahmet:        İsmim Ahmet; Soy İsmim Fatih.

Öğretmen:   Babanın ve Annenin İsmi ne?

Ahmet:        Babamın Adı Cemil; Annemin İsmi Cemile.

Öğretmen:   T.C Nüfus Cüzdanı (Kimlik) numaranı biliyor musun?

Ahmet:        Hayır, şu anda hatırlamıyorum.                

Öğretmen:   Nerede ve ne zaman doğdun?

Ahmet:        Ankara şehrinde, 1989 yılında doğdum.

Öğretmen:   Baba ve Annenin ismi nedir?

Ahmet:        Babamın Cemil; Annemin de Cemile�dir.

Öğretmen:   Nüfus cüzdanının numarasını biliyor musun?

Ahmet:        Hayır. Şuanda hatırlamıyorum.

Öğretmen:   Kan gurubun nedir?

Ahmet:        A Rh + .

Öğretmen:   Uyruğun nedir? Ve yaşın kaç?

Ahmet:        Ben Türküm ve yirmi yaşlarındayım ( yirmi bir yaşındayım).

Öğretmen:   Medeni haliniz nedir?

Ahmet:        Evliyim fakat bundan altı ay önce bekârdım.

Öğretmen:   İnsanlardan arkadaş olarak hangi cinsi tercih edersin?

Ahmet:        Erkek olduğum için erkekleri tercih ederim, eğer kız olsaydım

                   kızları tercih ederdim.

Öğretmen:   Posta adresin ve elektronik posta adresin nedir?

Ahmet:       Mimar Sinan Mahallesi, Fevzi Çakmak caddesi: No: 44/5 �                  Çorum. nizamettin955@hotmail.com

                        

 

(3) Renkler ve Elbiseler

 

Öğretmen:   Yaz ve kış mevsimlerinde hangi elbiseleri giyersin?

Ahmet:        Kışın deri ve yün elbiseleri, yazın ise pamuk ve ipek elbiseleri

                  giyerim.

Öğretmen:   Çocuk elbiselerini nereden satın alıyorsun?

Ahmet:        Alışveriş (Büyük ticaret) merkezlerinden, bayan ve çocuk

                   elbiseleri bölümünden almak mümkün.

Öğretmen:   Hangi renkleri seversin?

Ahmet:        Kışın koyu renkleri tercih ederim. Mesela; siyah, kahverengi, gri,

                   mavi, yeşil 

                   yazın açık renkler tercih ederim. Mesela; beyaz, kırmızı, sarı,

                   turuncuve pembe.

Öğretmen:   Süt ve gökyüzü ne renktir?

Ahmet:       Süt beyaz ve gökyüzü mavidir.

Öğretmen:   Giydiğin elbiseler ne renk?

Ahmet:       Beyaz gömlek, mavi palto, kahverengi şapka, gri takım elbise ve

                  siyah eldivenler.

Öğretmen:    Alışveriş Merkezlerinden hangi elbiseleri alırsın? 

Ahmet:        Erkek elbiselerinden: Mesela; Ayakkabı, gömlek, kemer, ceket,           takım elbise, pantolon, palto, şapka, çoraplar, kravat ve pijama.

                    Kadın lbiselerinden: Mesela; Etek, gezi elbiseleri ve buluz.

 

(4) Faküle ve İçerikleri

Öğretmen:   Nerede okuyorsun? Ve ne okuyorsun?

Ahmet:        Hitit Üniversitesi - Çorum İlahiyat Fakültesinde okuyorum.

                  Arapça dili ve İslam bilimleri, bunlardan Fıkıh, Hadis, Kuran i

                  Kerim, İslam Tarihi vb.

Öğretmen:   Üniversitenin Rektörünün ismi ne? Ve Fakültenizin Dekanının

                   ismi ne?

Ahmet:        Üniversite Rektörünün ismi..................... , Fakülte Dekanının

                   ismi...........

Öğretmen:   Fakültenizin bölümleri kaça ayrılır? Ve onlar nedir?

Ahmet:        Üç bölümden oluşur. Temel İslam Bilimleri, Felsefe ve Din

                  Bilimleri ve İslam Tarihi ve Sanatları bölümlerinden oluşur.

Öğretmen:   Fakültenizin kantini var mı? Ve orada sigara yasak mı yoksa

                   serbest midir?

Ahmet:        Evet yeni bir kantini vardır ve orada kesinlikle sigara yasaktır.

Öğretmen:    Dinlenme esnasında Fakültede zamanını nasıl geçirirsin?

Ahmet:        Fakülte kantininde geçiririm, orada televizyon izlerim, çay içerim,

                  öğleyin öğle yemeği için Fakülte lokantasına giderim ve sonra

                  Bilgisayarda internete girmek için Fakülte kütüphanesine

                  giderim.

 

 (5) Aile fertleri ve Meslekler

Öğretmen:   Aile fertlerin kimlerden oluşur?

Ahmet:        Babam, annem, erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim, amcalarım,

                dayılarım,  teyzelerim, dedem ve ninemden oluşur.

Öğretmen:   Baban ne iş yapıyor? Ve annen ne yapıyor?

Ahmet:        Babam emekli, annemde ev hanımıdır.

Öğretmen:   Amcanın mesleği nedir?

Ahmet:        Amcam fırıncı insanlar için ekmek pişirir.

Öğretmen:   Hangi meslekleri yapmasını seviyorsun?

Ahmet:        Avukatlık, hâkimlik, eczacılık, doktorluk, milletvekilliği, bakanlık,

                  mesleğini severim.

Öğretmen:   Hangi sanatı seversin?

Ahmet:      Terzilik, berberlik, fırıncılık, çiftçilik, kuyumculuk sanatını severim,

                 ancak ben kasaplığı asla sevmem.

 

 (6) İslam�da Namaz

Öğretmen:   İslam dininde farz olan namazlar nelerdir?

Ahmet:        Sabah, öğle, ikindi, akşam ve tatsı namazlardır.

Öğretmen:   Beş vakit namazların rekâtların sayıları nedir?

Ahmet:        Sabah rekâtların sayıları; İki farz ve iki sünnet ve öğle dört sünnet

                  ve dört farz sonra iki sünnet ve ikindi dört sünnet ve dört farz ve

                  akşam üç farz ve iki sünnet ve yatsı dört sünnet ve dört farz ve

                  iki sünnet sonra üç vitirdir.

Öğretmen:   Her namazda ikamet getirmek farz mı yoksa sünnet midir?

Ahmet:        Ey öğretmenim o sünnettir.

Öğretmen:   Vitir namazını yedi rekât mı kılıyorsun?

Ahmet:        Hayır. Bilakis vitir i üç rekât olarak kılıyorum.

Öğretmen:   Cuma namazına gittiğinde ne yaparsın?

Ahmet:        Yıkanırım, kokulanırım ve yeni elbisemi veya temiz elbisemi

                   giyerim?

Öğretmen:   Namazı terk edenin hükmü ne?

Ahmet:        Bazı Âlimlere köre kâfir olur ve diğer kısmı da onun fasık veya 

                  isyankâr olur ve bu daha doğrudur.

 

 (7) Abdest ve Gusül

Öğretmen:   Namaz için ab dest nasıl alırsın?

Ahmet:        Besmeleden sonra ellerimi, bileklerime kadar yıkarım, Ağzıma su

                veririm, burnuma su çekerim, yüzümü yıkarım, kollarımı                    bunların hepsini 3 kes yaparım. Sonra başımın 4/1 inin mesh

                  ederim, kulaklarımı ve boynumu mesh ederim. Son olarak ta

                  ayaklarımı topuklarımla beraber yıkarım.

Öğretmen:   Gusül ab destini nasıl alırız?

Ahmet:        Farz olanlar: Ağızda su çalkalamak, buruna su çekmek ve bütün

                  bedeni yıkamak. Sünnet olanlar: Besmele çekmek, niyet etmek,

                  elleri bileklerle birlikte yıkamak, necaset mekânını yıkamak ve

                  sonra ab dest alınır.

Öğretmen:   Ab desti ve gusül ü sadece namaz kılmak ve pisliği gidermek için

                  mi alırız?

Ahmet:         Hayır. Resülüllah (s.a.v) bize temizlik için ab dest almayı ve

                   kızınca ab dest almayı emretti ve Resülüllah şöyle diyor: �Eğer

                   biriniz kızınca ab dest alsın� Abu Davut rivayet etmiştir

                �Temizlenin, muhakkak ki İslam temizdir� Buhari rivayet etmiştir.

Öğretmen:    Vücut an az kan çıkması ab desti bozar mı?

Ahmet:        Hanefi mezhebine göre bozulur. Fakat Şafi mezhebine göre

                   bozulmaz.

Öğretmen:   Gayri Müslimlerin(Müslüman olmayanların) Kur��ân�a dokunması

                  ve mescide girmesi caiz midir?

Ahmet:       Caiz değildir. Çünkü Allah şöyle emrediyor � O� na ancak temiz,

                  olanlar dokunur�. Ve diyor ki �Ey iman edenler müşrikler pistir,

                  bu yıldan sonra Mescit-i Harama yaklaşamasınlar�.

 

 (8) Oruç ve Faydaları

Öğretmen:   Oruç ve Ramazan hakkında Ayetler ve Hadisler biliyor musun?

Ahmet:        Evet biliyorum. Hem de çok: Allah (c.c) diyor ki (Ey iman

                  edenler, oruç sizin üzerinize farz kılınmıştır) Bakara 183.

                  (Muhakkak ki oruç tutmak sizin için hayırlıdır) Bakara 184.

                 (Ramazan ayı, ki kur-ân orda indirildi insanlara yol göstermesi

                  için�

                  Bakara 185. Ve Resülüllah diyor ki:�Oruç kalkandır�. �Oruç

                 tut sıhhat bul�.�Kim Ramazan orucunu iman ederek ve hesabını

                 yaparak tutarsa, onun geçmiş günahları, affedilir�. 1. Ahmet 2.

                Tabari ve 3. Buhari nin rivayeti.

Öğretmen:   Orucun faydaları nedir?

Ahmet:       Nefsi temizleme görevini yapar: Kibir, yalan, cimrilik, dedikodu

                 ve şiddetten temizler. Ve Nefsi hazırlar: Sabra, yardımlaşmaya,

                 merhamete, vefaya, insanların sevinç ve hüznünü his etmeye nefsi

                 terbiye eder. Ve Beden için bir sağlıktır: Özellikle Kalp, karaciğer,

                 böbrek, cilt hastalıkları ve şişmanlık hastalıkların tedavisinde

                 faydalı olur.

Öğretmen:   Ramazan gelince ne hatırlarsın?

Ahmet:       Onun tövbe ve mağfiret ayı olduğunu, onda kadir gecesi, teravih

                 namazı, sahura kalkma ve onda Kur-ân-ı kerim indiğini ve onda

                  Mekke fethi ve Bedir savaşında Müslümanların kazandığını

                 hatırlarım.

Öğretmen:   Semavi dinlerde oruç var mıdır?

Ahmet:       Evet vardır. Ve hatta önceki semavi dinlerde görürüz. Hayvanlar

                  hatta kuşlar, haşereler, ve bitkilerde oruç tutar, yemekten bir süre

                  alı koyarak.

 

 (9) İslam�daki Bayramlar

Öğretmen:   İslam�daki bayramlar nelerdir?

Ahmet:        Mübarek Ramazan bayramı, Ramazan ayından sonra gelen

                  bayrama denir. Ve Kurban bayramı, Arafat takı vakfeden sonra

                  gelen, yanı Zilhicce ayından 10. günü gelen bayrama denir.

Öğretmen:   Kurban bayramını münasebetiyle tebrik kartları yazmak ister

                   misin? nasıl?

Ahmet:       Evet isterim. Bu şekilde yazarım: �Kurban Bayramınızı samimi

                  dileklerimle tebrik eder, size hayır ve mutluluk dilerim. Tüm

                   yılınız hayırlı olsun�.

Öğretmen:   Bayramınız mübarek olsun, Tüm yılınız hayırlı olsun.

Ahmet:        Bayramınız mübarek olsun, Tüm yılınız hayırlı olsun.

Öğretmen:   Bayramın faydaları nedir?

Ahmet:       Çocuklar için büyük bir sevinçtir, yerler, içerler ve çocuk

                 bahçelerinde oynarlar. Büyükler için de büyük bir mutluluktur.

                Onlar büyüklerini ziyaret ederler, Ellerini öperler ve hayır duaların

                alırlar. Akrabalar arasında düşmanlık veya küskünlük varsa

                barışırlar.

Öğretmen:   Bayramda misafirler için ne yaparsınız?

Ahmet:       Annem baklava, kek ve börk yapar. Ve onlar için dükkânlardan

                 çikolata, çerezler alırız. Aynı şekilde kurban Bayramında et ızgara

                 yaparız.

 

(10) Spor

Öğretmen:   Hangi spor oyunlarını seviyorsun?

Ahmet:        Yüksek atlama, boks, güreş, basketbol ve koşuyu seviyorum.

Öğretmen:   Türk takımlardan hangi takımı seviyorsun?

Ahmet:        Galatasaray takımı ve Milli takımını seviyorum.

Öğretmen:   Tür milli takımı olimpiyatlar katıldı mı?

Ahmet:        Evet; Katıldı. Avrupa olimpiyatları şampiyonlarına katıldı ve

                   kupasını yüksek dereceyle kazandı.

Öğretmen:   Fakülte takımında spor oynar mısın? Faydalarını biliyor musun?

Ahmet:        Hayır; Oynamıyorum. İhmalkârım. Faydaları çoktur; Şu Atasözü

                   onu özetiyor (Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur).

Öğretmen:   Okul takımında profesyonel oyuncu bulunur mu?

Ahmet:        Evet; İki tane öğrenci var. 

Öğretmen:   İslam çocukları spora teşvik ediyor mu? 

Ahmet:        Evet. Allah u teala diyor ki: (Güçlü ve Emin olanı yanınızda

                  çalıştırınız daha hayırlıdır) Kasas 26. Haz Peygamber (s.v.s) diyor

                  ki : �Çocuklarınıza yüzme, ata binme ve atıcılık öğretin�. Öme

                  in rivayetti �Güçlü Müslüman zayıf  Müslüman dan daha

                  güçlüdür, daha çok sevilir�. Müslim rivayet etmiştir.

 

(11)Okul ve Ödevler

Öğretmen:   Öğretimini nerede tamamladın?

Ahmet:        İlkokul ve ortaokulu Çorum şehrinde tamamladım. Liseyi

                  İstanbul şehrinde İmam- Hatip lisesinde tamamladım. Ve

                  üniversiteyi Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde

                   tamamladım.

Öğretmen:   Arapça öğretmenleri konferans, seminer ve Panel esnasında

                  Arapça mı konuşurlar?

Ahmet:        Hayır. Maalesef konuşmuyorlar. Bilakis Türkçe konuşmayı tercih

                   ediyorlar.

Öğretmen:   Hafta sonunda günlerini nasıl geçirirsin?

Ahmet:        Cumartesi: Elbiselerimi yıkarım ve ütülerim. Sonra halk

Yorum (yok) Yorum yaz!

ARAPÇAYI AZ BİLEN ÖĞRENCİLERE GÜNLÜK KONUŞMA


11/5/2009 · Kategori: ARAP_A OGRENIYORUM

 

   ARAPÇAYI AZ BİLEN ÖĞRENCİLERE GÜNLÜK  KONUŞMA

  

Not: Günlük konuşmalarda son hareke telaffuz edilmez, ancak biz yer yer son harekelerin telaffuzunu da verdik.

 

                              مَعلومَاتٌ أوّلِيّةٌ    Ön bilgiler

الحُروف HARFALER:

 

أ A  / إ     İY/  أُU   :

 ـ أَبٌ           Ebun (Baba) ـ إسلامٌ  İslâmun (İslam)

ـ أُذنٌ Uzunun (Kulak)

بَ  BE/ بِ / بُ BU

ـ بَلدةٌ       Beldetun (Şehir) ـ ج  بِلادٌ Bilâdun (Ülke)

 ـ بُراقٌBurâkun ( Burak)    

تَ  TE / تِ  Tİ  / تُTU

ـ تَرفيعٌ ( Terfi�un (Terfi'  ـ تِلمِيذٌ Tilmizun (Öğrenci)

 ـ تُرابٌTurâbun (Toprak)

ثَ  SE /  ثِ  /   ثُSU 

ـ ثَعلبٌ   Sa�lebun (Tilki)    ـ ثِمارٌ Simârun (Meyve)

 ثُلثٌ  Sulusun ( Üçte bir)

جَ  / جِ /  جُCU

ـ جَامِعٌ     Câmi�un (Cami)  ـ جِيرانٌ Cirânun (Komşu)

ـ جُمعةٌCumu�atun (Cuma)

حَ   HA  / حِ   /  حُHU

ـ حَاكِمٌ     Hâkimun (Hakim)    ـ حِمارٌ Himârun (Eşek

ـ حُوتٌHûtun (Balina)  

خَ HA/ خِ  / خُHU

ـ خَالِقٌ Hâlikun (Yaratıcı)   ـ خِنزيرٌ Hinzirun (Domuz)

ـ خُلدٌ   Huldun (Ebedi)

دَ  DÊ/ دِ   / دُ DU

ـ دَارٌ  Dârun  (Ev)              ـ دِينارٌ Dinârun (Dinar)

ـ دُودٌDûdun (Kurt, tırtıl)    

ذَ / ذِ  /   ذZU 

ـ  ذَهبٌ    Zêhebun (Altın)         ـ ذِئبٌ Zî'bun (Kurt)

ـ ذُبابٌ   Zubabun (Sinek)

رَ  RÊ/ رِ  Rİ/  رُRU

ـ رَسمٌ  ـ           Resmun (Resim)رِياءٌ Riyâun (Riya)

ـ رُمُوزٌRumûzun (Simgeler) 

زَ  ZÊ/ زِZİ   / زُZU 

ـ زَيتونٌ ـ  Zeytunun (Zeytin)    زنديقٌ  Zêndikun (Zendik)

ـ زُقاقٌZukakun (Sokak)    

سَ  SÊ/ سِ  Sİ/ سُSU

ـ سَاعةٌ   Sâatun (Saat)            ـ  سِلمٌSilmun (Barış)    

ـ سُندسٌSündüsün (İpek)  

شَ  ŞÊ/ شِ   Şİ/ شُŞU 

ـ شَاطِرٌ  ـ   Şâtirun (Çalışkan, mâhir)شِفاءٌ Şifâun (Şifa)

ـ شُكرٌŞukrun (şükür)  

صَ  SA/ صِ   /  صُSU

ـ صَيّادٌ  ـ    Sayyâdun (Avcı)صِغارٌ Siğârun  (Yavrular, küçükler

) ـصُوصٌ  Sûsun (Civciv)

ضَ  ZA  ضِ   / ضُZU

ـ ضَربٌ     Zarb unضِياءٌ ـ       Diyâun  ضُحى  Duhâ

طَ  TA / طِ  Tİ / طُTU

ـ طَاهرٌ  ـ    Tâhirun طِينٌ  ـ      Tînun طُبِعَTubi�a     

ظَ  ZA  /  ظِ  Zİ / ظُZU    

ـ ظَالمٌ  ـ      Zâlimun (Zâlim) ظِلالٌZilâlun (Gölgeler)

ـ ظُلمٌZulmun (Zulüm)      

عَ  �A  / عِ İ   /   عُ�U  

ـ عَائدٌ  ـ �Aidunعِصامٌ  ـ  �İsâmun  عُودٌ �Udun

غَ  ĞA/ غِ  Ğİ /  غُĞU

ـ غَائبٌ  ـ   Ğâibun (Mevcut olmayan)     غِناءٌ Ğinâun (Şarkı)

ـ غُلامٌĞulâmun (Genç çocuk)     

فَ / فِ  Fİ / فُFU

ـ فَائزٌ  Fâizun (Kazandı)    ـ فِرقةٌ Firkatun (Takım)

ـ فُرقانٌFurkânun (Furkan, Kuran)     

قَ  ĶA/ قِ  Kİ / قُĶU

ـ قَائلٌ  ـ   Kâtilun (Katil) قِسطٌKistun (Adalet, Pay, ölçü)   

 ـقٌربانٌKurbânun (Kurban)    

كَ  KÊ/ كِ Kİ  / كُKU

ـ كَائنٌ   ـ    Kâinun (Varlık)كِتابٌKitâbun (Kitap)   

ـ كُبّةٌKubbetu (Yumak, yuvarlak şey)   

لَ  L A / لِ  Lİ / لُ LU

 ـلَمسٌ  ـ    Lemsun (Dokunmak)لِياقةٌ Liyâkatun (Uygunluk)  

 ـلُؤلُؤٌLu'luun (İnci)  

مَ  MÊ  /  مِ Mİ  / مُMU 

 ـمَعروفٌ  ـ     M�arufun (Bilinen, meşhur)طِفلٌ (Tiflun (Çocuk

ـ مُكرّمٌMukarremun (Saygın)   

نَ  NÊ / نِ  Nİ  /  نُNU

 ـنَارٌ  ـ     Nârun (Ateş) نِيرانٌNîranun (Ateşler) 

 ـنُوريNuri (Nuri)

وَ  WA / وِ   Wİ /  وُWU 

ـ وَزيرٌـ  Vezirun (Vezir, bakan)  وِفاقٌVifâkun (İttifak)    

ـ وُعودٌVu�udun (Vaatler)  

هَـ   HA  / هِـ H İ   /     هُـ   HU

ـ هادٍي Hâdin (Hadi, yol gösteren)   

ـ  هِجرةٌ Hicretun (Hicret)     ـ هُريرةٌHureyretun (Kedicik)  

يَ YA  / يِ  Yİ /  يُYU 

 ـيَاقوتٌ Dayyikun (dar)  ضيِّق  ـ     Yâkûtun (Yakut)

ـ  يُساوي   Yüsâvi (Müsavi)

 

Bu konuları Gramer kitaplarından takip ediniz.

 

Teklik, ikilik, çokluk :

Teklik İsimi: المفرد Tek bir varlığı gösterir.

İkilik İsmi: المثنى İki varlığı gösterir. Müfret ismin sonuna  ان  (Merfû olursa)veya ين (Mecrur veya mensup olursa)

eklenerek yapılır.

Çokluk İsmi: الجمع Aynı cinsten birçok varlığı gösterir. Üç bölümde incelenir:

- Erkek çokluğu: جمع مذكر سالم Erkek olan veya sayılan varlıkların isimleri sonlarına  ون (Merfû olursa)veya ين

(Mecrur veya mensup olursa) eklenerek çoğul yapılır.

- Dişi çokluğu: جمع مؤنث سالم Dişi olan veya sayılan varlıkların isimleri sonlarına اتُ (Merfû olursa)veya اتِ Yorum (yok) Yorum yaz!